İstirdat Davası (İİK 72/7): Borç Olmayan Paranın Geri Alınması ve Bir Yıllık Süre

Ödeme emrine itiraz süresini kaçıran ya da itirazı kaldırılan kişi, borçlu olmasa bile haciz baskısıyla ödeme yapmak zorunda kalabilir. Bu kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel mahkemede istirdat davası açarak parayı geri isteyebilir (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, İİK m. 72/7). Davanın en önemli şartı, ödemenin icra takibinin baskısı altında, yani cebri icra tehdidiyle yapılmış olmasıdır. Alacaklıya gönüllü olarak yapılan ödeme bu davanın konusu olmaz.

KISA CEVAP

  • İstirdat davası, icra takibi nedeniyle borçlu olunmayan bir paranın ödenmesinden sonra açılır.
  • Dava, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m. 72/7).
  • Ödeme cebri icra tehdidi altında, kural olarak icra dosyasına yapılmış olmalıdır.
  • Menfi tespit davası sürerken borç ödenirse dava kendiliğinden istirdat davası olarak devam eder (İİK m. 72/6).
  • Davacı, yalnızca paranın ödenmesi gerekmediğini ispat eder.
  • Dava, takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yerde veya davalının yerleşim yerinde açılabilir.

Kanun metni

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 72 (altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralar)

Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.

Hukuki niteliği

İstirdat davası, sebepsiz zenginleşmenin icra hukukuna özgü bir türüdür. Türk Borçlar Kanunu m. 78’e göre borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kişi, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. İcra takibi sırasında yapılan ödeme ise kendi isteğiyle yapılmış sayılmaz; borçlu, haciz ve satış baskısı altında ödemiştir. Bu nedenle İİK m. 72/7, davacıyı yanılgı içinde ödeme yaptığını ispat yükünden kurtarır. Davacı yalnızca paranın ödenmesi gerekmediğini ispat eder. TBK m. 78/3 de borç olmadığı hâlde ödenmiş edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümlerini saklı tutarak bu özel düzenlemeye yer açar.

İstirdat davası bir eda davasıdır. Dava kabul edildiğinde verilen hüküm, ödenen paranın davalıdan tahsili için ilam niteliği taşır ve ilamlı icra yoluyla takibe konulabilir.

Taraflar

Davacı. Takip nedeniyle ödemeyi yapan kişidir. Bu kişi kural olarak takip borçlusudur. Borçlu adına üçüncü bir kişi ödeme yapmışsa, davayı kimin açabileceği ödemenin kimin malvarlığından ve hangi sıfatla yapıldığına göre belirlenir.

Davalı. Ödemeyi tahsil eden takip alacaklısıdır. Alacak takipten sonra başkasına temlik edilmiş ve para temlik alana ödenmişse, dava kural olarak parayı alan temlik alana karşı açılır.

Davanın şartları

  1. Kesinleşmiş bir icra takibi: Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazı icra mahkemesince kaldırılmış olmalıdır. Kambiyo senedine dayalı takipte itirazın reddi de bu kapsamdadır.
  2. Cebri icra tehdidi altında ödeme: Ödeme, haciz veya satış baskısı nedeniyle yapılmış olmalıdır.
  3. Borcun gerçekte bulunmaması: Borç hiç doğmamış, sona ermiş, daha önce ödenmiş veya takip tutarı gerçek borçtan fazla olabilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi ise TBK m. 78/2 karşısında ayrıca tartışılması gereken bir durumdur; borçlunun takipte zamanaşımı itirazını ileri sürüp sürmediği bu değerlendirmede önem taşır.
  4. Bir yıllık süre: Ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde dava açılmalıdır. Ödeme taksitler hâlinde yapılmışsa, her ödeme için süre ayrı değerlendirilebilir.

Haricen ödeme sorunu

Yargıtay, paranın icra dosyasına değil doğrudan alacaklıya ödenmesi hâlinde ödemenin rızaen yapılmış sayılabileceğini kabul etmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 19.04.2017 tarihli, E. 2015/19428, K. 2017/5699 sayılı kararı

Buna göre istirdat davası açabilmek için borçlunun gerçekte olmadığı bir borcu, icra takibi nedeniyle, icra takibi sırasında ve cebri icra tehdidi altında ödemiş olması gerekmektedir.

