Kamuoyunda “af” olarak anılan düzenlemelerin önemli bir kısmı, hukuki anlamda af değildir. Cumhuriyet tarihinde suç ve cezaları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran genel aflar çıkarılmış; bunların yanında cezalarda indirim yapan kısmi aflar, davaları ve cezaları erteleyen şartlı düzenlemeler ve infaz sürelerini kısaltan kanunlar da kabul edilmiştir. Bu düzenlemelerin hukuki sonuçları birbirinden farklıdır.
Bu yazıda Türkiye’de çıkarılan aflar, niteliklerine göre sınıflandırılarak tarihsel sırayla incelenmektedir. Genel affın tanımı, sonuçları ve güncel hukuki durum ayrı bir yazıda ele alınmıştır.
KISA CEVAP
- Genel ve özel af ilanına TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla karar verir (Anayasa m. 87).
- Genel afta kamu davası düşer ve cezalar bütün sonuçlarıyla kalkar; özel afta ise cezaya bağlı hak yoksunlukları devam eder (TCK m. 65).
- Cumhurbaşkanı, yalnızca sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletebilir veya kaldırabilir (Anayasa m. 104).
- Son genel af olarak 1974 tarihli ve 1803 sayılı Kanun kabul edilir; 2000 tarihli 4616 sayılı Kanun teknik anlamda genel af değil, şartla salıverme ve erteleme kanunudur.
- 2005’ten sonra genel af çıkarılmamıştır; 7242 sayılı Kanun gibi infaz düzenlemeleri mahkûmiyeti ve adli sicil kaydını ortadan kaldırmaz.
Anayasal ve kanuni çerçeve
Af yetkisi iki ayrı organa tanınmıştır:
- Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararıyla genel ve özel af ilanına karar verir (Anayasa m. 87). Bu, olağan kanunlar için aranan çoğunluktan daha yüksek bir nisaptır.
- Cumhurbaşkanı, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletebilir veya kaldırabilir (Anayasa m. 104). Bu yetki kişiseldir ve toplu olarak kullanılamaz.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 65 iki af türünü düzenler. Genel af hâlinde kamu davası düşer ve hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar. Özel af ise hapis cezasının infazına son verebilir, infaz süresini kısaltabilir veya cezayı adli para cezasına çevirebilir; ancak cezaya bağlı hak yoksunlukları özel affa rağmen devam eder.
Genel af kanunu yürürlüğe girdiğinde dosyanın bulunduğu aşamaya göre işlem yapılır. Soruşturma evresinde kovuşturma olanağı kalmadığından Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 172/1). Kovuşturma evresinde genel af bir düşme sebebi olduğundan mahkeme davanın düşmesine karar verir (CMK m. 223/8). Kesinleşmiş hükümler bakımından ise af kanununun uygulanmasına ilişkin karar, hükmü veren mahkemece ek karar biçiminde verilir. Af kanunlarının çoğu belirli bir tarihe kadar işlenen suçlarla sınırlı olduğundan, zincirleme veya kesintisiz suçlarda suç tarihinin bu sınırla ilişkisi uygulamada ayrıca tartışılır.
Uygulamada görülen düzenleme türleri
Cumhuriyet döneminde “af” adı altında kabul edilen kanunlar dört grupta toplanabilir:
- Genel af kanunları: Belirli bir tarihe kadar işlenen suçlarda kamu davalarını ve cezaları bütünüyle ortadan kaldıran düzenlemeler.
- Kısmi af ve ceza indirimi: Belirli suç türlerini kapsayan veya cezalardan belirli bir süre ya da oranda indirim yapan kanunlar.
- Şartlı salıverme ve erteleme kanunları: Davaların ve cezaların belirli bir süre ertelendiği, bu süre içinde yeni suç işlenmezse ortadan kalktığı düzenlemeler.
- İnfaz düzenlemeleri: Hükmü ve cezayı ortadan kaldırmadan, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik sürelerini değiştiren kanunlar.
Bunların dışında memurların disiplin cezalarının veya öğrencilerin disiplin cezalarının affına ilişkin kanunlar ile vergi ve idari para cezalarına ilişkin yapılandırma düzenlemeleri de “af” olarak anılır. Bu düzenlemeler ceza hukuku anlamında af niteliği taşımaz.

