Terk Suçu (TCK 97): Şartları, Cezası ve Yaşlı ya da Çocuğu Kendi Hâline Bırakma

Kendine bakamayacak durumdaki bir kişiyi koruma ve gözetim borcu altındayken kendi hâline bırakmak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 97. maddesinde terk suçu olarak düzenlenmiştir. Yatağa bağımlı yaşlı bir ebeveynin bakımsız bırakılması, küçük çocuğun evde yalnız kilitlenip günlerce terk edilmesi veya bakımevindeki hastanın kaderine bırakılması bu suçun tipik örnekleridir. Suç, mağdurun zarar görmesini beklemez; terk fiiliyle tamamlanır.

KISA CEVAP

  • Yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyen ve koruma-gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişiyi kendi hâline terk eden kişiye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m. 97/1).
  • Terk nedeniyle mağdur hastalanır, yaralanır veya ölürse neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre ceza verilir (m. 97/2).
  • Fail yalnızca koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişidir: ana-baba, vasi, bakıcı, bakımevi personeli gibi.
  • Yükümlülüğü olmayan kişi için TCK 98’deki yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu gündeme gelir.
  • Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz.

Kanun metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 97

(1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.

Suçun unsurları

Mağdur. Yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan kişidir. Bebek ve küçük çocuklar, ileri yaştaki yatağa bağımlı kişiler, ağır hastalar ve zihinsel engelliler bu gruba girer.

Koruma ve gözetim yükümlülüğü. Yükümlülük kanundan (ana-babanın çocuğa, vasinin vesayet altındakine karşı yükümlülüğü), sözleşmeden (bakıcı, hastabakıcı, bakımevi) veya fiilen üstlenilen bir bakımdan doğabilir. Yaşlı annesini yanına alıp bakımını üstlenen evlat da bu yükümlülük altına girer.

Terk. Mağdurun yardımsız ve korumasız bırakılmasıdır. Kişiyi ıssız bir yere bırakıp gitmek kadar, aynı evde olup bakımı tamamen kesmek de terk sayılabilir. Kısa süreli ayrılmalar ve mağdurun güvenliğinin başka bir kişiye emanet edildiği durumlar terk niteliği taşımaz.

Kast. Fail, mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olduğunu ve onu korumasız bıraktığını bilmelidir.

Ağırlaşmış netice

Terk sonucunda mağdur hastalanır, yaralanır veya ölürse failin bu neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir (TCK m. 23). Örneğin kışın ısıtılmayan evde yalnız bırakılan yaşlının donarak ölmesi hâlinde, fail terk suçunun ağırlaşmış hâlinden cezalandırılır. Failin ölümü öngörüp kabullenmesi hâlinde ise olası kastla kasten öldürme gündeme gelebilir.

Benzer suçlardan farkı

SuçFailHareket
Terk (TCK 97)Koruma ve gözetim yükümlüsüMağduru kendi hâline bırakmak
Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (TCK 98)HerkesKendini idare edemeyen kişiye yardım etmemek veya durumu bildirmemek
Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali (TCK 233)Aile bireyiAile hukukundan doğan bakım yükümlülüğünü yerine getirmemek

TCK 98’deki suçun cezası bir yıla kadar hapis veya adli para cezası; kişinin ölmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Bu suçun birinci fıkrası önödeme kapsamındadır.

Yargıtay kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, terk suçunun unsurlarını ayrıntılı biçimde açıkladığı bir kararında, bebeğini hastanenin acil servisine bırakan ve sosyal hizmet birimine kimlik ve iletişim bilgilerini veren babanın beraatine karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 04.11.2019 tarihli, E. 2015/21076, K. 2019/17077 sayılı kararı

Suç bağlamında “kendi haline terk”, failin, mağdurla olan fiili ilişkisini geçici ya da sürekli şekilde kesmesi ve mağduru egemenlik alanının dışına çıkarması, bu bağlamda kendi haline bırakmasıdır. Bu suç “kendi haline terk” gerçekleştiği anda tamamlanır. Terk süresi uzun veya kısa olabilir. Burada önem taşıyan husus, terk süresinin mağdur için tehlike yaratma hususunda yeterli olup olmadığıdır. (…) Terk fiilinin, fail dışında, koruma ve gözetim yükümlülüğünü üstlenebilecek durumda olan ve bu iradeyi taşıyan kişilerin inisiyatif kullanabilecekleri biçimde ve ortamda gerçekleştirilmesi halinde bu suç oluşmaz.

