Şikâyete bağlı suçlarda soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Mağdur yetişkin olduğunda bu iradeyi kendisi açıklar. Mağdur çocuk olduğunda ise durum karmaşıklaşır: çocuğun kendisi, velisi ve ceza muhakemesinde ona atanan zorunlu vekil farklı iradeler ortaya koyabilir. Aşağıda TCK 73’teki genel kurallar, çocuk mağdurlar bakımından şikâyet hakkının kimde olduğu, sürenin nasıl hesaplandığı, vazgeçmenin ve uzlaşmanın sınırları ile Yargıtay’daki görüş ayrılığı ele alınmaktadır.
KISA CEVAP
- Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK 73/1-2).
- Şikâyete bağlı hakaret suçunda süre, fiil tarihinden itibaren en çok iki yılı geçemez.
- Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birinin süreyi kaçırması diğerlerinin hakkını düşürmez (TCK 73/3).
- Şikâyetten vazgeçme kural olarak kamu davasını düşürür; ancak vazgeçmeyi kabul etmeyen sanığı etkilemez.
- On sekiz yaşını doldurmamış mağdurun vekili yoksa, istemi aranmaksızın vekil görevlendirilir (CMK 234/2).
- Veli ile zorunlu vekilin iradesi çeliştiğinde hangisinin esas alınacağı Yargıtay kararlarında tartışmalıdır.
Kanun metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73/1, 73/2, 73/4 ve 73/6
(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. […] (4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. […] (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Çocuk mağdurda şikâyet hakkını kim kullanır?

Çocuk mağdurlarda üç ayrı irade söz konusu olabilir:
- Çocuğun kendisi: Türk Medeni Kanunu m. 16’ya göre ayırt etme gücüne sahip küçükler, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları yasal temsilcinin rızası olmadan kullanabilir. Şikâyet hakkı da çoğunlukla bu nitelikte kabul edilir. Yargıtay’ın bir kararında, on beş yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip mağdurun şikâyet ve katılma konusundaki iradesinin zorunlu vekilin iradesine üstün tutulduğu belirtilmiştir.
- Veli veya vasi: Medeni Kanun’a göre ana ve baba, velayetleri altındaki çocuğu üçüncü kişilere karşı temsil eder. Küçük yaştaki çocuk için şikâyet hakkını çoğu zaman veli kullanır. Velayet anne ile babadan birine verilmişse, temsil yetkisi kural olarak velayet sahibine aittir.
- Zorunlu vekil: CMK 234/2 uyarınca on sekiz yaşından küçük mağdurun vekili yoksa, istemi aranmaksızın baro tarafından vekil görevlendirilir. Vekil mağdura hukuki yardımda bulunur, delil toplanmasını ister, duruşmalara katılır ve kanun yollarına başvurabilir.
Bu iradeler aynı yönde olduğunda sorun çıkmaz. Ancak örneğin veli şikâyetçi olmadığını, zorunlu vekil ise şikâyetçi olduğunu bildirirse, hangisinin esas alınacağı sorusu ortaya çıkar.
Şikâyet süresi çocuklarda nasıl hesaplanır?
Altı aylık süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve faili öğrendiği günden başlar. Çocuk mağdurlarda bu kişi çoğu zaman velidir. Örneğin okulda arkadaşının telefonuna zarar verilen on iki yaşındaki çocuğun velisi olayı aynı gün öğrenmişse, şikâyet süresi o gün başlar.
TCK 73/3 burada önemli bir güvence getirir: şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birinin altı aylık süreyi geçirmesi, diğerlerinin haklarını düşürmez. Bu nedenle velinin süreyi kaçırdığı bir olayda, ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendisinin fiili ve faili öğrendiği tarihten başlayan süresi ayrıca değerlendirilebilir. Ayrıca süre her hâlde dava zamanaşımı içinde kalmalıdır.
Çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kişiler tarafından işlenen suçlarda dava zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar (TCK 66/6). Bu kural, failin aile içinden olduğu ve çocuğun şikâyet edemediği durumlarda hakkın zamanaşımıyla kaybolmasını önler.
