Kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, işe iade, hizmet tespiti ve SGK’ya karşı açılan davalar iş mahkemelerinde görülür. 2017 yılında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, iş mahkemelerinin görev alanını eski 5521 sayılı Kanun’a göre genişletmiştir. Artık yalnızca İş Kanunu’na tabi işçiler değil, Türk Borçlar Kanunu’ndaki hizmet sözleşmesine tabi çalışanlar da işverenleriyle olan uyuşmazlıklarda iş mahkemesine başvurur. Görev kamu düzenine ilişkin olduğu için yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla sonuçlanır. Aşağıda iş mahkemesinin görev alanı, yetkili mahkeme, arabuluculuk şartı, zamanaşımı ve sık karşılaşılan sınır durumları anlatılmaktadır.
KISA CEVAP
- İş mahkemeleri, işçi ile işveren arasında iş ilişkisinden doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına bakar.
- Kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu’na, 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na, 854 sayılı Deniz İş Kanunu’na ve TBK’daki hizmet sözleşmesine tabi çalışanlar vardır.
- SGK veya İŞKUR’un taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından doğan davalar da iş mahkemesinde görülür.
- İdari para cezalarına itirazlar ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar bu kapsamın dışındadır.
- İşçi ve işveren alacakları ile işe iade davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.
- İş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.
Kanun metni
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 5/1
(1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.
Görev alanı

İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar: Ücret, fazla çalışma, yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, mobbing nedeniyle tazminat ve iş kazasından doğan tazminat davaları bu kapsamdadır. İşverenin işçiye karşı açtığı davalar da, örneğin rekabet yasağına aykırılık veya işçinin verdiği zarar nedeniyle açılan tazminat davaları, iş mahkemesinde görülür. Uyuşmazlığın iş ilişkisi “nedeniyle” doğması yeterlidir; sözleşmeden veya kanundan doğmuş olması fark etmez.
Sosyal güvenlik davaları: Hizmet tespiti, prim borcu, emeklilik ve iş göremezlik geliri, ölüm geliri, sigortalılık başlangıcının tespiti gibi SGK’nın taraf olduğu davalar ile İŞKUR’a karşı açılan işsizlik ödeneği davaları iş mahkemesindedir. SGK’nın iş kazası nedeniyle işverene açtığı rücu davaları da bu kapsamdadır.
İstisnalar: SGK’nın verdiği idari para cezalarına itiraz ve kamu görevlilerinin geçmiş hizmetlerine ilişkin 5510 geçici 4. madde uyuşmazlıkları kanunla kapsam dışında bırakılmıştır. Memurların statü hukukundan doğan uyuşmazlıkları ise idari yargının görev alanındadır.
Görevin sınırları: hangi davalar iş mahkemesinde açılmaz?
Bazı uyuşmazlıklar işle bağlantılı olsa da iş mahkemesinin görevine girmez:
- Serbest çalışanlar ve eser sözleşmesi. Bağımsız çalışan bir yazılımcı, mimar veya usta ile iş sahibi arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden değil eser veya vekâlet sözleşmesinden doğar. Bu davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür. Belirleyici olan, kişinin işverene bağımlı olarak çalışıp çalışmadığıdır; sözleşmenin adı tek başına sonuç doğurmaz.
- Ortaklık ilişkisi. Şirket ortağının ortaklık sıfatından doğan talepleri ticaret mahkemesinin görevindedir. Ortak aynı zamanda şirkette iş sözleşmesiyle çalışıyorsa, ücret ve tazminat talepleri iş mahkemesinde görülür.
- İşçinin işverenle kişisel borç ilişkisi. İşverenin işçiye iş ilişkisinden bağımsız olarak verdiği borç para veya kiraya verdiği konut nedeniyle doğan uyuşmazlıklar, iş ilişkisinden kaynaklanmadığı için genel mahkemelerde görülür. Lojmanın iş sözleşmesine bağlı olarak verildiği hâllerde ise iş mahkemesi görevli olabilir.
- Kamu personeli. Kamu kurumlarında 4857 sayılı Kanun’a tabi sürekli işçiler iş mahkemesine başvurur; 657 sayılı Kanun’a tabi memurlar ve sözleşmeli personel ise idari yargıya gider.
Yetkili mahkeme
7036 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre iş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. İşin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir. Örneğin merkezi İstanbul’da bulunan bir şirketin Bursa’daki fabrikasında çalışan işçi, işçilik alacakları için İstanbul veya Bursa iş mahkemesinde dava açabilir. Kanun bu yetki kurallarına aykırı yetki sözleşmelerini geçersiz sayar; iş sözleşmesine “uyuşmazlıklarda Ankara mahkemeleri yetkilidir” yazılması işçiyi bağlamaz.
Yargılama usulü ve kanun yolları
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (7036 m. 7/1). Bu usulde dilekçeler teatisi kısadır, ön inceleme ve tahkikat mümkün olduğunca tek duruşmada tamamlanır. İş mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki parasal sınırı aşan davalarda temyiz yolu açıktır. İşe iade davalarında ise bölge adliye mahkemesi kesin olarak karar verir (4857 m. 20/3).
Yargıtay kararları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020 tarihli kararına konu olayda, özel halk otobüsünde şoför olarak çalışan davacı işçilik alacakları için iş mahkemesinde dava açmıştır. Dava eski 5521 sayılı Kanun döneminde açılmış ve işyerinin esnaf işyeri olup olmadığı, dolayısıyla İş Kanunu’nun uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmıştır. Genel Kurul, yeni kanunun görev kuralını derhâl uygulanacak bir kural olarak nitelendirmiştir:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 21.10.2020 tarihli, E. 2016/1349, K. 2020/801 sayılı kararı
Hemen belirtilmelidir ki görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı, bu nedenle yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının geçmişe de etkili olacağı tartışmasızdır.
