Kasten yaralama suçunun temel şekli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 86’da düzenlenmiştir. Yaralama fiili mağdurun bedeninde kalıcı veya ağır bir sonuç doğurduğunda ise TCK m. 87 devreye girer ve ceza, doğan neticenin ağırlığına göre artırılır. Bu yazıda neticelerin türleri, cezanın hesaplanma yöntemi, adli tıp raporunun belirleyici rolü ve yargılamaya ilişkin pratik hususlar ele alınmaktadır.
KISA CEVAP
- Kasten yaralama ağır bir neticeye yol açarsa TCK m. 86’ya göre belirlenen ceza neticenin ağırlığına göre artırılır; fail neticeden en azından taksirle sorumlu olmalıdır (TCK m. 23, 87).
- Sürekli zayıflama, yüzde sabit iz veya yaşamı tehlikeye sokan durumda ceza bir kat, organ işlevinin yitirilmesi veya yüzün sürekli değişikliğinde iki kat artırılır.
- 7550 sayılı Kanun’la alt sınırlar yükseltilmiştir: m. 87/1’de en az dört, m. 87/2’de en az altı yıl; yaralama sonucu ölümde on yıldan on dört yıla kadar hapis verilir.
- Kemik kırığında ceza, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarısına kadar artırılır (TCK m. 87/3).
- Yüzde sabit iz için muayene olaydan en az altı ay sonra yapılmalıdır; erken rapora dayalı hüküm bozulmuştur (Yargıtay 14. CD, E. 2017/7401, K. 2021/877).
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç kavramı
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç, failin kastettiği temel suçtan daha ağır bir sonucun ortaya çıktığı hâlleri ifade eder. Fail mağdurun vücuduna acı vermeyi veya sağlığını bozmayı ister; ancak fiil, örneğin organ işlevinin yitirilmesine ya da ölüme yol açar.
TCK m. 23 uyarınca failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir. Netice öngörülebilir değilse fail yalnızca temel kasten yaralama suçundan sorumlu olur. Ağır netice doğrudan isteniyorsa, örneğin failin amacı mağdurun gözünü kör etmekse, yine TCK m. 87 uygulanır; mağdurun ölümü isteniyorsa artık yaralama değil, kasten öldürme veya kasten öldürmeye teşebbüs söz konusudur.
TCK m. 87’de düzenlenen neticeler
Birinci fıkra: cezanın bir kat artırıldığı hâller
Kasten yaralama fiili mağdurun;
- duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
- konuşmasında sürekli zorluğa,
- yüzünde sabit ize,
- yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
- gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına
neden olmuşsa, TCK m. 86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır.
İkinci fıkra: cezanın iki kat artırıldığı hâller
Fiil mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, yüzünün sürekli değişikliğine ya da gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine yol açmışsa ceza iki kat artırılır.
Birinci fıkradaki “zayıflama” ile ikinci fıkradaki “yitirme” arasındaki fark, netice türünün ağırlığından kaynaklanır. Görmenin azalması birinci fıkraya, tamamen kaybedilmesi ikinci fıkraya girer. Hangi fıkranın uygulanacağı tıbbi tespite dayanır.
Üçüncü fıkra: kemik kırığı veya çıkık
Kasten yaralama vücutta kemik kırılmasına veya çıkığa neden olmuşsa ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarısına kadar artırılır. Adli tıp uygulamasında bu etki birden altıya kadar derecelendirilir ve artırım oranı bu dereceyle orantılı biçimde belirlenir. Kırığın derecesi raporda gösterilmemişse hüküm eksik araştırmaya dayanmış sayılır.
Dördüncü fıkra: yaralama sonucu ölüm
Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, temel suçun TCK m. 86/1 kapsamında kaldığı hâllerde on yıldan on dört yıla, m. 86/3’teki nitelikli hâllerden birinin bulunduğu hâllerde on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bu hâli kasten öldürmeden ayıran ölçüt failin kastıdır. Failin ölümü öngörüp kabullendiği durumlarda olası kastla öldürme (TCK m. 21/2), ölümü öngörmediği ancak öngörebileceği durumlarda ise TCK m. 87/4 uygulanır. Kullanılan araç, darbenin yöneldiği bölge, darbe sayısı ve olayın gelişimi bu ayrımda birlikte değerlendirilir.
