Boşanmada çocuğun velayetini, ana ve babanın talebine değil çocuğun üstün yararına bakarak aile mahkemesi belirler. Dayanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 182 ve m. 335 vd. hükümleridir. Verilen velayet kararı kesin bir son değildir: koşullar değişirse, velayet sahibi çocuğu ihmal ederse ya da diğer tarafın çocukla görüşmesini engellerse velayetin değiştirilmesi için velayet davası açılabilir (TMK m. 183, 324, 348).
KISA CEVAP
- Velayet, boşanma kararıyla birlikte ana veya babadan birine verilir; ölçü çocuğun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimidir.
- İdrak çağındaki çocuk hâkim tarafından dinlenir. Görüşü önemlidir, ama çocuğun yararına aykırıysa mahkeme farklı karar verebilir.
- Velayet sonradan değiştirilebilir. Yeni olgular, çocuğun ihmali ve kişisel ilişkinin engellenmesi başlıca sebeplerdir.
- Davaya aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görür.
1. Kanun Metni
TMK m. 182
“Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.”
TMK m. 183
“Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”
TMK m. 335
“Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.”
TMK m. 336
“Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.”
TMK m. 323
“Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.”
TMK m. 324
“Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. (Ek üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/38 md.) Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.”
TMK m. 348
“Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir: 1. (Değişik: 1/7/2005-5378/38 md.) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi. 2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması. Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.”
TMK m. 349
“Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin kaldırılmasını gerektirmez.”
2. Boşanmada Velayete Nasıl Karar Verilir?
Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması, malvarlığının yönetimi ve onu temsil etme konusunda ana ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin tamamıdır. Evlilik sürerken anne ve baba velayeti birlikte kullanır. Boşanmada ise hâkim, çocuğu taraflardan birine bırakır ve velayet o tarafa geçer (TMK m. 336).
Mahkeme bu kararı verirken anne ile babayı mümkün olduğunca dinler (TMK m. 182). Kimin daha çok kazandığı ya da boşanmada kimin kusurlu olduğu velayet için tek başına belirleyici değildir. Kusurlu eşe de velayet verilebilir; yeter ki kusura yol açan davranış çocuğun gelişimini tehlikeye atmasın.
Çocuğun üstün yararı
Velayet kararında ölçü, anne veya babanın istekleri değil, çocuğun üstün yararıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu yararı, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması olarak tanımlar (aşağıda yer alan 15.01.2019 tarihli karar). Mahkeme somut olarak şunlara bakar:
- Çocuğun yaşı ve o güne kadar kimin bakımında büyüdüğü,
- Kardeşlerin birbirinden ayrılıp ayrılmayacağı,
- Okul, çevre ve yaşam düzeninin korunup korunmadığı,
- Tarafların sağlık durumu, çalışma düzeni ve çocuğa ayırabileceği zaman,
- Şiddet, bağımlılık, ihmal gibi çocuğu tehlikeye atan bir durumun bulunup bulunmadığı.
Velayet kamu düzenine ilişkin bir konudur. Hâkim tarafların gösterdiği delillerle bağlı kalmaz, kendiliğinden araştırma yapar ve yargılama sırasında ortaya çıkan gelişmeleri de değerlendirir. Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde velayeti düzenlemiş olsa bile hâkim, protokoldeki çözümü çocuğun yararına uygun görmezse onaylamayabilir.
Çocuğun dinlenmesi ve idrak çağı
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 12, görüşlerini oluşturabilecek durumdaki çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü serbestçe ifade etme hakkını tanır ve bu görüşe çocuğun yaşı ve olgunluğu oranında önem verilmesini ister. Yargıtay bu hükme ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 3 ve 6’ya dayanarak idrak çağındaki çocuğun velayet davasında dinlenmesini zorunlu sayar. Çocuk dinlenmeden verilen kararlar bozulur.
