Boşanma, eşler arasındaki evlilik birliğini sona erdirmenin yanında velayet, nafaka, tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi gibi birçok sonucu da beraberinde getirir. Bu yazıda boşanma sürecinde en sık karşılaşılan on soru, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun hükümleri ile Yargıtay kararları çerçevesinde yanıtlanmaktadır.
KISA CEVAP
- Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, hâkimin eşleri bizzat dinlemesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir (TMK m. 166/3).
- Boşanma davası aile mahkemesinde, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılır (4787 sayılı Kanun m. 4; TMK m. 168).
- Boşanmayla bağlantılı nafaka türleri tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakasıdır (TMK m. 169, 182, 175). Yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresinin iptali 30/6/2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.
- Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m. 236/1).
- Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).
1. Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?
Anlaşmalı boşanma, TMK m. 166’nın üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu yolla boşanma kararı verilebilmesi için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir:
- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
- Eşler birlikte başvurmalı ya da bir eş diğerinin açtığı davayı kabul etmelidir. Bu hâlde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.
- Hâkim, tarafları bizzat dinlemelidir. Hâkimin, eşlerin iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi gerekir.
- Hâkim, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Uygulamada “protokol” olarak anılan bu düzenlemede hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek değişiklik yapabilir; değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur.
Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m. 184/5). Onaylanan protokol ise kararın içeriğini belirler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma isteğinin protokol gereğince kabul edildiği bir davada, kişisel ilişki ve iştirak nafakasının protokolden farklı biçimde düzenlenmesini doğru bulmamış ve hükmü bozmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2008/6977, K. 2009/10276, T. 28.05.2009).
2. Çekişmeli boşanma hangi sebeplerle açılabilir?

Eşler anlaşamazsa boşanma davası, TMK’da sayılan sebeplerden birine dayanılarak açılır. Kanun özel ve genel boşanma sebeplerini ayrı ayrı düzenler:
| Sebep | Dayanak | Süre ve özel şart |
|---|---|---|
| Zina | TMK m. 161 | Öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde eylemden itibaren 5 yıl; affeden eşin dava hakkı yoktur |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış | TMK m. 162 | Öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde sebebin doğumundan itibaren 5 yıl; affeden eşin dava hakkı yoktur |
| Küçük düşürücü suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme | TMK m. 163 | Her zaman açılabilir |
| Terk | TMK m. 164 | En az 6 aylık ayrılık ve sonuçsuz kalan ihtar |
| Akıl hastalığı | TMK m. 165 | Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespiti |
| Evlilik birliğinin temelinden sarsılması | TMK m. 166/1-2 | Ortak hayatın sürdürülmesinin beklenemeyecek olması |
Terk sebebinde, terk edilen eşin istemi üzerine hâkim veya noter, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ihtar eder. İhtar, ayrılığın dördüncü ayı bitmeden istenemez; ihtardan sonra iki ay geçmedikçe de dava açılamaz (TMK m. 164/2).
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan davada davacının kusuru daha ağırsa davalı, davaya itiraz edebilir. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2).
Bunlardan ayrı olarak, herhangi bir boşanma sebebiyle açılan dava reddedilmiş, ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş ve ortak hayat bu sürede yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m. 166/4). Bu fıkra, 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’la değiştirilmiştir.
3. Boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin dava ve işleri aile mahkemelerinin görevindedir (4787 sayılı Kanun m. 4/1). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da eşlerin davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında ise nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m. 177).
Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir (TMK m. 184/6).
4. Dava sürerken eşlerin ve çocukların durumu nasıl düzenlenir?
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden (re’sen) alır. Bu önlemler özellikle eşlerin barınması ve geçimi, eşlerin mallarının yönetimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkindir (TMK m. 169). Dava süresince eş veya çocuk yararına hükmedilen ve uygulamada “tedbir nafakası” olarak adlandırılan ödeme bu hükme dayanır.
Hâkim, boşanma sebebi ispatlanmış olsa bile ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunuyorsa boşanma yerine ayrılığa karar verebilir. Dava yalnızca ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez (TMK m. 170). Ayrılık bir yıldan üç yıla kadar bir süre için verilir; süre sonunda ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK m. 171, 172).
5. Velayet kime verilir, diğer ebeveyn çocukla nasıl görüşür?
Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır. Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir (TMK m. 336). Mahkeme boşanmaya karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m. 182/1).
Velayet kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas alınır (TMK m. 182/3). 7343 sayılı Kanun’la eklenen fıkra uyarınca mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerine uyulmaması hâlinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder (TMK m. 182/2).
Velayet kararı kesin ve değişmez değildir. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen ya da ana veya babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m. 183).
6. Hangi nafaka türleri vardır?

