Bölge adliye mahkemesi kararına karşı Yargıtay’a başvuran bir sanığın dilekçesine yalnızca “karar hukuka aykırıdır, bozulmasını talep ederim” yazması, artık yeterli değildir. 7499 sayılı Kanunla 2024 yılında yapılan değişikliklerden sonra temyiz sebeplerinin ayrıca sonradan sunulacak bir gerekçe dilekçesiyle açıklanması imkânı kaldırılmıştır. Temyiz sebepleri başvuruda gösterilmelidir ve bu sebepler hükmün hukuki yönüne ilişkin olmalıdır.
KISA CEVAP
- Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır (CMK 294/1).
- Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir (CMK 294/2).
- Temyiz dilekçesi temyiz sebeplerini içermiyorsa Yargıtay temyiz istemini reddeder (CMK 298/1).
- Temyiz gerekçesinin ek süre içinde sunulmasına imkân veren CMK 295, 7499 sayılı Kanunla 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren verilen kararlar bakımından yürürlükten kaldırılmıştır.
- CMK 289’da sayılan hukuka kesin aykırılık hâlleri, dilekçede gösterilmese bile gözetilir.
- Cumhuriyet savcısı, temyiz isteğinin sanığın yararına mı aleyhine mi olduğunu dilekçede açıkça belirtir.
Kanun metni
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 288 ve m. 294
m. 288: (1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. (2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır. m. 294: (1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir. (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.
Hukuki yön nedir?

İstinaf hem olay hem hukuk denetimi yapan bir kanun yoludur. Temyiz ise kural olarak hukuki denetimdir. Yargıtay, olayın yeniden yargılanması için değil, bölge adliye mahkemesinin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığını denetlemek için vardır. Bu nedenle temyiz sebepleri şu tür hukuka aykırılıklara dayanmalıdır:
- Usul kurallarının ihlali: Ek savunma alınmadan suç vasfının değiştirilmesi, müdafi zorunlu olduğu hâlde müdafi görevlendirilmemesi, hukuka aykırı delile dayanılması gibi.
- Maddi ceza hukuku kurallarının yanlış uygulanması: Suç vasfının hatalı belirlenmesi, nitelikli hâlin unsurları oluşmadığı hâlde uygulanması, indirim veya artırım oranlarında hata yapılması gibi.
- Delillerin değerlendirilmesinde hukuka aykırılık: Çelişkili delillerin tartışılmaması, savunmanın araştırılmaması veya şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edilmesi gibi.
- Gerekçe eksikliği: Hükmün, delillerin değerlendirildiği ve hangi sonuca neden ulaşıldığının açıklandığı bir gerekçe içermemesi.
Buna karşılık yalnızca “tanık yalan söylüyor” veya “suçu ben işlemedim” gibi olaya ilişkin tekrarlar, hukuki bir hatayla bağlantısı kurulmadıkça temyiz incelemesinde etkili olmayabilir. Delillerin değerlendirilmesine yönelik itirazların da hangi hukuk kuralının ihlal edildiği gösterilerek ileri sürülmesi gerekir.
Hukuka kesin aykırılık hâlleri
CMK 289’da sayılan hâllerde, temyiz dilekçesinde gösterilmemiş olsa bile hukuka kesin aykırılık var sayılır. Mahkemenin kanuna uygun oluşmaması, yasaklı hâkimin hükme katılması, mahkemenin kanuna aykırı olarak kendini görevli veya yetkili görmesi, hükmün gerekçe içermemesi, savunma hakkının önemli konularda kısıtlanması ve hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması bu hâllerdendir.
7499 sayılı Kanunla gelen değişiklik
7499 sayılı Kanun öncesinde CMK 295, temyiz başvurusunun gerekçesinin sonradan verilecek bir dilekçeyle açıklanmasına imkân tanıyordu. Bu madde yürürlükten kaldırılmıştır. Geçiş hükmüne göre kaldırılan hükümler, 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanmaya devam eder. Bu tarihten sonra verilen kararlarda temyiz sebepleri, iki haftalık temyiz süresi içinde verilen başvuruda gösterilmelidir.
Aynı Kanunla CMK 294/1’e eklenen cümleye göre Cumhuriyet savcısı, temyiz isteğinin sanığın yararına mı aleyhine mi olduğunu dilekçede açıkça belirtmek zorundadır. Bu belirleme, aleyhe değiştirme yasağı bakımından önem taşır.