Aynı kararda davacının parayı alacaklıya haricen ödediği, paranın icra veznesine girmediği ve ödeme sırasında ihtirazi kayıt ileri sürüldüğüne dair bir belge bulunmadığı tespit edilmiştir. Daire bu nedenle ödemenin rızaen yapıldığını kabul etmiş ve davayı kabul eden hükmü bozmuştur. Kararda madde eski fıkra numarasıyla “72/6” olarak anılır; kanun metnindeki yeri yedinci fıkradır.

Uygulamaya yansıyan sonuç şudur: Takip kesinleşmiş ve borçlu borcu kabul etmiyorsa ödemeyi icra dosyasına yapmalıdır. Alacaklıya doğrudan ödeme yapılacaksa, ödemenin icra baskısı altında ve ihtirazi kayıtla yapıldığı yazılı olarak belirtilmelidir.

Menfi tespitten istirdata geçiş

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takip durdurulamaz; borçlu yalnızca teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir (İİK m. 72/3). Bu tedbir alınmamış ve dava sürerken borç ödenmişse, menfi tespit davası ayrıca bir dava açılmasına gerek kalmadan istirdat davası olarak devam eder (İİK m. 72/6). Menfi tespit davasını sitemizdeki Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası: Teminat, Tazminat ve Süre yazısında ayrıntılı olarak anlattık.

İstirdat Davası (İİK 72) bilgi grafiği

Örnek olaylar

Daha önce ödenmiş borç. Kişi, kredi kartı borcunu bankaya ödemiş, ancak bir hata nedeniyle hakkında icra takibi başlatılmıştır. Tebligatı farklı bir adrese yapıldığı için ödeme emrine itiraz edememiş ve maaşına haciz konulmuştur. Kesilen paralar icra dosyasına aktarıldıkça, her aktarım tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açılabilir. Davacı, önceki ödemeyi banka dekontuyla ispat eder.

Fazla faiz hesabı. Kambiyo senedine dayalı takipte alacaklı, senette yazılı olmayan yüksek bir faiz oranı uygulamış ve borçlu haciz baskısıyla dosya borcunu tamamen ödemiştir. Fazla tahsil edilen faiz kısmı için istirdat davası açılabilir. Davada, alacaklının talep edebileceği faizin hesaplanması için bilirkişi incelemesi yapılır.

Doğrudan alacaklıya ödeme. Borçlu, haciz memuru eve gelmeden önce alacaklının avukatıyla anlaşıp parayı avukatın banka hesabına gönderir ve hiçbir ihtirazi kayıt yazmaz. Yukarıdaki Yargıtay kararına göre bu ödeme rızaen yapılmış sayılabilir. Bu durumda İİK m. 72/7’deki kolaylıklardan yararlanılamaz; ancak genel hükümlere göre sebepsiz zenginleşme davası tartışılabilir.

İspat ve yargılama

İspat yükü davacıdadır. Davacı, ödediği paranın borcu olmadığını ispat eder. Borç bir senede dayanıyorsa senede karşı iddialar kural olarak yazılı delille ispatlanır (6100 sayılı HMK m. 200, 201). 2026 yılı için senetle ispat sınırı 41.000 TL’dir (HMK ek m. 1 uyarınca yeniden değerlenmiş tutar).

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Genel kural asliye hukuk mahkemesidir; ticari davalarda asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi görevlidir. Ticari davalarda ve tüketici uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.

Dava kabul edilirse mahkeme ödenen paranın faiziyle iadesine karar verir. Takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, menfi tespit davasında olduğu gibi tazminat da gündeme gelebilir.

İstirdat ile icra mahkemesi yolları arasındaki fark

İcra mahkemesi, borca itiraz veya şikâyet üzerine sınırlı bir inceleme yapar ve kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. İstirdat davası ise genel mahkemede görülür, her türlü delil incelenir ve verilen karar borcun varlığı konusunda kesin hüküm oluşturur. İcra mahkemesinde itiraz yolunu kaçıran borçlu için istirdat davası son güvencedir.

