Aşırı Yararlanma (Gabin, TBK 28): Şartları, Süresi ve Yargıtay Kararı

Bir kişi parasız kaldığı, sözleşmenin sonucunu düşünmeden hareket ettiği veya işi bilmediği bir anda değerinin çok altında bir bedelle malını satmış olabilir. Türk Borçlar Kanunu bu durumda zarar görene iki seçenek tanır: sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip verdiğini geri istemek ya da sözleşmeyi sürdürüp oransızlığın giderilmesini talep etmek (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, TBK m. 28). Buna aşırı yararlanma veya eski adıyla gabin denir. Hak, kısa ve kesin sürelere bağlıdır.

KISA CEVAP

  • Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık olmalıdır (objektif unsur).
  • Bu oransızlık zarar görenin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak sağlanmış olmalıdır (subjektif unsur).
  • Zarar gören sözleşmeyi geçersiz sayabilir veya sözleşmeye bağlı kalıp oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
  • Hak, öğrenme veya zor durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl, her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıl içinde kullanılır.
  • Bu süreler hak düşürücüdür; mahkeme kendiliğinden dikkate alır.
  • Sonradan oluşan değer artışı, örneğin satıştan iki yıl sonra imar değişikliğiyle değerlenen arsa, gabin oluşturmaz.

Kanun metni

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 28

Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.

Objektif unsur: Açık oransızlık

Kanun yalnızca “açık bir oransızlık” der; yüzde olarak bir sınır koymaz. Mahkeme, sözleşmenin kurulduğu tarihteki piyasa değerini bilirkişi aracılığıyla tespit eder ve bunu sözleşmedeki bedelle karşılaştırır. Taraflardan birinin mala verdiği kişisel değer bu hesaba katılmaz.

Oransızlık sözleşme anında var olmalıdır. Satıştan sonra bölgede yapılan yatırım, imar değişikliği veya enflasyon nedeniyle ortaya çıkan fark gabin değildir.

Subjektif unsur: Zor durum, düşüncesizlik, deneyimsizlik

Zarar görenin tarafında şu hâllerden biri bulunmalıdır:

  • Zor durum: Acil borç, ağır hastalık, haciz tehdidi veya aile içi bir kriz nedeniyle kişinin seçme serbestisinin daralması. Yalnızca ekonomik sıkıntı değil, manevi baskı da zor durum sayılabilir.
  • Düşüncesizlik: Kişinin yaptığı işlemin sonuçlarını yeterince düşünmeden, aceleyle karar vermesi.
  • Deneyimsizlik: Kişinin o tür işlemler hakkında bilgi ve tecrübesinin bulunmaması. Taşınmaz satışını hiç yapmamış, ileri yaştaki bir kişinin değer konusunda bilgisiz olması örnek gösterilebilir.

Karşı taraf bu durumu bilmeli ve ondan yararlanmış olmalıdır. Yargıtay iki unsuru birlikte arar ve incelemeye objektif unsurdan başlanmasını ister:

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 23.05.2024 tarihli, E. 2023/2889, K. 2024/2886 sayılı kararı

O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır.

Aynı kararda inceleme sırası da belirlenmiştir:

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 23.05.2024 tarihli, E. 2023/2889, K. 2024/2886 sayılı kararı

Aşırı yararlanma davasında öncelikle edimler arasındaki, açık oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü, psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir.

Bu dosyada noterde yapılmış bir miras payı devri sözleşmesi söz konusudur. Daire, terekenin değeri belirlenmeden ve oransızlık araştırılmadan yalnızca subjektif unsurun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesini eksik inceleme saymış ve kararı bozmuştur.

Süreler

Aşırı Yararlanma (Gabin, TBK 28) bilgi grafiği

TBK m. 28/2 iki ayrı süre öngörür:

  • Bir yıllık süre: Düşüncesizlik veya deneyimsizlikte, zarar görenin bunu öğrendiği tarihten; zor durumda ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlar.
  • Beş yıllık süre: Sözleşmenin kurulduğu tarihten başlar ve her durumda üst sınırdır.

