Avukatların Disiplin Suçları ve Cezaları (Avukatlık Kanunu m. 134-136, 2026 Güncel)

Bir avukat mesleğin kurallarına aykırı davrandığında hakkında baroya şikâyette bulunulabilir ve baro disiplin kurulu ona disiplin cezası verebilir. Hangi davranışın hangi cezayı gerektirdiği 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (Av. K.) 134, 135 ve 136. maddelerinde düzenlenir.

KISA CEVAP

  • Avukatlara uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma cezaları verilir (Av. K. m. 135).
  • 7571 sayılı Kanunla hangi eylemin hangi cezayı gerektirdiği kanunda bent bent sayıldı.
  • Önceki cezanın kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde işlenen yeni eylemde bir derece ağır ceza uygulanır (Av. K. m. 136).
  • Eylemden itibaren üç yıl geçmişse kovuşturma yapılamaz, dört buçuk yıl geçmişse ceza verilemez (Av. K. m. 159).
  • Baro disiplin kurulu kararına tebliğden itibaren 30 gün içinde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edilir (Av. K. m. 157).

Bu üç madde 25 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7571 sayılı Kanunla baştan yazıldı. Eski düzenlemede ceza türünü büyük ölçüde disiplin kurulu belirliyordu. Yeni metin beş ceza türünün her biri için hangi eylemlerde uygulanacağını bent bent sayar.

1. Disiplin suçunun genel tanımı

Av. K. m. 134, hangi davranışların disiplin sorumluluğu doğurduğunu genel olarak tarif eder:

Disiplin cezalarının uygulanacağı haller

MADDE 134 – Avukatlara; avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının kutsallığının gerektirdiği saygı ve güvene veya özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine, ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre bu Kanunda yazılı disiplin cezalarından biri verilir.

Kanun üç ölçüt koyar: avukatlık onuru ve unvanı, savunma hakkının gerektirdiği saygı ve güven, özen ve doğruluk yükümlülüğü. Bunlara uymayan davranış disiplin suçudur. Verilecek cezayı ise ihlalin niteliği ve eylemin ağırlığı belirler; bu ağırlık derecelendirmesini de artık m. 135’teki listeler yapar.

Disiplin sorumluluğu avukatlık süresiyle sınırlı değildir. Av. K. m. 138’e göre:

Madde 138 – Baro levhasına kabul ve yazılmadan önceki eylem ve davranışlar, meslekten çıkarma cezasını gerektirmedikçe disiplin kovuşturmasına konu olamaz. Staj dönemi bu hükmün dışındadır.

Avukatın, avukatlıktan ayrılması, avukatlığı sırasındaki eylem ve davranışlarından dolayı disiplin kovuşturması yapılmasına engel değildir.

Staj döneminde işlenen eylemler bu nedenle avukat olduktan sonra da kovuşturulabilir. Meslekten ayrılan avukat hakkında da avukatlığı sırasındaki eylemleri için kovuşturma yapılabilir.

2. Beş disiplin cezası

Av. K. m. 135’in ilk cümlesine göre avukatlara uygulanacak disiplin cezaları uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarmadır. Hafiften ağıra doğru sıralanmışlardır:

CezaNe anlama gelir
UyarmaAvukata daha dikkatli davranması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesi
KınamaAvukata kusurlu sayıldığının yazılı olarak bildirilmesi
Para cezası20.000 TL ile 200.000 TL arasında bir paranın soruşturmayı yürüten baroya ödenmesi (her yıl yeniden değerleme oranında artırılır)
İşten çıkarmaAvukatın veya avukatlık ortaklığının 3 aydan az, 2 yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetten yasaklanması
Meslekten çıkarmaRuhsatnamenin geri alınması, adın baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılması

Her cezanın hangi eylemlerde verileceği aşağıda kanun metniyle birlikte yer alıyor. Her listenin son bendi, nitelik ve ağırlık bakımından sayılan eylemlere benzeyen eylemleri de aynı cezaya bağlar. Bu nedenle listelerde sayılmayan bir eyleme de nitelik ve ağırlıkça benzediği eylemlerin cezası verilebilir.

Uyarma cezasını gerektiren eylemler

Uyarma en hafif cezadır. Listede daha çok büro düzeni, meslektaşlarla ve adliye görevlileriyle ilişkiler, stajyere ve ücretli çalışan avukata karşı yükümlülükler, dosya tutma ve baroya bildirim gibi düzen kuralları yer alır. Mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamak ve cübbesiz duruşmaya çıkmak da bu gruptadır.

1. Uyarma; avukata mesleğinde, görevinde veya davranışında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir. Aşağıdaki hâllerde uyarma cezası verilir:

a) Mesleki çalışmalarında hukukla ve kanunlarla ilgisiz açıklamalarda bulunmak.

b) Bürosunu mesleğin bağımsızlığına ve görevin vakarına uygun biçimde bulundurmamak.

c) Yargı görevini yapanlar ile ilişkilerinde meslek onur ve vakarına aykırı davranmak.

d) Adliye yazı işleri müdürlükleri ile icra dairelerinde veya diğer mercilerdeki görevlilerle olan ilişkilerinde meslek onur ve vakarına aykırı davranmak.

e) Meslektaşlarıyla ilişkilerinde meslek dayanışmasına ve onuruna uymayan davranışlarda bulunmak.

f) Meslektaşlarının mesleki tutum ve davranışlarına ilişkin eleştirilerini kamuoyuyla paylaşmak veya herhangi bir meslektaşı hakkında küçük düşürücü nitelikte ifadelerde bulunmak.

g) İddia ve savunmanın hukuki çerçevesinin dışına çıkarak, anlaşmazlığın tarafı olduğu intibaını uyandıracak şekilde davranmak.

h) Bulunduğu başkaca mevki ve imkânlarla mesleki çalışmalarında avantaj sağlamaya çalışmak veya mesleki çalışması dışında kişisel anlaşmazlıklarda avukatlık sıfatının getirdiği imkânlardan yararlanmaya çalışmak.

ı) Stajyerin çalışma şeklini ve süresini zorunlu staj eğitim programına uygun şekilde belirlememek, stajyerin iyi yetişmesi için gerekli dikkat, özen ve ilgiyi göstermemek.

j) Avukatlık bürosunda ücret karşılığı çalışan avukatlara karşı eşitlik ilkesine veya avukatlık mesleğinin gerektirdiği saygı ve güvene aykırı davranmak ya da avukatın bağımsızlığını gözetmemek yahut avukatın iş tanımını ve ücretini mesleğin itibarına ve işin niteliğine göre belirlememek.

k) İşin kabul edilmesinden önce, aynı işle ilgili olarak daha önce vekâlet verilen avukata bilgi vermemek.

l) Dosya tutmamak veya dosya saklama yükümlülüğünü ihlal etmek.

m) Ücretsiz iş alınması hâlinde bu durumu baro yönetim kuruluna bildirmemek.

n) Haklı sebep olmaksızın meslek kuruluşu tarafından verilen görevleri kabul etmemek.

o) Mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamak.

p) Avukatla temsil edilen karşı taraf ile avukatı bulunmaksızın görüşmek veya avukatla temsil edilmeyen karşı tarafla görüşmesi halinde müvekkilini bilgilendirmemek.

r) Yapılan tahsilatı makul süre içinde icra dosyasına bildirmemek.

s) Gerekmediği halde ilama bağlı alacağı birden çok kaleme ayırarak icra takibinde bulunmak.

t) Büro ve konut adresini veya adres değişikliklerini barosuna bildirmemek.

u) Meslektaşının dilekçesini rızası dışında aynen kopyalamak suretiyle kullanmak.

v) Duruşmalara Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenmiş cübbeyle çıkmamak veya ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla uzaktan yapılan duruşmalara yargılamanın saygınlığına ve mesleğin onuruna uygun olmayan ortamda katılmak.

y) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak.

Kınama cezasını gerektiren eylemler

Müvekkille ilişkideki yükümlülüklerin çoğu bu listededir: işi sonuna kadar takip etmemek, müvekkili davanın safhaları hakkında bilgilendirmemek, özen yükümlülüğünü ihlal ederek hak kaybına yol açmak, müvekkilin parasını vermemek, masraf alıp dava açmamak. Reklam yasağını ihlal etmek, sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranmak ve asgari ücret tarifesinin altında ücret belirlemek de kınama gerektirir.

2. Kınama; avukata mesleğinde, görevinde veya davranışında kusurlu sayıldığının yazılı olarak bildirilmesidir. Aşağıdaki hâllerde kınama cezası verilir:

a) Reklam yasağını ihlal etmek.

b) Avukatlık görevi veya Türkiye Barolar Birliği ya da baro organlarındaki görevleri dolayısıyla öğrendiği hususları açığa vurmak.

c) Kendisinin ve mesleğin itibarını veya toplumun mesleğe güvenini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak.

d) Bürosunu avukatlık mesleğiyle bağdaşmayan iş ve amaçlara tahsis etmek.

e) Avukatlıkla birleşmeyen veya mesleğin onuruyla bağdaşması mümkün olmayan işlerle uğraşmak.

f) İşin reddi zorunluluğunu veya işi sonuna kadar takip etme yükümlülüğünü ihlal etmek.

g) Zorunlu müdafilik veya adli yardım kapsamındaki görevlerini yerine getirmemek ya da gereken dikkat ve özeni göstermemek.

h) Görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm olmak.

