Sözleşmede Hata (Yanılma): Esaslı Yanılma, Bir Yıllık Süre ve İptal

Sözleşme kurulurken esaslı bir yanılmaya düşen taraf, o sözleşmeyle bağlı değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) eski kanundaki “hata” kavramını “yanılma” adıyla düzenler. Yanılan taraf, yanılmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa bildirmeli ya da verdiğini geri istemelidir. Bu süre geçerse sözleşme onanmış sayılır. Her yanılma sözleşmeyi ortadan kaldırmaz; kanun yalnızca esaslı yanılmayı sonuç doğuran bir irade bozukluğu sayar.

KISA CEVAP

  • Esaslı yanılmaya düşen taraf sözleşmeyle bağlı olmaz (TBK m. 30).
  • Başka sözleşme, başka konu, başka kişi ya da önemli ölçüde farklı edim için irade açıklamak esaslı yanılmadır (TBK m. 31).
  • Basit hesap yanlışlığı sözleşmeyi geçersiz kılmaz, yalnızca düzeltilir.
  • Saikte yanılma kural olarak esaslı sayılmaz; saik sözleşmenin temeli ise ve karşı tarafça bilinebilirse esaslıdır (TBK m. 32).
  • İptal hakkı, yanılmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılır (TBK m. 39). Süre sözleşme tarihinden değil öğrenme tarihinden başlar.
  • Yanılmasında kusurlu olan taraf, karşı tarafın uğradığı zararı gidermekle yükümlü olabilir (TBK m. 35).

Yanılma nedir?

Yanılma, kişinin iç iradesi ile dışa açıkladığı irade arasında istemeden oluşan uyumsuzluktur. Kişi bir şey ister, ama dikkatsizlik ya da bilgisizlik yüzünden başka bir şeyi kabul eder. Aldatmadan farkı, yanılmanın karşı tarafın kasıtlı bir davranışından kaynaklanmamasıdır. Karşı taraf kasten yanıltmışsa aldatma (hile) hükümleri uygulanır; bu konuyu sitemizdeki Sözleşmede Hile (Aldatma) yazısında ayrıca anlattık.

TBK irade bozukluklarını üç başlıkta toplar: yanılma (m. 30-35), aldatma (m. 36) ve korkutma (m. 37-38). Üçünün ortak sonucu, iradesi bozulan tarafın sözleşmeyle bağlı olmamasıdır. Bu bir kesin hükümsüzlük değildir; sözleşme, iradesi bozulan taraf iptal hakkını kullanana kadar ayakta durur.

Hangi yanılmalar esaslıdır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 31

Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır: 1. Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa. 2. Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa. 3. Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa. 4. Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa. 5. Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa. Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir.

Maddedeki sayım “özellikle” sözcüğüyle başlar, yani sınırlı değildir. Uygulamadan örnekler:

  • Sözleşmenin türünde yanılma. Taşınmazını kiraya vereceğini düşünen kişinin tapuda bağış senedi imzalaması.
  • Konuda yanılma. 12 numaralı parseli satmak isteyen kişinin 14 numaralı parsel için irade açıklaması.
  • Kişide yanılma. Belirli bir ustanın uzmanlığına güvenerek iş verenin aynı adı taşıyan başka biriyle sözleşme yapması.
  • Edimde önemli fark. 1.500.000 TL’ye satmak isteyen kişinin yazım yanlışıyla 150.000 TL’ye satış vaadinde bulunması.

Saikte yanılma

Saik, kişiyi sözleşme yapmaya iten düşüncedir. Bir arsanın yakında imara açılacağını düşünerek satın alan kişi, arsa imara açılmazsa saikte yanılmıştır. Kanun bu yanılmayı kural olarak esaslı saymaz. Yanılanın bu saiki sözleşmenin temeli sayması, bunun iş ilişkilerindeki dürüstlük kurallarına uygun olması ve karşı tarafın bu durumu bilebilecek olması hâlinde saikte yanılma da esaslı sayılır (TBK m. 32).

İptal hakkı nasıl ve ne zaman kullanılır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 39/1

Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.

İptal hakkı herhangi bir şekle bağlı değildir. Karşı tarafa yöneltilen bir bildirimle, açılan bir davayla ya da karşı tarafın açtığı davada savunma olarak kullanılabilir. Uygulamada en güvenli yol, noter aracılığıyla ihtarname göndermek ve ardından dava açmaktır. Böylece bildirimin tarihi ispat edilir.

Bir yıllık süre hak düşürücü süredir. Mahkeme bu süreyi kendiliğinden dikkate alır. Sürenin başlangıcı konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin sözleşme tarihini esas alan kararını kabul etmedi:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.12.2018 tarihli, E. 2018/889, K. 2018/1939 sayılı kararı

Buradaki süre Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 tarihli ve 2011/14-281 E., 2011/373 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere hak düşürücü süre niteliğinde olup, hak düşürücü sürenin de Kanunun açık hükmü uyarınca hata ve hilenin/yanılma ve aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı kuşkusuzdur. İradesi sakatlanan tarafın hata veya hileyi öğrendiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi veya verdiğini geri istemesi zorunludur.