İdrak çağı, çocuğun olan biteni kavrayıp kendi tercihini ifade edebildiği dönemdir. Kanunda bunun için belirli bir yaş yazmaz; hâkim çocuğun gelişimine göre değerlendirir. Dinleme genellikle duruşma salonunda değil, hâkimin odasında ya da adli görüşme odasında, gerekirse pedagog veya psikolog eşliğinde yapılır. Çocuğun söyledikleri tek başına bağlayıcı değildir. Yargıtay, çocuğun tercihi üstün yararına aykırıysa görüşünün aksine karar verilebileceğini kabul eder (aşağıdaki 18.10.2018 tarihli karar).
Sosyal inceleme raporu ve uzman
Aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görev yapar (4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 5). Mahkeme velayet uyuşmazlığında genellikle bu uzmanlardan sosyal inceleme raporu ister. Uzman anne ve babanın evini ziyaret eder, tarafları ve çocuğu görüşmeye çağırır, çocuğun bakım düzenini ve aile içindeki ilişkileri rapora yazar.
Rapor hâkimi bağlamaz, ama kararın dayandığı başlıca delillerden biridir. Raporda eksik inceleme ya da çelişki varsa taraflar itiraz edebilir, yeni rapor veya bilirkişi heyetinden görüş alınmasını isteyebilir. Yargıtay, çocuğun sağlık durumu gibi teknik bir konu tartışmalıysa tek psikolog görüşüyle yetinilmemesini, uzman doktorlardan oluşan heyet raporu alınmasını aramıştır (Yargıtay 2. HD, E. 2021/7009, K. 2021/6647, T. 29.09.2021).
3. Ortak Velayet Mümkün mü?
TMK m. 336, boşanmada velayetin çocuğun bırakıldığı tarafa ait olacağını söyler; kanunda ortak velayeti açıkça düzenleyen bir hüküm yoktur. Bu yüzden uzun süre boşanmış ana ve babaya ortak velayet verilemeyeceği kabul edildi ve ortak velayet içeren yabancı mahkeme kararları Türkiye’de tanınmadı.
İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 Nolu Protokol, 6684 sayılı Kanun’la onaylanıp 25.03.2016’da Resmî Gazete’de yayımlandı. Protokol’ün 5. maddesi eşlerin evliliğin bitmesi hâlinde çocuklarıyla ilişkilerinde eşit hak ve sorumluluğa sahip olduğunu düzenler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu düzenlemeye dayanarak ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığına karar verdi (E. 2016/18674, K. 2017/13800, T. 04.12.2017). Uygulamada anlaşmalı boşanma protokollerinde ortak velayetin kararlaştırıldığı dosyalar bulunuyor. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin E. 2023/4328, K. 2023/3065, T. 07.06.2023 sayılı kararına konu dosyada taraflar anlaşmalı boşanmada velayetin ortak kalmasını kararlaştırmıştı.
Yargıtay’ın ortak velayeti kabul ettiği kararlarda tarafların bu konuda çekişmesi yoktur. Çekişmeli boşanmada anne ve baba anlaşamıyorsa mahkeme, TMK m. 336 gereği kural olarak velayeti bir tarafa verir. Ortak velayette de çocuğun hangi tarafla yaşayacağı, diğer tarafın onu ne zaman göreceği ve nafaka ayrıca düzenlenir.
4. Kişisel İlişki Tesisi
Velayet kendisine verilmeyen anne veya baba, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir (TMK m. 323). Mahkeme boşanma kararında görüşme günlerini, saatlerini, yatılı olup olmayacağını, bayram ve tatil dönemlerini belirler. Görüşmenin yatılı ya da yatısız olması, çocuğun yaşına ve sağlık durumuna göre değişir.
