Ceza yargılamasında hükümlere karşı istinaf ve temyiz yolları öngörülmüştür. Hüküm niteliği taşımayan kararlara karşı ise kural olarak itiraz yoluna gidilir. Tutuklama, adli kontrol, arama, el koyma, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve infaz hâkimliği kararları itirazın en sık görüldüğü alanlardır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 267 ila 271. maddeleri, itirazın süresini, hangi mercie yapılacağını ve nasıl inceleneceğini düzenler.
KISA CEVAP
- Hâkim kararlarına ve kanunun açıkça gösterdiği mahkeme kararlarına karşı itiraz edilebilir.
- Süre, kanunda ayrı bir hüküm yoksa kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır.
- İtiraz, kararı veren mercie dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanla yapılır.
- Kararı veren hâkim itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse en geç üç gün içinde itiraz merciine gönderir.
- İtiraz kural olarak duruşma yapılmadan incelenir; merci itirazı yerinde görürse itiraz konusu hakkında da karar verir.
- Merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; ilk kez merci tarafından verilen tutuklama kararları istisnadır.
Kanun metni
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 268/1-2 ve 271
(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. […] (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. […] Madde 271 – (1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. (2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. (3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir. (4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İtiraz mercileri

CMK 268/3, itirazı inceleyecek mercileri şöyle belirler:
- Sulh ceza hâkimliği kararlarına itirazı, numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliği inceler.
- Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına itirazı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.
- Asliye ceza mahkemesi kararlarına itirazı, yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler.
- Ağır ceza mahkemesi kararlarına itirazı, numara olarak kendisini izleyen ağır ceza dairesi; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi inceler.
- Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kararlarına itirazı, numara olarak izleyen ceza dairesi inceler.
İnceleme usulü
İtiraz mercii, itirazı yazılı cevap için Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa bildirebilir ve gerekli gördüğü araştırmayı yapabilir (CMK 270). Tutuklama ve adli kontrol itirazlarında savcıdan görüş alınırsa bu görüş şüpheli veya müdafie bildirilir ve üç gün içinde cevap verilebilir. İtiraz, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak kararı veren makam veya itiraz mercii yerine getirmenin geri bırakılmasına karar verebilir (CMK 269).
İtiraz edilebilecek kararlar
CMK 267, itirazı iki grup karar için öngörür. Hâkim kararlarına, yani sulh ceza hâkimliği, naip hâkim ve istinabe olunan hâkimin kararlarına karşı kural olarak itiraz edilebilir. Mahkeme kararlarına karşı ise ancak kanunun açıkça gösterdiği hâllerde itiraz yoluna gidilir. Bu ayrım önemlidir; çünkü asliye ceza veya ağır ceza mahkemesinin yargılama sırasında verdiği her ara karar itiraza açık değildir.
Kanunda itiraz yolunun açıkça gösterildiği başlıca kararlar şunlardır:
- Tutuklama ve tutuklamanın reddi kararları (CMK 101/5)
- Tutukluluğun devamı veya salıverilme istemleri hakkındaki kararlar (CMK 104/2)
- Adli kontrole ilişkin kararlar (CMK 111/2)
- Belirli suçlarda savcının talebiyle avukatın müdafilikten yasaklanmasına ilişkin kararlar (CMK 151/4)
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (CMK 173)
- Duruşmanın güvenlik nedeniyle il içinde başka bir yerde yapılması kararı (CMK 4/3)
- Tanıklıktan veya yeminden sebepsiz çekinen tanık hakkında verilen disiplin hapsi kararı (CMK 60/4)
- Basit yargılama usulüyle verilen hükümler (CMK 252)
Bunların dışında kalan ve hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden mahkeme kararları, ayrı bir kanun yolu öngörülmemişse, hükümle birlikte istinaf veya temyiz incelemesine konu olur (CMK 273/2 ve 287). Örneğin, yargılama sırasında bir tanığın dinlenmesi talebinin reddi kararına ayrıca itiraz edilmez; bu ret, hükme karşı yapılan istinaf başvurusunda ileri sürülür.