ı) Kamu kurum ve kuruluşlarındaki görevlerinden ayrılmalarından itibaren iki yıl geçmeden ayrıldıkları kurum ve kuruluş aleyhine dava almak veya takipte bulunmak.

j) Çekişmeli hakları edinme yasağına aykırı davranmak.

k) Baro levhasına yazılı olduğu yer dışında sürekli olarak avukatlık yapmak.

l) Kanunun tanıdığı bir hakkın kullanımını bertaraf edecek şekilde davanın veya işin safhaları hakkında müvekkiline bilgi vermemek.

m) Takip ettiği işlerde özen yükümlülüğünü ihlal ederek hak kaybına sebebiyet vermek.

n) Kanunla belirlenen azami ücretin üzerinde veya avukatlık asgari ücret tarifesinin altında ücret belirlemek veya tahsil etmek ya da iş temin etmek amacıyla yargılama veya icra giderlerini üstlenmek.

o) Müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı veya diğer her türlü kıymetleri, hapis hakkı sınırlarını aşacak şekilde müvekkiline vermemek.

p) Haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçtiği iş için ücret istemek veya peşin aldığı ücreti iade etmemek.

r) Üstlendiği işle ilgili masraf aldığı halde dava açmamak veya icra takibi başlatmamak ya da dava açmadığı veya icra takibi başlatmadığı halde aldığı masrafı iade etmemek.

s) Mesleğiyle ilgili bir işten dolayı ısrarlı bir şekilde çevrim içi mecralar dâhil olmak üzere kişilerle yazılı, sözlü veya görsel iletişim kurmak veya kurmaya çalışmak.

t) Avukata ait hak ve yetkileri veya avukatlık kimliğini hukuka aykırı olarak başkalarına kullandırmak.

u) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan hakkında düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilenler bakımından kendisinin veya mesleğin itibarını veya toplumun mesleğe güvenini zedeleyeceği disiplin kovuşturması sonucu tespit edilmiş olmak.

v) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak.

Para cezasını gerektiren eylemler

Para cezasının alt ve üst sınırı kanunda yazılıdır ve her yıl, Vergi Usul Kanunu uyarınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Bu nedenle uygulanan tutarlar her takvim yılı başında değişir. Görevini kötüye kullanarak müvekkilinin zararına menfaat sağlamak, birden fazla büro edinmek ve meslektaşına fiilî saldırıda bulunmak para cezası gerektirir. Para cezası baroya gelir yazılır; ödenmezse baro, İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların yerine getirilmesine ilişkin hükümlerine göre takip yapar (Av. K. m. 162).

3. Para cezası; yirmibin Türk Lirası ila ikiyüzbin Türk Lirası arasında belirlenecek bir paranın disiplin soruşturmasını yürüten baroya ödenmesidir. Bu cezalar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır. Aşağıdaki hâllerde para cezası verilir:

a) Görevini savsaklayarak veya kötüye kullanarak müvekkilinin zararına kendisine veya başkasına menfaat sağlamak.

b) Şube açmak veya birden fazla büro edinmek ya da şube açmış yahut birden fazla büro edinmiş gibi mesleki faaliyette bulunmak.

c) Yabancı avukatlık ortaklıklarıyla ilgili bu Kanunda yer alan sınırlamalara uymamak.

d) Kanunda yasaklanmış derecedeki yakınlarından olan hâkim veya Cumhuriyet savcısının baktığı dava ve işlerde avukatlık yapmak.

e) 48 inci maddede düzenlenen suçtan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmak.

f) Meslektaşına fiili saldırıda bulunmak.

g) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak.

İşten çıkarma cezasını gerektiren eylemler

İşten çıkarılan avukat ceza süresince avukatlık yapamaz. Bu cezayı gerektiren eylemlerin ikisi ceza mahkemesi kararına bağlıdır: Av. K. m. 5/1-a’daki suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve m. 48’deki suçtan mahkûmiyet. Hâkim, savcı, hakem, arabulucu, uzlaştırmacı veya bilirkişi olarak görev yaptığı işte avukatlık yapmak da işten çıkarma sebebidir.

4. İşten çıkarma; avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetten yasaklanmasıdır. Aşağıdaki hâllerde işten çıkarma cezası verilir:

a) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmak.

b) 48 inci maddede düzenlenen suçtan mahkûm olmak.

c) Hâkim, Cumhuriyet savcısı, hakem, arabulucu, uzlaştırmacı, bilirkişi veya başkaca bir resmî sıfatla görev yaptığı bir işte avukatlık yapmak.

d) 155 inci maddede belirtilen yasağa aykırı davranmak.

Son bentteki yasak, işten yasaklanmış avukatın avukatlık yetkilerini kullanamamasıdır. Av. K. m. 155’e göre işten yasaklanmış olanlar bu tarihten itibaren avukatlığa ait yetkileri hiçbir şekilde kullanamazlar; mahkemeler ve resmî daireler de işten yasaklanan avukatı kabul etmemekle görevlidir.

Meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem

En ağır ceza tek bir hâle bağlanmıştır:

5. Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Bu ceza, avukatlık ortaklığı bakımından baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir. Aşağıdaki hâllerde meslekten çıkarma cezası verilir:

a) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan veya 56 ncı maddede düzenlenen suçtan mahkûm olmak.

Meslekten çıkarma, aşağıda anlatılan tekerrür hükmü yoluyla da verilebilir.

3. Tekrar eden eylemlerde ağırlaştırma, ilk eylemde hafifletme

Av. K. m. 136, daha önce ceza almış avukatın yeni bir disiplin suçu işlemesi hâlinde cezanın nasıl ağırlaşacağını ve ilk kez suç işleyen avukata hangi indirimin yapılabileceğini düzenler:

MADDE 136 – Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen avukatın, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasının bir derece ağır olanı uygulanır. Ancak ilk defa verilen uyarma cezasının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde işten çıkarma cezası gerektiren bir fiilin işlenmesi halinde meslekten çıkarma cezası yerine işten çıkarma cezasının üst haddi uygulanır.

Bir defa işten çıkarma cezası alan avukat, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde en az kınama cezasını gerektiren bir fiil işlerse meslekten çıkarılır.

Meslekten çıkarma cezasını gerektiren haller hariç olmak üzere, ilk defa disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiil işleyen avukata, verilecek disiplin cezasından bir derece hafif olanı uygulanabilir. Hakkında verilen bir disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçenler bakımından da bu hüküm geçerlidir.

Maddeye göre önceki cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde işlenen yeni eylemde bir üst derece ceza uygulanır. Örneğin kınama gerektiren bir eylem para cezasıyla sonuçlanır. İki istisna vardır. Daha önce yalnızca uyarma almış avukat beş yıl içinde işten çıkarma gerektiren bir eylem işlerse meslekten çıkarılmaz, işten çıkarma cezasının üst sınırı olan iki yıl uygulanır. İşten çıkarma cezası almış avukat ise beş yıl içinde en az kınama gerektiren bir eylem işlerse meslekten çıkarılır.

İndirim hükmü zorunlu değildir. Kanun “uygulanabilir” der; ilk kez suç işleyen avukata bir derece hafif ceza verip vermemeyi disiplin kurulu takdir eder. Meslekten çıkarma gerektiren hâlde bu indirim uygulanmaz.

4. Disiplin süreci

Avukat disiplin suçları ve cezaları bilgi grafiği

Şikâyet baroya yapılır. Süreç iki aşamalıdır: önce baro yönetim kurulu disiplin kovuşturması açılıp açılmayacağına karar verir, kovuşturma açılırsa dosyayı baro disiplin kurulu inceler. Av. K. m. 139’a göre şikâyet veya ihbarın yapıldığı tarihte avukat hangi baronun levhasında yazılıysa kovuşturma yetkisi o baroya aittir.

Yönetim kurulu aşaması

Madde 141 – Disiplin kovuşturması, yönetim kurulu tarafından verilen bir kararla açılır. Yönetim kurulu, ivedilikle ve her halde ihbar, şikâyet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında bir karar vermeye mecburdur.

Yönetim kurulu, ilgilinin ihbar ve şikâyeti veya Cumhuriyet savcısının isteği üzerine yahut re’sen, disiplin kovuşturması açılmasına karar vermeye esas olacak soruşturmanın yapılması görevini kendi üyelerinden birine verebilir. Soruşturma ile görevlendirilen üye, delilleri toplar, gerekli gördüğü kimselerin ifadelerini yeminle de alabilir; hakkında soruşturma yapılan avukatı da dinledikten veya dinlenmek için verilen süre dolduktan sonra dosyayı bir raporla yönetim kuruluna verir. Yönetim kurulu, soruşturma maksadıyla her türlü adlî ve idarî mercilerden bilgi ve belge isteyebilir, ilgili dosyaları veya örneklerini isteyip, inceleyebilir.