Kişisel ilişki hakkı ancak TMK m. 324/2’deki ağır sebeplerle kısıtlanır veya kaldırılır: çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, hakkın amacına aykırı kullanılması, çocukla ciddi olarak ilgilenilmemesi gibi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 29.05.2025 tarihli kararında (E. 2025/2649, K. 2025/5503) babanın çocukla kişisel ilişkisinin tamamen kaldırılmasını çocuğun yüksek yararına uygun bulmamış, gerekirse refakatçi eşliğinde ve yatısız görüşme düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
5. Velayetin Değiştirilmesi ve Şartları

Velayet kararı kesinleşse bile değiştirilebilir. Anne veya baba dava açabileceği gibi hâkim de gerekli gördüğünde kendiliğinden önlem alır (TMK m. 183). Davayı açan taraf, boşanma kararından sonra çocuğun yararını etkileyen bir değişikliği ispat etmelidir. Başlıca sebepler şunlardır:
Durumların değişmesi
TMK m. 183, yeni olgulara örnek olarak velayet sahibinin başkasıyla evlenmesini, başka bir yere taşınmasını veya ölmesini sayar. Bu olgular kendiliğinden velayeti değiştirmez; mahkeme yeni durumun çocuğu nasıl etkilediğine bakar. TMK m. 349 bunu açıkça yazar: velayet sahibinin yeniden evlenmesi tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Yeni eşin çocuğa kötü davranması, taşınma nedeniyle çocuğun okulundan ve çevresinden koparılması gibi somut sonuçlar ise değerlendirilir. İdrak çağına gelen çocuğun velayet sahibi olmayan tarafla yaşamak istemesi de yeni bir olgu sayılır ve çocuk dinlenir.
Çocuğun ihmali
Velayet sahibi çocuğun bakımını, sağlığını veya eğitimini savsaklıyorsa velayet diğer tarafa verilebilir. Çocuğu sürekli başkalarının yanında bırakma, okula göndermeme, düzenli tedavisini aksatma, çocuğu şiddete veya bağımlılık ortamına maruz bırakma bu kapsamdadır. Durum ağırsa ve diğer önlemler yetersiz kalıyorsa TMK m. 348’deki velayetin kaldırılması gündeme gelir. Okul kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları ve sosyal inceleme raporu bu davalarda belirleyici delillerdir.
Kişisel ilişkiye engel olma
7343 sayılı Kanun’la 2021’de TMK m. 182 ve 324’e eklenen fıkralara göre, velayet kendisine bırakılan taraf kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Mahkeme bu sonucu kişisel ilişki kararında taraflara ihtar eder. Çocuğu görüşme günlerinde teslim etmemek, şehir değiştirip adres bildirmemek, çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirmek bu kapsamda değerlendirilir.
Kanun burada da çocuğun menfaatini şart koşar. Görüşmeleri engelleyen tarafın elinden velayetin alınması çocuğa daha fazla zarar verecekse mahkeme velayeti değiştirmeyebilir. Engellemelerin tarih tarih belgelenmesi (tutanaklar, mesajlar, tanıklar) bu davada önem taşır.
6. Görevli Mahkeme ve Dava Süreci
Velayet ve velayetin değiştirilmesi davalarına aile mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m. 4). Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde davayı asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görür. Genel yetki kuralına göre dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 6).
Süreç genellikle şu sırayla ilerler:
- Dava dilekçesinde değişen durum, deliller ve kişisel ilişkiye dair talepler yazılır. Velayet değişirse velayeti kaybeden taraf için kişisel ilişki ve iştirak nafakası da istenebilir.
- Mahkeme sosyal inceleme raporu alır, tanıkları dinler, gerekirse okul ve sağlık kayıtlarını getirtir.
- İdrak çağındaki çocuk hâkim tarafından dinlenir.
- Acil bir tehlike varsa yargılama sürerken çocuğun geçici olarak diğer tarafa verilmesi gibi geçici önlemler istenebilir.
Velayetin değiştirilmesi davasında temyiz yolu kapalı olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 29.05.2025 tarihli kararında (E. 2025/2649, K. 2025/5503) velayetin değiştirilmesi davasını HMK m. 382 kapsamında çekişmesiz yargı işi saymış, bu davada bölge adliye mahkemesinin verdiği kararın kesin olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini belirtmiştir. Aynı kararda kişisel ilişkinin kaldırılmasına ilişkin kısım ise Yargıtay’da incelenmiştir. Bu yüzden deliller ilk derece ve istinaf aşamasında eksiksiz sunulmalıdır.
