Ceza belirlenirken son aşamalardan biri, failin kişiliği ve yargılama sürecindeki tutumu gibi kanunda tek tek sayılmayan etkenlerin değerlendirilmesidir. Türk Ceza Kanununun 62. maddesi bu değerlendirmeyi “takdiri indirim nedenleri” başlığıyla düzenler. İndirimin adı takdiri olsa da hâkimin bu konudaki yetkisi sınırsız değildir. İndirim uygulansın ya da uygulanmasın, kararın gerekçesi gösterilmek zorundadır.
KISA CEVAP
- Takdiri indirimle ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis verilir.
- Müebbet hapis yerine yirmi beş yıl hapis cezası verilir.
- Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.
- Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, pişmanlığı ve cezanın geleceğine etkisi dikkate alınabilir.
- 7406 sayılı Kanunla, mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışlar indirim nedeni sayılmaz.
- Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.
Kanun metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 62
(1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir. Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.
İndirim nedenleri

TCK 62/2’de sayılan nedenler şunlardır:
- Failin geçmişi: Adli sicil kaydının bulunmaması, daha önce suça karışmamış olması.
- Sosyal ilişkiler: Aile, iş ve çevresiyle olan ilişkileri.
- Pişmanlık: Fiilden sonra zararı gidermeye çalışma, mağdurdan özür dileme gibi davranışlar.
- Cezanın failin geleceğine etkisi: Yaşı, mesleği, öğrenim durumu ve ailevi sorumlulukları.
7406 sayılı Kanunla 2022 yılında eklenen cümleye göre, failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, örneğin takım elbise giyme gibi görünüşe ilişkin davranışlar, tek başına indirim nedeni sayılmaz.
7406 sayılı Kanunla yapılan değişiklik
2022 değişikliğinden önce maddenin ikinci fıkrasında “yargılama sürecindeki davranışları” ifadesi yer alıyor ve sayım “gibi hususlar” ibaresiyle bitiyordu. Uygulamada bu geniş ifade, sanığın duruşmadaki saygılı tutumu, kravat takması veya hâkime teşekkür etmesi gibi davranışların indirim nedeni yapılmasına yol açıyordu. Özellikle kadına karşı şiddet dosyalarında bu tür gerekçelerle yapılan indirimler kamuoyunda tepki doğurmuştu.
7406 sayılı Kanun üç değişiklik yapmıştır. “Yargılama sürecindeki davranışları” ifadesi “yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları” şeklinde daraltılmış, “gibi hususlar” ibaresi metinden çıkarılmış ve indirim nedenlerinin kararda “gerekçeleriyle” gösterilmesi şartı eklenmiştir. “Gibi hususlar” ibaresinin çıkarılması nedeniyle, fıkradaki sayımın artık örnek değil sınırlı olduğu görüşü öğretide ağırlık kazanmıştır. Buna göre mahkeme, kanunda sayılan dört başlık dışındaki bir olguya dayanarak indirim yapmamalı; dayandığı olguyu bu başlıklardan biriyle ilişkilendirmelidir.
Cezanın belirlenmesindeki yeri
TCK 61/5, cezanın belirlenmesinde izlenecek sırayı açıkça gösterir. Hâkim önce TCK 61/1’deki ölçütlere göre temel cezayı belirler, ardından nitelikli hâllere göre artırım ve indirim yapar. Bu ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim gerektiren şahsi sebepler uygulanır. Takdiri indirim bu sıranın en sonundadır. Sonuç ceza belirlendikten sonra ise seçenek yaptırımlara çevirme, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirilir.
Sıranın önemi şu örnekte görülür: Temel ceza iki yıl, haksız tahrik nedeniyle dörtte bir indirim ve takdiri indirim uygulanacaksa önce haksız tahrik indirimiyle ceza bir yıl altı aya, ardından altıda bir takdiri indirimle bir yıl üç aya iner. Sıranın ters uygulanması çoğu zaman farklı bir sonuca yol açar ve bozma nedenidir.
| Kanundaki ceza | Takdiri indirim sonucu |
|---|---|
| Ağırlaştırılmış müebbet hapis | Müebbet hapis |
| Müebbet hapis | Yirmi beş yıl hapis |
| Süreli hapis | Altıda birine kadar indirim |
| Adli para cezası | Altıda birine kadar indirim |
Müebbet cezalarda indirim oranı yoktur; kanun doğrudan bir ceza türünü öngörür. Süreli cezalarda ise “altıda birine kadar” ifadesi hâkime oran bakımından takdir yetkisi verir; uygulamada çoğunlukla altıda bir oranı tercih edilir.
