Basit Yargılama Usulü (CMK 251): Şartlar, İndirim ve İtiraz

Basit yargılama usulü, asliye ceza mahkemesinin belirli suçlarda duruşma açmaksızın, tarafların yazılı beyanları ve dosyadaki deliller üzerinden hüküm kurmasına imkân veren özel bir muhakeme usulüdür. Bu usulde sanık, mağdur ve tanıklar duruşmaya çağrılmaz. Mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.

Usul, 7188 sayılı Kanun’la 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) eklenmiş ve 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bu yazıda usulün uygulama şartları, iddianamenin tebliğinden sonraki süreç ve hükme itirazın sonuçları, CMK m. 251 ve 252’nin güncel metni esas alınarak incelenmektedir.

KISA CEVAP

  • Basit yargılama usulü, asliye ceza mahkemesinde adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl ya da daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, iddianame kabul edildikten sonra ve duruşma günü belirlenmeden önce uygulanabilir (CMK m. 251/1).
  • İddianame sanığa, mağdura ve şikâyetçiye tebliğ edilir; yazılı savunma ve beyan için süre iki haftadır (CMK m. 251/2).
  • Mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir; bu indirim zorunludur (CMK m. 251/3).
  • Hükme karşı kanun yolu istinaf değil itirazdır; süre tebliğden itibaren iki haftadır (CMK m. 252/1, 268/1).
  • Sanığın itirazı üzerine yapılan yeni yargılamada mahkeme ilk hükümle bağlı değildir ve dörtte bir indirim korunmaz (CMK m. 252/3).

Uygulama şartları

CMK m. 251/1 uyarınca basit yargılama usulünün uygulanabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir:

  • Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesi olmalıdır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren davalarda bu usul uygulanmaz.
  • Suç belirli bir ağırlığın altında kalmalıdır. Kanun, adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçları kapsama almıştır. Ölçüt, somut olayda verilecek ceza değil, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın üst sınırıdır. Örneğin basit tehdit suçu (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 106/1, ikinci cümle) bu sınırın içinde kalır.
  • İddianame kabul edilmiş olmalıdır. Soruşturma evresinde bu usul uygulanmaz.
  • Duruşma günü belirlenmemiş olmalıdır. 7331 sayılı Kanun’la 2021 yılında eklenen cümle uyarınca, CMK m. 175/2 gereğince tensip zaptıyla (iddianamenin kabulünden sonra duruşma hazırlığı için düzenlenen tutanak) duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanamaz.

Usulün uygulanamayacağı hâller

Şartlar mevcut olsa dahi CMK m. 251/7-8 bazı dosyaları usulün dışında tutar:

  • Sanığın yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı hâlleri. Kanun metnindeki “sağır ve dilsizlik” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 tarihli, E. 2024/66, K. 2024/188 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
  • Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar. Şikâyete bağlı suçlar bu grupta yer almaz; şikâyet, izin ve talepten ayrı bir kovuşturma şartıdır.
  • Kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması. Bu durumda yargılamanın tamamı genel hükümlere göre yürütülür.

Sanığın talep hakkı

Kanun, usulün uygulanmasını “karar verilebilir” ifadesiyle mahkemenin takdirine bırakmıştır; sanığa bu yönde bir talep hakkı tanınmamıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, tensip zaptıyla duruşma günü belirlendikten sonra sanığın basit yargılama usulünün uygulanmasını talep ettiği bir dosyada, talebin reddine yönelik itirazı kabul eden merci kararını kanun yararına bozmuştur. Daire, duruşma günü belirlendikten sonra bu usulün uygulanamayacağını ve usulün uygulanıp uygulanmayacağının yargılamayı yapan mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 12. CD, E. 2024/4254, K. 2025/186, T. 8/1/2025).

Sanık veya müdafii, duruşma günü belirlenmeden önce mahkemeye bu yönde görüş bildiren bir dilekçe sunabilir; ancak bu dilekçe mahkemeyi bağlamaz.

Basit yargılama usulünün şartları, tebliğ, duruşmasız hüküm ve itiraz aşamaları
Basit yargılama usulü adım adım (CMK m. 251-252).

İddianamenin tebliğinden sonraki süreç

Mahkeme basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verdiğinde iddianameyi sanığa, mağdura ve şikâyetçiye tebliğ eder ve beyan ile savunmalarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmelerini ister. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği de belirtilir (CMK m. 251/2). Bu süre, 7499 sayılı Kanun’la 2024 yılında on beş günden iki haftaya çevrilmiştir. Mahkeme aynı aşamada adli sicil kaydı, bilirkişi raporu veya kurum yazıları gibi toplanması gereken belgeleri ilgili kurumlardan ister.

