Hakaret Suçunda İddia ve Savunma Dokunulmazlığı (TCK 128)

Bir davada hak aramak veya kendini savunmak, çoğu zaman karşı taraf hakkında olumsuz şeyler söylemeyi gerektirir. Dilekçede “karşı taraf sahte belge düzenledi” veya “tanık gerçeğe aykırı beyanda bulundu” demek, başka bir bağlamda hakaret sayılabilecek isnatlardır. Türk Ceza Kanunu’nun 128. maddesi, yargı ve idari makamlar önünde yapılan bu tür açıklamaları, belirli şartlarla cezadan muaf tutar. Kurum, Anayasa’nın 36. maddesindeki hak arama hürriyetinin ceza hukukundaki yansımasıdır.

KISA CEVAP

  • Yargı mercileri veya idari makamlar önündeki yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalarda kişiler hakkında yapılan somut isnat ve olumsuz değerlendirmeler cezalandırılmaz (TCK 128).
  • İsnat ve değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması gerekir.
  • Açıklamalar uyuşmazlıkla bağlantılı olmalıdır.
  • Uyuşmazlıkla ilgisi olmayan aşağılayıcı sözler korunmaz.
  • Baroya, kamu kurumlarına veya CİMER’e yapılan şikâyetler de kapsamdadır.
  • Kişiyi asılsız bir suçla itham ederek soruşturma başlatılmasını amaçlayan başvuru, iftira suçunu oluşturabilir.

Kanun metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 128

(1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

Dokunulmazlığın şartları

İddia ve Savunma Dokunulmazlığı bilgi grafiği

Yargı veya idari makam önünde olmak. Açıklama mahkemeye, savcılığa, bir idari kuruma veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşuna yapılmalıdır. Dilekçe, duruşmada sözlü beyan, ifade tutanağı, idari başvuru ve şikâyet dilekçesi bu kapsamdadır. Aynı sözlerin sosyal medyada paylaşılması ise dokunulmazlıktan yararlanmaz.

Gerçek ve somut vakıalara dayanmak. İsnat, dosyadaki olgulara veya başvurucunun yaşadığı somut olaylara dayanmalıdır. Hiçbir olguya dayanmayan genel aşağılamalar korunmaz.

Uyuşmazlıkla bağlantılı olmak. Söylenenler, başvurunun veya davanın konusu ile ilgili olmalıdır. Kira davasında karşı tarafın özel hayatına ilişkin isnatlar, uyuşmazlıkla bağlantısız olduğundan dokunulmazlık dışında kalabilir.

Ölçülülük. Kanunda açıkça yazmasa da uygulamada, sövme niteliğindeki ifadelerin bu korumadan yararlanmadığı kabul edilir. Somut isnat ile hakaret amacına yönelik sövme arasındaki ayrım, her olayda ayrıca değerlendirilir.

Hakaret suçu ve TCK 128’in yeri

TCK m. 125, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmeyi ya da sövmeyi hakaret suçu olarak tanımlar. Ceza üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suç kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmişse cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz ve soruşturma şikâyete bağlı değildir (TCK m. 125/3, 131). Hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda bir oranında artırılır.

Dilekçeler çoğu zaman mahkeme kalemine, karşı tarafa ve bilirkişiye ulaştığından, içindeki ağır isnatlar bu tanıma kolayca girebilir. TCK m. 128, bu noktada devreye girerek hak arama sırasında yapılan açıklamaları hakaret suçunun dışında tutar. Kanun, suçun unsurlarının gerçekleşmediğini söylemez; şartları varsa “ceza verilmez” der.

TCK 127 ile farkı

İddia ve savunma dokunulmazlığı, TCK m. 127’deki isnadın ispatı kurumuyla karıştırılmamalıdır. TCK m. 127’ye göre isnat edilen ve suç oluşturan fiil ispat edilirse kişiye ceza verilmez. Hakaret edilen hakkında bu suçtan kesinleşmiş bir mahkûmiyet varsa isnat ispatlanmış sayılır. Diğer hâllerde ispat istemi, ancak isnadın doğruluğunun anlaşılmasında kamu yararı bulunması veya şikâyetçinin ispata razı olması hâlinde kabul edilir.

TCK m. 128’de ise isnadın doğruluğunun kesin olarak ispatı aranmaz. Aranan, açıklamanın gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olmasıdır. Örneğin bir boşanma davasında, banka kayıtlarına dayanarak “davalı ortak birikimi kumar sitelerinde harcamıştır” diyen eş, bu iddiayı mahkemeye kanıtlayamasa bile dayandığı olgular gerçekse TCK m. 128’den yararlanır. Aynı sözleri hiçbir olguya dayanmadan sosyal medyada yazan kişi ise yalnızca TCK m. 127 şartlarıyla cezadan kurtulabilir.

