Genel af, devletin belirli suçlar bakımından cezalandırma yetkisinden kanunla vazgeçmesidir. Ceza hukukunun en kapsamlı sonuç doğuran kurumlarından biridir; bu nedenle Anayasa, genel af kanununun kabulünü olağan kanunlardan daha yüksek bir çoğunluğa bağlamıştır.
Bu yazıda genel affın tanımı, sanık ve hükümlü bakımından doğurduğu sonuçlar, benzer kurumlardan farkı ve kabul usulü incelenmekte; yazının sonunda Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki hukuki duruma yer verilmektedir. Yazı, gelecekteki düzenlemelere ilişkin bir değerlendirme içermemektedir.
KISA CEVAP
- Genel af hâlinde kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar (TCK m. 65/1).
- Soruşturmadaki dosyada kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturmadaki dosyada davanın düşmesine karar verilir (CMK m. 172/1, 223/8).
- Genel affa uğrayan mahkûmiyet adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır (5352 sayılı Kanun m. 9/1-d).
- “Affa uğramış olsa bile” hükümleri nedeniyle milletvekilliği ve bazı mesleklere ilişkin engeller devam eder (Anayasa m. 76/2).
- Genel af ilanı için TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu, yani en az 360 oy gerekir (Anayasa m. 87).
- Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte genel af niteliğinde bir kanun bulunmamaktadır.
Tanım ve yasal dayanak
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 65/1’e göre genel af hâlinde kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar. Genel af, kişiye değil suça yöneliktir: Kanunda belirlenen suçları belirlenen tarihe kadar işleyen herkes, kimliğine bakılmaksızın aftan yararlanır.
Genel affın ayırt edici özelliği, kapsamının genişliğidir. Af yalnızca cezanın infazını durdurmaz; dava aşamasındaki dosyaları da sona erdirir ve kesinleşmiş mahkûmiyetin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırır.
Özel aftan farkı
Özel af, kesinleşmiş bir cezanın infazına yöneliktir. TCK m. 65/2 uyarınca özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir, infaz süresi kısaltılabilir veya ceza adli para cezasına çevrilebilir. Ancak cezaya bağlı hak yoksunlukları özel affa rağmen etkisini devam ettirir (TCK m. 65/3). Mahkûmiyet hükmü ve adli sicil kaydı da varlığını sürdürür.
Anayasa, özel af yetkisini iki makama tanımıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), kanunla genel af yanında özel af da ilan edebilir (Anayasa m. 87). Cumhurbaşkanı ise yalnızca sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletebilir veya kaldırabilir (Anayasa m. 104).

Genel affın sonuçları
Soruşturma ve kovuşturma evresindeki dosyalar
Genel af kanunu yürürlüğe girdiğinde, kapsama giren suçlar bakımından soruşturma evresindeki dosyalarda Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 172/1). Kovuşturma evresindeki dosyalarda mahkeme, TCK’da öngörülen bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verir (CMK m. 223/8). Dosya istinaf veya temyiz aşamasındaysa düşme kararı kanun yolu merciince de verilebilir.
Kesinleşmiş hükümler
Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde cezanın infazı durur ve hükümlü salıverilir. Ceza bütün neticeleriyle ortadan kalktığından mahkûmiyet, sonradan işlenen suçlar bakımından tekerrüre esas alınamaz ve TCK m. 53’teki hak yoksunlukları sona erer. Tahsil edilmemiş adli para cezalarının takibi de durur. Buna karşılık af, ileriye dönük sonuç doğurur; af kanununda aksi öngörülmedikçe daha önce infaz edilmiş hapis cezaları için tazminat ödenmez ve tahsil edilmiş adli para cezaları kural olarak geri verilmez.
Adli sicil kaydı
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 9/1-d uyarınca genel af hâlinde adli sicildeki bilgiler, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydı, kural olarak kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir. Anayasa m. 76 ile TCK dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde bu süre, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıl, alınmamışsa otuz yıldır (5352 sayılı Kanun m. 12/1).
