Eşi tarafından aldatılan kişi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 161’e dayanarak zina nedeniyle boşanma davası açabilir. Bu davada eşin başka biriyle cinsel ilişkiye girdiğini ispat etmek yeter; evliliğin ayrıca çekilmez hâle geldiğini göstermeye gerek yoktur. Buna karşılık dava kısa ve kesin sürelere bağlıdır ve eşini affeden kişi bu davayı açamaz.
KISA CEVAP
- Eş zina ederse diğer eş TMK m. 161’e dayanarak boşanma davası açabilir. Zina ispatlanınca evliliğin temelinden sarsılıp sarsılmadığı ayrıca araştırılmaz.
- Dava, zinanın öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü süredir.
- Zinayı affeden eşin bu sebebe dayanarak dava hakkı yoktur.
- Zina ikrar veya yeminle ispat edilemez; hukuka aykırı elde edilen delil dikkate alınmaz (TMK m. 184, HMK m. 189/2).
- Zina nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m. 236/2).
1. Zina ne demektir?
Zina, evli bir kişinin eşi dışında biriyle isteyerek cinsel ilişkiye girmesidir. Tek bir ilişki de zina sayılır; ilişkinin uzun sürmesi ya da tekrarlanması gerekmez.
Cinsel ilişkiye varmayan sadakatsizlik zina değildir. Başka biriyle samimi mesajlaşma, flört ya da duygusal yakınlık, eşte güven sarsıcı davranış olarak TMK m. 166’daki “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebiyle boşanmaya yol açabilir, ama tek başına zina davasının şartını karşılamaz. Bu ayrım, hangi davanın açılacağını ve neyin ispat edileceğini belirler.
2. Kanun maddesi
A. Boşanma sebepleri
I. Zina
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
3. Zina mutlak boşanma sebebidir
Kanun boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler olarak ayırır. Zina özel ve mutlak bir sebeptir. Zina ispatlanınca hâkim, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını ya da ortak hayatın sürdürülüp sürdürülemeyeceğini araştırmaz; boşanma kararı verir.
TMK m. 166’ya dayanan davada ise davacı, evliliğin çekilmez hâle geldiğini ve bunda diğer eşin kusurunu ispat etmek zorundadır. Zina davasında ispat edilecek olgu daha dardır, ama o olgu (cinsel ilişki) daha zor kanıtlanır.
4. Dava açma süreleri

TMK m. 161 iki süre öngörür:
- Altı ay: Davacı eşin zinayı öğrendiği tarihten başlar.
- Beş yıl: Zina eyleminin gerçekleştiği tarihten başlar. Eş zinayı hiç öğrenmemiş olsa da bu süre geçince dava açılamaz.
Bu süreler zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Süre geçince dava hakkı ortadan kalkar ve hâkim bunu taraflar ileri sürmese de kendiliğinden gözetir. Süresi geçmiş bir zina iddiası, TMK m. 166’ya dayanan davada kusur değerlendirmesinde yine anlatılabilir.
Zina tek bir olay değil de süregelen bir ilişkiyse altı aylık süre son eylemin bittiği tarihten başlar. Dava önce TMK m. 166’ya dayanarak açılıp sonradan ıslahla zina davasına çevrilirse, sürenin geçip geçmediği ıslah tarihine göre hesaplanır. Aşağıdaki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında, öğrenme tarihi ile ıslah tarihi arasında altı aydan fazla zaman geçtiği için zina talebi reddedilmiştir.
5. Affetme
Zinayı affeden eş, bu sebebe dayanarak dava açamaz. Af açıkça söylenebileceği gibi davranışlarla da ortaya çıkabilir; örneğin zinayı öğrendikten sonra eşiyle olağan evlilik hayatını sürdürmek af olarak değerlendirilebilir. Aşağıdaki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/8791 K. sayılı kararında, eşinin zinasını mesajlardan öğrendikten sonra ayrılığa kadar birlikte yaşamaya devam eden erkeğin eşini affettiği kabul edilmiş ve zina davası reddedilmesi gereken dava olarak görülmüştür. Affın varlığı her dosyada somut olaylara göre değerlendirilir.
Af, zinanın hiç yaşanmadığı anlamına gelmez. Affedilen olay, TMK m. 161’e dayanan dava açısından sonuç doğurmaz; affedilen olaydan sonra yeni bir zina eylemi olursa yeni bir dava hakkı doğar.
