Karşı tarafın aldatmasıyla sözleşme yapan kişi, yanılması esaslı olmasa bile o sözleşmeyle bağlı değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) eski kanundaki “hile” kavramını “aldatma” adıyla m. 36’da düzenler. Aldatılan taraf, aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeli ya da verdiğini geri istemelidir. Aldatma her türlü delille ispat edilebilir. Aldatmayı üçüncü bir kişi yapmışsa, sözleşmenin karşı tarafının bunu bilmesi ya da bilecek durumda olması gerekir.
KISA CEVAP
- Aldatılan taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir (TBK m. 36/1).
- Üçüncü kişinin aldatmasında, karşı taraf aldatmayı biliyor ya da bilebilecek durumdaysa sözleşme bağlamaz (TBK m. 36/2).
- İptal hakkı, aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılır (TBK m. 39).
- Sözleşmenin onanmış sayılması, aldatılanın tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
- Aldatma tanık dahil her türlü delille ispat edilir; tapuda resmî senet düzenlenmiş olması bu ispatı engellemez.
- Taşınmaz aldatma ile devredilmişse tapu iptali ve tescil davası açılır.
Aldatma nedir?
Aldatma, bir kişiyi sözleşme yapmaya yöneltmek için onda kasten yanlış bir kanı uyandırmak ya da var olan yanlış kanıyı sürdürmektir. Yanılmada kişi kendi kendine yanılır; aldatmada ise biri onu bilerek yanıltır. Yargıtay bu farkı kısaca “hatada yanılma, hilede yanıltma” diye ifade eder.
Aldatmanın unsurları şunlardır:
- Aldatıcı davranış. Gerçeğe aykırı bir açıklama, bir olguyu gizleme ya da var olan yanlış kanıdan yararlanma.
- Kast. Aldatanın karşı tarafı yanıltmak ve sözleşme yapmaya yöneltmek istemesi. İhmal yetmez.
- Yanılma. Aldatılanın bu davranış yüzünden yanlış bir kanıya kapılması.
- Nedensellik. Yanlış kanı olmasaydı sözleşmenin hiç ya da bu şartlarla yapılmayacak olması.
Susarak aldatma
Konuşma yükümlülüğü bulunan tarafın önemli bir olguyu bilerek gizlemesi de aldatmadır. Bir aracın ağır hasar kaydını bilerek söylemeyen satıcı ya da taşınmaz üzerindeki yıkım kararını gizleyen malik bu duruma örnektir. Hangi bilginin açıklanması gerektiği, sözleşmenin türüne ve dürüstlük kuralına göre belirlenir.
Kanun metni
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 36
Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir.
Yanılmadan farklı olarak aldatmada yanılmanın esaslı olması aranmaz. Kişi küçük görünen bir konuda aldatılmış olsa bile, o aldatma olmasaydı sözleşmeyi yapmayacaksa iptal hakkı doğar.
Üçüncü kişinin aldatması
Aldatan kişi sözleşmenin tarafı değilse, aldatılan ancak karşı taraf aldatmayı biliyor ya da bilebilecek durumdaysa sözleşmeden kurtulur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026 tarihli bir kararında bu hükmü bir aile içi devir uyuşmazlığında uyguladı. Davacı, tek taşınmazını bakımının sağlanması amacıyla önce damadına devretmiş, damat şehir dışında yaşamaya devam edince taşınmaz bu kez bakım amacıyla davacının oğluna geçirilmişti. Oğul ve eşinin sonradan kötü davranması üzerine davacı aldatıldığını anladığını ileri sürdü. Bölge adliye mahkemesi davayı reddetmişti. Yargıtay kararı bozdu:
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 15.01.2026 tarihli, E. 2025/1221, K. 2026/280 sayılı kararı
Hemen belirtmek gerekir ki, üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde sözleşmeyle bağlı değildir (TBK 36/2). Hile, her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def’i yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Daire, devrin bedelsiz ve bakım amacıyla yapıldığını, davalının da bunu bilen ya da bilmesi gereken kişi olduğunu kabul ederek davanın kabulü gerektiğine karar verdi. Davalı, davacının aldatmayı daha önce öğrendiğini ispat edemediği için davanın süresinde açıldığı da kabul edildi.