Basit yargılama hükmüne itiraz
Basit yargılama usulünde itiraz, diğer itirazlardan farklı bir sonuç doğurur. CMK 252/2 uyarınca itiraz üzerine dosya, tevzi kriterlerine göre belirlenen başka bir asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu mahkeme duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam eder. Yeni mahkeme önceki hükümle bağlı değildir. Bu nedenle sanık bakımından itirazın, hükmün aleyhe değişmesi riskini de taşıdığı göz önünde tutulmalıdır. Buna karşılık itiraz yalnızca yargılama gideri, vekâlet ücreti veya maddi hata gibi konulara ilişkinse, dosya duruşma açılmadan itiraz merciine gönderilir (CMK 252/7).
İtiraz hakkı olanlar ve başvuru şekli
CMK 260 uyarınca Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, katılan ve katılma isteği karara bağlanmamış veya reddedilmiş suçtan zarar gören kanun yollarına başvurabilir. Müdafi, şüpheli veya sanığın açık iradesine aykırı olmamak koşuluyla itiraz edebilir (CMK 261). Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi de onun lehine kendiliğinden başvuruda bulunabilir (CMK 262).
Tutuklu kişi, itiraz beyanını zabıt kâtibine yapabileceği gibi ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunarak veya dilekçe vererek de yapabilir (CMK 263). Bu durumda dilekçenin kurum kayıtlarına geçtiği tarih, süreye uyulup uyulmadığının belirlenmesinde esas alınır.
Merciin yanlış gösterilmesi itiraz hakkını ortadan kaldırmaz. CMK 264’e göre kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. Dilekçenin başlığında “itiraz” yerine “istinaf” yazılması da bu kapsamda değerlendirilir ve başvuru doğru kanun yolu üzerinden incelenir.
Sürenin hesaplanması ve kaçırılması
İki haftalık süre, kararın yüze karşı açıklandığı veya tebliğ edildiği günden itibaren işler. Hafta olarak belirlenen süre, CMK 39/2 uyarınca kararın öğrenildiği günün ikinci haftada isim olarak karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Örneğin, salı günü tebliğ edilen kararın itiraz süresi iki hafta sonraki salı günü mesai bitiminde dolar. Son gün tatile rastlarsa süre tatilin ertesi günü biter (CMK 39/4). Kusuru olmaksızın süreyi kaçıran kişi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde eski hâle getirme isteminde bulunabilir (CMK 40-41). Örneğin, tebliğin hatalı bir adrese yapıldığını sonradan öğrenen şüpheli, bu isteme itiraz dilekçesini de ekleyerek başvurur.
Bazı kararlarda kanun daha kısa veya farklı süreler öngörebilir. Bu nedenle kararın altındaki kanun yolu açıklaması dikkatle okunmalı, şüphe hâlinde iki haftalık genel süre beklenmeden başvuru yapılmalıdır.
İtiraz dilekçesinin içeriği
Kanun itiraz dilekçesi için ayrıntılı bir şekil şartı aramaz. Yine de etkili bir dilekçede şu unsurlar bulunmalıdır:
- İtiraz edilen kararın tarihi, sayısı ve kararı veren hâkimlik veya mahkeme
- Kararın öğrenildiği veya tebliğ edildiği tarih
- Kararın hangi yönden hukuka aykırı olduğunun somut gerekçesi
- Dosyadaki delillere ve kanun maddelerine yapılan atıflar
- İtiraz merciinden istenen sonuç; örneğin tutuklama kararının kaldırılması ve adli kontrol uygulanması
Genel ifadelerle “karar usul ve yasaya aykırıdır” denilmesi, merciin somut bir değerlendirme yapmasını zorlaştırır. Tutuklama itirazlarında kişinin sabit adresi, işi, aile durumu ve kaçma şüphesini ortadan kaldıran olgular belgeleriyle birlikte sunulmalıdır.