6. Zina nasıl ispat edilir?
Boşanma davalarında ispat kuralları TMK m. 184’te düzenlenmiştir:
TMK Madde 184- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir: 1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. 2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. 3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. 4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder. 5. Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. 6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
Bu maddeye göre zina, eşin ikrarıyla ya da yeminle ispat edilemez; hâkimin delillerle vicdani kanaate varması gerekir. Cinsel ilişkinin doğrudan görülmesi beklenmez, ama ilişkinin yaşandığını kuşkuya yer bırakmayacak biçimde gösteren bir karine bulunmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/2705 K. sayılı kararında, dava dışı erkeğin o gün evde bulunmasının tek başına zinayı kanıtlamadığına karar vermiş ve zina sebebiyle verilen boşanma kararını bozmuştur. Uygulamada sık başvurulan deliller şunlardır:
- Eşin başka biriyle aynı otel odasında kaldığını gösteren konaklama kayıtları
- Tanık beyanları
- Fotoğraf ve video kayıtları
- Cinsel ilişkiyi açıkça ortaya koyan yazışmalar
- Evlilik dışı ilişkiden çocuk doğduysa nüfus kayıtları ve soybağı incelemesi
Delilin nasıl elde edildiği de önemlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 189/2 şöyledir:
HMK Madde 189/2- Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Eşin telefonuna ya da hesaplarına izinsiz girerek, gizli kamera veya ses kaydıyla elde edilen deliller bu hüküm nedeniyle dikkate alınmama riski taşır. Delil toplamadan önce bu yolun hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.
7. Zina ile birlikte TMK m. 166’ya kademeli olarak dayanmak
Zinanın ispatlanamama ihtimaline karşı dava kademeli (terditli) açılabilir: davacı öncelikle TMK m. 161’e, zina ispatlanamazsa TMK m. 166’ya dayanarak boşanma ister. Zina ispatlanırsa mahkeme boşanmaya zina sebebiyle karar verir ve genel boşanma sebebinin şartlarını ayrıca incelemez. Zina ispatlanamazsa ya da süre geçmişse mahkeme TMK m. 166’ya dayanan talebi inceler. Mahkeme delilleri önce özel sebep olan zina bakımından değerlendirmek zorundadır; bu sırayı gözetmeden doğrudan TMK m. 166’ya göre verilen karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/9349 K. sayılı kararında bozulmuştur.
Evlilik birliğinin sarsılması
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
(Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Mahkeme zina talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmak zorundadır. Yalnızca TMK m. 166’ya göre boşanma kararı verip zina talebini sonuçsuz bırakan kararlar Yargıtay tarafından bozulmuştur.
8. Zina nedeniyle boşanmanın sonuçları
Tazminat. Zina eden eş boşanmada kusurludur. Diğer eş TMK m. 174’e göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir:
TMK Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
Mal paylaşımı. Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş, kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısını alır. TMK m. 236/2 zina hâlinde bu oranın değişmesine imkân verir:
TMK Madde 236/2- Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
Bu imkân yalnızca boşanma kararı zina sebebiyle verildiğinde doğar. Boşanma TMK m. 166’ya göre verilmişse TMK m. 236/2 uygulanmaz. Bu nedenle kademeli davada mahkemenin hangi sebeple boşanmaya karar verdiği önem taşır.