Şikâyet, ihbar veya istem konusu eylem veya davranış hakkında kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair yönetim kurulu tarafından verilecek kararlar ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ olunur.

Yönetim kurulu şikâyet tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde karar vermek zorundadır. Kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse şikâyetçi itiraz edebilir:

Madde 142 – Baro yönetim kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde şikâyetçi veya Cumhuriyet savcısı tarafından Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz olunabilir.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu şikâyeti incelemeye değer bulursa önceki kararı kaldırır ve dosyayı kovuşturma açılması için baroya gönderir. Süresinde itiraz edilmeyen karar kesinleşir. Aynı eylem, ancak yeni delil bulunursa ve kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmemişse yeniden incelenebilir (Av. K. m. 143).

Savunma hakkı

Madde 137 – Avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda, isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur.

Disiplin kurulu aşaması

Madde 144 – Disiplin kovuşturması açılmasına karar verilen hallerde, yönetim kurulunun iletmesi üzerine, disiplin kurulu, incelemesini evrak üzerinde yapar. Disiplin kuruluna gönderilen dosya içinde avukatın sicili de bulunur. Avukatın isteği veya disiplin kurulunca gerek görülmesi halinde, inceleme duruşmalı olarak yapılır. Duruşma gizli olur. Disiplin kurulu incelemeyi ivedilikle ve herhalde kararın kendisine gelişi tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde sonuçlandırmak zorundadır. Ceza davasının sonucunun beklenmesini gerektiren haller saklıdır.

Disiplin kurulu dosyayı kural olarak evrak üzerinden inceler. Avukat isterse duruşma yapılır ve duruşma gizlidir. Kurul, ceza davasının beklendiği hâller dışında, dosya kendisine geldikten sonra en geç bir yıl içinde karar vermelidir.

Meslekten çıkarmayı gerektirebilecek bir eylem için kovuşturma sürerken disiplin kurulu, avukatı dinledikten ya da dinlenmek üzere çağırdıktan sonra onu tedbir olarak işten yasaklayabilir (Av. K. m. 153). Avukata sonradan süreli işten çıkarma cezası verilirse yasaklı geçen süre cezadan düşülür (Av. K. m. 158).

5. Ceza davası ile disiplin kovuşturmasının ilişkisi

Aynı eylem hem suç hem disiplin suçu olabilir. Av. K. m. 140 bu durumu düzenler:

Madde 140 – Avukat hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz.

Şu kadar ki, disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemde bulunmuş olan avukat hakkında aynı eylemlerden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmış ise, avukat hakkındaki disiplin kovuşturması, ceza davasının sonuna kadar bekletilir. Bu halde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında 153 ve 154 üncü maddeler uyarınca bir karar vermek zorundadır.

Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır.

Baro yönetim kurulları hükümlülükle sonuçlanan bir ceza davasının konusunu teşkil eden eylemlerden dolayı ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadırlar.

Ceza davası açılmışsa disiplin kovuşturması davanın sonucunu bekler. Bu sürede yönetim kurulu isterse disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına gerek olup olmadığına karar vermek zorundadır.

Ceza davasının sonucu disiplin kovuşturmasını da etkiler. Avukat, eylem hiç işlenmediği ya da eylemi kendisi yapmadığı için beraat ettiyse aynı eylemden disiplin kovuşturması yapılamaz. Beraat başka bir sebebe dayanıyorsa, eylem ceza kanunlarından bağımsız olarak disiplin suçu oluşturuyorsa kovuşturma yapılabilir. Mahkûmiyet hâlinde baro yönetim kurulu disiplin kovuşturması açmak zorundadır. Yeni m. 135’teki bazı bentler de doğrudan ceza mahkemesi kararına (mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, düşme) bağlanmıştır.

6. Zamanaşımı

Disiplin suçunda iki ayrı süre işler: kovuşturma yapılabilecek süre ve ceza verilebilecek süre. Av. K. m. 159 şöyledir:

Madde 159 – Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz. Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez.

Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.

Disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suç için kanun daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler yerine bu zamanaşımı süresi uygulanır. Disiplin Kurulu tarafından kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde, kesinleşen mahkeme kararının ilgili baroya bildirilmesinden itibaren bir yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin soruşturması veya kovuşturması sonucu tesis edilen idari işleme karşı dava açılması halinde zamanaşımı süresi kesilir. Mahkemenin idari işlemin iptaline ilişkin kararının ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine bildirilmesinden itibaren mahkeme kararı uyarınca en geç iki yıl içinde yeniden yapılacak soruşturma veya kovuşturma sonucuna göre karar verilir. Mahkeme kararının ilgili baro veya Türkiye Barolar Birliğine ulaşmasından itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez.

Buna göre:

  • Eylemden itibaren üç yıl içinde baro yönetim kurulu işe el koymazsa kovuşturma yapılamaz.
  • Eylemden itibaren dört buçuk yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez.
  • Eylem aynı zamanda suçsa ve o suçun zamanaşımı daha uzunsa, bu daha uzun süre uygulanır.
  • Disiplin kurulu ceza davasının sonucunu beklemeye karar vermişse, kesinleşen mahkeme kararının baroya bildirilmesinden itibaren bir yıl içinde ceza verilmelidir.
  • Disiplin cezasına karşı idari dava açılırsa zamanaşımı kesilir. Mahkeme cezayı iptal ederse baro veya Türkiye Barolar Birliği kararın kendisine ulaşmasından itibaren iki yıl içinde yeniden karar vermelidir.

Son iki kural 7571 sayılı Kanunla eklendi.

7. Disiplin kurulu kararına itiraz

Baro disiplin kurulu kararı kesin değildir. Av. K. m. 157’ye göre:

Madde 157 – Disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet Savcısı ve ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler.

Birlik disiplin kurulu, disiplin davalarını dosya üzerinde inceler. Ancak, işten veya meslekten çıkarma cezasına yahut işten yasaklanmaya dair kararların incelenmesi sırasında, ilgili avukatın isteği üzerine veya kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.

İtiraz süresi kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. İtiraz hakkı yalnızca cezalandırılan avukata ait değildir; Cumhuriyet savcısı ve diğer ilgililer de itiraz edebilir. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu dosyayı kural olarak üzerinden inceler; işten çıkarma, meslekten çıkarma ve işten yasaklama kararlarında duruşma yapabilir. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, itiraz edilen kararı onayabilir, düzelterek onaylayabilir, bozarak dosyayı baroya geri gönderebilir ya da kararı kaldırıp işin esası hakkında kendisi karar verebilir.

Bu kurulun uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararları kesindir. Diğer kararları (işten çıkarma, meslekten çıkarma, işten yasaklama) Adalet Bakanlığının onayına tabidir. Bakanlık karar kendisine ulaştıktan sonra iki ay içinde bir karar vermezse ya da onaylarsa karar kesinleşir. Bakanlık kararı uygun bulmazsa gerekçesiyle Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir; karar ancak Disiplin Kurulunun üçte iki çoğunlukla aynen kabul etmesiyle onaylanmış sayılır.

Disiplin soruşturması sonucu verilen karar idari işlemdir; m. 159’un son fıkrası bu işleme karşı dava açılabileceğini öngörür.

8. Cezanın sicilden silinmesi

Madde 160 – Disiplin cezalarına ait kararlar kesinleşmedikçe uygulanamaz.

Meslekten çıkarma cezasından başka bir disiplin cezası verilen avukatlar; uyarma, kınama, para ve işten çıkarma cezalarının uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra disiplin kuruluna başvurarak bu disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini isteyebilirler. Tekerrür uygulanarak verilen işten çıkarma cezaları bu hükmün dışındadır.

İlgilinin yukarıki fıkrada yazılı süre içerisinde disiplin cezası almamış olması halinde, disiplin cezasının silinmesine karar verilir ve sicil dosyasındaki disiplin bölümü çıkartılarak yenisi düzenlenir.

Disiplin cezası kesinleşmeden uygulanmaz. Meslekten çıkarma dışındaki cezalar, uygulanmalarından itibaren beş yıl geçtikten sonra sicilden silinebilir. Silinme kendiliğinden olmaz; avukat disiplin kuruluna başvurmalıdır. Bu beş yıl içinde yeni bir disiplin cezası almamışsa silinmeye karar verilir. Tekerrür nedeniyle verilen işten çıkarma cezası sicilden silinemez.

9. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararları

1. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, E. 2026/118, K. 2026/241, T. 13.03.2026

Konu: Reklam yasağı (Av. K. m. 135/2-a)

Şikâyetli avukat hakkında; “Google arama motoruna ‘…..Boşanma Avukatı’ yazıldığında sahibi olduğu internet sitesinin üstlerde çıkmasını sağlayarak reklam yasağını ihlal ettiği” iddiası bakımından başlatılan disiplin kovuşturmasında.

(Avukatlık Kanunu 55 ve 135/2-a maddesi)

İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi;

Şikâyetli avukat hakkında; “Google arama motoruna ‘…..Boşanma Avukatı’ yazıldığında sahibi olduğu internet sitesinin üstlerde çıkmasını sağlayarak reklam yasağını ihlal ettiği” iddiası bakımından başlatılan disiplin kovuşturmasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.

…..Barosu Başkanlığı’nın 25.03.2024 tarihli yazısı ile incelemeye konu eylem bakımından şikâyetli avukata aykırılığın giderilmesi için 15 günlük süre verildiğini gösterir uyarı yazısının dosyamız içerisinde yer aldığı,

Baro Yönetim Kurulu’nun 07.05.2025 günlü toplantısında, şikâyetli avukat hakkında Avukatlık Kanunu’nun 55, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 1, 2, 3, 7/e, ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 7 ve 8.maddesi uyarınca disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

Baro Disiplin Kurulu’nca, “Somut olayda soruşturmaya konu belgelerin incelenmesinde, şikâyetli avukatın Google isimli arama motorunda ‘…. Boşanma Avukatı’ olarak reklam verdiği ve arama motorunda üst sıralarda yer aldığı, şikâyetli avukata 25.03.2024 tarihli E-91130897-622.03-1789 Sayılı Reklam Yasağına ilişkin ihtar yazısının gönderilmiş olmasına rağmen aykırılığın giderilmediği görülmektedir… Baro Yönetim Kurulu tarafından anılan aykırılıkların giderilmesi istemli ihtarname şikâyetli avukata usulüne uygun şekilde 25.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır… Buna göre yönetmelik değişikliği öncesinde ki eylemlerin tespiti halinde durumun şikâyetli avukata ihtaren bildirilmesi ve iddia olunan eylemlerin sonlandırılmasının istenmesi gerektiği, aykırılığın devam ettirildiğinin tespit edilmesi halinde ise hakkında resen soruşturma açılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Şikâyetli avukat hakkında ki dosyanın incelenmesinde iddia edilen eylemlerin 09.08.2024 tarihli yönetmeliği değişikliği önce olması nedeniyle, ihtar edildiği 25.03.2024 tarihinden sonra da aykırılığın devam ettirildiğinin tespit edildiğine dair dosyada bir delil bulunmaması nedeniyle soruşturmanın usulüne uygun tamamlanmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan delil olarak dosya da muhafaza edilen ekran görüntüsünde hangi tarihte alındığı ya da URL görüntüsüne de yer verilmediği bu hali ile atılı eylemlerin şikâyetli avukat tarafından gerçekleştirildiğine dair kesin bir delilinde dosya da mevcut olmadığı, Hal böyle olunca şikâyetli avukatın eylemlerinin yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin usulünce tespit edilmemiş olması nedeniyle ceza tayinine yer olmadığına dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.” gerekçesi ile karar verildiği,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,

Antalya Barosu Başkanlığı’nın 06.01.2026 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, somut olayda soruşturmaya konu belgelerin incelenmesinde, şikâyetli avukatın Google isimli arama motorunda “…. Boşanma Avukatı” olarak reklam verdiği ve arama motorunda üst sıralarda yer aldığı, şikâyetli avukata 25.03.2024 tarihli E-91130897-622.03-1789 Sayılı Reklam Yasağına ilişkin ihtar yazısının gönderilmiş olmasına rağmen aykırılığın giderilmediği, bu haliyle bahse konu eylemlerin Avukatlık Kanunu 55, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği 1, 2, 3, 7/e ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 7,8 maddelerine açık aykırılık teşkil ettiği halihazırda dahi Google isimli arama motorunda “…… Boşanma Avukatı” olarak reklamın yer aldığı belirtilerek mezkur karara itiraz edildiği,

Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.

…… Barosu Başkanlığı’nın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,

İncelenen dosyada, disiplin yargılaması devam ederken 25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan düzenlemeyle Avukatlık Kanunu ile disiplin suç ve cezalarına ilişkin düzenlemeler değiştirilmiştir. Bu durumda cezaların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin ilkeler uyarınca her iki kanun hükmünün birlikte değerlendirilmesi ve lehe olan düzenlemenin tespiti gerekmiştir.

Disiplin hukukunda kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte; disiplin yaptırımlarının avukatların, mesleki statüsü, itibarı ve geleceği üzerinde doğrudan etkili sonuçlar doğurması nedeniyle, ceza hukukuna özgü temel güvencelerin disiplin hukukunda da kıyasen uygulanması, öğretide ve yerleşik yargısal içtihatlarda kabul görmüş bir ilkedir.

Bu kapsamda, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen, “Kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” hükmü ile,

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/1. maddesinde düzenlenen; “İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.” şeklindeki ilkenin, disiplin hukukunda da genel hukuk ilkesi olarak gözetilmesi zorunludur.

Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan kanunilik, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, yalnızca ceza yargılamalarına özgü olmayıp; idari yaptırım ve disiplin cezalarını da kapsayan şekilde uygulanması gereken anayasal güvencelerdir.

Bu itibarla, eylem tarihinde yürürlükte bulunan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun arasında şikâyetli lehine sonuç doğuran bir farklılık bulunması hâlinde, lehe olan hükmün uygulanması zorunludur.

Bu açıklamalar ışığında somut olayda;

Şikâyetli avukat hakkında, Google arama motorunda, “….. Boşanma Avukatı” ibaresiyle yapılan aramalarda sahibi olduğu internet sitesinin üst sıralarda yer almasını sağlayarak reklam yasağını ihlal ettiği iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de dosya kapsamı ve itiraz nedenleri birlikte değerlendirildiğinde bu sonuca katılmak mümkün olmamıştır.

Avukatlık Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca avukatların iş elde etmeye yönelik reklam sayılabilecek her türlü girişim ve davranıştan kaçınmaları zorunlu olup, bu husus mesleğin kamu hizmeti niteliğinin ve avukatlık mesleğine duyulan güvenin korunmasının doğal sonucudur. Aynı doğrultuda Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 7 ve 8. maddelerinde de avukatların mesleki faaliyetlerini ticari rekabet unsuru hâline getirecek, iş sağlamaya yönelik tanıtım ve yönlendirmelerden kaçınmaları gerektiği açıkça düzenlenmiştir.

Somut olayda, ….. Barosu Başkanlığı tarafından 25.03.2024 tarihli yazı ile şikâyetliye reklam yasağına aykırılığın giderilmesi amacıyla ihtarda bulunulduğu, buna rağmen söz konusu aykırılığın giderilmediği gibi Kurulumuzca yapılan incelemede reklam yasağı ihlalinin hali hazırda da devam ettiği görülmüştür.

Baro Disiplin Kurulunca, ekran görüntülerinde tarih ve URL bilgilerinin bulunmaması ile ihtar sonrası aykırılığın devam ettiğinin ayrıca tespit edilmediği gerekçeleriyle ceza verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmış ise de aykırılığın devam ettiği anlaşıldığı gibi şikâyetlinin internet ortamında belirli bir uzmanlık alanına ilişkin aramalarda öne çıkacak şekilde görünürlük sağladığı ve bu suretle reklam yasağı hükümlerine aykırı davrandığı kanaatine varılmıştır.

Avukatlık, kolektif bir itibar mesleğidir. Bu itibardan yararlanmak her avukatın hakkı olduğu gibi, bu itibarı korumak ve lekelenmesine izin vermemek de her avukatın yükümlülüğüdür.

Genel olarak reklam kamunun tümünün veya bir kesiminin ilgisini çekerek yarar sağlamak amacıyla herhangi bir yoldan yapılacak tanıtma faaliyeti olarak ifade edilebilir. Bu sebeple reklam, serbest rekabet kavramı ve kuralları içerisinde yer alır. Oysa avukatlar rakip değil, yargının kurucu unsuru olarak görev alan adaletin yardımcısıdırlar.

Bu durumda, internet arama sonuçlarında belirli anahtar kelimeler kullanılarak potansiyel müvekkillere ulaşmayı amaçlayan bu tür uygulamaların meslektaşlar arasında haksız rekabete yol açtığı, mesleğin onur ve saygınlığını zedelediği tartışmasızdır.

Eylemin karşılığı olan cezanın tespiti bakımından ise;

25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan düzenlemede, Avukatlık Kanunu’nun 135/2-a maddesi ile “Reklam yasağını ihlal etmek” şeklindeki eylemlerin karşılığı “kınama” cezası olarak düzenlenmiştir.

