Dezenformasyon suçu, kamuoyunda bu adla bilinen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217/A maddesinde “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlığıyla düzenlenen suçtur. Madde, 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanun’la TCK’ya eklendi ve 18.10.2022’de yürürlüğe girdi. Uygulamada soruşturmaların büyük kısmı sosyal medya paylaşımlarından çıkıyor: deprem, salgın, terör saldırısı ya da bir suç olayı hakkında yazılan bir gönderi, yeniden paylaşılan bir video. Gerçeğe aykırı her paylaşım bu suçu oluşturmaz. Kanun, bilginin belli konularla ilgili olmasını, kamu barışını bozmaya elverişli olmasını ve paylaşanın “sırf” halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla hareket etmesini birlikte arar.
KISA CEVAP
- Ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlıkla ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla ve kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yaymak suçtur (TCK m. 217/A).
- Ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Suç gerçek kimlik gizlenerek ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza yarı oranında artırılır.
- Yorum, eleştiri ve kişisel kanaat “bilgi” sayılmaz. Paylaşan kişinin bilginin o anda gerçeğe aykırı olduğunu bilmesi gerekir.
- Anayasa Mahkemesi maddeyi iptal etmedi; iptal istemini 8.11.2023 tarihinde altı karşı oyla reddetti (E. 2022/129, K. 2023/189).
- Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında da değildir. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar.
- Yargıtay, paylaşımını teyit edince kaldırıp düzelten ve özür dileyen gazetecinin “sırf panik yaratma” amacıyla hareket etmediğini kabul ederek mahkûmiyeti bozdu.
Kanun metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 217/A
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
Madde 217/A- (Ek:13/10/2022-7418/29 md.)
(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.
Madde gerekçesi suçun neden bu kadar dar tanımlandığını açıklar. Gerekçeye göre “kamu barışını bozmaya elverişlilik” şartı suçu somut tehlike suçu yapar. “Sırf panik yaratma” şartı ise dezenformasyonun kişilerin kanaat açıklama ve haber verme haklarıyla karıştırılmaması için konmuştur. Gerekçe, yayılan içeriğin doğrudan asılsız olabileceği gibi tahrif edilmiş bir bilgi de olabileceğini belirtir. Gerekçenin bu bölümü aşağıdaki Yargıtay kararında aynen aktarılmıştır.
Dezenformasyon suçunun unsurları

Suçun oluşması için beş şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Biri eksikse suç oluşmaz.
1. Gerçeğe aykırı bir bilgi
Suçun konusu bir olgu hakkındaki bilgidir: “Şu ilçede salgın başladı”, “Barajın kapakları açıldı, şehir sular altında kalacak” gibi doğrulanabilir bir iddia. Bir olay hakkındaki yorum, eleştiri, tahmin ya da değer yargısı bilgi sayılmaz. “Bu karar yanlış”, “Hükümet bu salgını iyi yönetemedi” gibi sözler bu suçun konusu olmaz; şartları varsa başka bir suç gündeme gelebilir.
Paylaşan kişinin, bilgiyi yaydığı sırada gerçeğe aykırı olduğunu bilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi kararında bu noktaya vurgu yaptı: Yayıldığı anda gerçeğe aykırı olduğu bilinmeyen, yanlışlığı sonradan ortaya çıkan bir bilgi bu suç kapsamında değerlendirilemez (AYM, 8.11.2023, E. 2022/129, K. 2023/189, § 23).
2. Bilginin belirli konulara ilişkin olması
Bilgi kanunda sayılan alanlardan biriyle ilgili olmalıdır: ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni, genel sağlık. Deprem, sel, salgın hastalık, terör saldırısı, savaş, toplumsal olaylar bu alanlara girer. Bir şirket, ünlü bir kişi ya da bir ürün hakkındaki yalan bilgi bu kapsamın dışındadır. Bu durumda şartları varsa hakaret (TCK m. 125) gibi başka suçlar gündeme gelir.
3. Kamu barışını bozmaya elverişlilik
Paylaşımın kamu barışını bozmaya somut olarak elverişli olması gerekir. Mahkemenin bunu varsayması yetmez, dosyadaki delillerle göstermesi gerekir. Paylaşımın ulaştığı kişi sayısı, yapıldığı zaman ve ortam, paylaşımın ardından gerçekten bir panik ya da kalabalık oluşup oluşmadığı bu değerlendirmede önem taşır. Az takipçili bir hesaptan yapılan ve kimsenin görmediği bir gönderi ile felaket anında yüz binlerce kişiye ulaşan bir gönderi aynı şekilde değerlendirilmez.