9. Görevli ve yetkili mahkeme
Dava aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde açılır. TMK m. 168’e göre yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
10. Emsal Yargıtay kararları
1. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/101, K. 2021/2782, T. 07.04.2021
2. Hukuk Dairesi 2021/101 E. , 2021/2782 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından zina hukuki nedenine dayalı davasında kabul kararı verilmemesi, nafaka ve tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadın öncelikle zina (TMK. md. 161) hukuksal nedenine, olmadığı takdirde “Evlilik birliğinin temelinden sarsılması”(TMK. md. 166/1-2) nedenine dayalı olarak boşanma davası açmıştır. Zina, mutlak boşanma sebebidir. Zina vakıasının gerçekleşmesi halinde boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılır. Zina, olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine kademeli olarak dayanılmış ise, zinanın ispatlanması halinde, bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekir. Böyle bir durumda artık genel boşanma sebebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaz ve bununla ilgili ayrıca bir hüküm oluşturulması da gerekmez. Yerel mahkeme zina hukuki nedenine dayalı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermiş, evlilik birliğinin temelinde sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının ise kabulü ve tarafların boşanmaları yönünde hüküm kurmuştur. Hüküm hakkında davacı kadın nafaka ve tazminat miktarları ile nafakalar hakkında yıllık artış oranı hükmünün kurulmaması ve zina hukuksal nedenine dayalı davanın reddine karar verilmesi yönlerinde istinaf kanun yoluna başvurmuş, ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince kadın yararına hükmolunan tazminat miktarları artırılmasına, nafakalar hakkında artış hükmü kurulmasına karar verilmiş, zina hukuksal nedenine dayalı davada ise; hak düşürücü sürenin dolduğundan bahsedilemeyeceği ve erkeğin zina eyleminin gerçekleşmiş olduğu belirtilmekle birlikte zina nedeniyle boşanma talebinin konusuz kaldığı gerekçesi ile esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına kararı verilmiştir. Davacı kadın boşanma hüküm sonucunu istinaf etmemiş olmakla birlikte hükme dayanak hukuki sebebi istinaf konusu yapmış olup, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince istinaf konusu yapılan zina olgusunun gerçekleştiği gerekçe kısmında belirtilmesine rağmen, kararın hüküm kısmında boşanma hukuki sebebinin zina olup olmadığına dair bir tespit hükmü kurulmamış olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 07.04.2021 (Çar.)
2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/527, K. 2025/6502, T. 25.06.2025
2. Hukuk Dairesi 2025/527 E. , 2025/6502 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2091 E., 2024/2295 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kilis 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/596 E., 2023/809 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen maddi ve manevi tazminatlar, tedbir, iştirak nafakalarının miktarı, kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi ile miktarları yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise; asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, kişisel ilişki, reddedilen yoksulluk nafakası, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın miktarı ile iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Asıl dava, erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır. Karşı dava ise kadın tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davası iken 05.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile karşı dava zina hukuki sebebine, olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasına dönüşmüştür. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda her iki davanın kabulü ile tarafların asıl davada evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak, karşı davada ise zina hukuki sebebine dayalı olarak boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm tesis edilerek ortak çocuklar lehine hükmedilen iştirak nafakasının ve kadın lehine hükmedilen tazminat miktarların artırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı yukarıda gösterildiği şekilde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161 inci maddesi “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” düzenlemesini içermektedir. Zina nedenine dayalı boşanma davalarında altı aylık hak düşürücü süre, temadi eden (sürüp giden) eylemlerde son eylemin bittiği tarihten itibaren başlar. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesi’nce her ne kadar erkeğin, ortak çocuklarıyla birlikte gittiği tatilde telefonunda başka bir kadınla samimî mesajlaşmalarına büyük oğlunun şahit olması ile olayın bu şekilde 2021 yılı yaz tatili döneminde ortaya çıktığı ve otel kayıtları da dikkate alınmakla bu suretle zina eylemini gerçekleştirdiği gerekçesi ile kadının zina hukuki nedenine dayalı davasının kabulüne karar verilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin eyleminden 2021 yılının Temmuz ayında kadının haberdar olduğu, dosya arasına alınan otel kayıtlarından erkeğin en son başka bir kadınla aynı otel odasında 02.01.2021 tarihinde konakladığı, kadının davasını zina hukuki sebebine dayalı boşanma davası olarak ıslah ettiği tarih dikkate alındığında erkeğin devamlılık arzedecek şekilde başkası ile cinsel ilişkiye girdiğinin dosya kapsamından kanıtlanamadığı, bu durumda öğrenme tarihi dikkate alındığında dava sebebinin ıslah edildiği 05.05.2022 tarihi itibariyle zina davası açabilmek için Kanun’un öngördüğü hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır. Bu halde Mahkemece kadının zina hukuki nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup kadının terditli talebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davası yönünden tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca bir hüküm kurulmak üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre her iki dava ve fer’îleri yönünden yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelidiğinden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6272, K. 2016/15892, T. 13.12.2016
2. Hukuk Dairesi 2016/6272 E. , 2016/15892 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, zina ve haysiyetsiz hayat sürme nedenlerine dayalı boşanma kararı verilmemesi, kusur belirlemesi, tazminatlar ve eksik inceleme yönünden; davalı erkek tarafından ise, kusur belirlemesi ve nafakalar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 13.12.2016 günü duruşmalı temyiz eden davacı … ile vekili Av. …ile karşı taraf temyiz eden davalı … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadın, zina (TMK m. 161), haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebeplerine dayanarak boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. Davacı, davalının zinası ve haysiyetsiz hayat sürmesi nedenleriyle hem özel hem de genel sebebe dayanarak boşanma talep edebilir. Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı dava kabul edilmiş, zina ve haysiyetsiz hayat sürme sebeplerine dayalı boşanma davası konusunda ise bir karar verilmemiştir. Zina ve haysiyetsiz hayat sürme hukuki sebeplerine dayalı taleple ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyize konu diğer bölümlerinin ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için taktir olunan 1.350,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13.12.2016 (Salı)
4. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1795, K. 2024/8791, T. 19.11.2024
2. Hukuk Dairesi 2024/1795 E. , 2024/8791 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2603 E., 2023/3435 K. KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/228 E., 2022/286 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı-karşı davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde özetle; evlilik birliğinde zamanla hiç iletişim kurmamaya başlayan erkeğin sonrasında davranışlarını, fiziksel-ekonomik-psikolojik şiddet, hakaret, baskı kurma, aşağılama, güvensizlik, aldatma, her türlü güven sarsıcı hareket şeklinde kadına yönlendirdiğini, evliliğin üzerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmekten kaçındığını, kadının çalışmasına izin vermediğini, daha ilk çocuğuna hamile iken şiddet gördüğünü, daha sonraki yıllarda şiddetin hakaretin ve aşağılamanın dozunun giderek arttığını 2016 yılında kadının darp edildiğinde sol kulak zarının delindiğini ve ciddi boyutlarda işitme kaybının meydana geldiğini, erkeğin başka bir bayanla aldattığından şüphelendiğini, şiddetin dozunun artması nedeniyle uzaklaştırma kararı verildiğini, kadını silahla yaraladığını, evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğini, çocuklarına harçlık dahi vermediğini belirterek tarafların öncelikle zina sebebiyle boşanmalarına, aksi takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, çocuklar için ayrı ayrı aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın lehine aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk ile 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, erkeğin psikolojik şiddet ve baskı gördüğünü, işyerine mesaiye kaldığı zaman eve gelince kadının “Çalışan kişi işyerinde de yemeğini yemiştir” diyerek erkeğe yemek vermediğini ve bu şekilde cezalandırdığını, erkeğin surat asma ve küsme huyunun çok sık olduğunu, şiddet iddialarının yersiz olduğunu, 06.01.2019 tarihinde pazar günü erkek yeni uyanmışken kadının yine çeşitli bahanelerle bağırıp çağırmaya başladığını, erkeğin kalkarak salona geldiğini ve kadına “Bir hafta sonu evde birlikte kahvaltı yapıyoruz sus da bir kahvaltı yapalım, şu kahvaltıyı da zehir etme” demesi üzerine bağırmanın dozunu arttıran kadının, “Susmazsam ne olur, vurur musun, ne yapabilirsin kanunlar benden yana, erkeksen vur, bütün polisi eve yığarım, seni tutuklatırım” demek suretiyle erkeği taciz ettiğini, aldatma iddiasının kadının yersiz şüphe ve kuruntularından kaynaklandığını, asıl aldatılanın erkek olduğunu, telefonundaki arşivlenmiş mesajlardan kendisini 2018 yılından itibaren başka bir erkekle aldattığını, karşılıklı erotik yazışmalar, resimler paylaşıldığını, otellerde veya pansiyonlarda buluştuklarını, erkeğin bu durumu kabul etmeyerek boşanmak istediğini, ancak kadının bunu kabul etmediğini, erkeği tehdit ettiğini, haksız yere ikinci kez uzaklaştırma kararı aldırdığını belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüyle, tarafların öncelikle zina sebebiyle boşanmalarına, aksi takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesine, çocuklar için ayrı ayrı aylık 250,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, erkek lehine 50.000,00 TL maddî ve 250.