İptal hakkının süresi
Aldatılan, aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez ya da verdiğini geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır (TBK m. 39/1). Bu süre hak düşürücüdür ve sözleşme tarihinden değil öğrenme tarihinden başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.12.2018 tarihli, E. 2018/889, K. 2018/1939 sayılı kararında bu noktayı açıkça belirtmiştir. Aynı kararın konusu, kira sözleşmesi yapmak için tapuya götürüldüğünü ileri süren yaşlı bir kişinin bağış senedi imzalatılmasıydı.
Yukarıdaki 2026 tarihli kararda Yargıtay, davacının aldatmayı daha önce öğrendiğini davalının ispat edemediğini belirterek davayı süresinde saymıştır. Süre itirazında bulunan taraf, erken öğrenme tarihini somut delillerle göstermelidir.
Sözleşmenin onanmış sayılması aldatılanın tazminat hakkını ortadan kaldırmaz (TBK m. 39/2). Süre kaçırılmış olsa bile, aldatma yüzünden uğranılan zarar genel hükümlere göre istenebilir.
Aldatma ile benzer kavramlar
- Yanılma (TBK m. 30-35). Karşı tarafın kastı yoktur, yanılma esaslı olmalıdır. Sitemizdeki Sözleşmede Hata (Yanılma) yazısında ayrıca anlattık.
- Korkutma (TBK m. 37-38). Kişi aldatılmaz, ağır ve yakın bir zarar tehlikesiyle sözleşmeye zorlanır. Süre, korkutmanın etkisinin kalktığı andan başlar.
- Aşırı yararlanma (TBK m. 28). Edimler arasında açık oransızlık ve zarar görenin zor durumundan yararlanma vardır; süreleri farklıdır.
- Dolandırıcılık suçu (TCK m. 157). Aynı olay hem aldatma nedeniyle iptal davasına hem ceza soruşturmasına konu olabilir. Ceza dosyasındaki deliller hukuk davasında kullanılabilir.
Süreç

- Aldatmanın öğrenildiği tarih ve yolu belgelenir.
- Aldatanın sözleşmenin tarafı mı yoksa üçüncü kişi mi olduğu belirlenir; üçüncü kişiyse karşı tarafın bilgisi araştırılır.
- Bir yıllık süre dolmadan noter ihtarnamesiyle sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilir.
- Verilenin iadesi, tapu iptali ve tescil ya da tazminat için dava açılır.
- Tanık, yazışma, banka kayıtları ve varsa ceza dosyası delil olarak sunulur.
Sıkça sorulan sorular
Tapuda resmî senet imzalanmışsa aldatma iddiası dinlenir mi?
Dinlenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/889, K. 2018/1939 sayılı kararına konu dosyada, aldatma ve yanılma olgularının resmî senede rağmen her türlü delille ispat edilebileceği kabul edilmiştir.
Satıcı aracın kaza geçmişini sormadığım için söylemediğini savunuyor. Bu aldatma mıdır?
Satıcının önemli bir ayıbı bilerek gizlemesi susarak aldatma sayılabilir. Ayrıca ayıplı mal hükümleri de uygulanır; sitemizdeki Ayıplı Araç yazısına bakılabilir.
Aldatma bir yılı geçtikten sonra anlaşılırsa ne olur?
Süre öğrenme tarihinden başladığı için, yıllar önceki bir sözleşme de iptal edilebilir. Önemli olan, öğrenmeden itibaren bir yıl içinde harekete geçilmesidir.
Aldatılan kişi sözleşmeyi ayakta tutup tazminat isteyebilir mi?
İsteyebilir. Sözleşmeyi onamak tazminat hakkını ortadan kaldırmaz (TBK m. 39/2).
Sonuç
Aldatma iddiasında dava, öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Aldatan üçüncü kişiyse, sözleşmenin karşı tarafının bunu bildiğini gösteren deliller dava açılmadan önce toplanmalıdır.
Mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