Vazgeçmenin sınırları
Şikâyetten vazgeçme yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda davayı düşürür. Çocuğun cinsel istismarı, çocuğa karşı kasten yaralamanın nitelikli hâlleri ve benzeri ağır suçlar şikâyete bağlı değildir. Bu suçlarda veli veya çocuk şikâyetten vazgeçse bile dava devam eder. Hangi suçların şikâyete bağlı olduğu için Şikâyete Bağlı Suçlar Listesi (2026 Güncel) ve İstisnaları yazımıza bakılabilir.
Vazgeçmenin ayrıca sanık tarafından kabul edilmesi gerekir (TCK 73/6). Beraat bekleyen sanık vazgeçmeyi kabul etmezse yargılama devam eder. İştirak hâlinde işlenen suçlarda sanıklardan biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar (TCK 73/5).
Vazgeçmenin hukuk davasına etkisi de vardır. Kamu davası şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmüş ve vazgeçen kişi şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa, artık hukuk mahkemesinde tazminat davası açılamaz (TCK 73/7). Çocuk adına vazgeçme beyanında bulunan velinin, çocuğun tazminat hakkını da kaybettirecek bir beyanda bulunup bulunmadığı bu nedenle dikkatle incelenmelidir. Velinin çocuğun aleyhine olabilecek böyle bir beyanı, menfaat çatışması bulunan hâllerde ayrıca tartışılır.
Uzlaştırmada çocuk mağdur
Uzlaştırma kapsamındaki bir suçta mağdur reşit değilse, uzlaşma teklifi kanuni temsilcisine yapılır (CMK 253/4). Ayrıca mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına girer (CMK 253/1-c). Uzlaşma gerçekleşirse soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma evresinde davanın düşmesine karar verilir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ise şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK 253/3).
Çocuğun ifadesi ve korunması
Şikâyet sürecinde çocuğun tekrar tekrar ifade vermesi ikincil mağduriyete yol açabilir. CMK 236/2’ye göre suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk, aynı soruşturma veya kovuşturmada kural olarak bir defa dinlenir. Mağdur çocuğun dinlenmesinde psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında bir uzman bulundurulur (CMK 236/3). Gerekli görülen hâllerde ifade, çocuğun sanıkla yüz yüze gelmeyeceği özel bir ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır (CMK 236/4). Velinin şikâyet veya vazgeçme kararı verirken çocuğun bu süreçlerden nasıl etkileneceğini de göz önünde tutması beklenir.
Yargıtay kararı
Yargıtay’ın kapatılan 14. Ceza Dairesi, dört yaşındaki bir mağdur hakkında açılan davada, velisi olan annesinin şikâyetçi olmadığını, zorunlu vekilin ise şikâyetçi olduğunu bildirdiği dosyayı incelemiştir. Daire çoğunluğu veli iradesine üstünlük tanımıştır:
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 27.06.2012 tarihli, E. 2011/3249, K. 2012/7349 sayılı kararı
CMK.nın 234. maddesi uyarınca atanan mağdurun zorunlu vekili, atandığı ceza davasında mağdura hukuki yardımda bulunmakla görevlidir. Bu görev velinin M.K.daki hak ve yetkilerini bertaraf eden bir hukuki durum yaratamaz. […] Nasıl ki, 15 yaşını doldurmuş bulunan ve mümeyyiz olan bir mağdurun ceza yargılamasında şikâyet ya da kamu davasına katılma gibi durumlardaki iradesinin, zorunlu vekilin bu konudaki iradesi ile ters düşmesi halinde mağdurun iradesi geçerli sayılıyorsa, M.K. ve CMK. hükümlerine göre, velâyet altındaki mağdurun zorunlu vekilinin iradesinin velisinin iradesi ile uyuşmaması halinde velinin iradesine üstünlük tanınması zorunludur.
Daire bu gerekçeyle zorunlu vekilin katılma kararını usule aykırı bulmuş ve temyiz istemini reddetmiştir. Ancak karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy yazısında, Ceza Genel Kurulunun 2008 tarihli bir kararına atıfla, on beş yaşından küçük mağdur veya velisi ile zorunlu vekilin iradeleri çeliştiğinde zorunlu vekilin iradesine üstünlük tanınması gerektiği savunulmuştur. Bu nedenle konu uygulamada tartışmalıdır ve her dosyada güncel içtihat ayrıca araştırılmalıdır.
