Anayasa’nın 24 ve 25. maddeleri, herkesin din ve vicdan özgürlüğüne, düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu ve kimsenin inancını açıklamaya zorlanamayacağını güvence altına alır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 115. maddesi bu güvencenin ceza hukukundaki karşılığıdır. Madde 2014 yılında 6529 sayılı Kanunla genişletilmiş; ibadetin engellenmesi ve yaşam tarzı tercihlerine müdahale de ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.
KISA CEVAP
- Cebir veya tehditle bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlamak suçtur.
- Bu düşünceleri açıklamaktan veya yaymaktan menetmek de aynı suçu oluşturur.
- İbadetin veya dini ayinin cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi de cezalandırılır.
- Kişinin inancından kaynaklanan yaşam tarzı tercihlerine müdahale de suç kapsamındadır.
- Cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; silahla veya birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi cezayı artırır (TCK m. 119).
- Fiil bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse 3713 sayılı Kanun ayrıca uygulanabilir.
Kanun metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 115
(1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi hâlinde, fail hakkında birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur. (3) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden veya bunları değiştirmeye zorlayan kişiye birinci fıkra hükmüne göre ceza verilir.
Korunan hukuki değer
Suç, Kanunun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Korunan değer, kişinin iç dünyasında oluşturduğu inanç ve kanaatleri dış baskıdan uzak biçimde benimseme, açıklama veya açıklamama serbestisidir. Anayasa’nın 24. maddesi kimsenin ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağını ve bunlardan dolayı kınanamayacağını; 25. maddesi ise kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağını belirtir. TCK m. 115, bu güvencelerin özel kişiler arasında da korunmasını sağlar.
Fıkralardaki koruma alanı geniştir. Birinci fıkra yalnızca dini inançları değil, siyasi, sosyal ve felsefi düşünceleri de kapsar. Bu nedenle bir kişiyi tehditle belirli bir siyasi partiyi desteklediğini açıklamaya zorlamak veya ateist olduğunu söylemekten alıkoymak da suçun konusuna girer.
Cebir, tehdit ve “hukuka aykırı başka bir davranış”
Birinci fıkrada suç yalnızca cebir veya tehditle işlenebilir. Cebir, kişinin vücuduna yönelik fiziki güç kullanımıdır. Tehdit ise kişiyi veya yakınını hayat, vücut, cinsel dokunulmazlık veya malvarlığına yönelik bir saldırıyla ya da başka bir kötülükle korkutmaktır. Kişiyi ikna etmeye çalışmak, ısrarla tartışmak veya bir görüşü eleştirmek bu araçlara girmez.
İkinci ve üçüncü fıkralarda ise kanun, cebir ve tehdidin yanında “hukuka aykırı başka bir davranış” ifadesine yer verir. Bu ifade, fiziki güç veya korkutma içermeyen ancak hukuken korunmayan bir engelleme yöntemini kapsar. İbadet yerinin elektriğini kesmek, toplu ibadetin yapıldığı alanı yetkisiz biçimde kapatmak veya kişinin ibadet için kullandığı eşyayı alıp götürmek bu tür davranışlara örnek gösterilebilir. Kanuna dayanan bir idari tasarruf, örneğin belirli bir yapının imar mevzuatına aykırılık nedeniyle mühürlenmesi ise hukuka uygun olduğundan bu kapsama girmez.
Manevi unsur
Suç kasten işlenir. Failin, mağduru inancını açıklamaya veya değiştirmeye zorladığını ya da ibadetini engellediğini bilmesi ve istemesi gerekir. Kanun ayrıca belirli bir saik aramaz. Failin bunu kendi inancını üstün gördüğü için mi, yoksa başka bir çıkar için mi yaptığı, suçun oluşumunu etkilemez. Ancak saik, TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Üç ayrı suç tipi

Zorlama ve menetme (birinci fıkra): Fail, mağduru bir inancı açıklamaya, değiştirmeye zorlar veya açıklamaktan alıkoyar. Bu fıkrada hareket yalnızca cebir veya tehditle yapılabilir. Sözlü ikna, tartışma veya propaganda suç oluşturmaz.