Süre dolduktan sonra mahkeme, duruşma yapmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşünü almaksızın, TCK m. 61’i dikkate alarak CMK m. 223’te sayılan kararlardan birini verir. Bu kararlar arasında beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi ve davanın düşmesi kararları bulunmaktadır.

Sanığın yapması gerekenler

İki haftalık süre, iddianamenin sanığa tebliğ edildiği tarihten itibaren işler. Yazılı savunma, dosyanın esas numarası belirtilerek tebligatı gönderen asliye ceza mahkemesine sunulur. Dilekçe adliye ön bürosuna elden verilebileceği gibi UYAP Vatandaş Portal aracılığıyla elektronik ortamda da gönderilebilir. Sanığın lehine olan belgelerin (sağlık raporu, zararın giderildiğini gösteren ödeme belgesi, dinlenmesi istenen tanıkların kimlikleri gibi) dilekçeye eklenmesi gerekir. Duruşma yapılmayacağından yazılı savunma, sanığın beyanlarının mahkemeye ulaştığı tek yoldur. Savunma verilmemesi, mahkemenin hüküm kurmasına engel değildir.

Savunma dilekçesi için ayrıca harç ödenmez. Mahkûmiyet hâlinde tebligat ve bilirkişi giderleri gibi yargılama giderleri sanığa yükletilir.

Genel hükümlere dönüş

CMK m. 251/6, mahkemenin gerekli görmesi hâlinde hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edebileceğini düzenler. Tanık beyanları arasında çelişki bulunması veya sanığın doğrudan dinlenmesinin gerekmesi bu yola başvurulmasını gerektirebilir. Kanun dörtte bir indirimi duruşma yapılmaksızın verilen hükme bağladığından, genel hükümlere dönülen dosyada bu indirim uygulanmaz.

Mahkûmiyet hâlinde dörtte bir indirim

Mahkeme cezayı TCK m. 61’deki ölçütlere göre belirler, varsa haksız tahrik veya takdiri indirim nedenleri gibi indirimleri uygular ve ulaşılan sonuç cezayı dörtte bir oranında indirir (CMK m. 251/3). Bu indirim mahkemenin takdirine bırakılmamıştır; usul uygulanmış ve mahkûmiyet kararı verilmişse indirimin yapılması zorunludur.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, tehdit suçundan basit yargılama usulüyle 9 ay hapis cezası verilen bir dosyada indirimin uygulanmadığını tespit etmiştir. Daire hükmü kanun yararına bozmuş ve CMK m. 309/4-d uyarınca cezayı doğrudan 6 ay 22 gün olarak belirlemiştir (Yargıtay 6. CD, E. 2024/280, K. 2024/1358, T. 6/2/2024).

Seri muhakeme usulüyle ilişkisi

Seri muhakeme usulü (CMK m. 250), soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının teklifi ve şüphelinin kabulüyle uygulanır ve cezada yarı oranında indirim sağlar. Basit yargılama usulü ise kovuşturma evresinde mahkemenin kararıyla uygulanır. Bazı suçlar her iki usulün kapsamına girse de iki indirim aynı dosyada birlikte uygulanamaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, seri muhakeme usulüyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi üzerine, mahkemenin dosyayı basit yargılama usulüyle yeniden ele alarak ayrıca dörtte bir indirim uygulamasını kanuna aykırı bulmuştur (Yargıtay 12. CD, E. 2025/2150, K. 2025/6532, T. 16/9/2025).

Seçenek yaptırımlar, erteleme ve HAGB

Mahkeme, koşulları bulunması hâlinde kısa süreli hapis cezasını seçenek yaptırımlara çevirebilir veya hapis cezasını erteleyebilir (CMK m. 251/4). Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) da karar verilebilir. HAGB, sanık hakkında kurulan hükmün denetim süresi boyunca hukuki sonuç doğurmamasını; bu süre kasıtlı yeni bir suç işlenmeden geçirilirse hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesini sağlayan kurumdur. Basit yargılama usulünde HAGB kararı verilebilmesi için sanığın bu kurumun uygulanmasına yazılı olarak karşı çıkmamış olması yeterlidir. HAGB’nin uygulanmasını istemeyen sanığın bu iradesini savunma dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir.

Hükme itiraz: süre, merci ve sonuçlar

Basit yargılama usulüyle verilen hükme karşı başvurulacak kanun yolu istinaf değil itirazdır (CMK m. 252/1). CMK m. 252’de ayrı bir süre öngörülmediğinden CMK m. 268/1’deki genel süre uygulanır: hükmün öğrenilmesinden, yani tebliğinden itibaren iki hafta. Süresinde itiraz edilmeyen hüküm kesinleşir.