7. Yargıtay Kararları
Ortak velayet
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/18674, K. 2017/13800, T. 04.12.2017
2. Hukuk Dairesi 2016/18674 E. , 2017/13800 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVATÜRÜ:Yabancı Mahkeme İlamının Tanınması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından yabancı mahkeme kararının velayete ilişkin tanınması talebinin reddi, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davacı,… Södertörns Başlangıç Mahkemesinin T 12309-14 esas sayılı 09.06.2015 tarihinde kesinleşen boşanmaya ilişkin kararın tanınmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tarafların boşanmalarına ilişkin yabancı mahkeme ilamının boşanmaya ilişkin kısmının tanınmasına, velayete ilişkin kısmının tanınması talebinin ise yabancı mahkemece verilen ilamda ortak çocuğun velayetinin tarafların müşterek velayetinde bırakıldığı bu durumun kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.Tanınması istenen yabancı mahkeme ilamında, tarafların boşanmalarına karar verilmekle birlikte tarafların çocuklar üzerinde ortak velayet hakkının devam edeceği düzenlenmiştir.Taraflar Türk vatandaşıdır. Yabancı mahkeme kararının tanınmasına diğer koşulların yanında Türk kamu düzeni ihlal edilmeyecekse karar verilebilir. Somut olayda çözülmesi gereken uyuşmazlık, “ortak velayet” düzenlenmesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığının belirlenmesine yöneliktir. Bu bağlamda öncelikle iç hukukumuzdaki yasal düzenlemelere bakmak gerekir. İç hukukumuzda konumuzla ilgili yasal düzenlemeler aşağıdaki gibidir. Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır(TMK m. 182/1-2).Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz.Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velayeti altında kalırlar(TMK m. 335). Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir.Velayet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir”(TMK m.336).Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir(TMK m.337). Türkiye Cumhuriyeti adına 14 Mart 1985 tarihinde imzalanan “11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokol”, 6684 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunarak, 25.03.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmiş ve iç hukukumuz halini almıştır. Ek 7 Nolu Protokol’ün 5. maddesine göre, “Eşler, evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde, kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Bu madde, devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir”.Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin Milletlerarası Andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası Andlaşma hükümleri esas alınır. (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.90/son).İç hukukla ilgili yasal düzenlemeye baktıktan sonra “kamu düzeni” (ordre puplic) kavramı üzerinde durmak uyuşmazlığın çözümü için yararlı olacaktır.Kamu düzeninin bütün özelliklerini ifade edecek tam bir tarifini yapmak kolay değildir. Genel bir tanımla; “Kamu düzeni kuralları, bir memlekettte kamu hizmetlerinin iyi yapılmasını, devletin emniyet ve asayişini ve fertler arasındaki münasebetlerde huzur ve ahlak kaidelerine uygunluğu temine yarayan müessese ve kaidelerin tümüdür”. Bu genel çerçeve içerisinde kamu düzeni kuralları bir toplumun temel yapısı ve temel çıkarlarını koruyan kurallar olarak açıklanabilir, (Prof, Dr.Aysel Çelikel-Prof.Dr. B. Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk ll.bası-sayfa:149 ). Genel olarak; hukuk sisteminin toplumsal kalkınmayı hedefleyen ve kişisel hak ve özgürlükleri koruyan temel prensipleri, anayasanın temel ilkeleri ve toplumda cari olan örf-âdet ve ahlak telakkileri, kamu düzenini temsil eden değerler olarak ifade edilebilir ve bu değerlerle açık bir şekilde uyuşmayan yabancı hukukun veya yabancı hukuk hükmünün kamu düzenine aykırı sayılarak uygulanmayacağı söylenebilir. Yabancı hukukun veya yabancı hukuk hükmünün somut olayda tatbiki ile ortaya çıkaracağı sonuç, yukarıda belirtilen temel ilke ve değerler karşısında da tahammül edilmez bir durum yaratmakta ise, yabancı