Örneğin 2023’te ağır bir borç baskısı altında taşınmazını satan kişinin borç sıkıntısı 2025’te sona ermişse, bir yıllık süre 2025’ten itibaren işler. Ancak sözleşmeden itibaren beş yıl dolmuşsa hak kullanılamaz. Süreler hak düşürücü olduğundan zamanaşımı gibi kesilmez ve mahkeme bunları kendiliğinden gözetir.

Hakkın kullanılması ve dava

Zarar gören önce karşı tarafa sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirir. Bu bildirim noter aracılığıyla yapılmalıdır; tarih ispatı süre hesabında belirleyicidir. Karşı taraf edimi geri vermezse iptal ve iade davası açılır. Taşınmaz satışlarında dava tapu iptali ve tescil talebiyle birlikte açılır. Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir; taraflar tacir ve işlem ticari ise asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

İkinci seçenekte zarar gören sözleşmeyi sürdürür ve aradaki farkın ödenmesini ister. Bu yol özellikle malın üçüncü kişiye devredildiği ve geri alınmasının mümkün olmadığı durumlarda tercih edilir.

İspat yükü zarar görendedir. Aşırı yararlanma iddiası senetle ispat kuralının istisnasıdır; tanık da dinlenebilir (6100 sayılı HMK m. 203/1-ç). Bilirkişi değer raporu, tanık beyanları, sağlık raporları, borç ve haciz kayıtları, banka hareketleri ve tarafların yazışmaları kullanılır.

Hangi sözleşmelerde uygulanır?

Aşırı yararlanma, “karşılıklı edimler” arasındaki oransızlığa dayanır. Bu nedenle satış, trampa, kira, eser, miras payı devri veya hizmet sözleşmesi gibi her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde uygulanır. Bağışlama gibi yalnızca bir tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşı edim bulunmadığından TBK m. 28 uygulanmaz. Bağışlayanın iradesini sakatlayan bir durum varsa yanılma, aldatma veya korkutma hükümlerine başvurulur.

Miras payı devri sözleşmeleri gabin davalarının önemli bir bölümünü oluşturur. Mirasçılardan biri, terekenin gerçek değerini bilmeden veya acil para ihtiyacı nedeniyle payını diğer mirasçıya çok düşük bir bedelle devredebilir. Yukarıdaki Yargıtay kararında da görüldüğü gibi, bu davalarda önce terekenin ve devredilen payın sözleşme tarihindeki değeri belirlenmelidir.

TBK ile gelen yenilik: Oransızlığın giderilmesi

818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun 21. maddesi zarar görene yalnızca sözleşmeyi feshetme ve verdiğini geri isteme hakkı tanıyordu. TBK m. 28 ise ikinci bir seçenek getirmiştir: Zarar gören sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Bu seçenek, sözleşmenin ayakta kalmasında tarafların menfaati bulunduğu durumlarda daha adil bir sonuç sağlar.

Oransızlığın giderilmesi talebinde mahkeme, sözleşme tarihindeki piyasa değerini esas alarak aradaki farkı belirler. Kanun “açık” oransızlığın giderilmesinden söz ettiği için, mahkemenin farkın tamamını mı yoksa yalnızca açık oransızlık oluşturan kısmını mı ödeteceği somut olaya göre değerlendirilir. Talep edilecek tutarın dava dilekçesinde bilirkişi incelemesinden sonra artırılmak üzere belirsiz alacak olarak gösterilmesi, değer tespitinden önce tutarın bilinmediği durumlarda uygun bir yoldur.

Bildirimin sonucu ve iade

Zarar görenin sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi, yenilik doğuran bir hakkın kullanılmasıdır. Bildirim karşı tarafa ulaştığında sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Taraflar o ana kadar aldıklarını geri vermekle yükümlüdür. Bu iade, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılır (TBK m. 77 vd.). Satıcı aldığı bedeli, alıcı da malı geri verir. Taşınmaz satışlarında tapu kaydının düzeltilmesi için ayrıca tapu iptali ve tescil kararı gerekir.

Bildirim yapıldıktan sonra karşı taraf iadeden kaçınırsa, dava gecikmeden açılmalıdır. Zaman geçtikçe malın değeri, üzerindeki haklar ve el değiştirme durumu değişebilir; bu da hem ispatı hem de iadeyi zorlaştırır.