Örnek olaylar

  1. Bir kiracı, tahliye davasında verdiği cevap dilekçesinde kiraya verenin aidatları ödemediğini ve binada izinsiz tadilat yaptığını yazar. İddialar yönetim kayıtlarına ve fotoğraflara dayanıyorsa dokunulmazlık kapsamındadır.
  2. Bir işçi, işe iade davasında ustabaşının kendisine sürekli bağırdığını ve diğer işçilerin önünde küçük düşürdüğünü anlatır. Bu anlatım, feshin geçerli nedene dayanmadığı iddiasıyla bağlantılıdır ve korunur.
  3. Bir taraf, hâkimin reddi dilekçesinde hâkimin karşı tarafın akrabası olduğunu ve bunun nüfus kayıtlarıyla sabit olduğunu belirtir. Ret sebebine ilişkin somut olgu korunur. Aynı dilekçede hâkim hakkında hiçbir olguya dayanmayan “rüşvetçi” nitelemesi ise korunmaz.
  4. Bir şikâyet dilekçesinde komşunun yıllar önceki özel hayatına ilişkin, şikâyet konusu gürültü uyuşmazlığıyla ilgisi olmayan iddialara yer verilir. Uyuşmazlıkla bağlantı bulunmadığından TCK m. 128 uygulanmaz.

Mahkemenin vereceği karar

Kanunun “ceza verilmez” ifadesi, TCK m. 128’in hukuki niteliği konusunda tartışmaya yol açmıştır. Bir görüşe göre hüküm, hak arama hürriyetinin kullanılmasını düzenleyen bir hukuka uygunluk nedenidir; bu durumda fiil baştan hukuka uygundur ve sanık hakkında beraat kararı verilir (CMK m. 223/2-d). Diğer görüş hükmü cezasızlık sebebi olarak görür. Uygulamada TCK m. 128 şartlarının gerçekleştiği dosyalarda çoğunlukla beraat kararı kurulmaktadır.

Bu ayrımın hukuk davası bakımından da sonucu vardır. Fiil hukuka uygun kabul edilirse, aynı sözler nedeniyle açılan manevi tazminat davasında da hukuka aykırılık unsuru bulunmaz. Kişilik hakkına yapılan saldırı, kanunun verdiği yetkinin kullanılmasıyla haklı kılınmışsa hukuka aykırı değildir (TMK m. 24/2).

Şikâyet, uzlaştırma ve süreler

Hakaret suçu, kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hâl dışında şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır; ancak hakaret suçunda şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73/2). Hakaret suçu şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma kapsamı dışındadır (CMK m. 253/3). Buna karşılık kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hâl dışında hakaret suçunda önödeme uygulanır (TCK m. 75/6-a-2); fail, savcılığın bildirdiği miktarı on gün içinde öderse kamu davası açılmaz. Aynı suçun beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde önödeme yeniden uygulanmaz. Dilekçenin verildiği tarih, şikâyet süresinin başlangıcının tespitinde önem taşır; dilekçeyi tebliğ alan kişi için süre genellikle tebliğ tarihinden başlar.

Avukatın mesleki faaliyeti sırasında işlediği iddia edilen suçlarda soruşturma, Avukatlık Kanunu m. 58 uyarınca Adalet Bakanlığının izniyle ve Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülür. Ağır cezalık suçüstü hâlleri bu kuralın dışındadır.

Avukatların dilekçeleri ve beyanları

Avukat, müvekkilinin iddia ve savunmasını yazılı ve sözlü olarak mahkemeye taşır. Bu nedenle TCK 128, avukatın dilekçe ve duruşma beyanları bakımından da uygulanır. Karşı tarafın veya tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, bir belgenin sahte olduğunu ya da bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürmek, uyuşmazlıkla bağlantılı ve somut vakıalara dayandığı sürece cezalandırılmaz. Ancak hâkime, karşı taraf vekiline veya tanığa yönelik, davanın konusuyla ilgisi olmayan kişisel aşağılamalar korunmaz. Avukatlar hakkında, Avukatlık Kanunu’ndaki soruşturma usulü ayrıca dikkate alınır.

Yargıtay kararı

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, baroya sunulan “Avukat hakkında şikayet” başlıklı dilekçelerde yer alan sözler nedeniyle kurulan hakaret mahkûmiyetini bozmuştur:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 07.04.2026 tarihli, E. 2024/4279, K. 2026/6390 sayılı kararı

Somut olayda; sanığın, Ankara Barosu’na sunmuş olduğu ‘Avukat hakkında şikayet’ başlıklı dilekçeler ve eklerindeki mesaj dökümlerinde belirtilen suça konu sözlerinin, hakaret amacına matuf olmayıp, iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi

Daire aynı kararda, iddia ve savunma dokunulmazlığının, kişilerin “yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını” ifade ettiğini belirtmiştir. Somut isnat veya olumsuz değerlendirmeler iddia ve savunma hakkıyla ilişkilendirilemiyorsa, hakaret ve hatta iftira suçunun oluşabileceği de vurgulanmıştır. Karar, meslek kuruluşuna yapılan şikâyetlerin de TCK 128 kapsamında değerlendirildiğini göstermektedir.