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadın tarafından 06.01.2019 tarihinde yaşanan tartışma sonrası erkek aleyhine tedbir kararı alındığı, tedbirden 3 ay sonra erkeğin eve döndüğü ve birlikte yaşamaya devam ettikleri, en son erkeğin, kadını darp etmesi üzerine 20.03.2020 tarihinden itibaren ayrı yaşamaya başladıkları, erkek tarafından dosyaya sunulan mesaj çıktıları ile kadının zina yaptığı iddia edilmiş ve buna dayalı olarak dava açılmış ise de bu husus başkaca bir delille ispat edilmediği gibi, aldatma eylemini 2020 yılı Ocak ayında öğrendiğini beyan eden erkeğin bu iddiasını destekleyen tanık anlatımı veya başkaca bir belge de sunulmadığı, zina eyleminden haberdar olmasına rağmen darp eyleminin gerçekleştiği 20.03.2020 tarihine kadar bu sebebe dayalı bir girişiminin olmaması ve tarafların birlikte yaşamaya devam etmelerinin sadece anlaşmalı boşanmaya ikna için olduğu iddiasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, erkeğin zina eylemini affettiği veya en azından hoşgörü ile karşıladığı, kadının zinaya dayalı boşanma davasının şartları oluşmadığından kadının zinaya dayalı davasının reddine, erkeğin, kadına fiziksel şiddet uyguladığı, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma talebinin kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, çocuklar ile baba arasında kişisel ilişki tesisine, ortak çocuklar için ayrı ayrı aylık 700,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın lehine aylık 350,00 TL tedbir nafakası ile 20.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, davalı-karşı davacının TMK. 161 ve 166/1 maddesine dayalı boşanma davasının, velâyet, nafaka ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün tamamı yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin, “Davacı kadın tarafından 06.01.2019 tarihinde yaşanan tartışma sonrası davalı aleyhine tedbir kararı alındığı, tedbirden 3 ay sonra davalı kocanın eve döndüğü ve birlikte yaşamaya devam ettikleri, en son davalı kocanın davacıyı darp etmesi üzerine 20.03.2020 tarihinden itibaren ayrı yaşamaya başladıkları sabit görülmüştür. Davalı … tarafından dosyaya sunulan mesaj çıktıları ile davacı kadının zina yaptığı iddia edilmiş ve buna dayalı olarak dava açılmış ise de bu husus başkaca bir delille ispat edilmediği gibi, aldatma eylemini 2020 yılı Ocak ayında öğrendiğini beyan eden davalının bu iddiasını destekleyen tanık anlatımı veya başkaca bir belge de sunulmamış, zina eyleminden haberdar olmasına rağmen darp eyleminin gerçekleştiği 20.03.2020 tarihine kadar bu sebebe dayalı bir girişiminin olmaması ve tarafların birlikte yaşamaya devam etmelerinin sadece anlaşmalı boşanmaya ikna için olduğu iddiası hayatın olağan akışına uygun bulunmamış, davalı kocanın zina eylemini affettiği veya en azından hoşgörü ile karşıladığı şeklinde yorumlanmıştır.” demek suretiyle erkeğin karşı davasının reddine karar vermesinin hatalı olduğu, eşler arasında 20.03.2020 tarihinde gerçekleşen olayda erkeğin eşine fiziksel şiddet uygulaması sonucunda tarafların ayrı yaşamaya başladıkları, dosyaya sunulan mesaj kayıtları içeriğinden kadının başka bir erkek ile cinsel ilişki yaşadığı, erkeğin, söz konusu mesajları Ocak 2020 tarihinde tesadüfen gördüğünü, anlaşmalı olarak boşanmak ve çocukların eğitim durumlarını etkilememek amacıyla dava açmayı ertelediğini belirttiği, sunulan delillerle öğrenme tarihinin daha önceki bir tarih olduğunun kanıtlanamadığı, sunulan delillerle erkeğin eşini affettiği ya da yaşananları hoşgörü ile karşıladığının kabulünün de mümkün olmadığı, sunulan mesaj kayıtları ile kadının zinasının ispatlandığı, evlilik birliğinin mevcut hale gelmesinde zina eden kadının, eşine fiziksel şiddet uygulayan erkeğe nazaran daha fazla kusurlu olduğu, erkeğin zina nedenine dayalı karşı davasının kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile karşı davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin açıklanan şekilde düzeltilerek erkeğin karşı davasının kabulü ile tarafların zina nedeniyle boşanmalarına, boşanmaya neden olan olaylarda kadın, erkeğe nazaran daha fazla kusurlu olduğundan kararın bu yönüyle düzeltilerek kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, yasal koşulları oluştuğundan erkek lehine 20.