hukukun kamu düzenini açıkça ihlal ettiğinden bahisle yabancı hukuk uygulanmaz. Burada, yabancı hukukun tatbikini engelleyen kamu düzeninin “menfî etkisi’nden bahsedilir. Kamu düzeni kavramı geniş, muğlâk, izafî ve değişkendir (Prof. Dr. Cemal Şanlı-Doç.Dr.Emre Esen- Yrd. Doç. İnci Ataman-Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk-4.Bası-sayfa: 72-73-78). Türk hukukunda kamu düzeni (ordre puplic, amme intizamı) yabancı hukukun tatbikini önleyen istisnaî bir göreve sahiptir. Kanunlar ihtilâfı kaidelerimizce yetkilendirilen yabancı hukuk ülkenin kamu düzenine “açıkça” aykırılık teşkil etmemesi şartıyla tatbik olunma imkânına sahiptîr(MÖHUK m.5). Şu halde, kamu düzeni bizim için kanunlar ihtilâfı hukukuna ait tek taraflı bir “bağlanma kaidesi” değildir. Aksine kanunlar ihtilâfı kaidemizin gösterdiği yabancı hukuk nizamının tatbiki prensibinin bir istisnasıdır (Prof.F.rgin Nomer-Prof.Cemal Şanlı, Devletler Hususî Hukuk, 18.bası-sayfa;159).”…Esasa uygulanan hukukun Türk Hukukunda farklı olması ya da Türk Hukukunun emredici kurallarına aykırı olması gibi nedenlerle yabancı kararın tenfizi reddedilemez. Burada esas alınması gereken kıstas, yabancı ilamın Türk Hukukunda bir veya birden çok kanun hükümlerine aykırı bulunmasından çok, Türk Hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ikili anlaşmalara, gelişmiş toplumların ortak benimsedikleri ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine bakmak olmalıdır” (10.02.2012 tarih ve 2010/1 E, 2012/1 K.saylı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).Yukarıda değinilen iç hukukumuz ve kamu düzeni kavramı ile ilgili açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde “ortak velayet” düzenlenmesinin, Türk kamu düzenine “açıkça” aykırı olduğunu ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemek mümkün değildir.O halde yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ilişkin diğer koşulların da (5718 s. MÖHUK m.58) oluştuğu ve tarafların ortak velayet konusunda çekişmelerinin bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece yabancı mahkeme kararının velayete ilişkin kısmının da tanınmasına karar verilecek yerde, isteğin Türk Kamu düzenine aykırı olduğu belirtilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 2-Dava, yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ilişkindir. Mahkemece asıl davanın konusuna ilişkin talep kabul edildiği halde, ek nitelikteki velayetle ilgili talebin reddi nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.12.2017
Çocuğun dinlenmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/7798, K. 2019/169, T. 15.01.2019
2. Hukuk Dairesi 2018/7798 E. , 2019/169 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemenin 18.02.2016 tarihli kararıyla 2004 doğumlu ortak çocuk …’nin velayeti anneye verilmiştir. Dairemizin 21.12.2017 tarihli kararıyla idrak çağında bulunan çocuğun bizzat dinlenerek velayeti konusunda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk karar bozulmuştur. 12.06.2018 tarihli duruşmada dinlenen …, babası ile kalmak istediğini, babası ile mutlu olduğunu ifade etmiştir. Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı belirlenirken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Dosya kapsamından, çocuğun tercihinin üstün yararına aykırı olduğuna yönelik, bir başka deyişle baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve delil bulunmamaktadır. Velayetin babaya verilmesinde çocuğun yararına aykırı bir husus kanıtlanmadığına göre; ortak çocuk …’nin tercihi ve üstün yararı esas alınıp velayetinin babaya verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre iştirak nafakasına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.01.2019 (Salı)
Velayetin değiştirilmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/5795, K. 2018/11487, T. 18.10.2018