Ahlaka aykırılıkla ilişkisi

Edimler arasındaki oransızlık, karşı tarafın sömürü amacıyla birleştiğinde sözleşme ahlaka aykırı da sayılabilir. TBK m. 27’ye göre ahlaka aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Ancak TBK m. 28 aşırı yararlanmayı özel olarak düzenlediğinden, yalnızca oransızlığa ve zor durumdan yararlanmaya dayanan durumlar kural olarak bu madde kapsamında ve kanundaki süreler içinde değerlendirilir. Tefecilik ilişkilerinde olduğu gibi oransızlığa başka ağır hukuka aykırılıklar eşlik ediyorsa, TBK m. 27’nin uygulanması ayrıca tartışılabilir.

Örnek olay

Ağır bir hastalık nedeniyle acil ameliyat masrafı gereken bir kişi, piyasa değeri yaklaşık 6.000.000 TL olan dairesini, durumunu bilen bir komşusuna 2.500.000 TL’ye satar. Komşu, satış sırasında “bu fiyata başka alıcı bulamazsın” diyerek baskı yapmıştır. Satıcı tedavisinin tamamlanmasından sekiz ay sonra noter aracılığıyla sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirir ve tapu iptali ve tescil davası açar. Bilirkişi raporu oransızlığı, hastane kayıtları ve tanık beyanları zor durumu ve alıcının bunu bildiğini gösterir. Süre, zor durumun sona erdiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanıldığından dava süresinde açılmıştır. Daire üçüncü bir kişiye satılmış olsaydı, satıcı ilk alıcıdan oransızlığın giderilmesini isteyebilirdi.

Gabin ile karıştırılan durumlar

Sıkça sorulan sorular

Değerinin yarısına satılan taşınmazda gabin otomatik olarak oluşur mu?
Oluşmaz. Oransızlık tek başına yeterli değildir. Satıcının zor durumda, düşüncesiz veya deneyimsiz olduğu ve alıcının bundan yararlandığı da ispatlanmalıdır.

Tapuda düşük bedel gösterilmesi gabin sayılır mı?
Vergi nedeniyle tapuda düşük bedel yazılması gerçek bedeli göstermez. Mahkeme tapuda yazan bedele değil, tarafların gerçekte kararlaştırdığı bedele ve piyasa değerine bakar.

Gabin iddiası icra takibinde ileri sürülebilir mi?
Sözleşmeye dayalı bir takip varsa, borçlu itiraz edebilir ve menfi tespit davasında gabin iddiasına dayanabilir. Süreler burada da aynen geçerlidir.

Mal alıcıdan üçüncü kişiye geçtiyse ne olur?
İyiniyetli üçüncü kişinin edinimi korunur. Bu durumda zarar gören, oransızlığın giderilmesi yoluyla aradaki farkı ilk alıcıdan ister.

Gabin hakkından önceden feragat edilebilir mi?
Sözleşmeye “taraflar aşırı yararlanma iddiasında bulunmayacaktır” gibi bir kayıt konulması, zor durumdaki tarafın korunması amacını ortadan kaldıracağından öğretide ve uygulamada kural olarak geçerli kabul edilmez. Böyle bir kayıt, çoğu zaman zor durumdan yararlanıldığının bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Ödünç para karşılığında yüksek faiz kararlaştırılması gabin midir?
Faiz oranının fahiş olması ve borçlunun zor durumundan yararlanılması halinde gabin ileri sürülebilir. Ayrıca ticari olmayan sözleşmelerde faiz oranlarına ilişkin TBK m. 88 ve 120’deki üst sınırlar da dikkate alınır.

Sürenin başlangıcı

Gabin iddiasının kaderini çoğu zaman süre belirler. Sözleşme tarihi, zor durumun sona erdiği an veya deneyimsizliğin fark edildiği an mümkün olan en kesin belgeyle tespit edilmelidir. Bildirim, bir yıllık süre dolmadan ve sözleşmeden itibaren beş yıl geçmeden yapılmalıdır.

Mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.

Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.