4. Aleniyet
Bilginin alenen, yani belirsiz sayıda kişinin öğrenebileceği şekilde yayılması gerekir. Herkese açık sosyal medya hesapları, internet siteleri, televizyon ve gazeteler bu şartı karşılar. Bir kişiye gönderilen özel mesajda aleniyet yoktur. Kapalı bir mesajlaşma grubunda paylaşılan içerikte ise grubun büyüklüğü ve içeriğin dışarıya taşınıp taşınmadığına göre ayrıca değerlendirme yapılır.
5. “Sırf” endişe, korku veya panik yaratma amacı
Suçu en çok daraltan şart budur. Kanun, failin yalnızca halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla hareket etmesini arar. Kişi haber vermek, uyarmak, bilgilendirmek ya da eleştirmek amacıyla hareket ettiyse, paylaştığı bilgi yanlış çıksa bile bu suç oluşmaz. Amacın tespitinde paylaşımdaki ifadeler, paylaşanın mesleği, paylaşımdan önce teyit için ne yaptığı ve yanlışlığı öğrendikten sonraki davranışı birlikte değerlendirilir.
Yargıtay kararları
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Tatvan’da bir çocuğun cinsel istismarına ilişkin doğrulanmamış bilgiyi paylaşan gazeteci hakkındaki mahkûmiyet kararını, “sırf panik yaratma” amacı bulunmadığı gerekçesiyle bozdu:
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 29.02.2024 tarihli, E. 2023/4112, K. 2024/1966 sayılı kararı
Dava konusu olay; gazeteci olan sanığın sosyal paylaşım sitesi üzerinden ” Bir yeni skandal niteliğinde tecavüz olayı da Bitlis’in Tatvan ilçesinden. 14 yaşında bir kız çocuğuna cinsel istismar vakası var. Zanlılar polis ve uzman çavuş. Bugün Tatvan Adliyesine teşhis işlemi için getirildiler. Detayı bilmiyoruz. Bu durumlarda bazen üstü örtülür ” şeklindeki ifadeleri yazıp yayınlayarak halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. […]
IV. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun’un 217/A maddesi ile “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” hükmü düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde ise “Fiilin, ‘kamu barışını bozmaya’ elverişli olması aranarak, bu suçun somut tehlike suçu olduğu vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra ‘dezenformasyon’ olarak nitelendirilen bu fiillerin, kişilerin bireysel kanaatlerini açıklama veya haber verme haklarıyla karıştırılmaması için fiilin, halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle gerçekleştirilmesi ilave bir unsur olarak aranmaktadır. Belirtmek gerekir ki, dezenformasyona konu içerik, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili doğrudan asılsız bir bilgi olabileceği gibi tahrif edilmiş bir bilgi de olabilecektir.” açıklamasına yer verilmiştir. 2. Somut olay değerlendirildiğinde, sanığın suç tarihinde saat 22.24 sıralarında yanıltıcı bilgiyi sosyal medya hesabından paylaştığı, yetkili kişiler ile yaptığı görüşmelerden sonra aldığı bilginin eksik ya da yanlış olabileceğini belirterek düzeltme mesajlarını attığı, paylaşımını tamamen kaldırdığı, teyit etmeden konuyu paylaştığı için kamuoyundan özür dilediği, buna göre sanığın paylaşımının gerçeğe aykırı olduğunu öğrenir öğrenmez paylaşımını kaldırmasına ve düzeltme mesajları atmasına yönelik eylemleri ve kullandığı ifadeler bir bütün olarak dikkate alındığında, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle hareket etmediği, bir gazeteci olarak haber verme hakkını kullandığı ve suç işleme kastı ile hareket etmediği anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 217/A maddesinde düzenlenen halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun unsurlarını oluşturmayacağı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle, kurulan hüküm isabetli bulunmamıştır.