Genel Kurul, esnaf işyerinde çalışanların daha önce genel mahkemelerde dava açtığını hatırlatarak şu tespiti yapmıştır:
Aynı karar
Buna karşılık 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile bu tür uyuşmazlıkların da iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edildiği görülmektedir.
Bu nedenle, eski dönemde açılmış olsa bile yeni kanunla görevli hâle gelen iş mahkemesinin görevsizlik kararı vermemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.10.2023 tarihli, E. 2023/11279, K. 2023/16278 sayılı kararında ise, görevsiz asliye hukuk mahkemesinde arabuluculuğa başvurulmadan açılan bir davada, dosya iş mahkemesine gönderilmeden önce arabuluculuk süreci tamamlanmışsa dava şartının gerçekleşmiş kabul edileceğine oy çokluğuyla karar verilmiştir. Karşı oy yazısı ise arabuluculuğun davadan önce yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
Arabuluculuk şartı
Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (7036 m. 3/1). 2023 yılında yapılan değişiklikle bu alacaklara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kapsama alınmıştır. Arabuluculuğa başvurulmadan dava açılırsa dava usulden reddedilir. İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ise bu şartın dışındadır.
Arabulucu, kural olarak görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Taraflardan biri geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmazsa, son tutanakta bu durum belirtilir ve dava sonunda o taraf haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur. Son tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenmelidir.
İşe iade bakımından süreler daha kısadır. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalı; arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açmalıdır (4857 m. 20/1). Bu süreler hak düşürücüdür; kaçırılırsa işe iade talebi kaybedilir, ancak kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacaklar için ayrıca dava açılabilir.
Zamanaşımı
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, eşit davranmama tazminatı ve yıllık izin ücreti için zamanaşımı beş yıldır (4857 ek m. 3). Ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri gibi dönemsel ücret alacakları için de TBK m. 147 uyarınca beş yıllık zamanaşımı uygulanır. Arabulucuya başvuru, zamanaşımını keser ve süreç boyunca zamanaşımı işlemez. İş kazasından doğan tazminat davalarında ise haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre ayrı zamanaşımı süreleri değerlendirilir. Güncel parasal sınırlar ve ayrıntılar için “İşçilik Alacakları Davası” yazımıza bakılabilir.
Örnek olaylar
Ev hizmetlisi. Bir aileye yatılı olarak altı yıl bakıcılık yapan kişinin işten çıkarılması üzerine açacağı ücret ve tazminat davası, TBK’daki hizmet sözleşmesine dayandığı için iş mahkemesinde görülür. İş Kanunu’ndaki kıdem tazminatı hükümleri ev hizmetlerine uygulanmaz; bu nedenle talepler TBK hükümlerine göre değerlendirilir.
Kurye. Bir platform üzerinden çalışan ve kendi motosikletini kullanan kuryenin işçi mi yoksa bağımsız çalışan mı olduğu, mesai saatlerinin belirlenmesi, talimat alınması ve ücretin ödenme biçimi gibi olgulara göre belirlenir. Bağımlılık ilişkisi kurulursa iş mahkemesi görevlidir; aksi hâlde uyuşmazlık genel mahkemede görülür.
Sıkça sorulan sorular
Ev hizmetlerinde çalışan kişi hangi mahkemede dava açar?
Ev hizmetlerinde çalışanlar İş Kanunu kapsamı dışındadır; ancak TBK’daki hizmet sözleşmesine tabi oldukları için iş mahkemesinde dava açarlar.
Hizmet tespiti davasında arabuluculuk gerekir mi?
Hizmet tespiti davaları SGK’yı da ilgilendirdiğinden arabuluculuk dava şartına tabi değildir.
Şirket yöneticisi iş mahkemesinde dava açabilir mi?
Yönetici bir iş sözleşmesiyle çalışıyorsa iş mahkemesine başvurabilir. Yalnızca yönetim kurulu üyeliğinden doğan uyuşmazlıklar ise ticaret mahkemesinin görev alanına girebilir.
İş mahkemesi kararlarına karşı hangi kanun yolları vardır?
Kararlara karşı istinaf, istinaf kararlarına karşı da kanundaki parasal sınırı aşan davalarda temyiz yoluna gidilebilir. İşe iade davalarında bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir.
Yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde dava açılırsa ne olur?
Mahkeme görevsizlik kararı verir. Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde dosyanın görevli iş mahkemesine gönderilmesi istenmelidir (HMK m. 20); aksi hâlde dava açılmamış sayılır. Arabuluculuk şartı da ayrıca kontrol edilmelidir.
Taşeron işçisi kime karşı dava açar?
Alt işveren işçisi, işçilik alacakları için hem kendi işvereni olan alt işverene hem de asıl işverene karşı iş mahkemesinde dava açabilir. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur (4857 m. 2/6). Arabuluculuk başvurusu da her iki işverene karşı yapılmalıdır.
Dava açmadan önce
Bordrolar, banka kayıtları, SGK hizmet dökümü ve fesih bildirimi toplanmalıdır. Arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmelidir; eklenmezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir, bu sürede de sunulmazsa dava usulden reddedilir.
Mevzuat: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu.
Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