Şikâyetlinin eyleminin; eylem tarihi itibariyle uygulanan önceki Avukatlık Kanunu’nda ve Kurulumuzun yerleşik içtihatlarında da Avukatlık Kanunu’nun altıncı kısmına giren eylemlerden olması ve münhasıran 55.maddede düzenlenen “Avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları” yasağına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle kınama cezasını gerektirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda, her iki Kanun döneminde de eylemin karşılığı olan cezanın kınama cezası olacağı değerlendirilmiştir.

Bu itibarla, şikâyetlinin, Avukatlık Kanunu’nun 135/2-a maddesine aykırı olan eyleminin dosya kapsamında sabit olduğu ve eylemin karşılığı olan cezanın kınama cezası olduğu anlaşılmakla itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına, şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

1-…… Barosu Başkanlığı’nın itirazının kabulüne, ……. Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 04.11.2025 gün ve 2025/58 Esas, 2025/133 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Şikâyetli avukatın KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oybirliğiyle karar verildi.

2. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, E. 2026/202, K. 2026/359, T. 20.04.2026

Konu: Müvekkilin parasını vermemek (Av. K. m. 135/2-o, 135/2-u, 136)

* Somut olayda, müvekkile ait paranın haklı ve hukuken geçerli bir neden bulunmaksızın uhdede tutulması, vekâlet ilişkisinin temelini oluşturan güven unsurunu zedelediği gibi, avukatlık mesleğinin gerektirdiği sadakat ve özen yükümlülüğüyle de bağdaşmamaktadır.

(Av.Yas.m.5/1-a,34,134,135/2-o-u, TBB.Mes.Kur.m.3,4,43)

Şikâyetli avukat hakkında, “Alacaklı müşteki vekili sıfatıyla, …1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/162 esas ve 2015/472 sayılı kararına istinaden, işlenmiş faiziyle birlikte 15.077,51 Türk Lirası ve 41.664,66 avronun tahsili amacıyla, aynı yer 1. İcra Müdürlüğünün 2015/9823 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi sırasında, muhtelif reddiyat makbuzları ile toplam 152.085,19 Türk Lirası tahsil ettikleri halde, şikâyetçiye 2015 yılında sadece 60.000 Türk Lirası verip kalan kısmı uhdesinde tuttuğu gibi bakiye kısma karşılık olmak üzere düzenleyip şikâyetçiye verdiği 21.02.2017 tarihli 115.959,00 Türk Lirası tutarındaki senet bedelini de kendisine ödemediği” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tayin edilmiştir.

İncelenen dosya kapsamından, dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 27.09.2024 tarihli kararı ile şikâyetli avukata yapılan tebligatların usulsüz olduğu görülmekle kararın bozulmasına karar verildiği,

Baro Yönetim Kurulu’nun 24.04.2019 tarihli toplantısında, Avukatlık Kanunu’nun 34, 134, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3 ve 4. maddesi uyarınca şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

Şikâyetli avukatın disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle, “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılması istemiyle …1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/268 esasına kayden açılan kamu davasında, Mahkemenin 19.07.2022 tarih ve 2022/232 karar sayılı ilamı ile tarafların uzlaşması nedeniyle, CMK’nın 254/2 ve 223/8.madddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın 21.09.2022 tarihinde kesinleştiği,

Mahkemenin; “Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ve açıklamalar ışığında mahkememizde yapılan yargılama neticesinde, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mağdur beyanı, sanıkların kısmi ikrarları, icra takip dosyası, uzlaştırma raporu ve dosyada bulunan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanıklar U…G… ve M… G… Ü… hakkında TCK’nın 247/1. maddesi kapsamında düzenlenen zimmet suçundan cezalandırılmaları talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sanıklar ile aralarında vekalet ilişkisi bulunan mağdura verilmesi gereken ancak verilmeyerek uhdesinde para tutma şeklinde gerçekleşen sanıkların eylemlerinin TCK’nın 155/2. maddesinde yer alan ‘Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi…’ Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçu kapsamında kaldığı kanaatine varılmış ve bu madde kapsamında işlenen suçların da 7188 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 253/1.b-7 maddesinde yer alan uzlaştırma hükümleri gereğince uzlaştırma kapsamında kaldığı anlaşıldığından dosya uzlaştırma bürosuna tevdi edilmiş, uzlaştırma işlemleri neticesinde tarafların edimsiz olarak uzlaştıklarına dair uzlaşma raporunun dosyamız muhtevasında olduğu anlaşılmakla sanıkların, TCK’nın 155/2. maddesinde yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturan eylemleri yönünden 5271 sayılı CMK’nın 223/8 ve 254/2. maddeleri gereğince, sanıklar hakkında ayrı ayrı kamu davasının düşmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verdiği,

Baro Disiplin Kurulu’nca “Disiplin Kurulları, ceza mahkemelerinin yargılama sırasında yaptıkları olay tespitleri ile bağlı bulunmaktadır. Ceza yargılaması gerekçeli mahkeme kararına yansıyan tespitler değerlendirildiğinde, şikâyetlinin eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve suçun uzlaşma kapsamında olduğu ve tarafların uzlaşması nedeniyle kamu davasının düştüğü anlaşılmaktadır. Şikâyetli avukatın bu eylemi, Avukatlık Kanunun 34 ve 134.madde ile Meslek kurallarının 43, 3. ve 4.maddelerine aykırıdır… Şikâyetli Avukatın disiplin kovuşturmasına konu hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin eylemi Avukatlık Kanunun 34 ve 134.madde ile Meslek Kurallarının 43, 3. ve 4. maddelerine aykırı olması nedeniyle, 2015 yılında tahsil edilip ödenmediği anlaşılan bakiye miktarın o dönemdeki değerinin fazlalığı da dikkate alınarak takdiren Avukatlık Kanunun 135/3 maddesine göre para cezalarının güncelleştirilmesine ilişkin 4421 ve 5252 sayılı kanuna göre eylem tarihi olan 2017 yılı İçin belirlenen miktar dikkate alınarak 500-TL. PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA, Şikâyetli avukatın sicil özetinden Disiplin Kurulunun 2013/4 esas 2014/70 sayılı dosyasında tekerrüre esas disiplin cezası bulunduğu anlaşıldığından 1136 Sayılı Yasanın 136/2. Maddesi uyarınca verilen para cezasının artırılarak netice olarak, 3 AY SÜREYLE MESLEKİ FAALİYETLERİNİN YASAKLANMASINA” gerekçesiyle karar verildiği,

Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde eylem tarihi itibariyle (19.12.2017), Avukatlık Kanunu’nun 136.maddesi gereğince tekerrüre esas 10.10.2014 kesinleşme tarihli kınama cezasının oluğu,

Şikâyetli avukatın 16.12.2025 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, Kurulumuzun bozma kararı sonrasında kovuşturmanın sağlıklı yürütülmediğini, savunma hakkının şeklen tanındığını, fiili olarak kısıtlandığını, ceza yargılaması ve disiplin sorumluluğu ayrımının hatalı kurulduğunu, tekerrürün hatalı uygulandığını, eylem tarihinin 2015 yılı olduğu düşünüldüğünde işten çıkarma cezasının ölçüsüz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını aksi kanaatte olunması durumda alt disiplin cezasına çevrilmesini talep ettiği,

Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.

Şikâyetli vekilinin itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,

İncelenen dosyada, disiplin yargılaması devam ederken 25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan düzenlemeyle Avukatlık Kanunu ile disiplin suç ve cezalarına ilişkin düzenlemeler değiştirilmiştir. Bu durumda cezaların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin ilkeler uyarınca her iki kanun hükmünün birlikte değerlendirilmesi ve lehe olan düzenlemenin tespiti gerekmiştir.

Disiplin hukukunda kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte; disiplin yaptırımlarının avukatların, mesleki statüsü, itibarı ve geleceği üzerinde doğrudan etkili sonuçlar doğurması nedeniyle, ceza hukukuna özgü temel güvencelerin disiplin hukukunda da kıyasen uygulanması, öğretide ve yerleşik yargısal içtihatlarda kabul görmüş bir ilkedir.

Bu kapsamda, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen, “Kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” hükmü ile,

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/1. maddesinde düzenlenen; “İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.” şeklindeki ilkenin, disiplin hukukunda da genel hukuk ilkesi olarak gözetilmesi zorunludur.

Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan kanunilik, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, yalnızca ceza yargılamalarına özgü olmayıp; idari yaptırım ve disiplin cezalarını da kapsayan şekilde uygulanması gereken anayasal güvencelerdir.

Bu itibarla, eylem tarihinde yürürlükte bulunan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun arasında şikâyetli lehine sonuç doğuran bir farklılık bulunması hâlinde, lehe olan hükmün uygulanması zorunludur.