Tarihsel seyir
1923-1974: Genel aflar dönemi
Cumhuriyetin ilk yıllarından 1970’li yıllara kadar çok sayıda af kanunu kabul edilmiştir. Bu dönemde genel aflar çoğunlukla Cumhuriyetin yıl dönümleri ve siyasi dönüm noktalarıyla ilişkilendirilmiştir. Cumhuriyetin onuncu yılında 1933’te ve 27 Mayıs 1960 müdahalesinin ardından 1960’ta genel af kanunları çıkarılmıştır. 1960 tarihli af, devlet aleyhine işlenen suçları, ırza karşı suçları ve Atatürk aleyhine işlenen suçları kapsam dışında bırakmıştır. 1966 yılında da 780 sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Bu genel afların yanında orman suçları, Milli Korunma Kanunu’na aykırılık ve ruhsatsız silah taşıma gibi belirli suç türlerine özgü kısmi af kanunları da çıkarılmıştır.
Dönemin en kapsamlı ve Türkiye’de son genel af olarak anılan düzenlemesi, 15/5/1974 tarihli ve 1803 sayılı Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanundur. Kanun, kapsam dışı bıraktığı suçların bir kısmı Anayasa Mahkemesince iptal edilince, başlangıçta öngörülenden daha geniş bir alana uygulanmıştır.
1980’ler ve 1990’lar: Sınırlı ve özel amaçlı düzenlemeler
1982 Anayasası döneminde geniş kapsamlı bir genel af kanunu çıkarılmamıştır. Bu dönemde kabul edilen düzenlemeler, belirli bir alana veya belirli bir gruba yöneliktir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1991 yılında kabul edilen geçici 4. maddesi, belirli bir tarihe kadar işlenen suçlar için şartla salıverme imkânı getirmiştir. 28/8/1999 tarihli ve 4454 sayılı Kanun ise basın ve yayın yoluyla işlenen bazı suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesini düzenlemiştir.
2000: 4616 sayılı Kanun
21/12/2000 tarihinde kabul edilen ve 22/12/2000 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun, kamuoyunda en çok tartışılan düzenlemelerden biridir. Kanun teknik anlamda genel af değildir; bir şartla salıverme ve erteleme kanunudur. Başlıca hükümleri şunlardır:
- 23/4/1999 tarihine kadar işlenen suçlardan verilen hapis cezalarından, birden fazla mahkûmiyet bulunsa bile toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere on yıl indirim yapılmış; indirim sonucu cezası dolan hükümlüler salıverilmiştir.
- Kapsamdaki suçlarda açılmış davaların ve henüz infaz edilmemiş cezaların ertelenmesi öngörülmüştür. Erteleme süresi, her suçun dava zamanaşımı süresi kadardır. Bu süre içinde aynı türden veya daha ağır cezayı gerektiren kasıtlı bir suç işlenirse ertelenen dava kaldığı yerden devam etmekte veya ertelenen ceza infaz edilmektedir; suç işlenmezse dava ortadan kalkmakta ve mahkûmiyet hiç verilmemiş sayılmaktadır.
- Kanun, uyuşturucu ticareti, rüşvet, kaçakçılık, orman, bankacılık ve vergi suçları gibi pek çok suçu kapsam dışında bırakmıştır.
Anayasa Mahkemesi, 18/7/2001 tarihli, E. 2001/4, K. 2001/332 sayılı kararı başta olmak üzere birden fazla kararla, kapsam dışı bırakılan suçlara ilişkin hükümlerin bir kısmını eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmiş; bu iptallerle Kanun’un uygulama alanı genişlemiştir.
4616 sayılı Kanun’un uygulanması, yıllar sonra da Yargıtay önüne gelmeye devam etmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 23/4/1999 tarihinden önce kesinleşen mahkûmiyetlerde infazın ertelenmesine değil, Kanun’daki indirim üzerinden şartla tahliyeye karar verilmesi gerektiğini belirterek infazın ertelenmesine ve davanın ortadan kaldırılmasına ilişkin ek kararları kanun yararına bozmuştur (Yargıtay 1. CD, E. 2017/1717, K. 2017/2754, T. 18/9/2017). Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise ertelenen bir kamu davasının ortadan kaldırılmasına, dosyanın duruşma açılarak ele alınması suretiyle karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 12. CD, E. 2012/17782, K. 2012/18059, T. 10/9/2012).