Başkasının paylaşımını yeniden paylaşan (retweet eden) kişi hakkındaki bir davada Daire, ilk paylaşımı yapan kişinin kimliğinin ve onun hakkında yürütülen bir soruşturma olup olmadığının araştırılmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme saydı. Bu davada ilk derece mahkemesi, TCK m. 218/1’deki basın ve yayın yoluyla işlenme artırımını da uygulamıştı:
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 15.12.2025 tarihli, E. 2025/2906, K. 2025/10621 sayılı kararı
Ankara Batı 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.01.2024 tarihli ve 2023/572 Esas, 2024/9 Karar sayılı kararı ile sanığın halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 217/A-1, 218/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş; […]
Sanığın, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem sonrasında, ”…” kullanıcı adına ait ve enkaz altında özel harekâtçıların bulunduğu ile bir iş merkezi altında işkence merkezi olduğu yönünde ifadeler içeren paylaşımı 14.02.2023 tarihinde “….” kullanıcı adlı kendi … hesabı üzerinden yeniden paylaştığının ileri sürülmesi üzerine, sanık … hakkında yapılan yargılamada; paylaşımı ilk olarak yapan “…” kullanıcı adlı kişinin kimliğinin tespit edilmesi, anılan paylaşım nedeniyle hakkında bir soruşturma veya kovuşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, dava açılmış ise ilgili dava dosyasının onaylı örneğinin getirtilerek işbu dosya arasına alınması gerektiği halde bu hususların araştırılmaması suretiyle eksik inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Bir kamu kurumunun bu davaya katılıp katılamayacağı da tartışıldı. Daire, suçtan doğrudan zarar görmeyen kurumun davaya katılamayacağına ve hükmü temyiz edemeyeceğine karar verdi:
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 11.02.2026 tarihli, E. 2026/394, K. 2026/1858 sayılı kararı
Yargılama konusu ”halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu yönünden doğrudan zarar görme olasılığı bulunmayan şikayetçi Kurum’un bu nedenle açılan davaya katılma ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı ve Mahkeme tarafından da katılma kararı verilmiş olmasının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği cihetle; şikayetçi Kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
Anayasa Mahkemesi kararı
7418 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen TCK m. 217/A’nın iptali için Anayasa Mahkemesine dava açıldı. Mahkeme 8.11.2023 tarihinde iptal istemini oy çokluğuyla reddetti; altı üye karşı oy kullandı (E. 2022/129, K. 2023/189). Madde yürürlüktedir.
Mahkeme, kuralı Anayasa’ya uygun bulurken suçun unsurlarını dar yorumladı. Kararda paylaşanın bilginin gerçeğe aykırı olduğunu yaydığı anda bilmesi gerektiği belirtildi. Basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmede de basından bir olgunun doğruluğunu savcı gibi ispat etmesinin beklenemeyeceği, gerçekliğin olgusal bir temele dayanıp dayanmadığına bakılacağı kabul edildi. Haber niteliğindeki paylaşımlarda savunmanın dayanağı çoğu zaman bu ölçüttür: Paylaşım hangi kaynağa dayanıyordu ve o tarihte o kaynak güvenilir sayılabilir miydi?
Dezenformasyon suçunun cezası
- Temel ceza: Bir yıldan üç yıla kadar hapis (m. 217/A/1).
- Gerçek kimliği gizleyerek ya da örgüt faaliyeti çerçevesinde: Ceza yarı oranında artırılır (m. 217/A/2). Sahte adla açılmış, kim olduğu belli olmayan hesaptan yapılan paylaşımlar bu kapsama girer.
- Basın ve yayın yoluyla: TCK m. 218/1’e göre ceza yarı oranına kadar artırılır. Aynı madde, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmadığını da söyler.
Kanunda adli para cezası seçeneği yoktur. Ancak sonuçta verilen hapis cezası bir yıl veya daha azsa adli para cezasına çevrilebilir (TCK m. 50). Verilen ceza iki yıl veya daha azsa şartları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (CMK m. 231) ya da cezanın ertelenmesine (TCK m. 51) karar verilebilir.
Soruşturma ve dava süreci
Şikâyet: Suç şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı paylaşımı ihbar, emniyetin siber birimlerinin tespiti ya da başka bir yolla öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatır. Şikâyetten vazgeçmek soruşturmayı durdurmaz.
Kimlik tespiti: Paylaşımın kime ait olduğu IP kayıtları, telefon numarası ve platformdan istenen bilgilerle belirlenir. 7418 sayılı Kanun’la 5651 sayılı Kanun’un ek 4. maddesine eklenen hükümle, Türkiye’de temsilci atamış sosyal ağ sağlayıcıları bu suçun faillerine ulaşmak için gereken bilgileri savcılık ya da mahkeme isterse vermekle yükümlüdür.
Uzlaştırma ve ön ödeme: Suç uzlaştırma kapsamında değildir (CMK m. 253). Ön ödeme de uygulanmaz.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi: Temel hâlde cezanın üst sınırı üç yıl olduğu için savcı, şartları varsa kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteleyebilir (CMK m. 171/2). Suç gerçek kimlik gizlenerek ya da basın ve yayın yoluyla işlendiyse artırım nedeniyle üst sınır üç yılı aşar ve bu yol kural olarak kapanır.