Örnek olay
B, sulh ceza hâkimliğince dolandırıcılık şüphesiyle tutuklanır. Müdafi, tutuklama kararının 100. maddedeki kuvvetli suç şüphesini somut olgulara dayandırmadığını ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının gösterilmediğini ileri sürerek itiraz eder. Kararı veren hâkim itirazı yerinde görmezse dosyayı en geç üç gün içinde yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesine gönderir. Asliye ceza hâkimi savcıdan görüş alırsa bu görüş müdafie bildirilir ve müdafi üç gün içinde cevap verebilir (CMK 270/2). Merci itirazı kabul ederse tutuklama kararını kaldırıp B’nin salıverilmesine ve gerekirse adli kontrol tedbirine doğrudan kendisi karar verir. Bu karar kesindir. Ancak B’nin durumunda değişiklik olursa, yeni olgulara dayanarak CMK 104 uyarınca her zaman salıverilme talebinde bulunulabilir.
Yargıtay kararı
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kanun yararına bozma kararına konu olayda, suç uydurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına itiraz edilmiştir. İtiraz mercii yalnızca şekli koşulları incelemiş ve itirazı reddetmiştir. Daire, itiraz incelemesinin usulünü ve kapsamını şöyle açıklamıştır:
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 03.07.2025 tarihli, E. 2025/1591, K. 2025/5636 sayılı kararı
İtiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Ancak 5271 sayılı Kanun’un 271. maddesindeki düzenleme göz önüne alındığında bu dinleme duruşma şeklinde yapılmayacaktır, zira duruşma yapılabilmesi, Kanunda açık hüküm bulunmasına bağlıdır. […] Başka bir anlatımla merci, itirazı kabul ettiğinde, verilmesi ya da kaldırılması gereken bir karar varsa bunu kararı veren mahkemeye bırakmadan kendisi vermeli ya da kaldırmalıdır.
Daire, itiraz merciinin maddi olay ve hukuki yönden de inceleme yapması gerektiğini, yalnızca şekli denetimle yetinilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek kararı bozmuştur. 7499 sayılı Kanunla 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen HAGB kararlarına karşı itiraz yerine istinaf yolu öngörülmüş, 7589 sayılı Kanunla yeniden yazılan CMK 231/12 de bu yolu korumuştur. Ayrıntılar için HAGB ile Cezanın Ertelenmesi Arasındaki Farklar: 2026 Değişikliğiyle Güncel Durum yazımıza bakılabilir.
Sıkça sorulan sorular
İtiraz süresi ne zaman başlar?
Süre, kararın yüze karşı bildirildiği veya tebliğ edildiği günden başlar. Tutuklu kişiler itirazlarını ceza infaz kurumu müdürlüğü aracılığıyla da yapabilir.
Tutuklama kararına itiraz nasıl yapılır?
Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına karşı asliye ceza mahkemesine itiraz edilir. Ayrıntılar için Tutuklama ve Tutuklamaya İtiraz yazımıza bakılabilir.
İtiraz merciinin kararına karşı başka bir yol var mı?
Merci kararları kesindir. Ancak kesinleşen karar hukuka aykırıysa Adalet Bakanlığı aracılığıyla kanun yararına bozma yoluna gidilebilir; bkz. “Kanun Yararına Bozma (CMK 309)”.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi nedir?
CMK 173’e göre suçtan zarar gören, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Dilekçede kamu davasının açılmasını gerektirecek olaylar ve deliller gösterilmelidir.
İtiraz merciinin kararına karşı yeniden itiraz edilebilir mi?
Hayır. CMK 271/4 uyarınca merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir. Tek istisna, tutuklama kararının ilk kez itiraz mercii tarafından verilmesidir; örneğin sulh ceza hâkimliğinin tutuklama talebini reddetmesi üzerine savcının itirazıyla asliye ceza hâkiminin tutuklamaya karar vermesi hâlinde bu karara itiraz edilebilir.
Dilekçe yazılırken
İtiraz dilekçesinde kararın neden hatalı olduğu somut olarak açıklanmalı ve itiraz merciinden yalnızca kararın kaldırılması değil, itiraz konusu hakkında doğrudan karar verilmesi de istenmelidir.
Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