Türk Medeni Kanunu boşanmayla bağlantılı üç nafaka türü öngörür:
- Tedbir nafakası: Dava süresince eşin ve çocukların geçimi için hükmedilir (TMK m. 169).
- İştirak nafakası: Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m. 182/3).
- Yoksulluk nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175).
TMK m. 175’te yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” istenebileceği yazılıdır. Anayasa Mahkemesi, 4/6/2026 tarihli ve E. 2025/156, K. 2026/131 sayılı kararıyla bu ibareyi iptal etmiştir. İptal kararı, 30/6/2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar hüküm mevcut hâliyle uygulanmaya devam eder.
7. Nafaka ne zaman artırılır, azaltılır veya kaldırılır?
İrat biçiminde (dönemsel ödeme olarak) hükmedilen nafaka ve maddî tazminat için TMK m. 176 şu kuralları öngörür:
- Kendiliğinden kalkma: Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü.
- Mahkeme kararıyla kaldırma: Alacaklı tarafın evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi.
- Artırma veya azaltma: Tarafların malî durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirmesi.
Hâkim, istem hâlinde, nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m. 176/5). Aynı imkân iştirak nafakası için TMK m. 182/4’te tanınmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, boşandıktan sonra bir başka kişiyle birlikteliğinden çocuk sahibi olan ve fiilen evli gibi yaşadığı tanık anlatımlarıyla doğrulanan nafaka alacaklısı hakkında nafakanın kaldırılması gerektiğine hükmetmiştir. Daireye göre birlikteliğin kısa sürmesi veya sonradan sona ermesi, fiilen evliymiş gibi yaşama olgusunu ortadan kaldırmaz (Yargıtay 3. HD, E. 2015/17451, K. 2017/5145, T. 12.04.2017).
8. Boşanmada maddî ve manevî tazminat istenebilir mi?
İstenebilir. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu diğer taraftan manevî tazminat isteyebilir (TMK m. 174).
Maddî tazminat toptan ya da irat biçiminde ödenebilir; manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176/1-2). Bu talepler boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi sonradan da dava konusu yapılabilir. Ancak evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).
9. Boşanmada mallar nasıl paylaşılır?

Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK m. 202).
Bu rejimde malvarlığı iki gruba ayrılır:
- Edinilmiş mallar: Her eşin mal rejimi süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Çalışmanın karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik kurumlarının ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu gruptadır (TMK m. 219).
- Kişisel mallar: Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşe ait olan veya sonradan miras ya da karşılıksız kazanma yoluyla edinilen değerler, manevî tazminat alacakları ve bunların yerine geçen değerlerdir (TMK m. 220).
Her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m. 236/1). Edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235/1). Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK m. 236/2).
10. Boşanmadan sonra soyadı, yeniden evlenme ve miras nasıl etkilenir?
Soyadı: Boşanan kadın, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Boşandığı eşin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eşe zarar vermeyeceğini ispatlarsa hâkim, bu soyadını taşımasına izin verir. Koşulların değişmesi hâlinde eski eş, bu iznin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m. 173).
Bekleme süresi: Evliliği sona eren kadın, evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün geçmedikçe evlenemez; doğumla bu süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya boşanan eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemesi hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır (TMK m. 132).
Miras: Boşanan eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder. Boşanma davası sürerken eşlerden biri ölür, mirasçılarından biri davaya devam eder ve sağ kalan eşin kusuru ispatlanırsa aynı sonuç doğar (TMK m. 181).
Sonuç
Boşanma davasında hangi yolun izleneceği, eşlerin evliliğin sonuçları konusunda anlaşıp anlaşamamasına bağlıdır. Anlaşmalı boşanmada hâkimin onayladığı protokol, çekişmeli boşanmada ise kanunda sayılan sebeplerin ispatı belirleyicidir. Velayet ve nafakaya ilişkin kararlar koşullar değiştiğinde yeniden ele alınabilirken tazminat talepleri için boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi gözetilmelidir. Yoksulluk nafakasının süresine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının 30/6/2027’de yürürlüğe girecek olması da bu alandaki önemli bir gelişmedir. Somut bir uyuşmazlıkta değerlendirme için büromuzdan bilgi alınabilir.
İlgili yazılar: Anlaşmalı Boşanma Şartları ve Protokolde Yer Alması Gerekenler; Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır, Ne Kadar Sürer?; Zina Nedeniyle Boşanma Davası: Süre, İspat ve Sonuçları; Velayet Davası ve Velayetin Değiştirilmesi; Nafaka Türleri, Nafakanın Artırılması ve Kaldırılması; Kadına Karşı Şiddet ve Aile İçi Şiddet
Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