Bu davada ileri yaşta bir kişi, kira sözleşmesi yapmak için tapuya gittiğini, ancak bitişikteki başka bir parselin bağış yoluyla devrini imzaladığını ileri sürmüştü. Devirden yıllar sonra durumu belediyenin yazısıyla öğrendiğini söyleyen davacının davası, sözleşme tarihi esas alınarak süre aşımından reddedilmişti. Hukuk Genel Kurulu’na göre süre öğrenme tarihinden başlar. Dosyada daha önce verilen Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bozma kararında da yanılmanın, tapudaki resmî senede karşın her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmişti.

Yanılma nasıl ispat edilir?

Yanılmayı iddia eden taraf ispat yükü altındadır. İrade ile beyan arasındaki uyumsuzluk, bir iç olgu olduğu için tanık, yazışma, tarafların sözleşme öncesi ve sonrası davranışları, edimler arasındaki oransızlık gibi her türlü delille ispat edilebilir. Mahkeme genellikle şu sorulara bakar:

  1. Yanılmaya düşülmeseydi sözleşme hiç ya da bu şekilde yapılır mıydı?
  2. Yanılma, iş hayatındaki dürüstlük kurallarına göre de sözleşmenin temelini oluşturuyor mu?
  3. Yanılan, bunu ileri sürerken dürüstlük kuralına aykırı davranıyor mu?

Yanılan tarafın sorumluluğu

Yanılan, yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı olarak ileri süremez. Karşı taraf sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirirse, sözleşme o anlamda kurulmuş sayılır (TBK m. 34). Örneğin yanlış parsel için satış yapılmışsa ve alıcı doğru parseli almaya razıysa, satıcı sözleşmeden tümüyle kurtulamaz.

Yanılmasında kusurlu olan taraf, sözleşmenin hükümsüzlüğü yüzünden karşı tarafın uğradığı zararı öder. Karşı taraf yanılmayı biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa tazminat isteyemez (TBK m. 35).

İptalin sonuçları

İptal hakkı kullanılınca sözleşme kurulduğu andan itibaren ortadan kalkar. Taraflar birbirine verdiklerini geri ister. Para ya da taşınır mal için genellikle sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Taşınmaz devredilmişse tapu iptali ve tescil davası açılır. Sebepsiz zenginleşme davasını sitemizdeki Sebepsiz Zenginleşme Davası yazısında anlattık.

Süreç

Yanılma nedeniyle sözleşmeden kurtulma bilgi grafiği
  1. Yanılmanın öğrenildiği tarih belgelenir (yazışma, resmî yazı, tapu kaydı).
  2. Yanılmanın esaslı olup olmadığı TBK m. 31 ve 32’ye göre değerlendirilir.
  3. Bir yıllık süre dolmadan karşı tarafa noter ihtarnamesiyle sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilir.
  4. Verilen şeyin iadesi ya da tapu iptali için dava açılır.
  5. Yargılamada tanık, yazışma ve bilirkişi incelemesiyle yanılma ispat edilir.

Sıkça sorulan sorular

Sözleşmeyi okumadan imzalayan kişi yanılmaya dayanabilir mi?
Dayanabilir. Yukarıdaki Hukuk Genel Kurulu kararında aktarılan Yargıtay 1. Hukuk Dairesi kararına göre sözleşme yapılırken yanılan tarafın kusurlu olması iptale engel değildir. Ancak kusurlu taraf, karşı tarafın uğradığı zararı ödemek zorunda kalabilir (TBK m. 35).

Fiyat hesabında yapılan bir toplama hatası sözleşmeyi geçersiz kılar mı?
Kılmaz. Basit hesap yanlışlıkları yalnızca düzeltilir (TBK m. 31/son).

Bir yıllık süre geçtikten sonra hiçbir yol kalmaz mı?
Yanılma nedeniyle iptal yolu kapanır, sözleşme onanmış sayılır. Karşı taraf kasten yanıltmışsa aldatma hükümleri, kişi korkutulmuşsa korkutma hükümleri ayrıca incelenir; bunların süresi de TBK m. 39’a tabidir.

Yanılma ile muvazaa aynı şey midir?
Değildir. Muvazaada taraflar bilerek gerçek iradelerine uymayan bir işlem yapar. Yanılmada ise taraflardan biri istemeden yanlış irade açıklar.

Sonuç

Yanılmaya dayanan tarafın elindeki en önemli tarih, yanılmayı öğrendiği gündür. Bu tarihten itibaren bir yıl dolmadan karşı tarafa yazılı bildirim yapılması ve iade için dava açılması gerekir.

Mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.

Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.