Bu açıklamalar ışığında somut olayda;

Şikâyetli avukat hakkında, müvekkili adına yürüttüğü icra takibi kapsamında tahsil edilen paranın bir kısmını müvekkiline teslim etmeyerek uhdesinde tuttuğu ve bakiye alacağa karşılık düzenlediği senet bedelini de ödemediği iddiasıyla disiplin kovuşturması başlatıldığı ve Baro Disiplin Kurulunca eylemin sabit görülerek disiplin cezası tayin edildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamından, aynı eylem nedeniyle şikâyetli hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan ceza yargılaması yapıldığı, yargılama sırasında toplanan deliller değerlendirilerek eylemin TCK’nın 155/2. maddesi kapsamında kaldığının kabul edildiği, suçun uzlaştırma kapsamında bulunması nedeniyle tarafların uzlaşmaları üzerine kamu davasının CMK’nın 223/8 ve 254/2. maddeleri uyarınca düşürüldüğü görülmektedir. Ceza mahkemesinin gerekçesinde, şikayetçinin beyanı, şikâyetlinin kısmi ikrarı, icra takip dosyası ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek şikâyetlinin müvekkiline ait parayı uhdesinde tuttuğu açıkça tespit edilmiştir.

Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca avukatlar, yüklendikleri görevleri doğruluk ve onur içinde yerine getirmek zorunda olup, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 42. maddesi gereğince de müvekkile ait para ve değerlerin gecikmeksizin iadesi esastır.

Somut olayda, müvekkile ait paranın haklı ve hukuken geçerli bir neden bulunmaksızın uhdede tutulması, vekâlet ilişkisinin temelini oluşturan güven unsurunu zedelediği gibi, avukatlık mesleğinin gerektirdiği sadakat ve özen yükümlülüğüyle de bağdaşmamaktadır. Bu nedenle şikâyetlinin eyleminin Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3, 4 ve 43. maddelerine aykırı olduğu, disiplin suçunun sübuta erdiği sonucuna varılmıştır.

Eylemin karşılığı olan cezanın tespiti bakımından ise;

25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan düzenlemede, Avukatlık Kanunu’nun 135/2-o maddesi ile “Müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı veya diğer her türlü kıymetleri, hapis hakkı sınırlarını aşacak şekilde müvekkiline vermemek” ve Avukatlık Kanunu’nun 135/2-u maddesi ile “5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan hakkında düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilenler bakımından kendisinin veya mesleğin itibarını veya toplumun mesleğe güvenini zedeleyeceği disiplin kovuşturması sonucu tespit edilmiş olmak.” şeklindeki eylemlerin karşılığı “kınama” cezası olarak düzenlenmiştir.

Eylem tarihi itibariyle uygulanan önceki Avukatlık Kanunu’nda ve Kurulumuzun yerleşik içtihatlarında, benzer olaylar sonucunda, Kurulumuzun takdir ettiği cezanın kınama cezası olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda her iki Kanun döneminde de eylemin karşılığı olan cezanın “kınama” cezası olduğu görülmektedir.

Öte yandan, şikâyetlinin disiplin sicil özetinde tekerrüre esas kınama cezasının bulunduğu ve Avukatlık Kanunu’nun 136. maddesinin, “Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen avukatın, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasının bir derece ağır olanı uygulanır.” hükmü gereğince şikâyetlinin “kınama” cezasından daha ağır bir ceza ile cezalandırılması gerektiği açıktır.

Bu itibarla, şikâyetlinin, Avukatlık Kanunu’nun 135/2-o ve u maddesine aykırı olan eyleminin dosya kapsamında sabit olduğu ve eylemin karşılığı olan cezanın üst sınırdan para cezası olduğu anlaşılmakla, itirazın kısmen kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına şikâyetli avukatın eylem tarihi itibariyle (2017) uygulanan üst hadden para cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

1-Şikâyetli avukatın itirazının kısmen kabulüne, … Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “3 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ilişkin 04.11.2025 gün ve 2025/15 Esas, 2025/135 Karar sayılı kararının 500,00 TL para cezasına çevrilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, şikâyetli avukatın 500,00 TL PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oy birliğiyle karar verildi

3. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, E. 2026/451, K. 2026/593, T. 11.07.2026

Konu: İşten yasaklıyken avukatlık yapmak ve tekerrür (Av. K. m. 135/4-d, 136, 155)

Somut dosyada, şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde tekerrüre esas süreli işten çıkarma cezanın bulunduğu, bu durumda Avukatlık Kanunu’nun 136.maddesi gereğince, şikâyetlinin Kanunda öngörülen disiplin cezasından (süre işten çıkarma) bir derece ağır olan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekteyse de dosyada şikâyetli aleyhine itiraz bulunmadığını anlaşılmaktadır.

(Avukatlık Kanunu 134, 135 ve 136 Maddeleri)

İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.

Şikâyetli avukat hakkında; “İşten yasaklı olduğu 29.03.2024 ila 30.10.2024 tarihleri arasında avukatlık faaliyetine devam ederek Avukatlık Kanunu’na aykırı davrandığı” iddiası bakımından başlatılan disiplin davasında, eylem sabit görülerek ceza tesis edilmiştir.

Şikâyetli avukat soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunma vermemiştir.

İncelenen dosya kapsamından, Baro Yönetim Kurulu’nun 08.05.2025 tarihli toplantısında şikâyetli hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

….. 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2025 tarihli yazısının, “Mahkememizin 2024/404 Esas sayılı dava dosyasında adı geçen şikâyetli avukatın hangi tarihte vekaletname sunduğunun tespit edilmesi istenmiş olmakla, dosya içinde mevcut bulunan vekaletname ve vekaletname pulu yazımız ekinde gönderilmiştir. Söz konusu vekaletname soruşturma aşamasında 01.12.2023 tarihinde kayıt edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca mahkememizin 2024/404 Esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verildiği ancak görevsizlik kararının üst mahkemece kaldırılarak yargılamanın mahkememizin 2025/446 Esası üzerinden yürütüldüğü duruşmasının 25.12.2025 tarihine bırakılmıştır.” şeklinde olduğu,

Baro Disiplin Kurulu’nca, “Dosyada mevcut delillerle yapılan incelemede, şikâyetli avukatın ….. 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/404 E. sayılı dosyasında katılan S….. H…. vekili olarak görev yaptığı, ilgili mahkemeden gelen cevabi yazıda şikâyetli avukatın 01.12.2023 günü soruşturma aşamasındayken vekaletname sunduğu, her ne kadar vekaletname sunduğu tarihte yasaklı olmamasına rağmen ….. 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/404 esas 2024/988 karar sayılı dosyasını katılan vekili sıfatıyla takip ettiği, gerekçeli kararda isminin geçtiği, anılan dosyadan çekildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, gerekçeli kararda mahkemece verilen görevsizlik kararının katılan vekiline tebliğe çıkarılmasına dair karar bulunduğu, şikâyetli avukat tarafından ne soruşturma aşamasında ne de kovuşturma aşamasında savunma dilekçesi sunulmadığı, şikâyetli avukatın eylemlerinin 1136 sayılı yasanın Madde 135 — (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/12/2025-7571/6 md.) işten çıkarma bendinin 4.d fıkrasına göre; ‘155 inci maddede belirtilen yasağa aykırı davranmak.’ eylemine uyduğu, şikâyetli avukat B…. Ç…. hakkında eylemin ağırlığı ve sicil özeti dikkate alınarak takdiren ‘8 ay süreyle işten çıkarma’ cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle karar verildiği,

Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde şikâyet tarihi itibariyle (06.06.2024), üç ayrı süreli işten çıkarma cezasının olduğu,

Şikâyetli avukatın 06.04.2026 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, hatalı karar verildiğini, yapmadığı bir görevden dolayı sadece şikâyetçinin beyanı ile hakkında ceza verildiğini, yasaklı olduğu dönemde avukatlık yapmadığını, dosyayla ilgilenmediğini, şikâyetçinin kendisini arayıp dosya ile ilgili bilgi istediğinde dosyayı vekaletteki diğer avukatın takip ettiğini, söylediğini, dosyanın duruşmalarına girmediğini, UYAP sisteminde ekli olduğu gerekçe gösterilmişse de vekaletnamenin sunulduğu dönemde işten yasaklı olmadığını, yasaklı olduğu dönemde UYAP sistemine girmesinin mümkün olmadığını, görevsizlik kararının kendisine tebliğ edilmiş olmasının ise tamamen mahkeme kaleminin hatalı işleminden kaynaklandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiği,

Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmektedir.

Şikâyetli avukatın itirazı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,

İncelenen dosyada, disiplin yargılaması devam ederken 25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan düzenlemeyle Avukatlık Kanunu ile disiplin suç ve cezalarına ilişkin düzenlemeler değiştirilmiştir. Bu durumda cezaların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin ilkeler uyarınca her iki kanun hükmünün birlikte değerlendirilmesi ve lehe olan düzenlemenin tespiti gerekmiştir.

Disiplin hukukunda kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte; disiplin yaptırımlarının avukatların, mesleki statüsü, itibarı ve geleceği üzerinde doğrudan etkili sonuçlar doğurması nedeniyle, ceza hukukuna özgü temel güvencelerin disiplin hukukunda da kıyasen uygulanması, öğretide ve yerleşik yargısal içtihatlarda kabul görmüş bir ilkedir.