2005 sonrası: İnfaz düzenlemeleri
5237 sayılı TCK ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2005 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana genel af kanunu çıkarılmamıştır. Bu dönemde kamuoyunda “af” olarak nitelendirilen düzenlemeler, 5275 sayılı Kanun’da yapılan infaz değişiklikleridir:
- 7242 sayılı Kanun (2020): Koşullu salıverilme oranlarını değiştirmiş ve 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici maddelerle 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından denetimli serbestlik sürelerini uzatmıştır. Terör, örgüt, kasten öldürme, cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti gibi suçlar bu düzenlemelerin önemli bir kısmının dışında tutulmuştur.
- 7456 sayılı Kanun (2023): 5275 sayılı Kanun’a eklediği geçici 10. maddeyle, Covid-19 salgını nedeniyle izinde bulunan hükümlülerin kuruma dönüşünü düzenlemiş; bunlardan cezasının denetimli serbestlik tedbiriyle infazına beş yıl veya daha az süre kalanlar için cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlikle infazına imkân tanımıştır. Maddenin kapsam dışı suçlara ilişkin hükmü 7571 sayılı Kanun’la (2025) genişletilmiştir.
- 7550 sayılı Kanun (2025): Denetimli serbestlikten yararlanma şartlarını yeniden düzenlemiş; değişikliğin yürürlükten önce işlenen suçlara uygulanmayacağını geçici 11. maddeyle hükme bağlamıştır.
Bu kanunlar hükmü ve mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz. Mahkûmiyet adli sicilde kalır, tekerrüre esas olur ve hak yoksunlukları devam eder. Yalnızca cezanın ceza infaz kurumunda geçirilecek kısmı kısalır. Bu yönüyle infaz düzenlemeleri, genel aftan temelden ayrılır. Bir hükümlünün bu düzenlemelerden yararlanıp yararlanamayacağı; suç tarihi, suçun türü ve iyi hâl durumu birlikte değerlendirilerek infaz işlemlerini yürüten Cumhuriyet başsavcılığınca hesaplanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Türkiye’de son genel af ne zaman çıkarılmıştır?
Suç ve cezaları geniş kapsamda ortadan kaldıran son düzenleme olarak 1974 tarihli ve 1803 sayılı Kanun kabul edilmektedir. 2000 tarihli 4616 sayılı Kanun ise erteleme ve şartla salıverme kanunudur; teknik anlamda genel af değildir.
İnfaz düzenlemesiyle tahliye olan kişinin mahkûmiyeti silinir mi?
Silinmez. İnfaz düzenlemeleri yalnızca cezanın infaz biçimini ve süresini etkiler. Mahkûmiyet hükmü ve sonuçları devam eder.
Eski bir af kanunundan yararlanılıp yararlanılmadığı nasıl öğrenilir?
Af veya erteleme kanunu uyarınca verilen kararlar, hükmü veren mahkemenin dosyasında ek karar olarak yer alır. Dosyanın bulunduğu mahkemeden veya infazı yürüten Cumhuriyet başsavcılığından bilgi istenebilir; adli sicil kaydı da bu konuda fikir verir.
Cumhurbaşkanının af yetkisi hangi durumlarda kullanılabilir?
Yalnızca sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle ve belirli kişiler hakkında kullanılabilir (Anayasa m. 104). Başvuru, genellikle hükümlünün sağlık durumunu belgeleyen raporlarla birlikte yapılır.
Sonuç
Türkiye’de af uygulaması, 1974’e kadar genel aflar, 1980’lerden sonra ise sınırlı kapsamlı erteleme kanunları ve infaz düzenlemeleri biçiminde gelişmiştir. Bir düzenlemenin “af” olarak anılması, hükmü ve sonuçlarını ortadan kaldırdığı anlamına gelmez; her düzenlemenin kapsamı, tarih sınırı ve istisnaları kanun metni üzerinden ayrıca incelenmelidir. Somut dosyalara ilişkin sorular için büromuzla iletişime geçilebilir.
İlgili yazılar: Genel Af Nedir? Sonuçları, Usulü ve 2026’daki Hukuki Durum
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