İbadetin engellenmesi (ikinci fıkra): Namaz kılmanın, oruç tutmanın, bir ayine katılmanın veya toplu ibadetin engellenmesidir. Bu fıkrada cebir ve tehdidin yanında “hukuka aykırı başka bir davranış” da yeterlidir. Örneğin ibadet yerinin kapısını kilitlemek bu kapsamda değerlendirilebilir.
Yaşam tarzına müdahale (üçüncü fıkra): Kişinin inancından veya düşüncesinden kaynaklanan giyim, beslenme ya da sosyal yaşam tercihlerine müdahaledir. Örneğin bir kişiyi kıyafeti nedeniyle zorla bir yerden çıkarmak bu kapsamda tartışılabilir.
Nitelikli hâller
TCK m. 119/1, Kanunun hürriyete karşı suçlar arasında sayılan bazı suçları için ortak bir nitelikli hâl düzenler. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu;
- silahla,
- failin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
- birden fazla kişi tarafından birlikte,
- var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
- kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle
işlenirse verilecek ceza bir kat artırılır. Bu durumda ceza aralığı iki yıldan altı yıla kadar hapse çıkar. Birden fazla nitelikli hâlin aynı olayda gerçekleşmesi, artırım oranını değiştirmez; ancak hâkim temel cezayı belirlerken bu durumu TCK m. 61 uyarınca dikkate alabilir.
TCK m. 119/2’ye göre suç işlenirken kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, örneğin mağdurun kemiği kırılırsa, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler ayrıca uygulanır. Fiil birden fazla kişiye karşı tek bir hareketle işlenmişse, zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43/2) de gündeme gelir.
Yargıtay kararı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023 tarihli kararına konu olayda sanık, bir terör örgütü adına kimliğini gizleyerek bir kahvehaneye baskın yapan grupta yer almakla suçlanmıştır. İlk derece mahkemesi sanığı silahlı terör örgütüne üyelik ve inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçlarından mahkûm etmiştir. Hüküm, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 7/2 ve TCK m. 44 delaletiyle TCK m. 115/1 ve m. 119/1-a, b, c, d bentlerine dayanmaktadır. Bölge adliye mahkemesi şu tespiti yapmıştır:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 21.06.2023 tarihli, E. 2021/8457, K. 2023/4543 sayılı kararında aktarılan bölge adliye mahkemesi değerlendirmesi
sanığın atılı suçu, kahvehanede bulunan birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlediği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanunun 43/2 maddesi gereğince hükmolunan cezada artırım yapılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini, aleyhe istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmayarak eleştirilmekle yetinilmiş
Yargıtay, ses ve görüntü karşılaştırmasına ilişkin uzmanlık raporu dahil delillerin hukuka uygun olarak toplandığını belirterek hükümleri onamıştır. Karar, bir gruba yönelik baskınlarda tek fiille birden fazla mağdurun bulunduğu durumlarda TCK m. 43/2’nin uygulanabileceğini ve aleyhe kanun yoluna başvurulmamışsa sanık aleyhine düzeltme yapılamayacağını göstermektedir.
Ayrımı yapılması gereken suçlar
Nefret saikiyle bir kişinin hizmetten yararlanmasının veya işe alınmasının engellenmesi, TCK m. 122’deki nefret ve ayırımcılık suçu kapsamındadır. Bir kişinin inancı nedeniyle tehdit edilmesi ise somut olayda hem tehdit (TCK m. 106) hem de TCK m. 115 bakımından değerlendirilebilir. Bu ayrım için Nefret ve Ayırımcılık Suçu (TCK 122): Unsurları, Cezası ve Yargıtay Kararı yazımıza bakılabilir.