Bu kapsamda, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen, “Kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez” hükmü ile,

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/1. maddesinde düzenlenen; “İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.” şeklindeki ilkenin, disiplin hukukunda da genel hukuk ilkesi olarak gözetilmesi zorunludur.

Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan kanunilik, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, yalnızca ceza yargılamalarına özgü olmayıp; idari yaptırım ve disiplin cezalarını da kapsayan şekilde uygulanması gereken anayasal güvencelerdir.

Bu itibarla, eylem tarihinde yürürlükte bulunan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun arasında şikâyetli lehine sonuç doğuran bir farklılık bulunması hâlinde, lehe olan hükmün uygulanması zorunludur.

Bu açıklamalar ışığında somut olayda;

Şikâyetli avukatın 29.03.2024–30.10.2024 tarihleri arasında işten yasaklı olduğu, buna rağmen yasaklılık süresi içerisinde şikâyetçi ile müvekkili arasında görülmekte olan hakaret davası kapsamında mesleki faaliyette bulunmaya devam ettiği anlaşılmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 155. maddesinde, işten yasaklanmış olanların, işten yasaklanma tarihinden itibaren avukatlığa ait yetkileri hiçbir şekilde kullanamayacakları emredici biçimde düzenlenmiştir. Maddede öngörülen yasak yalnızca mahkeme veya icra dairesi nezdinde işlem yapılmasını, duruşmaya katılmayı ya da dilekçe sunulmasını değil, hukuki bir uyuşmazlıkta taraflardan birini temsilen hareket edilmesini, karşı taraf veya vekiliyle görüşülmesini, uyuşmazlığın sona erdirilmesi amacıyla şart ve ödeme koşullarının müzakere edilmesini ve bu kapsamda mesleki irade açıklamasında bulunulmasını da kapsar.

Somut olayda şikâyetli avukatın, işten yasaklı bulunduğu dönemde (Mayıs 2024), şikâyetçi ile müvekkili arasında gerçekleşen hakaret eylemi nedeniyle yürütülen dava kapsamında şikâyetçi vekiliyle iletişim kurduğu, şikâyetten vazgeçilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Şikâyetli avukatın bu görüşmelerde müvekkili adına hareket ederek karşı tarafa belirli bir ödeme ve anlaşma önerisi ilettiği, davanın sona erdirilmesine yönelik şartları müzakere ettiği görülmektedir.

Avukatlık Kanunu’nun 155. maddesinde yer alan “hiçbir şekilde kullanamazlar” ibaresi, işten yasaklanmanın etkisiz hale getirilmesini önlemek amacıyla geniş ve kesin bir yasak öngörmektedir. Bu düzenleme karşısında, yasaklı avukatın işlemleri başka bir avukat üzerinden yürütmesi, görüşmeleri yalnızca sözlü olarak gerçekleştirmesi, faaliyeti “aracılık” veya “uzlaşma görüşmesi” olarak nitelendirmesi sonuca etkili değildir. İşten yasaklanmış kişinin, müvekkili adına ve mesleki bilgi ile yetkisine dayanarak hukuki uyuşmazlığın çözümüne yönelik herhangi bir faaliyette bulunması yasak kapsamındadır. Somut olayda da Kanun’un 155. maddesinde belirtilen eş veya reşit olmayan çocuklara ait işlere ilişkin istisnai bir durum bulunmamaktadır.

Bu itibarla, şikâyetli avukatın işten yasaklı bulunduğu 29.03.2024–30.10.2024 tarihleri arasında, müvekkilini temsil etmeye ve avukatlık faaliyeti yürütmeye devam ettiği, böylece işten yasaklanmış kişilerin avukatlığa ait yetkileri hiçbir şekilde kullanamayacağını düzenleyen 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 155. maddesine aykırı davrandığı sabit görülmüştür.

Eylemin karşılığı olan cezanın tespiti yönünden ise;

25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan düzenlemede, Avukatlık Kanunu’nun 135/4-d maddesi ile “155 inci maddede belirtilen yasağa aykırı davranmak” şeklindeki eylemlerin karşılığı “işten çıkarma” cezası olarak düzenlenmiştir.

Yine, eylem tarihinde uygulanan Avukatlık Kanunu’nda ve Kurulumuzun yerleşik içtihatlarında, eylemin Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 34 ve 155.maddesini ihlal ettiği ve bu hallerde verilen cezanın süreli işten çıkarma cezası olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, Avukatlık Kanunu’nun 136.maddesi “Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen avukatın, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasının bir derece ağır olanı uygulanır.” hükmünü amirdir.

Somut dosyada, şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde tekerrüre esas süreli işten çıkarma cezanın bulunduğu, bu durumda Avukatlık Kanunu’nun 136.maddesi gereğince, şikâyetlinin Kanunda öngörülen disiplin cezasından (süre işten çıkarma) bir derece ağır olan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekteyse de dosyada şikâyetli aleyhine itiraz bulunmadığını anlaşılmaktadır.

Bu durumda, şikâyetli avukatın Avukatlık Kanunu’nun 135/4-d maddesini ihlal eden eyleminin dosyada sabit olduğu ve eylemin karşılığı olan cezanın meslekten çıkarma cezası olduğu değerlendirilmekteyse de aleyhe değiştirme yasağı gereğince, itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

1-Şikayetli avukatın itirazının reddine, ….. Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “8 Ay Süre ile İşten Çıkarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ilişkin 06.02.2026 tarih ve 2025/62 Esas, 2026/21 Karar sayılı kararının aleyhe itiraz olmadığından ONANMASINA,

2-Kararın onay için, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,

3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oybirliği ile karar verildi.

4. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, E. 2026/270, K. 2026/439, T. 15.05.2026

Konu: Kovuşturma zamanaşımı (Av. K. m. 159/1)

Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu kararının gerekçesindeki zamanaşımı tespiti doğru olmakla birlikte eylem tarihi itibari ile dosyada 3 yıllık zamanaşımı dolmuş olduğu için şikâyetli hakkında kovuşturma açılamayacağından usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığının tespiti ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılması gerekmiştir.

(Avukatlık Kanunu’nun 159/1.maddesi.)

İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi.

Şikâyetli avukat hakkında; “Sanık müdafi olarak görev yaptığı … 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/131 esas sayılı dosyasının 25.03.2021 tarihli duruşmasına mazeretsiz olarak katılmadığı ve şikayetçi aleyhinde verilen kararı 20.04.2021 tarihinde tebliğ aldığı halde karara karşı yasal süresinde istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmayarak kararın kesinleşmesine sebebiyet verdiği ”iddiaları bakımından başlatılan disiplin davasında, 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun tespiti ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Şikâyetçi 30.01.2026 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, şikâyetli avukatın … Barosu’na vermiş olduğu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, kendisine 5000TL ödeme yaptığını, mahkemeye sunulmak üzere verdiği olay yeri görüntülerini içeren CD’yi mahkeme dosyasına sunmadığını, süresinde istinaf başvurusunda bulunmadığını, eski hale getirme başvurusunda bulunmuş olsa da, istinafın yasal süresinde hasta olmadığı, raporunun da bulunmadığının tespiti ile talebinin ret edildiğini, dolayısı ile kararın kesinleşmesinin ve mağduriyetine sebep olduğunu beyan ederek karara itiraz etmiştir.

Usulüne uygun yapılan tebligata rağmen itiraza cevap verilmediği görülmüştür.

Avukatlık Kanunu’nun 159/1.maddesi “Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz. Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez.” Hükmünü amirdir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden eylem tarihinin 28.04.2021 olduğu; Avukatlık Kanunu’nun 159/1. maddesi uyarınca 3 yıllık zamanaşımı süresinin 28.04.2024 tarihinde dolduğu, şikâyet tarihinin 15.05.2025 olduğu ve Yönetim Kurulu tarafından 03.06.2025 tarihinde işe el konulduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, Baro Disiplin Kurulu kararının gerekçesindeki zamanaşımı tespiti doğru olmakla birlikte eylem tarihi itibari ile dosyada 3 yıllık zamanaşımı dolmuş olduğu için şikâyetli hakkında kovuşturma açılamayacağından usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığının tespiti ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılması gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

1-Şikâyetçinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına” ilişkin 07.11.2025 tarih ve 2025/4 Esas, 2025/17 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA Şikâyetli hakkında usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Kararın, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,

3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere,

Katılanların oy birliği ile karar verildi.

5. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, E. 2026/240, K. 2026/426, T. 15.05.2026

Konu: Ceza davası beklenirken bir yıllık ceza verme süresi (Av. K. m. 159/3)

Bu durumda, öncelikli olarak bir yıllık ceza verme süresi içerisinde karar tesis edilmesi gerektiği ancak Baro Disiplin Kurulunca bu yasal düzenlemeye uyulmadan karar verildiği görülmekle, Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılmasına, disiplin kovuşturmasının ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığından düşürülmesine karar vermek gerekmiştir.