İcranın iadesi ile farkı

İstirdat davası ilamsız takiplerde ve kambiyo senetlerine dayalı takiplerde gündeme gelir. İlamlı takipte ise farklı bir mekanizma işler. İİK m. 40’a göre bir ilam icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya Yargıtayca bozulur ve aleyhine takip yapılan kişinin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla anlaşılırsa, ayrıca hükme gerek kalmadan icra tamamen veya kısmen eski hâline iade edilir. Bu durumda borçlunun yeni bir dava açmasına gerek yoktur; icra dairesine başvurarak ödediği paranın iadesini isteyebilir.

Bu ayrım, uygulamada sık yapılan bir hatayı önler. İlamlı takipte ödeme yapan ve ilamın bozulmasını bekleyen borçlu, istirdat davası açmak yerine kesin hükmü bekleyip İİK m. 40 uyarınca icranın iadesini talep etmelidir.

Dava dilekçesinde yer alması gerekenler

İstirdat davası dilekçesinde genel unsurların yanında şu hususlara özellikle yer verilmelidir:

  1. İcra dosyasının numarası, takip türü ve takibin kesinleşme şekli.
  2. Her ödemenin tarihi, tutarı ve icra dosyasına mı yoksa alacaklıya mı yapıldığı.
  3. Ödemenin cebri icra tehdidi altında yapıldığını gösteren olgular, örneğin haciz tutanağı veya maaş haczi müzekkeresi.
  4. Borcun bulunmadığına ilişkin vakıalar ve bunları ispatlayan deliller.
  5. Paranın hangi tarihten itibaren hangi faiz oranıyla iadesinin istendiği.
  6. Arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıklarda son tutanak.

Dava değeri, istenen para miktarıdır ve harç bu değer üzerinden nispi olarak alınır. Takip konusu alacağın tamamı değil, yalnızca geri istenen miktar dava değerini oluşturur.

Sıkça sorulan sorular

Maaş haczi yoluyla kesilen paralar için istirdat davası açılabilir mi?
Açılabilir. Maaş haczi cebri icranın en açık örneğidir. Her kesintinin icra dosyasına aktarıldığı tarih, bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınır. Maaş haczinin sınırlarını Maaş Haczi: Maaşın Ne Kadarı Kesilir? Nafaka, Sıra ve Emekli Maaşı yazımızda anlattık.

Borcun bir kısmı fazla tahsil edildiyse ne yapılabilir?
Fazla tahsil edilen kısım için istirdat davası açılabilir. Faiz hesabı hatası veya mükerrer takip gibi durumlarda bu yola sık başvurulur.

Bir yıllık süre geçtiyse başka bir yol var mı?
İİK m. 72/7’deki özel yol kapanır. Ancak genel hükümlere göre sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde dava açılıp açılamayacağı somut olaya göre değerlendirilmelidir. Sebepsiz zenginleşme davası, geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde açılmalıdır (TBK m. 82). Bu yolda davacının, TBK m. 78/1 uyarınca kendisini borçlu sanarak ödeme yaptığını da ispat etmesi gerekebilir.

Bir yıllık süre hak düşürücü müdür?
Uygulamada bu süre hak düşürücü süre olarak kabul edilir. Mahkeme sürenin geçip geçmediğini kendiliğinden dikkate alır; davalının ayrıca itiraz etmesi gerekmez.

Kambiyo senedine dayalı takipte imza itirazı reddedildikten sonra istirdat davası açılabilir mi?
Açılabilir. İcra mahkemesinin kararı genel mahkemede açılacak davaya engel değildir. Bedelsizlik iddiasını Kambiyo Senedinde Bedelsizlik İddiası: Bono ve Çekte İspat, Teminat Senedi ve Dava Yolları yazımızda ele aldık.

Ödeme anında alınacak önlemler

Borç kabul edilmiyorsa ödeme icra dosyasına yapılmalı, makbuz saklanmalı ve ödemenin cebri icra tehdidi altında yapıldığı icra dairesine verilecek bir dilekçeyle kayda geçirilmelidir. Ödeme tarihi bir yıllık sürenin başlangıcıdır; dava bu tarihten itibaren takvime işaretlenmelidir.

Mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.

Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.