Cezanın hesaplanması
Hesaplama sırası
TCK m. 87’deki artırımlar, TCK m. 86’ya göre belirlenen ceza üzerinden yapılır. Hesaplama sırası şöyledir:
- TCK m. 86/1 uyarınca temel ceza belirlenir. 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun’la bu fıkradaki ceza bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis olarak yükseltilmiştir.
- Suç üstsoy, altsoy, eş, boşanılan eş veya kardeşe karşı, kendini savunamayacak kişiye karşı, kamu görevi nedeniyle, nüfuz kötüye kullanılarak ya da silahla işlenmişse ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmişse bir kat artırılır (TCK m. 86/3).
- Ortaya çıkan ceza, doğan neticeye göre TCK m. 87 uyarınca artırılır.
Kanuni alt sınırlar
TCK m. 87, artırım sonucunda ulaşılan cezanın belirli bir sınırın altında kalmasını engeller. Bu alt sınırlar da 7550 sayılı Kanun’la yükseltilmiştir:
| Netice | Temel suç m. 86/1 | Temel suç m. 86/3 |
|---|---|---|
| m. 87/1 (bir kat artırım) | en az 4 yıl | en az 6 yıl |
| m. 87/2 (iki kat artırım) | en az 6 yıl | en az 9 yıl |
| m. 87/4 (ölüm) | 10–14 yıl | 14–18 yıl |
7550 sayılı Kanun’dan önce bu alt sınırlar sırasıyla üç, beş, beş ve sekiz yıl; ölüm hâlinde ise sekiz yıldan on iki yıla ve on iki yıldan on sekiz yıla kadar idi. Kanun’un yürürlüğünden önce işlenen fiillerde TCK m. 7/2 uyarınca fail lehine olan hüküm uygulanır.

Birden fazla netice gerçekleşmişse
Tek bir yaralama fiili hem yüzde sabit ize hem de kemik kırığına yol açmış olabilir. Yargıtay bu durumda tüm neticeler için ayrı ayrı artırım yapılmasını değil, en ağır cezayı gerektiren netice üzerinden ceza tayin edilmesini aramaktadır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahla yüzde sabit ize ve kemik kırığına neden olunan olayda sanıkların en ağır cezayı gerektiren yüzde sabit iz neticesinden cezalandırılması gerekirken ayrıca TCK m. 87/3 uygulanmasını bozma nedeni saymıştır. Aynı kararda, iddianamede gösterilmeyen TCK m. 87 hükümlerinin ek savunma hakkı tanınmadan uygulanması da bozma nedenleri arasında gösterilmiştir (Yargıtay 3. CD, E. 2013/24382, K. 2013/47533, T. 23/12/2013).
Adli tıp raporunun önemi
Rapor neyi göstermelidir
Suçun hangi fıkraya gireceğini belirleyen ana delil adli tıp raporudur. Raporda yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olup olmadığı, yaşamı tehlikeye sokup sokmadığı, kemik kırığı varsa hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesi ve kalıcı bir netice bulunup bulunmadığı açıkça belirtilmelidir. Uygulamada Adli Tıp Kurumunun yaralama suçlarının değerlendirilmesine ilişkin rehberindeki ölçütler esas alınır.
İlk müdahale raporları çoğunlukla geçici niteliktedir. Kalıcı netice iddia edilen dosyalarda iyileşme süreci tamamlandıktan sonra kesin rapor alınması gerekir.
Yüzde sabit iz için altı aylık bekleme süresi
Yüzde sabit izin tespiti için adli tıp ölçütleri, muayenenin olay tarihinden en az altı ay sonra yapılmasını gerektirir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, bu süre dolmadan yapılan muayeneye dayanılarak yüzde sabit iz kabul edilmesini eksik araştırma saymış ve yeni rapor alınmadan hüküm kurulmasını bozmuştur (Yargıtay 14. CD, E. 2017/7401, K. 2021/877, T. 3/2/2021).
Bu kural uygulamada sonucu değiştirebilecek niteliktedir. Süresinden sonra yapılan muayenede izin kaybolduğu ya da sabit iz niteliği taşımadığı anlaşılırsa eylem temel kasten yaralama olarak değerlendirilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada, bozma üzerine altı ay sonra alınan raporda yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı belirlenmiş ve suç vasfı bu rapora göre değişmiştir (Yargıtay 1. CD, E. 2022/604, K. 2022/2123, T. 21/3/2022).