“Affa uğramış olsa bile” hükümleri
Genel affın sonuçları bazı alanlarda kanunla sınırlandırılmıştır. Anayasa m. 76/2, zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık ve sahtecilik gibi suçlardan hüküm giyenlerin affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemeyeceğini düzenler. Benzer hükümler devlet memurluğu, avukatlık ve noterlik gibi mesleklere girişi düzenleyen kanunlarda ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un silah ruhsatına ilişkin 7. maddesinde de yer alır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, adli sicil arşiv kaydının silinmesine ilişkin bir uyuşmazlıkta, genel af hâlinde adli sicil bilgilerinin silinerek arşive alındığını; Anayasa m. 76 ve özel kanunlardaki “affa uğramış olsa bile” hükümleri nedeniyle bu mahkûmiyetlerin arşivde muhafaza edilmesi ve istendiğinde ilgili kurumlara bildirilmesi gerektiğini açıklamıştır (Yargıtay CGK, E. 2006/8-186, K. 2006/209, T. 10/10/2006). Buna göre genel af, cezai sonuçları ortadan kaldırsa da kanunun açıkça saklı tuttuğu idari ve mesleki engelleri kaldırmaz.
Tazminat sorumluluğu
Genel af, devletin cezalandırma yetkisine ilişkindir. Suçtan zarar gören kişinin tazminat talebi, ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemesinde ileri sürülebilir. Af kanunları bu konuda ayrıca hüküm içerebileceğinden, her kanunun metni ayrıca incelenmelidir.
Kapsamın belirlenmesi
Bir dosyanın genel af kapsamına girip girmediği, af kanununun öngördüğü ölçütlere göre belirlenir. Uygulamada üç ölçüt öne çıkar:
- Suç tarihi: Af kanunları belirli bir tarihe kadar işlenen suçları kapsar. TCK, dava zamanaşımının kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden başlayacağını düzenlemiştir (TCK m. 66/6). Bu suçlarda fiilin bir kısmı af tarihinden önce, bir kısmı sonra gerçekleşmişse, aftan yararlanılıp yararlanılamayacağı af kanununun hükümleri ve suçun işlendiği tarih birlikte değerlendirilerek belirlenir.
- Suçun türü: Af kanunları genellikle bazı suçları açıkça kapsam dışında bırakır. Dosyadaki suçun nitelendirmesi yargılama sırasında değişirse, kapsam değerlendirmesi de yeni nitelendirmeye göre yapılır.
- Ceza miktarı: Bazı af kanunları, kanunda öngörülen cezanın üst sınırını veya hükmolunan cezanın miktarını ölçüt olarak alır.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda her şerik bakımından bu ölçütler ayrı ayrı uygulanır.
Genel affın benzer kurumlardan farkı
| Kurum | Dayanak | Dava ve ceza üzerindeki etkisi | Adli sicil |
|---|---|---|---|
| Genel af | TCK m. 65/1 | Dava düşer, ceza bütün sonuçlarıyla kalkar | Silinir, arşive alınır |
| Özel af | TCK m. 65/2-3 | İnfaz sona erer veya kısalır, hak yoksunlukları sürer | Kayıt devam eder |
| Fiilin suç olmaktan çıkarılması | TCK m. 7/1 | İnfaz ve kanuni sonuçlar kendiliğinden kalkar | Adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir (5352 s. K. m. 12/2) |
| İnfaz düzenlemesi | 5275 sayılı Kanun | Hüküm ve mahkûmiyet devam eder, yalnızca infaz süresi değişir | Kayıt devam eder |
| Zamanaşımı | TCK m. 66-68 | Dava düşer veya ceza infaz edilemez | Ceza zamanaşımında silinir, arşive alınır |
Bu ayrım uygulamada önemlidir. Kamuoyunda “af” olarak anılan infaz düzenlemeleri mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz; kişi tahliye edilse bile mahkûmiyetin adli sicil, tekerrür ve hak yoksunluğu sonuçları devam eder.