Dilekçenin yazımı için Ceza Davasında Temyiz Dilekçesi Örneği (CMK 291-294): Süre, Temyiz Sebepleri ve Şablon yazımıza bakılabilir.
Yargıtay’ın incelemesinin sınırı
CMK 301 uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususları inceler. Hüküm dilekçede gösterilen sebeplerle bozulursa, dilekçede açıklanmamış olsa bile saptanan diğer hukuka aykırılıklar da ilamda gösterilir (CMK 302/3). Bu nedenle temyiz sebeplerinin eksiksiz ve somut biçimde yazılması, incelemenin kapsamını doğrudan etkiler. CMK 302/2’ye göre Yargıtay hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen ve hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar ve bozma sebeplerini ilamda ayrı ayrı gösterir. Hükmü etkilemeyecek nitelikteki hatalar, gösterilmiş olsalar bile bozma sonucunu doğurmaz; bu nedenle her sebebin hükmün sonucunu nasıl değiştireceği de dilekçede açıklanmalıdır.
Temyiz sebebi nasıl yazılır?
Temyiz sebebinin etkili olması için hangi hukuk kuralının, hükmün hangi bölümünde ve nasıl ihlal edildiğinin açıklanması gerekir. Aşağıdaki karşılaştırma bu farkı göstermektedir:
- Yetersiz: “Mahkeme delilleri yanlış değerlendirmiştir.” Somut: “Bölge adliye mahkemesi, olay yeri kamera kayıtlarında sanığın görülmediğine ilişkin bilirkişi raporunu tartışmadan, yalnızca katılanın soyut beyanına dayanarak hüküm kurmuştur. Bu durum CMK 230/1-b’deki gerekçe yükümlülüğüne ve CMK 217/1’e aykırıdır.”
- Yetersiz: “Ceza çok fazladır.” Somut: “Temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiş, ancak TCK 61/1’deki ölçütlerden hangisinin esas alındığı gerekçede gösterilmemiştir.”
- Yetersiz: “Savunma hakkım kısıtlanmıştır.” Somut: “Suç vasfı hırsızlıktan yağmaya değiştirilmesine rağmen CMK 226 uyarınca ek savunma hakkı tanınmamıştır.”
Her temyiz sebebinin ayrı bir başlık altında, hükmün ilgili sayfası veya paragrafı gösterilerek yazılması, Yargıtay incelemesini kolaylaştırır. Birden fazla sanık veya suç varsa, sebepler her biri için ayrı ayrı açıklanmalıdır. Dilekçenin sonunda talep de açıkça yazılmalı; hükmün bozulması, duruşmalı inceleme veya tutuklu sanığın tahliyesi gibi istemler ayrı ayrı belirtilmelidir.
Temyiz edilebilirlik ve ön inceleme
Temyiz sebebinin ne kadar güçlü olduğu, hüküm temyiz edilebilir değilse sonuç doğurmaz. CMK 286/2, belirli kararları temyiz dışında bırakır. Örneğin ilk derece mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına ve miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları kural olarak temyiz edilemez. Bazı suçlar bakımından CMK 286/3 bu sınırlamaya istisna getirir.
Temyiz istemi süre geçtikten sonra yapılmışsa, temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü veren bölge adliye mahkemesi CMK 296/1 uyarınca temyiz istemini reddeder. Bu karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’dan karar verilmesi istenebilir; ancak bu başvuru hükmün infazını ertelemez (CMK 296/2).
Reddedilmeyen temyiz dilekçesinin bir örneği CMK 297/1 uyarınca karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf iki hafta içinde yazılı cevap verebilir. Cevap dilekçesi de karşı tarafın temyiz sebeplerine karşı hukuki değerlendirmeleri içermelidir.
Duruşmalı inceleme
CMK 299/1 uyarınca on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde Yargıtay, uygun görmesi hâlinde incelemeyi duruşmalı yapabilir. Duruşma talebi temyiz dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Duruşmada önce temyiz eden tarafa söz verilir ve son söz her hâlde sanığındır (CMK 300/2). Tutuklu sanık ise CMK 299/2 uyarınca duruşmaya katılma isteminde bulunamaz; bu durumda sanık müdafii aracılığıyla temsil edilir.
Diğer sanıklara etkisi
CMK 306 uyarınca hüküm sanık lehine bozulmuşsa ve bozma sebeplerinin temyiz isteminde bulunmamış diğer sanıklara da uygulanması mümkünse, bu sanıklar da temyiz etmiş gibi bozmadan yararlanır. Örneğin suçun vasfına ilişkin bir bozma, aynı fiile iştirak eden ancak temyiz etmeyen sanık bakımından da sonuç doğurabilir.