Gerekçe zorunluluğu ve inkâr
Mahkeme, takdiri indirimi uygulamasa bile bunun gerekçesini somut olgulara dayanarak açıklamalıdır. “Lehe takdiri indirim nedeni görülmediğinden” gibi kalıp ifadeler, Yargıtay uygulamasında yetersiz gerekçe olarak kabul edilmektedir.
Önemli bir ilke de şudur: Sanığın suçlamayı inkâr etmesi, susması veya kendini savunması anayasal bir haktır. Bu hakkın kullanılması, takdiri indirimin uygulanmamasının gerekçesi yapılamaz.
Gerekçe zorunluluğu, Anayasa m. 141/3’teki bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması kuralının ve adil yargılanma hakkının bir sonucudur. Gerekçe, kararı denetleyecek istinaf ve temyiz mercilerinin, hâkimin takdirini hangi olgulara dayanarak kullandığını görebilmesini sağlar. Bu nedenle mahkeme yalnızca kanun metnini tekrar etmekle yetinmemeli, dosyadaki somut bir olguyu göstermelidir.
Uygulamada indirimin uygulanmaması için kabul gören gerekçelere şu örnekler verilebilir: sanığın aynı türden birden fazla suçtan önceki mahkûmiyetleri, fiilden sonra mağduru tehdit etmesi veya delilleri karartmaya çalışması, zararı gidermek bir yana mağdurla alay eden tutumu ve yargılama boyunca sürekli kaçak kalması. Bu olguların her biri, TCK 62/2’de sayılan başlıklardan biriyle, özellikle failin geçmişi veya fiilden sonraki davranışlarıyla ilişkilendirilebilir.
Temel cezanın belirlenmesinde kullanılan olguların takdiri indirim aşamasında yeniden aleyhe kullanılıp kullanılamayacağı da tartışılır. Örneğin suçun işleniş biçiminin ağırlığı nedeniyle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmişse, aynı olgunun bu kez indirimin reddinde tek gerekçe yapılması, sanığın aynı olgu nedeniyle iki kez aleyhe değerlendirilmesi sonucunu doğurabilir. Bu nedenle indirimin reddinde, failin kişiliğine ilişkin ayrı ve somut olgular gösterilmelidir.
Yargıtay kararı
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin incelediği dosyada ilk derece mahkemesi, adli sicil kaydı bulunmayan ve son sözünde pişmanlık ifade eden sanık hakkında, diğer gerekçelerin yanında sanığın suçlamayı inkâr etmesini de göstererek takdiri indirimi uygulamamıştı. Daire oy çokluğuyla hükmü bozmuştur:
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 02.12.2024 tarihli, E. 2024/8167, K. 2024/10302 sayılı kararı
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, herhangi bir adli sicil kaydı ile zabıtlara yansıyan olumsuz kişiliği bulunmayan ve İlk Derece Mahkemesinde alınan son sözünde “adaletinize sığınıyorum” demek suretiyle pişmanlık gösteren sanık hakkında anayasal hakkı olan inkarı da gerekçe gösterilerek yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, takdiri indirimin uygulanıp uygulanmamasının ilk derece mahkemesinin takdirinde olduğu yönündeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarına dayanılmıştır. Bu nedenle konu tartışmalıdır; ancak inkârın tek başına aleyhe gerekçe yapılamayacağı görüşü Yargıtay uygulamasında güçlü bir yer tutmaktadır.
Örnek olaylar
Aşağıdaki örnekler konunun anlaşılması için kurgulanmıştır.
Örnek 1. A, ilk kez yargılandığı bir hırsızlık davasında suçu ikrar eder, mağdurun zararını tamamen karşılar ve son sözünde pişmanlığını belirtir. Mahkeme, sanığın adli sicil kaydı bulunmadığını ve zararı giderme çabasını gerekçe göstererek altıda bir oranında takdiri indirim uygular.
Örnek 2. B, nitelikli yağma suçundan yargılanır. Duruşmada düzgün giyinir ve mahkemeye teşekkür eder; ancak mağdurun zararını gidermek için hiçbir çaba göstermez. Mahkeme, bu davranışların TCK 62/2’nin son cümlesi uyarınca şeklî tutum niteliğinde olduğunu belirterek indirim uygulamaz. Gerekçe somut olgulara dayandığından karar hukuka uygundur.
Örnek 3. C hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren bir suçtan hüküm kurulur. Mahkeme, sanığın yaşını, temiz geçmişini ve olaydan sonra kendiliğinden teslim olmasını gözeterek takdiri indirim uygular. Bu durumda ağırlaştırılmış müebbet yerine müebbet hapis cezası verilir.
