Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası (TCK 26): Hukuka Uygunluk Nedeni

Bir eylem kanundaki suç tanımına uysa bile, hukuk düzeninin tanıdığı bir hakkın kullanılması sonucu gerçekleşmişse cezalandırılmaz. Türk Ceza Kanunu’nun 26. maddesi bu kuralı iki cümlede düzenler: Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez; kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olarak açıkladığı rıza çerçevesinde işlenen fiilden dolayı da kimseye ceza verilmez. Şikâyet dilekçesindeki sert ifadeler, haber verme ve eleştiri hakkı veya bir tıbbi müdahale bu madde kapsamında tartışılır.

KISA CEVAP

  • Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez (TCK 26/1).
  • Kişinin mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin rızası çerçevesinde işlenen fiil cezalandırılmaz (TCK 26/2).
  • Hakkın kullanılması bir hukuka uygunluk nedenidir; fiil suç olmaktan çıkar.
  • Şikâyet hakkı, iddia ve savunma hakkı, haber verme ve eleştiri hakkı ile disiplin hakkı başlıca örneklerdir.
  • Hakkın sınırları aşılırsa hukuka uygunluk ortadan kalkar; sınırın aşılmasında TCK 27 uygulanabilir.
  • Yaşam hakkı gibi üzerinde mutlak tasarruf edilemeyen haklarda rıza fiili hukuka uygun hâle getirmez.

Kanun metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 26 ve 128

(26/1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. (26/2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez. (128/1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

Hakkın kullanılmasının başlıca örnekleri

Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası bilgi grafiği
  • Şikâyet ve dilekçe hakkı: Yetkili makamlara başvurarak bir kişinin hukuka aykırı davranışını bildirmek. Anayasa’nın 74. maddesi dilekçe hakkını güvenceye alır.
  • İddia ve savunma hakkı: Mahkemede veya idari makamlar önünde karşı tarafa ilişkin olumsuz değerlendirmelerde bulunmak. TCK 128 bu hakkın hakaret suçu bakımından özel düzenlemesidir.
  • Haber verme ve eleştiri hakkı: Gazetecinin kamuyu ilgilendiren bir konuda gerçeğe uygun haber yapması veya kamu görevlilerinin icraatının eleştirilmesi.
  • Zilyetliğin korunması: Medeni Kanun’un tanıdığı sınırlar içinde zilyedin kuvvet kullanarak saldırıyı defetmesi.
  • Disiplin hakkı: Kanunun tanıdığı ölçüde ve amaca uygun disiplin uygulamaları.

Hakkın sınırları

Hakkın kullanılması sınırsız değildir. Hakkın varlığı, konusu ve kullanılış biçimi hukuka uygun olmalıdır. Şikâyet dilekçesinde uyuşmazlıkla ilgisi olmayan aşağılayıcı ifadeler kullanmak veya bilerek gerçeğe aykırı isnatta bulunmak, şikâyet hakkının sınırını aşar. Bu durumda hakaret veya iftira suçu gündeme gelir; iftira ile şikâyet hakkının farkı için İftira Suçu (TCK 267): Cezası, Unsurları ve Şikâyet Hakkıyla Farkı yazımıza bakılabilir.

Sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde TCK 27 gündeme gelir; fiilin taksirli hâli de cezalandırılıyorsa, taksirli suçun cezasından indirim yapılarak hüküm kurulur. Ceza sorumluluğunu etkileyen diğer nedenler için Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler (TCK 24-34) yazımıza bakılabilir.

İlgilinin rızası

TCK 26/2’deki rıza, yalnızca kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği haklar bakımından sonuç doğurur. Mal varlığı hakları ve bazı kişisel haklar bu kapsamdadır. Rızanın fiilden önce veya en geç fiil sırasında, özgür iradeyle ve açıkça verilmesi gerekir. Yaşam hakkı ve vücut bütünlüğünün ağır ihlali gibi konularda rıza fiili hukuka uygun hâle getirmez. Tıbbi müdahalelerde ise rıza, tıp biliminin kurallarına uygunluk ile birlikte değerlendirilir.

Yargıtay kararı

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, CİMER’e yazdığı şikâyet nedeniyle hakaretten mahkûm edilen sanık hakkındaki hükmü, iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı gerekçesiyle bozmuştur:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 31.03.2026 tarihli, E. 2024/3094, K. 2026/5970 sayılı kararı

İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır. Somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez.

Daire somut olayda, şikâyetin bir bütün olarak muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığını ve TCK 128 kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Karar, idari makamlara yapılan başvuruların da iddia ve savunma dokunulmazlığından yararlandığını; belirleyici ölçütün ise isnatların uyuşmazlıkla bağlantısı olduğunu göstermektedir.

Sıkça sorulan sorular

Savcılığa şikâyette bulunmak her zaman hakkın kullanılması mıdır?
Şikâyet, gerçek ve somut olaylara dayanıyorsa hakkın kullanılmasıdır. Kişinin suçsuz olduğunu bilerek şikâyette bulunmak ise iftira suçunu oluşturabilir.

Hakkın kullanılması kabul edilirse ne karar verilir?
Fiil hukuka uygun hâle geldiği için CMK 223/2-d uyarınca beraat kararı verilir.

Rıza sonradan geri alınabilir mi?
Rıza, fiil gerçekleşmeden önce her zaman geri alınabilir. Geri alındıktan sonra yapılan eylem hukuka uygunluk kapsamında değildir.

Sosyal medyada eleştiri hakkın kullanılması sayılır mı?
Kamuyu ilgilendiren bir konuda, olgulara dayanan ve aşağılama amacı taşımayan eleştiri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Hakaret içeren ifadeler ise eleştiri hakkının sınırını aşar.

Sonuç

Hakkın kullanılması, bir eylemin görünüşte suç tanımına uymasına rağmen cezalandırılmamasını sağlayan önemli bir hukuka uygunluk nedenidir. Savunmada hakkın dayanağı, kullanılış biçiminin ölçülülüğü ve uyuşmazlıkla bağlantısı somut olarak ortaya konulmalıdır.

Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.

Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.