Örnek olay
Yağma suçundan yedi yıl hapis cezası alan sanığın istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Müdafi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz dilekçesi verir. Dilekçede üç sebep gösterir: teşhis tutanağının CMK ve Yakalama, Gözaltı ve İfade Alma Yönetmeliği’ndeki usule aykırı düzenlendiği, mağdurun çelişkili beyanlarının tartışılmadığı ve sanığa ek savunma hakkı tanınmadan nitelikli hâlin uygulandığı. Her sebep için ilgili tutanak ve duruşma tarihleri belirtilir. Yargıtay, ek savunma alınmadan nitelikli hâlin uygulanmasını hükmü etkileyecek nitelikte bulursa hükmü bu sebeple bozar; CMK 302/3 uyarınca saptadığı diğer hukuka aykırılıkları da ilamda gösterir.
Yargıtay kararı
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz başvurularını incelerken önce CMK 288 ve 294’ü hatırlatmış, ardından her sanık ve müdafinin temyiz sebeplerini ayrı ayrı belirleyerek incelemeyi bu sebeplerle sınırlı yapmıştır:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihli, E. 2026/2667, K. 2026/7334 sayılı kararı
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ‘Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.’ ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; ‘Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.’ şeklinde düzenlendiği de gözetilerek
Daire, sanıkların “yeterli delil bulunmadığı”, “suç vasfında yanılgıya düşüldüğü”, “yüzyüzelik ilkesinin ihlal edildiği” ve “şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği” yönündeki temyiz sebeplerini tek tek saymış, bölge adliye mahkemesi kararlarında isabetsizlik bulunmadığını belirterek temyiz istemlerini esastan reddetmiştir. Karar, Yargıtay’ın incelemesini başvuruda gösterilen sebepler üzerinden yürüttüğünü açıkça göstermektedir.
Sıkça sorulan sorular
Temyiz dilekçesinde sebep gösterilmezse ne olur?
CMK 298/1 uyarınca temyiz dilekçesi temyiz sebeplerini içermiyorsa Yargıtay temyiz istemini reddeder. Ancak hukuka kesin aykırılık hâlleri ayrıca gözetilir.
Temyiz gerekçesi sonradan verilebilir mi?
1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen kararlarda ek süre imkânı kaldırılmıştır. Temyiz sebepleri iki haftalık temyiz süresi içinde verilen başvuruda yer almalıdır.
Ceza miktarının fazla olduğu temyiz sebebi olabilir mi?
Cezanın kanuni sınırlar içinde belirlenmesi takdire dayanır. Ancak alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçesiz olması, indirim veya artırım oranlarının hatalı uygulanması gibi hususlar hukuka aykırılık olarak ileri sürülebilir.
Sanık dilekçe vermeden zabıt kâtibine beyanda bulunarak temyiz edebilir mi?
CMK 291/1 uyarınca temyiz, dilekçe ile veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılabilir. Beyanda da temyiz sebeplerinin gösterilmesi gerekir.
Temyiz süresi içinde ek dilekçe verilebilir mi?
Temyiz süresi dolmadan verilen ek dilekçeyle yeni temyiz sebepleri ileri sürülebilir; çünkü CMK 294/1’deki yükümlülük, sebeplerin temyiz başvurusunda gösterilmesini arar ve başvuru süresi iki haftadır. Süre dolduktan sonra sunulan dilekçelerdeki yeni sebepler ise kural olarak incelenmez. Bu durumda yalnızca CMK 289’daki hukuka kesin aykırılık hâlleri resen gözetilir.
Katılan da temyiz sebebi göstermek zorunda mıdır?
Evet. CMK 294/1’deki yükümlülük temyiz eden herkes için geçerlidir. Katılan veya vekili, sanığın beraatine ya da cezanın miktarına yönelik itirazlarını hangi hukuk kuralının ihlal edildiğini göstererek ileri sürmelidir.
Değerlendirme
Temyiz, hukuka aykırılık denetimidir ve temyiz sebepleri hükmün hukuki yönüne ilişkin olmalıdır. 7499 sayılı Kanunla temyiz gerekçesinin sonradan sunulması imkânı kaldırıldığından, sebeplerin iki haftalık süre içindeki başvuruda somut olarak gösterilmesi gerekir. Sebep içermeyen dilekçe reddedilir; hukuka kesin aykırılık hâlleri ise her durumda gözetilir.
Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
Bu yazı, 24 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