Rapora itiraz
Sanık, müdafi, katılan veya vekili, bilirkişi raporuna itiraz edebilir ve yeni bilirkişi incelemesi yapılmasını isteyebilir; bu istemin reddi gerekçeli karara bağlanır (CMK m. 67/5). Taraflar ayrıca uzmanından bilimsel mütalaa alarak dosyaya sunabilir (CMK m. 67/6). Raporlar arasında çelişki bulunduğunda mahkemenin Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan rapor alması yoluna gidilir.
Yargılamaya ilişkin hususlar
- Soruşturma: Suç şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet başsavcılığı resen soruşturma yürütür; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirmez.
- Uzlaştırma: TCK m. 87, CMK m. 253/1’de uzlaştırmaya tabi olarak sayılan suçlar arasında yer almamaktadır.
- Görevli mahkeme: Görev, cezanın üst sınırına göre belirlenir. 5235 sayılı Kanun m. 12 uyarınca on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinin görevindedir. Bu nedenle m. 87/4 kapsamındaki ölüm hâlleri ile m. 86/3 kapsamındaki bir nitelikli hâlle birlikte m. 87/2’nin uygulandığı durumlar ağır ceza mahkemesinde, diğer hâller kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür.
- Tutuklama: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama, CMK m. 100/3’teki katalog suçlar arasındadır.
- Zorunlu müdafilik: Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren hâllerde (örneğin m. 87/4) şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/3).
- Dava zamanaşımı: Yalnızca m. 87/3’ün uygulandığı ve üst sınırın beş yılı aşmadığı hâllerde sekiz yıl, diğer hâllerin büyük bölümünde on beş yıldır (TCK m. 66/1-d, e). Sürenin belirlenmesinde dosyadaki delillere göre suçun ağır nitelikli hâlleri de dikkate alınır (TCK m. 66/3).
- Kanun yolu: Hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir (CMK m. 273/1).
Suça sürüklenen çocuklar bakımından yeni düzenleme
8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanun’la TCK m. 31’e eklenen dördüncü fıkra uyarınca, TCK m. 87/2 ve 87/4’teki suçları işleyen on beş-on sekiz yaş grubundaki çocuklar hakkında, kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli veya daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm edilmiş olma hususları göz önünde bulundurularak yaş küçüklüğü indirimi uygulanmayabilir. On iki-on beş yaş grubundaki çocuklar hakkında ise bu hâllerde ikinci fıkra yerine üçüncü fıkradaki daha sınırlı indirim uygulanabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mağdur şikâyetini geri alırsa dava düşer mi?
Hayır. TCK m. 87’deki suç resen kovuşturulur. Şikâyetten vazgeçme, ceza davasını sona erdirmez; ancak mağdurun katılan sıfatıyla davaya devam edip etmeyeceğini etkiler.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün müdür?
Kanuni alt sınırlar dört yılın altına inmediğinden kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte haksız tahrik (TCK m. 29) veya takdiri indirim (TCK m. 62) gibi nedenlerle sonuç ceza iki yıl veya daha az hapse inerse CMK m. 231’deki diğer şartlar da değerlendirilir.
Yüzde sabit iz raporu olaydan hemen sonra verilebilir mi?
Kesin değerlendirme için olaydan itibaren en az altı ay geçmesi gerekir. Süre dolmadan verilen rapora dayanılarak hüküm kurulması, Yargıtay uygulamasında eksik araştırma kabul edilmektedir.
Mağdur ayrıca tazminat isteyebilir mi?
Evet. Ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemesinde tedavi giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücünün kaybından doğan zararlar için maddi tazminat (TBK m. 54) ve manevi tazminat (TBK m. 56) talep edilebilir.
Sonuç
TCK m. 87, kasten yaralama suçunun cezasını doğan neticenin ağırlığına bağlar ve 7550 sayılı Kanun’la alt sınırlar önemli ölçüde yükseltilmiştir. Suç vasfı, görevli mahkeme ve ceza miktarı büyük ölçüde adli tıp raporuna dayandığından raporun zamanında, eksiksiz ve adli tıp ölçütlerine uygun biçimde düzenlenip düzenlenmediğinin denetlenmesi dosyanın seyrini belirler. Somut dosyalara ilişkin sorular için büromuzla iletişime geçilebilir.
İlgili yazılar: Kasten Öldürme Suçu (TCK 81): Unsurlar, Ceza ve Yargılama
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