Örnek olaylar
Velinin vazgeçmesi, çocuğun itirazı. On altı yaşındaki bir öğrenci, sosyal medyada kendisini tehdit eden yetişkin hakkında şikâyetçi olur. Daha sonra faille tanışan babası şikâyetten vazgeçtiğini bildirir. Öğrenci ise şikâyetini sürdürdüğünü söyler. Mağdurun on beş yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip olması, Yargıtay’ın yukarıda aktarılan yaklaşımına göre öğrencinin iradesinin esas alınması yönünde güçlü bir dayanak oluşturur.
Failin veli olması. Annenin, çocuğun adına açılmış banka hesabındaki parayı izinsiz harcaması gibi bir olayda, çocuğu temsil edecek kişi failin kendisidir. Bu durumda TCK 167’deki akrabalık hükümleri ayrıca değerlendirilir; hukuk yönünden ise çocuğun menfaatini korumak için kayyım atanması gündeme gelir.
Zorunlu vekilin görevi ve sınırları
Baro tarafından görevlendirilen vekil, CMK 234’teki mağdur haklarını çocuk adına kullanır: delil toplanmasını ister, soruşturma belgelerini inceler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz eder, duruşmaya katılır ve kovuşturma evresinde katılma talebinde bulunur. Vekilin görevi çocuğun menfaatini korumaktır; bu nedenle velinin iradesinden bağımsız bir mesleki değerlendirme yapması beklenir. Ancak vekil, çocuğun yerine geçen bir temsilci değildir. Yukarıda aktarılan Yargıtay kararında çoğunluk görüşü bu ayrıma dayanmıştır: vekil hukuki yardım sağlar, şikâyet hakkının sahibi ise çocuk ve onun yasal temsilcisidir.
Uygulamada sorunlar en çok aile içi olaylarda ortaya çıkar. Örneğin bir akrabanın çocuğa karşı işlediği şikâyete bağlı bir suçta veli aile ilişkilerini korumak için şikâyetten vazgeçebilir. Vekil ise çocuğun yararına olmadığını düşündüğü bu vazgeçmeye karşı görüşünü dosyaya yazılı olarak bildirmeli ve gerektiğinde velinin menfaat çatışması içinde olduğunu, kayyım atanması için sulh hukuk mahkemesine başvurulabileceğini mahkemenin dikkatine sunmalıdır. Velinin kendisi şüpheli veya sanık konumundaysa, Türk Medeni Kanunu’ndaki kayyım hükümleri uyarınca çocuğun temsili için kayyım atanması gündeme gelir.
Sıkça sorulan sorular
Çocuk adına şikâyet süresi ne zaman başlar?
Altı aylık süre, şikâyet hakkını kullanacak kişinin fiili ve faili öğrendiği tarihten başlar. Birden fazla şikâyet hakkı sahibi varsa her biri için süre ayrı hesaplanır (TCK 73/3).
Veli şikâyetten vazgeçerse dava düşer mi?
Suç şikâyete bağlıysa ve vazgeçme geçerli bir iradeyle yapılmışsa düşme gündeme gelebilir. Ancak zorunlu vekilin veya ayırt etme gücüne sahip çocuğun farklı iradesi varsa sonuç tartışmalı hâle gelir.
Çocuğa karşı işlenen suçların hepsi şikâyete bağlı mı?
Hayır. Ağır suçların çoğu şikâyete bağlı değildir. Bu suçlarda vazgeçme davayı düşürmez.
Veli çocuğa karşı suçun faili ise ne olur?
Bu durumda velinin çocuğu temsil etmesi menfaat çatışması doğurur. Zorunlu vekilin ve gerekirse kayyımın rolü bu dosyalarda daha da önem kazanır.
Hüküm kesinleştikten sonra vazgeçme ne sonuç doğurur?
Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz (TCK 73/4). Vazgeçme kararı bu nedenle yargılama devam ederken verilmelidir.
Vazgeçme beyanından önce
Çocuk adına şikâyetten vazgeçme beyanı verilmeden önce suçun şikâyete bağlı olup olmadığı, vazgeçmenin şahsi hakları da kapsayıp kapsamadığı, çocuğun yaşı ve ayırt etme gücü, zorunlu vekilin görüşü ve güncel Yargıtay uygulaması birlikte kontrol edilmelidir. Beyan, mahkeme veya savcılık huzurunda tutanağa geçirilerek ya da yazılı dilekçeyle açık biçimde verilmelidir.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
