Mahkûmiyet Hükmü ve Gerekçesi (CMK 223, 230): Hüküm Türleri ve Yargıtay Kararı

Ceza davası, duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra verilen hükümle biter. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesi verilebilecek hükümleri sınırlı olarak sayar. 230. madde ise mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde nelerin bulunması gerektiğini belirler. Gerekçe, sanığın neden mahkûm edildiğini anlamasını ve üst mahkemenin kararı denetlemesini sağlar. Bu nedenle gerekçesiz veya yetersiz gerekçeli bir mahkûmiyet hükmü, istinaf ve temyizde en sık bozma nedenlerinden biridir. Aşağıda hüküm türleri, mahkûmiyet hükmünün içeriği, hüküm fıkrasının unsurları, ceza belirleme sırası ve kanun yolu süreleri anlatılmaktadır.

KISA CEVAP

  • Hüküm türleri: beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme.
  • Beraat kararının hangi gerekçeye dayandığı (CMK m. 223/2’deki beş hâlden hangisi) gösterilmelidir.
  • Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde iddia ve savunma, delillerin tartışılması, ulaşılan kanaat ve cezanın belirlenmesi yer almalıdır.
  • Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller gerekçede ayrıca ve açıkça gösterilmelidir.
  • Bozmadan sonra kurulan yeni hükümde önceki karara yollama yapmak yeterli değildir.
  • İstinaf ve temyiz süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m. 273/1, 291/1).

Kanun metni

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223/1, 223/5 ve 230/1

(1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. […] (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir. […] Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; […] d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.

Hüküm türleri

Hüküm Türleri ve Gerekçe (CMK 223, 230) bilgi grafiği

Beraat: Fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı veya suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde verilir (CMK m. 223/2). Gerekçede bu beş hâlden hangisine dayanıldığı gösterilmelidir (CMK m. 230/2).

Ceza verilmesine yer olmadığı: Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, hukuka aykırı fakat bağlayıcı emir, zorunluluk hâli, cebir veya tehdit etkisi, meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması ve kusurluluğu kaldıran hata gibi kusuru kaldıran nedenlerde verilir (CMK m. 223/3). Ayrıca fiil suç olma özelliğini korumakla birlikte etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebi, karşılıklı hakaret veya haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle ceza verilmiyorsa da bu karar kurulur (CMK m. 223/4).

Mahkûmiyet: Yüklenen suçun işlendiği sabitse verilir (CMK m. 223/5).

Güvenlik tedbiri: Suç sabit olmakla birlikte ceza yerine veya cezanın yanında tedbire hükmedilir (CMK m. 223/6). Akıl hastası failler hakkında verilen koruma ve tedavi tedbiri buna örnektir.

Davanın reddi: Aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa verilir (CMK m. 223/7).

Düşme: Zamanaşımı, şikâyetten vazgeçme veya sanığın ölümü gibi düşme sebeplerinde ya da kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde verilir (CMK m. 223/8). Kovuşturma şartı henüz gerçekleşmemişse ama gerçekleşebilecekse, düşme yerine durma kararı verilir.

Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez (CMK m. 223/9). Örneğin zamanaşımı dolmuş bir dosyada sanığın suçu işlemediği dosyadan açıkça anlaşılıyorsa, mahkeme düşme değil beraat kararı vermelidir.

Hükmün konusu ve nitelendirme

Hükmün konusu, iddianamede gösterilen fiildir (CMK m. 225/1). Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddianameye bağlı değildir; ancak iddianamede yer almayan bir fiil için hüküm kuramaz. Sanığın, iddianamede gösterilenden farklı bir suç tanımı veya artırım sebebi nedeniyle mahkûm edilebilmesi için önce bu değişikliğin kendisine bildirilmesi ve ek savunma hakkı tanınması gerekir (CMK m. 226). Ek savunma alınmadan farklı nitelendirmeyle kurulan mahkûmiyet hükmü bozma sebebidir. Ayrıntılar için Ek Savunma Hakkı (CMK 226): Ne Zaman Verilir, Verilmezse Ne Olur? yazımıza bakılabilir.