Usul ve yaptırım
Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında bulunmamaktadır. Temel hâlde cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan dava zamanaşımı TCK m. 66 uyarınca sekiz yıldır. TCK m. 119’daki nitelikli hâllerde üst sınır altı yıla çıktığından zamanaşımı on beş yıl olur. Sonuç ceza iki yılı aşmazsa, koşulları varsa HAGB veya erteleme uygulanabilir.
Suç, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 4. maddesinde sayılan suçlar arasındadır. Bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde terör suçu sayılır ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca ceza yarı oranında artırılır.
Örnek olay
H, bir apartmanın yöneticisidir. Apartmanda oturan bir aile, evlerinde düzenli olarak toplu ibadet yapmaktadır. H, diğer komşulardan gelen şikâyetleri gerekçe göstererek ailenin kapısına yazılı bir uyarı bırakır ve toplantılar devam ederse “başlarına iş açılacağını” söyler. Bir sonraki toplantı günü ise apartmanın dış kapısını kilitleyerek misafirlerin girişini engeller. H’nin sözleri tehdit niteliği taşıyabilir. Kapının kilitlenmesi ise ibadetin hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi olarak TCK m. 115/2 kapsamında değerlendirilebilir. Gürültü veya ortak alan kullanımına ilişkin gerçek bir uyuşmazlık varsa, bunun çözüm yolu kat malikleri kurulu kararı ve yargı yoludur; tek taraflı fiili engelleme bu yolu meşrulaştırmaz.
Sıkça sorulan sorular
Aile içinde bir bireyin ibadetini engellemek bu suçu oluşturur mu?
İbadetin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi, failin aile üyesi olmasına bakılmaksızın TCK m. 115/2 kapsamında değerlendirilebilir.
İşverenin işyerinde ibadet için ayrı süre tanımaması suç mudur?
İşverenin işin düzenine ilişkin makul kuralları kural olarak hukuka aykırı bir engelleme sayılmaz. Değerlendirme, kuralın amacına ve uygulanış biçimine göre yapılır.
Suç şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. Savcılık ihbar üzerine resen soruşturma yürütür.
Görevli mahkeme hangisidir?
Kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Fiil terör örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenmişse dava ağır ceza mahkemesinde görülür.
Bir kişiyi kıyafeti nedeniyle işyerinden zorla çıkarmak hangi suçu oluşturur?
Kıyafet, kişinin inancından veya düşüncesinden kaynaklanan bir yaşam tarzı tercihiyse, bu tercihe cebir veya hukuka aykırı başka bir davranışla müdahale edilmesi TCK m. 115/3 kapsamında değerlendirilebilir. Eylem aynı zamanda bir hizmetten yararlanmanın nefret saikiyle engellenmesi niteliğindeyse TCK m. 122 de gündeme gelir. Aynı fiille birden fazla suç oluşuyorsa TCK m. 44 uyarınca daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur.
Anne veya babanın çocuğunu belirli bir dini eğitime yönlendirmesi suç mudur?
Anayasa’nın 24. maddesi, küçüklerin din eğitimi ve öğretiminin kanuni temsilcilerinin isteğine bağlı olduğunu belirtir. Bu nedenle velinin çocuğunu kendi inancı doğrultusunda yetiştirmesi suç oluşturmaz. Ancak bu süreçte çocuğa karşı cebir uygulanması veya çocuğun ağır şekilde tehdit edilmesi, olayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir.
Başvurmadan önce
Olayın tanıkları, görüntü kayıtları ve tehdit içerikli mesajlar saklanmalıdır. Cebir kullanılmışsa derhal darp raporu alınması, delilin kaybolmaması bakımından önemlidir. İbadet yerine yönelik engellemelerde, olayın tarih ve saatini, engellemeyi yapan kişilerin kimliklerini ve engellenen ibadete katılmak isteyen kişilerin isimlerini gösteren bir tutanak düzenlenmesi, sonradan tanık bulunmasını kolaylaştırır.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