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı-karşı davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin zinaya dayalı davasının kabulü, kusur, kabul ve reddedilen tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; erkek tarafından açılan zinaya dayalı boşanma davasının kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, kusur belirlemesi, kabul ve reddedilen tazminatlar noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanunu’un 4 üncü ve 6 ncı maddesi, 161 inci maddesi, 174 üncü maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince, eşine fiziksel şiddet uygulayan erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararı erkek vekilince temyiz edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğin zina hukuki sebebine dayalı davasının kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir. “Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161). Somut olayda, tarafların en son erkeğin, kadını darp etmesi üzerine 20.03.2020 tarihinden itibaren ayrı yaşamaya başladıkları, kadının boşanma davası açması üzerine erkeğin karşı boşanma davası açtığı, erkeğin karşı dava dilekçesindeki beyanlarından 2020 yılının Ocak ayında eşinin telefonundaki mesajlardan eşinin zina eylemini öğrendiğini, eşine “eğer mesajları silmiş olsaydın ben hiçbirisini görmezdim sen de kendi ayıbınla yaşardın” dediğini beyan ettiği, zina eyleminden haberdar olmasına rağmen darp eyleminin gerçekleştiği tarihe kadar birlikte yaşamaya devam ettiği, bu durumda kadını affettiği, aksi yöndeki iddiaların ise ispatlanamadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayan erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle davalı-karşı davacı erkeğin zina hukuki sebebine dayalı davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı ise de, kadının kabul edilen boşanma davası temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle boşanma hükmü kesinleştiğinden, erkeğin boşanma talebinin konusuz hale geldiği de görülmektedir. Bu durumda erkeğin boşanma davasının konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararla birlikte davanın açıldığı tarihteki, tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir ve tayin edilmesi gerekmektedir. Bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkek tam kusurlu olup yararına 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları oluşmamıştır. Hal böyle iken Mahkemece yanılgılı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde erkek yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3. 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun’un 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları da dikkate alınarak davacı-karşı davalı kadın yararına 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin zina hukuki sebebine dayalı davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen tazminatlar ile kadının reddedilen tazminat talepleri yönünden davacı-karşı davalı kadın yararına BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmek gerekirken bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
5. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4091, K. 2025/2705, T. 13.03.2025
2. Hukuk Dairesi 2024/4091 E. , 2025/2705 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2243 E., 2024/568 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/139 E., 2021/483 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, zina hukuki sebebi ile açılan karşı boşanma davasının kabulü, kadın ve çocuk için kabul edilen nafaka miktarları, karşı davada aleyhe hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı-karşı davalı kadın tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak boşanma davası açılmış, erkek tarafından ise aynı Kanun’un 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal nedenine dayalı, bunun kabul edilmemesi halinde ise 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı karşı boşanma davası açılmıştır. Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince, erkeğin kadına hitaben ” babam hasta ameliyat olacak para ver bana… defol git yüzünü görmek istemiyorum… suratını şeytan görsün” şeklinde mesajlar attığı, kadından ekonomik olarak beklenti içinde bulunduğu ve para alabilmek için ısrarcı tavır sergilediği, bu eylemleri ile kadına karşı ekonomik şiddet uyguladığı, hakaret içeren anlatımları ve kadını kendi telefonuna “tombik” olarak kaydettiği, kadına duygusal şiddet uyguladığı, kadının ise zina eylemini gerçekleştirdiği, bu suretle boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine, karşı davanın ise zina hukuki sebebine dayalı olarak kabulü ile tarafların zina nedeniyle boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiş, karar kadın vekilince istinaf edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince erkeğe … sarsıcı davranışta bulunma eylemi nedeniyle kusur verilmesi gerektiği, yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı karşı davalı kadının da başka bir erkekle zina eylemini gerçekleştirdiği olgusunun sabit olduğu, davalı karşı davacı erkeğin Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davacı karşı davalı kadına karşı ekonomik ve psikolojik şiddet uygulaması yanında … sarsıcı davranışlarda da bulunduğu, gerçekleşen bu durum karşısında tarafların kusur karşılaştırması yapıldığında boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken yazılı şekilde davacı karşı davalı kadının daha ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile kusur belirlemesi, davalı karşı davacı erkek lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden kadının istinaf başvurusunun kabulü ile bu yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile kusurun gerekçesinin düzeltilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine, kadının sair istinaf istemlerinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir. “Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur (TMK m.161). Zina hukuki sebebi ile açılan boşanma davasının kabul edilmesi için cinsel ilişkinin gerçekleşmesi veya gerçekleştiğine delalet edecek hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde karinenin bulunması gerekir. Somut olayda dava dışı F. isimli erkeğin o gün ortak konutta olduğunun kabulü ikrara dayalıdır. Ancak Mahkeme vicdani kanaatine göre ikrarı delil olarak kabul edebilir. Kadının bu konudaki ikrarı F. isimli kişinin o gün eve kitap getirdiğine ilişkindir. Kadının kapıyı kilitlediği ve geç açtığına, F. isimli erkek ile aralarında zina eyleminin gerçekleştiğine dair bir ikrarı bulunmamaktadır. Kadının ikrarının dışına çıkılarak zina eyleminin gerçekleştiğinin kabulü doğru değildir. Aksine zina eyleminin gerçekleştiği iddia edilen F. isimli kişi Mahkemece tanık olarak dinlenmiş, kadının ikrarı doğrultusunda anlatımda bulunmuş ve kadının beyanlarını teyit etmiştir. Bu durumda zina davasının kanıtlandığından söz edilemez. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre kadına isnat edilen zina olgusu gerçekleşmemiş ise de özellikle dosyaya erkek tarafından süresinden sonra sunulan ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 145 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilecek sosyal medya ekran görüntüsüne göre kadının yaptığı sosyal medya paylaşımı ile … sarsıcı davranışlar sergilediği anlaşılmaktadır. Bu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda … sarsıcı davranışta bulunan davacı -karşı davalı kadın kadın az, kadına karşı ekonomik ve psikolojik şiddet uygulayan ve … sarsıcı davranışlarda bulunan erkek ağır kusurludur. Bu durumda erkeğin karşı davada zina hukuki sebebi ile açtığı davanın reddi ile terditli olarak açtığı evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü gerekir. Ne var ki, kadının aynı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı asıl boşanma davasında verilen hüküm boşanma yönünden kesinleşmiştir. Dolayısıyla erkeğin karşı davadaki TMK 166/1 maddesine dayalı boşanma talebi konusuz kalmıştır. O halde, erkeğin 4721 sayılı Kanun’nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı karşı boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve erkeğin karşı davadaki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere bozmayı gerektirmiştir. 3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen “hakkaniyet kuralları” da dikkate alınarak davacı -karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuğun ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin zina hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ile iştirak nafakasının miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 2.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden …’e yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran …’ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/25793, K. 2014/9349, T. 21.04.2014
2. Hukuk Dairesi 2013/25793 E. , 2014/9349 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Büyükçekmece 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :20.05.2013 NUMARASI :Esas no:2012/224 Karar no:2013/679 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava; zina, olmazsa haysiyetsiz hayat sürme, bu da kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma talebine ilişkindir. Zina ve haysiyetsiz hayat sürme fiilleri özel boşanma sebebi yanında genel boşanma (TMK md. 166/1) sebebi de oluşturur. Böyle bir durum karşısında kalan eş dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Davacı öncelikle zina sebebine dayanarak boşanma davası açmış olduğundan, doğuracakları hukuki sonuçların farklı olduğu da gözetilerek, öncelikle zina boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi veya özel sebebe dayalı dava hakkının düşmüş olması halinde, deliller genel boşanma sebebi (TMK md. 166/1-2) çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Toplanan deliller öncelikle özel boşanma sebepleri bakımından değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.04.2014 (Pzt.)
İlgili yazılar: Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davası: Süreler, İspat, Af ve Tazminat
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve 8 Ekim 2026 tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır. Dosyanıza özgü değerlendirme için bize 0552 203 09 69 numaralı telefondan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kanunun güncel metni: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (mevzuat.gov.tr). Kararların kaynağı: Yargıtay Karar Arama.