Mahkûmiyet hükmünün içeriği

CMK m. 230/1’in her bendi ayrı bir denetim alanıdır:

İddia ve savunma. Gerekçe, savcılığın ve katılanın iddiasını, sanığın ve müdafinin savunmasını özetlemelidir. Savunmanın yalnızca “sanık suçlamayı kabul etmemiştir” şeklinde tek cümleyle geçiştirilmesi, savunmada ileri sürülen somut olguların tartışılmadığı anlamına gelir.

Delillerin tartışılması. Mahkeme hangi delilleri hükme esas aldığını, hangilerini neden reddettiğini açıklamalıdır. Çelişen tanık beyanlarından birine neden üstünlük tanındığı, lehe delillerin neden yeterli görülmediği yazılmalıdır. Dosyada hukuka aykırı yolla elde edilmiş delil varsa bu delil ayrıca ve açıkça gösterilmelidir. Bu kural, hukuka aykırı delilin hükmü etkileyip etkilemediğinin denetlenmesini sağlar. Konu “Delillerin Tartışılması (CMK 206-217)” yazımızda ayrıntılı ele alınmıştır.

Ulaşılan kanaat ve nitelendirme. Mahkeme sabit gördüğü fiili somut olarak anlatmalı ve bu fiilin hangi suç tanımına uyduğunu gerekçelendirmelidir. Ardından ceza TCK m. 61 ve 62’deki sıra ve esaslara göre belirlenir.

Seçenek yaptırımlar ve erteleme. Cezanın ertelenmesi, adli para cezasına çevrilmesi veya güvenlik tedbirleri hakkındaki kararın dayanakları gösterilir. Sanığın erteleme veya çevirme talebi reddedilmişse bunun gerekçesi de yazılmalıdır.

Cezanın belirlenme sırası

TCK m. 61, cezanın hangi sırayla hesaplanacağını belirler. Önce suçun işleniş biçimi, zarar veya tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu, failin amacı ve saiki gibi ölçütlerle alt ve üst sınır arasında temel ceza belirlenir. Ardından sırasıyla nitelikli hâllere ilişkin artırım ve indirimler, teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü gibi hükümler uygulanır; en son takdiri indirim nedenleri (TCK m. 62) değerlendirilir. Her aşamanın gerekçeli kararda gösterilmesi gerekir. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi hâlinde, bunun TCK m. 61’deki hangi ölçüte dayandığı somut olarak yazılmalıdır. “Suçun işleniş şekli dikkate alınarak” gibi kalıp ifadeler yeterli gerekçe sayılmaz. Hesaplama örnekleri için “Temel Cezanın Belirlenmesi (TCK 61)” ve “Hapis Cezası İndirim ve Artırım Hesabı” yazılarımıza bakılabilir.

Hükmün başı ve hüküm fıkrası

Hüküm “Türk Milleti adına” verilir. Hükmün başında mahkemenin adı, hâkimlerin, savcının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekillerin ve müdafiin adı, sanığın açık kimliği, beraat dışındaki kararlarda suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi ile sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı süre yazılır (CMK m. 232/1-2).

Hüküm fıkrasında verilen kararın ne olduğu, uygulanan kanun maddeleri, ceza miktarı, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağı ile başvuru süresi ve mercii tereddüde yer vermeyecek biçimde gösterilmelidir (CMK m. 232/6). Hüküm fıkrasında kanun yolu süresinin yanlış gösterilmesi, süresinde başvurmayan sanığın aleyhine sonuç doğurmaz; bu durumda eski hâle getirme veya başvurunun süresinde kabulü tartışılır.