Kabul usulü ve sınırları
Genel af, kanunla ilan edilir. Anayasa m. 87 uyarınca TBMM’nin genel af ilanına karar verebilmesi için üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun, yani 600 milletvekilinden en az 360’ının oyu gerekir. Kabul edilen kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Cumhurbaşkanı kanunu bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderebilir (Anayasa m. 89).
Af kanunları da Anayasa Mahkemesi denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesi, 2000 tarihli 4616 sayılı Kanun’un kapsam dışı bıraktığı suçlara ilişkin bazı hükümleri eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmiş ve bu iptallerle kanunun uygulama alanı genişlemiştir. Kapsamı belirlenirken benzer nitelikteki suçlar arasında haklı bir neden olmaksızın ayrım yapılması, Anayasa’ya aykırılık sonucunu doğurabilir.
Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki durum
Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte genel af niteliğinde bir kanun bulunmamaktadır. Cumhuriyet tarihinde suç ve cezaları geniş kapsamda ortadan kaldıran son düzenleme, 1974 tarihli ve 1803 sayılı Kanun’dur. 2005’ten bu yana kabul edilen ve kamuoyunda “af” olarak anılan düzenlemeler, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapılan infaz değişiklikleridir.
Bir af düzenlemesinin hukuki sonuç doğurabilmesi için kanunun TBMM’de kabul edilmesi, Resmî Gazete’de yayımlanması ve yürürlüğe girmesi gerekir. Kanun teklifleri, taslaklar ve kamuoyunda dolaşan madde listeleri hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle sanık ve hükümlüler bakımından istinaf ve temyiz süreleri, infaz işlemleri ve diğer usul süreleri, olası bir düzenleme beklentisiyle ertelenemez; kaçırılan bir süre, sonradan çıkacak bir kanunla kural olarak telafi edilemez.
Sıkça Sorulan Sorular
Genel aftan yararlanmak için başvuru yapmak gerekir mi?
Genel af kendiliğinden uygulanır; ilgili savcılık veya mahkeme, kapsama giren dosyalarda re’sen karar verir. Bununla birlikte uygulamanın gecikmesi hâlinde ilgili, dosyanın bulunduğu mercie dilekçeyle başvurarak kararın verilmesini isteyebilir.
Genel af kanunu, kendisinden sonra işlenen suçları kapsar mı?
Kapsamaz. Af kanunları belirli bir tarihe kadar işlenen suçlara uygulanır. Bu tarihten sonra işlenen suçlar, kanunda aksi öngörülmedikçe aftan yararlanamaz.
Genel affa uğrayan mahkûmiyet iş başvurularında görünür mü?
Genel af hâlinde kayıt adli sicilden silinip arşive alınır. Arşiv kaydı yalnızca kanunda sayılan amaçlarla ve yetkili mercilerce görülebilir. Ancak “affa uğramış olsa bile” hükmü bulunan meslek ve görevler bakımından bu kayıt ilgili kurumlara bildirilebilir.
Sanık genel af yerine beraat kararı verilmesini isteyebilir mi?
Af kanunları, dava düşmeden önce yargılamanın devamını isteme imkânı tanıyabilir. Nitekim 4616 sayılı Kanun, yürürlüğünden itibaren üç ay içinde talepte bulunanlar hakkında yargılamaya devam edilmesini öngörmüştü. Böyle bir imkânın bulunup bulunmadığı her af kanununun metnine göre belirlenir.
Sonuç
Genel af, kamu davasını düşüren ve cezayı bütün sonuçlarıyla kaldıran bir kurumdur; ancak “affa uğramış olsa bile” hükümleri nedeniyle bazı mesleki ve idari engeller varlığını sürdürür. Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte bir genel af kanunu bulunmamaktadır; hukuki değerlendirme yalnızca Resmî Gazete’de yayımlanmış metinler üzerinden yapılabilir. Somut dosyalara ilişkin sorular için büromuzla iletişime geçilebilir.
İlgili yazılar: Türkiye’de Çıkarılan Af Kanunları: 1923’ten Bugüne Tarihçe
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