İtiraz dilekçesi hükmü veren mahkemeye verilir. 7499 sayılı Kanun’la değiştirilen CMK m. 252/2 uyarınca, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde dosya tevzi kriterlerine göre belirlenen başka bir asliye ceza mahkemesine gönderilir. Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde aynı mahkemedeki başka bir hâkim, böyle bir hâkim yoksa adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hâkim dosyayı ele alır. Bu mahkeme duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam eder. Taraflar gelmese dahi duruşma yapılır ve yokluklarında hüküm kurulabilir.

İtiraz yoluna başvurulmadan önce aşağıdaki sonuçların değerlendirilmesi gerekir:

  • Mahkeme ilk hükümle bağlı değildir (CMK m. 252/3). Kanun, dörtte bir indirimi yalnızca itirazın sanık dışındaki kişilerce yapıldığı hâller için güvence altına almıştır. Sanığın itirazı üzerine yapılan yargılamada bu indirim korunmaz. Kanunun lafzı karşısında yeni yargılama sonunda ceza azalabilir, aynı kalabilir veya artabilir.
  • İtirazdan vazgeçilebilir. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır (CMK m. 252/2).
  • Yeni hükme karşı kanun yolu açıktır. İtiraz üzerine genel hükümlere göre verilen hükme karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir (CMK m. 252/5).
  • Yargılama giderine yönelik itiraz farklı incelenir. İtiraz yalnızca yargılama gideri, vekâlet ücreti veya maddi hataya ilişkinse duruşma açılmaz; dosya CMK m. 268/2 uyarınca itirazı incelemeye yetkili mercie gönderilir ve inceleme bu konularla sınırlı kalır (CMK m. 252/7). Süresinde yapılmayan veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan kişice yapılan itiraz da aynı mercice incelenir (CMK m. 252/6).

İtiraz dilekçesinde hükmün hangi yönüne itiraz edildiği (suçun sübutu, cezanın miktarı, HAGB’nin uygulanması veya uygulanmaması, yargılama giderleri) açıkça belirtilmelidir. Yalnızca yargılama giderine yönelik bir itirazın esasa yönelik itiraz biçiminde kaleme alınması, dosyanın gereksiz yere yeni bir yargılamaya konu olmasına yol açabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Basit yargılama usulünde müdafi bulunması zorunlu mudur?
Hayır. Sanık savunmasını bizzat sunabilir. Zorunlu müdafilik gerektiren hâllerin önemli bir kısmı, örneğin yaş küçüklüğü, zaten bu usulün kapsamı dışındadır.

Mahkûmiyet hükmü adli sicile kaydedilir mi?
Kesinleşen mahkûmiyet hükmü adli sicile kaydedilir. HAGB kararları ise bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenebilir (CMK m. 231/13).

Mağdurun bu usuldeki hakları nelerdir?
İddianame mağdura ve şikâyetçiye de tebliğ edilir. Bu kişiler iki hafta içinde yazılı beyanda bulunabilir ve hükme itiraz edebilir. Sanık dışındaki kişilerin itirazı üzerine yapılan yargılamada dörtte bir indirim uygulanır.

Hüküm sanığa nasıl bildirilir ve itiraz süresi ne zaman başlar?
Duruşma yapılmadığından hüküm sanığa tebliğ edilir; hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları da gösterilir (CMK m. 251/5). İki haftalık itiraz süresi tebliğ tarihinden itibaren işler. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Elektronik tebligatın açılmamış olması sürenin işlemesini engellemez.

Uzlaşmaya tabi suçlarda bu usul uygulanabilir mi?
Uzlaşmaya tabi suçlarda önce uzlaştırma yoluna gidilir. Uzlaşmanın sağlanamaması ve CMK m. 251’deki şartların bulunması hâlinde mahkeme basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir.

Sonuç

Basit yargılama usulünde iki süre belirleyicidir: iddianamenin tebliğinden itibaren işleyen iki haftalık savunma süresi ve hükmün tebliğinden itibaren işleyen iki haftalık itiraz süresi. Duruşma yapılmadığından sanığın beyanları yalnızca yazılı savunma yoluyla mahkemeye ulaşır. Sanığın itirazı hâlinde dörtte bir indirimin korunmayacağı, itiraz kararı verilmeden önce değerlendirilmelidir. Somut dosyalara ilişkin sorular için büromuzla iletişime geçilebilir.

İlgili yazılar: Seri Muhakeme Usulü (CMK 250): Kapsam, Teklif ve İtiraz

Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu.

Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.