Sıkça sorulan sorular
Takdiri indirim zorunlu mudur?
Hayır. İndirim hâkimin takdirindedir. Ancak hâkim uygulamasa da uygulasa da somut gerekçe göstermek zorundadır.
Tekerrür hâlinde takdiri indirim uygulanabilir mi?
Sabıkalı olmak indirimi kendiliğinden engellemez, ancak failin geçmişi indirim değerlendirmesinde dikkate alınan unsurlardan biridir. Tekerrür hükümleri cezanın infaz rejimini etkiler; takdiri indirimin uygulanıp uygulanmayacağı ise ayrıca ve gerekçeli olarak değerlendirilir. Önceki mahkûmiyetin türü, aradan geçen süre ve failin bu süredeki yaşamı bu değerlendirmede önem taşır.
Takdiri indirim istinaf veya temyizde ileri sürülebilir mi?
Evet. Gerekçesiz veya yetersiz gerekçeyle indirim uygulanmaması kanun yolunda bozma sebebi olarak ileri sürülebilir. Ayrıntılar için Ceza Davasında Temyiz: Temyiz Edilebilen Kararlar, Süre, Yargıtay İncelemesi ve Direnme yazımıza bakılabilir.
Takdiri indirim ile HAGB arasında ilişki var mı?
İki kurum ayrıdır. Ancak HAGB değerlendirmesinde de sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki davranışları dikkate alınır. HAGB için Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir, Sonuçları Nelerdir? yazımıza bakılabilir.
Takdiri indirim ile etkin pişmanlık arasındaki fark nedir?
Etkin pişmanlık, kanunun belirli suçlar için öngördüğü ve şartları gerçekleştiğinde uygulanması zorunlu olan bir indirim veya cezasızlık nedenidir. Takdiri indirim ise bütün suçlarda uygulanabilir ve hâkimin takdirine bağlıdır. Zararın giderilmesi, etkin pişmanlık şartlarını taşımasa bile takdiri indirim değerlendirmesinde pişmanlığın göstergesi olarak dikkate alınabilir.
Kadına karşı işlenen suçlarda takdiri indirim yasak mıdır?
Kanunda kadına karşı işlenen suçlar için takdiri indirimi bütünüyle yasaklayan genel bir hüküm yoktur. Ancak 7406 sayılı Kanunla getirilen şeklî tutum kuralı ve gerekçe şartı, en çok bu dosyalarda önem taşır. Mahkeme, sanığın duruşmadaki görünüşüne değil, mağdura yönelik fiilden sonraki davranışlarına ve gerçek bir pişmanlık gösterip göstermediğine bakmalıdır.
Hüküm kesinleştikten sonra takdiri indirim istenebilir mi?
Kural olarak hayır. Takdiri indirim, hüküm kurulurken değerlendirilen bir husustur ve kesinleşmeden sonra ayrı bir başvuruyla talep edilemez. Ancak lehe bir kanun değişikliği nedeniyle yeniden hüküm kurulması gerektiğinde, mahkeme takdiri indirimi de yeniden değerlendirir.
Birden fazla sanık bulunan davada indirim herkes için aynı mı uygulanır?
Hayır. Takdiri indirim kişiseldir. Mahkeme her sanık bakımından geçmişi, pişmanlığı ve diğer olguları ayrı ayrı değerlendirmelidir. Aynı olaya katılan sanıklardan birine indirim uygulanıp diğerine uygulanmaması, farklılığın gerekçesi gösterildiği sürece hukuka aykırı değildir.
Yalnızca sanık kanun yoluna başvurursa indirim kaldırılabilir mi?
Hayır. Hüküm yalnızca sanık veya onun lehine Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf veya temyiz edilmişse, CMK 283 ve 307/5’teki aleyhe bozma yasağı nedeniyle yeni hükümle verilen ceza önceki hükümle verilen cezadan ağır olamaz. Bu nedenle ilk hükümde uygulanan indirimin kaldırılarak cezanın artırılması mümkün değildir.
Savunmada takdiri indirim nasıl talep edilmelidir?
Son söz ve esas hakkındaki savunmada sanığın sicili, ailevi durumu, zararı giderme çabası ve pişmanlığı somut olarak anlatılmalı; takdiri indirim açıkça talep edilmelidir. Zararın giderildiğini gösteren makbuz, işveren yazısı veya sağlık raporu gibi belgelerin dosyaya sunulması, mahkemenin gerekçesini somut olgulara dayandırmasını kolaylaştırır.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