2. Hukuk Dairesi 2018/5795 E. , 2018/11487 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Velayetin Değiştirilmesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı anne, boşanma kararı ile velayetleri davalı babaya bırakılan ortak çocuklar 01.09.2002 doğumlu … ile 10.04.2010 doğumlu …’in velayetlerinin değiştirilerek kendisine verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, ilk hükümle ortak çocukların velayetlerin değiştirilerek davacı anneye bırakılmasına karar verilmesi üzerine hüküm, davalı baba tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 07.02.2017 tarihli ilamı ile davalının delil listesinde bildirdiği tanık … dinlenilmeden ve idrak çağındaki ortak çocuklar mahkemece dinlenilmeden, görüşlerine başvurulmadan eksik inceleme ile karar verildiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, yapılan yargılama sonunda ise davanın reddine karar verilmiştir. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dosya içerisinde bulunan sosyal inceleme raporunda baba yanında bulunan …’in öz bakımının zayıf olduğu, …’in baba tarafından ihmal edildiği, çocukların anneleri ile kalmak istedikleri, annenin çocukların velayetinin almasına engel bir durumunun bulunmadığının tespiti yapılmıştır. Bozma doğrultusunda çocukların beyanları mahkemece alınmış, ortak çocuk … mahkemedeki ilk beyanında velayetinin anneye verilmesini, bundan sonra annesi ile yaşamak isteğini, ortak çocuk … ise takdiri mahkemeye bıraktığını beyan etmiştir. Daha sonraki celsede ise ortak çocuklar yeniden mahkemece dinlenmiş bu kez velayetlerinin babada kalmasını istediklerini ifade etmişlerdir. Ortak çocukların sonradan değiştirdikleri beyanlarını destekler dosyaya yansıyan yeni bir durum meydana gelmemiştir. Dosya içerisinde annenin velayeti kullanmasına engel bir delil de bulunmamaktadır. O halde uzman bilirkişi tarafından yapılan tespitler, çocukların alınan ilk beyanları, annenin velayeti kullanmasına engel bir durumun bulunmaması dikkate alındığında davanın kabulü ile ortak çocukların velayetlerinin değiştirilerek davacı anneye verilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.10.2018(Prş.)
8. Sıkça Sorulan Sorular
Velayet davası boşanma davasından ayrı mı açılır?
Boşanma davası sürerken velayet o davada karara bağlanır (TMK m. 182); ayrıca dava açmaya gerek yoktur. Boşanma kesinleştikten sonra velayetin değiştirilmesi için ise aile mahkemesinde ayrı dava açılır.
Çocuk kaç yaşında dinlenir?
Kanunda belirli bir yaş yazmaz. Hâkim, çocuğun kendi görüşünü ifade edebilecek olgunlukta, yani idrak çağında olup olmadığını değerlendirir. Bu durumdaki çocuk dinlenmeden verilen velayet kararı Yargıtay’da bozulur.
Çocuk babasıyla ya da annesiyle kalmak istediğini söylerse mahkeme buna uymak zorunda mı?
Hayır. Çocuğun tercihi önemli bir delildir, ama mahkeme çocuğun üstün yararına bakar. Tercih edilen tarafın yanında kalması çocuğun gelişimine zarar verecekse mahkeme farklı karar verebilir.
Velayet sahibi anne veya baba yeniden evlenirse velayet değişir mi?
Tek başına değişmez (TMK m. 349). Yeni evliliğin çocuğu olumsuz etkilediği somut olarak ortaya konursa velayetin değiştirilmesi istenebilir (TMK m. 183).
Eski eşim çocuğu bana göstermiyor. Ne yapabilirim?
Kişisel ilişki kararının yerine getirilmesini isteyebilir, her engellemeyi tutanak ve delille belgeleyebilirsiniz. 2021’den bu yana kanun, kişisel ilişki düzenlemesine uymayan tarafın velayetinin çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla değiştirilebileceğini açıkça düzenler (TMK m. 182/2, 324/3).
Anlaşmalı boşanmada ortak velayet kararlaştırılabilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.12.2017 tarihli kararında ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığını kabul etmiştir. Taraflar protokolde ortak velayeti kararlaştırabilir; hâkim çocuğun yararına uygun bulursa onaylar.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Dosyanıza özgü değerlendirme için bize 0552 203 09 69 numaralı telefondan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.
İlgili yazılar: Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır, Ne Kadar Sürer?, Nafaka Türleri, Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması, Anlaşmalı Boşanma Şartları ve Protokolde Yer Alması Gerekenler. Kanunun güncel metni: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (mevzuat.gov.tr).