Sıkça sorulan sorular

Duruşmada karşı tarafa söylenen sözler de korunur mu?
Evet, sözlü iddia ve savunmalar da kapsamdadır. Ancak sözler uyuşmazlıkla bağlantılı olmalı ve somut olgulara dayanmalıdır.

CİMER’e yapılan şikâyet dokunulmazlık kapsamında mıdır?
CİMER, idari bir başvuru kanalıdır. Bu nedenle başvurudaki somut ve uyuşmazlıkla bağlantılı isnatlar TCK 128 kapsamında değerlendirilebilir.

Dokunulmazlık iftira suçunu da kaldırır mı?
Hayır. Kişinin işlemediğini bildiği bir suçu ona isnat ederek soruşturma başlatılmasını sağlamak, TCK 267’deki iftira suçunu oluşturabilir. TCK 128 bu durumu korumaz.

Sövme niteliğindeki sözler dilekçede yer alırsa ne olur?
Somut bir vakıaya dayanmayan ve yalnızca aşağılama amacı taşıyan sövmeler dokunulmazlıktan yararlanmaz; hakaret suçu oluşabilir.

Tanık, ifadesinde sanık hakkında olumsuz şeyler söylerse hakaret suçu oluşur mu?
Tanığın, kendisine sorulan olayla ilgili olarak gördüğünü ve duyduğunu anlatması tanıklık yükümlülüğünün gereğidir. Olayla bağlantılı ve gerçeğe uygun anlatım hakaret suçunu oluşturmaz. Bilerek gerçeğe aykırı beyan ise yalan tanıklık suçunu gündeme getirir.

Dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmeden önce geri alınırsa sorumluluk ortadan kalkar mı?
Dilekçe yargı merciine verildiğinde açıklama yapılmış olur. Sonradan geri alınması, sözlerin TCK m. 128 kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirmesini değiştirmez; ancak cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Karşı tarafın dilekçesindeki hakaret içeren sözler için ne yapılabilir?
Sözler uyuşmazlıkla bağlantısızsa veya somut olguya dayanmıyorsa, öğrenmeden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunulabilir. Ayrıca aynı yargılamada mahkemeden, duruşma düzenini bozan ve tarafları aşağılayan beyanlar konusunda gerekli tedbirleri alması istenebilir.

Bir memur hakkında kurumuna yapılan şikâyette TCK 128 uygulanır mı?
Uygulanır. Kamu görevlisinin işlemlerine ilişkin, somut olgulara dayanan ve şikâyet konusuyla bağlantılı isnatlar korunur. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette soruşturma şikâyete bağlı olmadığından, dokunulmazlık şartlarının bulunup bulunmadığı savcılık tarafından kendiliğinden incelenir. Şikâyet konusu işlemle ilgisi bulunmayan kişisel aşağılamalar ise alt sınırı bir yıl olan nitelikli hakaret suçunu oluşturabilir.

Dilekçe yazarken

İsnat edilen her olgunun hangi belgeye, tanığa veya kayda dayandığı dilekçede gösterilmelidir. Sıfat ve niteleme yerine olay anlatılmalıdır: “dolandırıcı” demek yerine hangi ödemenin alındığı ve hangi edimin yerine getirilmediği yazılmalıdır. Davanın konusuyla ilgisi olmayan özel hayata ilişkin anlatımlardan kaçınılmalıdır. Bu üç kural, dilekçenin hem ikna gücünü artırır hem de TCK m. 128 korumasının dışına çıkma riskini azaltır. Duruşmada sözlü beyanda bulunurken de aynı ölçü geçerlidir; tutanağa geçen sözler, dilekçedeki ifadeler gibi değerlendirilir ve sonradan şikâyete konu olabilir.

Sonuç

TCK 128, hak arama hürriyetini ceza tehdidinden korur. Dokunulmazlık için açıklamanın yargı veya idari makam önünde yapılması, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir. Dilekçelerde sert ama somut isnatlar ile kişisel aşağılamalar arasındaki sınırın gözetilmesi, hem müvekkil hem avukat bakımından risk yönetiminin bir parçasıdır. Konunun TCK 26 ile ilişkisi için Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası (TCK 26): Hukuka Uygunluk Nedeni yazımıza bakılabilir.

Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.

Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.