Aynı kararda Daire, koruma ve gözetim yükümlülüğünün kaynağını da açıklamıştır. Yükümlülük kanundan doğabileceği gibi sözleşmeden de doğabilir; sözleşme şekle bağlı değildir ve gönüllü üstlenme şeklinde fiilî durumdan da kaynaklanabilir. Kararda hekim, hemşire, hasta bakıcı, çocuk bakıcısı, hizmetçi, gezi rehberi ve öğretmenin sözleşmenin içeriğine göre bu yükümlülük altında sayılabileceği belirtilmiştir. Daire ayrıca terk suçunun gerçek ihmali bir suç olduğunu, birden fazla mağdurun terk edilmesi hâlinde her mağdur için ayrı suç oluştuğunu ve zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağını vurgulamıştır.

Mahkemelerin “kendi hâline terk” unsurunu gerekçede somut olarak açıklaması da aranır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 18.12.2017 tarihli, E. 2016/11265, K. 2017/28268 sayılı kararı

Sanığın, Zonguldak Kadın Doğum Hastanesinde evlilik dışı ilişkiden meydana gelen bebeğini doğurduktan sonra, bebeğin ölen babasının bebeğin kendisinden olup olmadığı konusunda tereddüte düştüğü için bakmayacağını söylediği gerekçesiyle bebeğe bakamayacağını ifade ederek, hemşirelere not bırakıp hastahaneden ayrılarak belli bir süre sonra geri dönmemesi şeklinde gerçekleşen eyleminde, suçun yasal unsuru olan “kendi haline terk” unsurunun nasıl gerçekleştiği gerekçeleriyle açıklanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı…

Bu kararlardan çıkan ilkeler şunlardır:

  • Terk, failin mağdurla fiilî ilişkisini kesmesi ve onu korumasız bırakmasıdır; terkin süresi, mağdur bakımından tehlike yaratmaya yeterli olmalıdır.
  • Mağdurun, korumayı üstlenebilecek bir kişi veya kurumun inisiyatif kullanabileceği bir ortamda bırakılması hâlinde terk suçu oluşmaz.
  • Koruma ve gözetim yükümlülüğü kanundan, sözleşmeden veya fiilen üstlenilen bakımdan doğabilir; kaynağı kararda açıkça gösterilmelidir.
  • Birden fazla kişinin terk edilmesi hâlinde her mağdur için ayrı ceza verilir; zincirleme suç hükmü uygulanmaz.

Hastanede veya kurumda bırakılan bebekler

Yeni doğan bebeğin hastanede bırakılması, uygulamada en sık karşılaşılan terk iddialarından biridir. Yukarıdaki kararlar bu konuda iki farklı sonucu gösterir. Bebeği acil servise bırakan, sosyal hizmet birimine çocuğa bakamayacağını bildirerek kimlik ve adres bilgilerini veren ve çocuğun kuruma yerleştirilmesini isteyen ebeveyn bakımından suçun manevi unsuru gerçekleşmemiştir. Bu durumda ebeveyn çocuğu korumasız bırakmamış, korumayı üstlenebilecek bir kuruma teslim etmiştir.

Buna karşılık doğumdan sonra not bırakarak hastaneden ayrılan ve geri dönmeyen annenin durumunda Daire, terk unsurunun nasıl gerçekleştiğinin mahkemece somut olarak açıklanmasını istemiştir. Bebeğin hastane personelinin gözetiminde bırakılmış olması, terkin mağdur için tehlike yaratıp yaratmadığı sorusunu doğrudan etkiler. Bu nedenle bu tür dosyalarda bebeğin hangi koşullarda, kime ve hangi bilgilerle bırakıldığı ayrıntılı olarak araştırılır.

Çocuğuna bakamayacak durumdaki ebeveynin başvurabileceği yasal yollar da bulunmaktadır. Aile ve sosyal hizmetler il müdürlüklerine başvurularak çocuğun koruma altına alınması istenebilir. Bu yolla yapılan teslim terk sayılmaz.

Ceza, zamanaşımı ve yaşlı bakımı dosyaları

Terk suçunun temel hâlinde ceza üç aydan iki yıla kadar hapistir. Dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e). Ceza bir yıl veya daha az belirlenirse adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir (TCK m. 50).

Yaşlı ebeveynin bakımıyla ilgili dosyalarda, bakım görevinin kardeşler arasında nasıl paylaşıldığı ve hangi kardeşin bakımı fiilen üstlendiği önem taşır. Fiilen bakımı üstlenmeyen ve yaşlıyla aynı evde yaşamayan bir kardeşin, yalnızca akraba olması nedeniyle terk suçunun faili sayılması her zaman mümkün değildir. Bu kişi bakımından durumu öğrenmesine rağmen yardım etmemek veya yetkililere bildirmemek, TCK m. 98’deki suç kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.

Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali ile ilişkisi

Terk suçu ile TCK m. 233’teki aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali suçu birbirine yakındır, ancak aynı değildir. TCK m. 233/1, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiyi şikâyet üzerine üç aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırır. Bu suç için mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olması ve korumasız bırakılması aranmaz. Örneğin çocuğunun okul masraflarını karşılamayan veya ona hiç ilgi göstermeyen ebeveyn bu suçu işleyebilir.

Aynı maddenin ikinci fıkrası, hamile olduğunu bildiği eşini veya kendisinden gebe kalmış birlikte yaşadığı kadını çaresiz durumda terk eden kişiyi altı aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırır. Üçüncü fıkra ise alkol veya uyuşturucu bağımlılığı ya da onur kırıcı davranışlar sonucunda çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya babayı bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır.

7593 sayılı Kanun bu maddeye yeni bir dördüncü fıkra eklemiştir. Birinci ve üçüncü fıkralardaki fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın faile verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır. Bu hüküm 18/8/2026’dan sonra işlenen fiillere uygulanır.

Süreç

Terk suçunun unsurları bilgi grafiği
  1. İhbar: Komşular, sağlık kuruluşları veya sosyal hizmet birimleri durumu kolluğa veya savcılığa bildirir.
  2. Koruma: Mağdur derhâl sağlık kuruluşuna veya bakım kurumuna yerleştirilir. Çocuklar için Çocuk Koruma Kanunu kapsamında tedbir kararı alınabilir.
  3. Delil: Sağlık raporları, mağdurun bulunduğu ortamın tutanağı, tanık anlatımları ve failin yükümlülüğünü gösteren belgeler toplanır.
  4. Kovuşturma: Suç re’sen kovuşturulur. Temel hâlde asliye ceza mahkemesi görevlidir.
  5. Hukuki sonuçlar: Ceza davasından bağımsız olarak velayetin kaldırılması veya vasinin değiştirilmesi istenebilir.

Sıkça sorulan sorular

Yaşlı annesini huzurevine yerleştiren kişi terk suçunu işlemiş olur mu?
Olmaz. Mağdurun bakımının uygun bir kuruma devredilmesi terk değildir. Terk, kişinin korumasız bırakılmasını ifade eder.

Küçük çocuğu birkaç saatliğine evde yalnız bırakmak suç mudur?
Çocuğun yaşı, yalnız kalma süresi, evdeki tehlikeler ve başka bir yetişkinin denetimi birlikte değerlendirilir. Bebek veya çok küçük çocuğun uzun süre yalnız bırakılması terk niteliği taşıyabilir.

Bakımevi personeli de bu suçun faili olabilir mi?
Sözleşmeyle bakım yükümlülüğünü üstlenen kurum çalışanları fail olabilir. Kurumun yönetim sorumluluğu ayrıca değerlendirilir.

Terk suçunda ceza ertelenebilir mi?
Temel hâlde ceza iki yıla kadar olduğundan, koşulları varsa erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür.

Bebeğini hastanede bırakan anne her durumda terk suçundan ceza alır mı?
Almaz. Yargıtay, bebeğin korumayı üstlenebilecek kişi veya kurumların inisiyatif kullanabileceği bir ortamda bırakılması hâlinde terk suçunun oluşmayacağını kabul etmektedir. Bebeğin hangi koşullarda bırakıldığı, kimlik bilgilerinin verilip verilmediği ve bebek için bir tehlike doğup doğmadığı birlikte değerlendirilir.

Birden fazla çocuğu aynı anda evde yalnız bırakan ebeveyne tek ceza mı verilir?
Yargıtay’a göre failin her çocuğa karşı ayrı bir koruma ve gözetim yükümlülüğü vardır. Bu nedenle her çocuk için ayrı terk suçu oluşur ve cezalar ayrı ayrı belirlenir; zincirleme suç hükmü uygulanmaz.

Değerlendirme

Terk suçunda tartışma çoğunlukla iki noktada yoğunlaşır: failin gerçekten koruma ve gözetim yükümlüsü olup olmadığı ve yaşanan durumun “kendi hâline bırakma” niteliği taşıyıp taşımadığı. Mağdurun bakımı için alınan önlemleri gösteren belgeler, örneğin bakıcı sözleşmesi, sağlık kuruluşu kayıtları veya akrabalar arasındaki görev paylaşımı, savunmada önemli rol oynar.

Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu · 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu.

Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.