Yargıtay kararı

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kararına konu olayda, ilk hüküm bozulduktan sonra yerel mahkeme yeni hükmünde delilleri yeniden tartışmadan önceki kararına yollama yapmıştır. Daire, yeni hükmün kendi başına gerekçe taşıması gerektiğini vurgulamıştır:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 23.01.2025 tarihli, E. 2024/2548, K. 2025/1542 sayılı kararı

Temyiz kanun yoluna tabi olup kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan ilamın, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken

Karar, bozma sonrası kurulan hükmün bağımsız bir hüküm olduğunu ve CMK m. 230’daki tüm unsurları içermesi gerektiğini gösterir.

Sorgu yapılmadan hüküm

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.02.2022 tarihli, E. 2021/8603, K. 2022/2797 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması ancak derhâl beraat kararı verilebilecek durumlarda mümkündür. Mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi için sanığın sorgusunun yapılması ve savunmasının alınması gerekir. Kaçak sanık bakımından bu konu Kaçak Sanığın Yargılanması ve Güvence Belgesi (CMK 244-248): 2026 Değişikliği yazımızda ele alınmıştır.

Gerekçeli karar ve kanun yolu süresi

Kısa karar duruşmada açıklanır; gerekçe tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde dosyaya konulur (CMK m. 232/3). 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra istinaf ve temyiz süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır (CMK m. 273/1, 291/1). Bu nedenle sanık ve müdafi, gerekçeli kararı inceleyerek dilekçesini hazırlama imkânına sahiptir.

Gerekçede hükme esas alınan delillerin neden üstün tutulduğu, lehe delillerin neden reddedildiği ve cezanın alt sınırdan neden uzaklaşıldığı açıkça yazılmalıdır. Bu unsurların eksikliği istinaf dilekçesinde ayrıca ileri sürülmelidir. Kanun yolları hakkında Ceza Davasında İstinaf ve Ceza Davasında Temyiz yazılarımıza bakılabilir.

Sıkça sorulan sorular

“Suçun işlendiğinin sabit olmaması” ile “işlenmediğinin sabit olması” arasında fark var mıdır?
Her ikisi de beraattir. Ancak ilki delil yetersizliğine, ikincisi sanığın suçu işlemediğinin kesin olarak anlaşılmasına dayanır. Bu ayrım, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat ve disiplin süreçlerinde önem taşıyabilir.

Mahkûmiyet kararında ceza neden alt sınırdan uzaklaşabilir?
TCK m. 61’deki ölçütler, yani suçun işleniş biçimi, zarar veya tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu gibi unsurlar gerekçede gösterilerek temel ceza belirlenir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bir hüküm müdür?
Bu karar, kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder (CMK m. 231/5). Karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir (CMK m. 231/12). Ayrıntılar için Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir, Sonuçları Nelerdir? yazımıza bakılabilir.

Gerekçeli karar ne zaman yazılır?
Kanun, gerekçenin hükmün açıklandığı günden itibaren en geç on beş gün içinde dosyaya konulmasını öngörür (CMK m. 232/3).

Kısa karar ile gerekçeli karar çelişirse ne olur?
Duruşmada açıklanan hüküm fıkrası ile gerekçeli karardaki hüküm fıkrası arasındaki çelişki, hükmün denetlenmesini engeller ve bozma sebebidir. Bu durumda duruşma tutanağındaki kısa karar esas alınarak çelişki kanun yolu dilekçesinde açıkça gösterilmelidir.

Karar sonrasında

Gerekçeli karar tebliğ edildiğinde, kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olup olmadığı, savunmada ileri sürülen her somut olgunun tartışılıp tartışılmadığı, cezanın her aşamasının gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği ve hüküm fıkrasında kanun yolu süresi ile merciin doğru gösterilip gösterilmediği kontrol edilmelidir. Hüküm fıkrasındaki her ceza kalemi, gerekçede tartışılan bir dayanağa bağlanmalıdır.

Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.

Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.