(Avukatlık Kanunu’nun 159/3. maddesi.)

İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:

Şikâyetli avukat hakkında; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 04.09.2013 tarihli “Olur”u ile “Davacı müşteki Salih Er vekili sıfatıyla takip ettiği, … 12. İş Mahkemesinin 2010/43 esasına kayden görülen dava sonunda, mahkemece 20.02.2012 tarih ve 2012/109 sayı ile davanın kısmen kabulüne dair müvekkili aleyhine verilen karar yüzüne karşı tefhim edildiği hâlde, yasal süresi içerisinde temyiz etmeyerek müvekkili aleyhine kesinleşmesine sebebiyet verdiği” iddiası bakımından soruşturma izni verilmesi üzerine başlatılan disiplin davasında, kovuşturmanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.

Şikayetçi 10.02.2026 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, eylemin sabit olduğunu, şikâyetlinin eylemi nedeniyle mağduriyet yaşadığını, ceza mahkemesi kararı ile de eylemin tespit edildiğini, ceza davasındaki düşme kararının doğrudan dosyaya yansıyamayacağını belirterek mezkur karara itiraz etmiştir.

Usulüne uygun tebligata rağmen itiraza cevap verilmemiştir.

Dosya incelendi;

Her ne kadar Baro Disiplin Kurulunca, eyleme ilişkin uzamış ceza zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle, kovuşturmanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmişse de;

Baro Disiplin Kurulu’nun 22.02.2024 tarihli yazısı ile … 7. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde, şikâyetli avukatın incelemeye konu eylem kapsamında yargılandığı 2024/7 esas sayılı dosyasının bir örneğinin talep edildiği; anılan Mahkemenin 11.11.2024 tarihli cevabi yazısı ile 2024/7 esas sayılı ceza dosyasına ait gerekçeli karar ile kesinleşme şerhinin disiplin dosyasına gönderildiği, söz konusu belgelerin Baro Disiplin Kurulu tarafından 90744 evrak kayıt numarası ile 12.11.2024 tarihinde dosyasına kazandırıldığı, devamında, Baro Disiplin Kurulu’nun 15.12.2025 tarihli kararı ile önceki avukatlık Kanunu’nun 159/3.maddesinin “Disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler yerine bu zamanaşımı süresi uygulanır” hükmü gereğince disiplin kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği görülmektedir.

25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan düzenlemede, Avukatlık Kanunu’nun 159/3. maddesi; “…Disiplin Kurulu tarafından kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde, kesinleşen mahkeme kararının ilgili baroya bildirilmesinden itibaren bir yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” şeklinde değiştirilmiştir.

İncelenen dosya kapsamından, kesinleşen mahkeme kararının 12.11.2024 tarihinde Baroya bildirildiği ancak Baro Disiplin Kurulunca bir yıllık ceza verme süresi geçirildikten sonra karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, öncelikli olarak bir yıllık ceza verme süresi içerisinde karar tesis edilmesi gerektiği ancak Baro Disiplin Kurulunca bu yasal düzenlemeye uyulmadan karar verildiği görülmekle, Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılmasına, disiplin kovuşturmasının ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığından düşürülmesine karar vermek gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

1-Şikayetçinin itirazının reddine, … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Kovuşturmasının Zamanaşımı Nedeniyle Düşürülmesine” ilişkin 15.12.2025 gün ve 2014/D.127 Esas, 2025/638 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Şikâyetli avukat hakkında yürütülen 2014/D.127 esas sayılı DİSİPLİN KURULUNUN CEZA VERME YETKİSİ ZAMANAŞIMINA UĞRADIĞINDAN KOVUŞTURMANIN DÜŞÜRÜLMESİNE,

2-Kararın, Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince onay için Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,

3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oybirliğiyle karar verildi.

6. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu, E. 2026/438, K. 2026/754, T. 11.09.2026

Konu: Cezanın sicilden silinmesi (Av. K. m. 160)

Somut olayda, şikâyetliye verilen kınama cezasının 16.12.2020 tarihinde kesinleşerek uygulandığı, şikâyetlinin, beş yıllık süre dolmadan 25.02.2023 tarihinde uyarma cezası aldığı görülmüştür. Bu nedenle, Kanun’da öngörülen koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, kınama cezasının sicilden silinmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

(Avukatlık Kanunu 160 maddesi)

İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla dava dosyası incelendi:

Talepçi avukatın disiplin sicilinde bulunan ve 16.12.2020 tarihinde kesinleşen kınama cezasının silinmesi talebinin, Baro Disiplin Kurulu’nun 20.02.2026 tarihli kararı ile, “1136 sayılı yasanın 24.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 Sayılı yasa ile değişik 160/2 maddesi ‘meslekten çıkarma cezasından başka bir disiplin cezası verilen avukatlar uyarma, kınama ve para ve işten çıkarma cezalarının uygulanmasından itibaren 5 yıl geçtikten sonra Disiplin Kuruluna başvurarak bu disiplin cezalarının sicilinden silinmesini isteyebilirler’. tekerrür uygulanarak verilen işten çıkarma cezaları bu hükmün dışındadır. 1136 sayılı yasanın 160/3 maddesi ise ‘ilgilinin yukarıdaki fıkrada yazılı süre içerisinde disiplin cezası almamış olması halinde disiplin cezasının silinmesine karar verilir ve sicil dosyasındaki disiplin bölümü çıkartılarak yenisi düzenlenir’ hükmünü içermektedir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle yasada belirtilen süre içerisinde disiplin cezası almadığı anlaşılan…16.12.2020 tarihinde kesinleşen KINAMA CEZASI yönünden kanuni şartlar oluşmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.

Talepçi avukat 07.04.2026 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle, 10.12.2012 tarihli uyarma cezasının sicilden silinmesine karar verilmişken, kınama cezasının silinmemesinin yasaya aykırılık oluşturduğunu, 16.12.2020 tarihli kınama cezasının üzerinden güncel tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu, 25.02.2023 tarihli cezanın, 2020 tarihli cezaya etkisi ancak 2020 tarihli ceza için işlemekte olan 5 yıllık süreyi kesmesi veya yeniden başlatması şeklinde yorumlanabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; sicilden silinmesi talep edilen ……. Barosu Disiplin Kurulu’nun 2020/78 esas, 2020/141 karar sayılı kınama cezasının, Kurulumuzun, 16.12.2020 tarih, 2020/832 esas, 2020/877 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Şikâyetlinin disiplin sicil özetinde ise 25.02.2023 tarihinde kesinleşen uyarma cezasının olduğu görülmektedir.

25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 160. maddesi “Meslekten çıkarma cezasından başka bir disiplin cezası verilen avukatlar; uyarma, kınama, para ve işten çıkarma cezalarının uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra disiplin kuruluna başvurarak bu disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini isteyebilirler. Tekerrür uygulanarak verilen işten çıkarma cezaları bu hükmün dışındadır.

İlgilinin yukarıdaki fıkrada yazılı süre içerisinde disiplin cezası almamış olması halinde, disiplin cezasının silinmesine karar verilir ve sicil dosyasındaki disiplin bölümü çıkartılarak yenisi düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir.

Anılan düzenleme uyarınca, meslekten çıkarma cezası dışındaki bir disiplin cezasının sicilden silinebilmesi için, cezanın uygulanmasından itibaren beş yıllık sürenin geçmiş olması ve ilgilinin bu süre içerisinde herhangi bir disiplin cezası almamış olması gerekmektedir.

Somut olayda, şikâyetliye verilen kınama cezasının 16.12.2020 tarihinde kesinleşerek uygulandığı, şikâyetlinin, beş yıllık süre dolmadan 25.02.2023 tarihinde uyarma cezası aldığı görülmüştür. Bu nedenle, Kanun’da öngörülen koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, kınama cezasının sicilden silinmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Öte yandan, Baro Disiplin Kurulunca, şikâyetlinin 10.12.2012 tarihli uyarma cezasının silinmesine karar verilmiş, karara bu yönden yapılan bir itiraz olmaması nedeniyle kararın bu haliyle kesinleştiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla, talebe konu, 16.12.2020 kesinleşme tarihli kınama cezasının, Avukatlık Kanunu’nun 160.maddesi uyarınca sicilden silinmesinde hukuki olanak bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddi ile usul ve yasaya uygun olarak verilen Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Gereği düşüldü:

Talepçi Avukat O…… G….. itirazının reddine, …… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Kınama Cezasının Sicilinden Silinmesi Talebinin Reddine” ilişkin 20.02.2026 tarih 2026/6 değişik iş sayılı kararının ONANMASINA, Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve 8 Ekim 2026 tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır. Dosyanıza özgü değerlendirme için bize 0552 203 09 69 numaralı telefondan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kanunun güncel metni: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (mevzuat.gov.tr). Kararların kaynağı: Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Kararları.