İnanç sözleşmesi, bir kişinin bir malını ya da hakkını güvendiği birine devretmesi ve bu kişinin, belirli bir amaç gerçekleşince malı geri vermeyi üstlenmesidir. En sık görülen örnek, borç karşılığı teminat olarak tapunun alacaklıya devredilmesi ya da taşınmazın bir yakın adına “emaneten” tescil ettirilmesidir. İnançlı işlem kanunda ayrıca düzenlenmemiştir; sözleşme serbestisi çerçevesinde geçerli kabul edilir. Yargıtay’a göre inanç sözleşmesi yazılı delille ispat edilir. Yazılı delil yoksa, karşı taraftan çıkmış bir delil başlangıcı tanıkla tamamlanabilir; ikrar ve yemin de kullanılabilir.
KISA CEVAP
- İnanç sözleşmesinde devreden “inanan”, devralan “inanılan” diye adlandırılır.
- İki tür inançlı işlem vardır: teminat amaçlı (güvence) ve yönetim amaçlı (emanet).
- 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre inanç sözleşmesi yazılı delille ispat edilir.
- Karşı tarafın elinden çıkmış delil başlangıcı varsa tanık dahil her türlü delil kullanılabilir (6100 sayılı HMK m. 202).
- Yazılı delil yoksa ikrar ve yemin deliline başvurulabilir.
- İnanç sözleşmesinden doğan davalarda zamanaşımı on yıldır.
İnançlı işlem nedir?
İnançlı işlem iki işlemden oluşur. Birincisi, mülkiyetin devrine yönelik tasarruf işlemidir; tapuda satış ya da bağış görünümündeki devir budur. İkincisi, devralanın malı belirli şartlarla kullanmayı ve amaç gerçekleşince geri vermeyi üstlendiği borçlandırıcı anlaşmadır; buna inanç sözleşmesi denir.
Tapudaki devir gerçekten istenmiş bir işlemdir. Bu nedenle inançlı işlem, tarafların bilerek gerçek iradelerine aykırı işlem yaptığı muvazaadan farklıdır. İnanılan, dış ilişkide gerçek maliktir; iç ilişkide ise geri verme borcu altındadır.
Teminat amaçlı inançlı işlem
Borç alan kişi, borcunu güvenceye almak için taşınmazını alacaklıya devreder. Borç ödenince alacaklı taşınmazı geri devretmeyi üstlenir. Bu yol, ipotek kurmanın masrafından ya da alacaklının daha hızlı tahsil isteğinden dolayı tercih edilir. Uygulamada tefecilik ilişkilerinde de sık görülür.
Yönetim amaçlı inançlı işlem
Malik, taşınmazını yönetilmesi, kiraya verilmesi ya da ileride başka birine devredilmesi için güvendiği birine devreder. Yurt dışında yaşayan kişinin taşınmazını kardeşi adına tescil ettirmesi buna örnektir.
Yargıtay’ın tanımı ve ispat kuralı
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 25.03.2019 tarihli, E. 2018/5707, K. 2019/2692 sayılı kararı
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Aynı kararda Yargıtay, yazılı delil ya da delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar ve yemin gibi kesin delillerle ispat edilebileceğini, davacı yemin deliline dayanmışsa mahkemenin bu hakkı ona hatırlatması gerektiğini belirtti.
Uygulamada delil başlangıcı sayılabilecek belgeler
- İnanılanın el yazısıyla yazdığı ama imzalamadığı not ya da mektup
- İnanılanın parafını taşıyan bilgisayar çıktısı
- İnanılanın “tapuyu borç bitince geri vereceğim” anlamına gelen mesajları (her olayda ayrıca değerlendirilir)
- Borç ilişkisini gösteren banka dekontları ile birlikte inanılanın yazılı beyanları
Taşınmaz üçüncü kişiye satılmışsa
İnanılan, taşınmazı başka birine devretmişse, inananın bu üçüncü kişiye karşı dava açabilmesi için üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığının ispatı gerekir. Tapu siciline güvenerek iyiniyetle taşınmaz edinen kişinin kazanımı korunur. Yukarıdaki 14. Hukuk Dairesi kararına konu olayda, davacı taşınmazını kendi şirketine devredilmek üzere güvendiği bir kişiye devretmiş, bu kişi de taşınmazı davalıya satmıştı. Yargıtay, inanılanın da davaya dahil edilmesi, inançlı işleme ilişkin belgelerin toplanması ve inanılan ile davalının el ve işbirliği içinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek ret kararını bozdu.
İnanılan ile üçüncü kişinin birlikte hareket ettiği ispat edilemezse, inanan tapuyu geri alamaz; ancak inanılana karşı tazminat isteyebilir.
Zamanaşımı
İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir süre öngörülmediğinden genel on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Yukarıdaki kararda Yargıtay bu süreyi açıkça belirtmiştir.
Dava ve görevli mahkeme
Taşınmazın geri alınması için tapu iptali ve tescil davası açılır. Taşınmaz hakkındaki davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Teminat amaçlı devirlerde, borcun ödendiği ya da ödeme teklif edildiği belgelenmeli ve gerekirse borç tutarı mahkemece belirlenecek yere depo edilmelidir.
Süreç

- İnanç ilişkisini gösteren yazılı belge, mesaj, dekont ve tanıklar belirlenir.
- Teminat amaçlı devirde borç ödenir ya da ödeme teklif edilir.
- İnanılana noter ihtarnamesiyle iade talebi bildirilir.
- Taşınmazın bulunduğu yerde tapu iptali ve tescil davası açılır; ihtiyati tedbirle devir engellenir.
- Taşınmaz üçüncü kişiye geçmişse, o kişinin kötüniyeti ve inanılanla işbirliği ispat edilir.
Sıkça sorulan sorular
Kardeşim adına tapu aldım, parayı ben ödedim. Taşınmazı geri alabilir miyim?
Bu bir inanç ilişkisi olabilir. Ancak ispat için yazılı delil ya da en azından kardeşten çıkmış bir delil başlangıcı gerekir. Paranın davacı tarafından ödendiğini gösteren banka kayıtları tek başına inanç sözleşmesini ispat etmeye yetmeyebilir.
Borcuma karşılık tapuyu alacaklıya verdim. Borcu ödedim, tapuyu vermiyor. Ne yapılabilir?
Teminat amaçlı inançlı işlem söz konusudur. Alacaklının yazılı taahhüdü ya da delil başlangıcı varsa tapu iptali ve tescil davası açılır. Faiz oranı ve şartlara göre olay tefecilik suçu bakımından da incelenebilir.
İnanç sözleşmesi ile muvazaa arasındaki fark nedir?
Muvazaada taraflar görünürdeki işlemi gerçekte istemez. İnançlı işlemde ise devir gerçekten istenir; devralan yalnızca iade borcu altına girer.
Tanıkla ispat hiç mümkün değil midir?
Karşı taraftan çıkmış bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir (HMK m. 202).
Sonuç
Güvene dayalı tapu devirlerinde en önemli delil, devralanın imzasını ya da el yazısını taşıyan bir belgedir. Devir yapılırken iade şartlarının yazılı bir belgeye bağlanması, ileride açılacak davanın sonucunu doğrudan belirler.
Mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