Görevli mahkeme: Dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Karara karşı bölge adliye mahkemesinde istinaf, kanunda sayılan hâllerde Yargıtay’da temyiz yoluna gidilebilir.
Zamanaşımı: Cezanın üst sınırı beş yılı geçmeyen hâllerde dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e).
İfadeye çağrıldıysanız
Dezenformasyon suçundan ifadeye çağrılan kişinin dosyada en çok işine yarayacak bilgiler şunlardır:
- Paylaşımın ekran görüntüsü, tarihi ve saati; paylaşımın kaldırıldığı ya da düzeltildiği tarih
- Bilginin alındığı kaynak: haber sitesi, resmî açıklama, başka bir hesabın paylaşımı (bağlantısı ve ekran görüntüsüyle)
- Paylaşımdan önce teyit için yapılanlar
- Paylaşımın gerçek erişimi: görüntülenme, beğeni, yeniden paylaşım sayıları
- Varsa düzeltme, özür ya da açıklama mesajları
- Paylaşımdaki ifadenin bir olgu mu, yoksa yorum veya eleştiri mi olduğu
İfade vermeden önce dosyanın içeriğini ve size yöneltilen paylaşımı görmeden açıklama yapmamak, ifadeye bir avukatla gitmek savunmanın sağlıklı kurulmasına yardımcı olur. Emniyetten gelen çağrıda ne yapılacağını ifade çağrısı yazımızda anlattık.
Sıkça sorulan sorular
Başkasının paylaşımını yeniden paylaşmak suç mu?
Yeniden paylaşım da bilgiyi yaymak sayılabilir. Ancak yeniden paylaşan kişi bakımından da bilginin gerçeğe aykırı olduğunu bilme, sırf panik yaratma amacı ve diğer bütün şartlar ayrıca aranır. Yargıtay, ilk paylaşımı yapan kişinin araştırılmadan yeniden paylaşan hakkında hüküm kurulmasını eksik inceleme saymıştır.
Sonradan yanlış olduğu anlaşılan bir haberi paylaştım. Ceza alır mıyım?
Paylaştığınız anda bilginin gerçeğe aykırı olduğunu bilmiyorsanız bu suç oluşmaz. Yanlışlığı öğrenince paylaşımı kaldırmanız ve düzeltme yapmanız, panik yaratma amacınızın bulunmadığını gösteren güçlü bir olgudur.
WhatsApp grubunda paylaşılan mesaj da suç olur mu?
Bire bir mesajlarda aleniyet yoktur. Kalabalık ve herkesin katılabildiği gruplarda ise içerik belirsiz sayıda kişiye ulaşabildiği için aleniyet şartı gerçekleşebilir. Grubun büyüklüğü ve içeriğin dışarıya yayılıp yayılmadığı somut olarak değerlendirilir.
Gazeteciler için ayrı bir kural var mı?
Kanunda gazetecilere özgü bir istisna yoktur. Ancak haber verme amacıyla hareket etmek, “sırf panik yaratma” amacının bulunmadığını gösterir. TCK m. 218/1 de haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan açıklamaların suç oluşturmadığını söyler.
Sahte hesaptan yapılan paylaşımın cezası ne kadar?
Gerçek kimliği gizleyerek işlenen suçta ceza yarı oranında artırılır. Bu durumda ceza bir yıl altı aydan dört yıl altı aya kadar hapis olur.
Bu suç adli sicil kaydına işler mi?
Mahkûmiyet kararı kesinleşirse adli sicile işlenir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında ise bilgi, yalnızca yargı mercilerinin görebildiği ayrı bir sisteme kaydedilir.
Sonuç
Dezenformasyon suçundan soruşturma başladığında dosyanın sonucunu çoğu zaman tek bir soru belirler: Paylaşan kişi bilginin yanlış olduğunu biliyor muydu ve yalnızca panik yaratmak için mi paylaştı? Bu soruya verilecek cevap, paylaşımın kaynağı, paylaşım öncesindeki teyit çabası ve yanlışlık anlaşıldıktan sonra yapılanlarla ortaya çıkar. Bu yüzden paylaşımı kaldırmadan önce ekran görüntüsünü ve kaynağını saklayın, ifadeye bu belgelerle gidin.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5651 sayılı Kanun.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
