Muayene, doğası gereği hastanın bedenine temas edilmesini gerektirebilir. Bu temasın hukuka uygun olmasının ölçütü tıbbi gerekliliktir. Tıbbi bir amaç taşımayan ya da tıbbi gerekliliğin sınırını aşan temaslar, hastanın güveninin kötüye kullanılması anlamına gelir ve cinsel saldırı veya cinsel taciz suçunu oluşturabilir. Bu davalarda en çok tartışılan konulardan biri, hekim ile hasta arasındaki ilişkinin cezayı artıran bir “nüfuz” ilişkisi sayılıp sayılmayacağıdır.
KISA CEVAP
- Tıbbi gereklilik dışında hastanın vücut dokunulmazlığını cinsel davranışlarla ihlal eden hekim cinsel saldırı suçunu işler.
- Davranış sarkıntılık düzeyinde kalırsa daha az ceza öngörülür.
- Fiziksel temas olmadan cinsel amaçlı söz veya davranış, cinsel taciz suçunu oluşturabilir.
- Cinsel tacizde failin sağlık hizmeti veren kişi olması cezayı yarı oranında artırır.
- Cinsel saldırıda kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması nitelikli hâldir.
- Yargıtay, nüfuz için mağdur üzerinde direnci kıran bir otorite aramakta, salt görevin sağladığı kolaylığı yeterli görmemektedir.
Kanun metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 102/1, 102/3-b ve 105/2-b
(102/1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. […] (3) Suçun; […] b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, […] işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. […] (105/2) Suçun; […] b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, […] işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Cinsel saldırı ve cinsel taciz ayrımı

Cinsel saldırı, cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlalini gerektirir; yani bedensel temas vardır. Ani ve kısa süreli temaslar sarkıntılık düzeyinde kabul edilebilir. Muayene bahanesiyle, şikâyetle ilgisi olmayan bölgelerin muayene edilmesi veya hastanın gereksiz yere soyunmaya zorlanması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Cinsel taciz ise bedensel temas olmadan yapılan cinsel amaçlı söz ve davranışları kapsar. Bu suçta kanun, failin sağlık hizmeti veren kişi olmasını açıkça nitelikli hâl olarak saymıştır. Cinsel saldırıda ise benzer bir açık düzenleme yoktur; cezanın artırılması ancak TCK 102/3’teki hâllerden birinin, özellikle nüfuzun kötüye kullanılmasının varlığına bağlıdır.
Mağdurun beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olması, örneğin anestezi altında bulunması, TCK 102/3-a kapsamında ayrı bir nitelikli hâldir.
Yargıtay kararı
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bir hekimin muayene sırasında hastaya yönelik eylemini daha önce tıp etiğine aykırı ve talep dışı muayene olarak sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı kapsamında değerlendirmişti. Aynı dosyada verilen sonraki kararında ise nüfuzun kötüye kullanılması nitelikli hâlinin uygulanmasını şu gerekçeyle hatalı bulmuştur:
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 12.10.2022 tarihli, E. 2022/7504, K. 2022/8925 sayılı kararı (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/417 E. sayılı dosyasında aktarıldığı şekliyle)
[…] sanığın nüfuzunun bulunduğunun kabulü için görevinin mağdure üzerinde güç ve otorite oluşturması, bu otoritenin mağdurenin direncini kırması ve mağdurenin bu nedenle çekinerek karşı koyamamasının gerektiği, bunun gerçekleşmesi için de sanığın görevinin mağdure yönünden zorunlu ve icbar edici nitelik taşımasının zaruri olduğu, dolayısıyla sadece görevinin sağladığı kolaylıktan faydalanarak eylemin gerçekleştirilmesi hâlinde nüfuzun kötüye kullanıldığının kabulünün mümkün olmadığı […]
İlk derece mahkemesi bu bozmaya direnmiş ve uyuşmazlık Yargıtay Ceza Genel Kuruluna taşınmıştır. Bu nedenle Daire kararındaki görüşün somut dosyadaki kesin sonucu yansıtıp yansıtmadığı, Ceza Genel Kurulu kararıyla birlikte değerlendirilmelidir. Bununla birlikte karar, nüfuz kavramının “kolaylık” kavramından farklı olduğunu açıkça ortaya koyar.
Sıkça sorulan sorular
Cinsel saldırı suçunda şikâyet süresi var mıdır?
TCK 102/1’deki temel suç şikâyete bağlıdır ve şikâyet, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Nitelikli hâllerin varlığında soruşturma şikâyete bağlı olmayabilir.
Hekim hakkında soruşturma izni gerekir mi?
3359 sayılı Kanun Ek madde 18’deki izin sistemi muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlemlerle ilgilidir. Cinsel suç iddialarının bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği somut olaya göre tartışılabilir. İzin sistemi için Hekimin Cezai Sorumluluğu yazımıza bakılabilir.
Mağdur çocuksa hangi hüküm uygulanır?
Mağdur on sekiz yaşından küçükse fiil TCK 103 kapsamında çocukların cinsel istismarı olarak değerlendirilir. Bu konu Çocukların Cinsel İstismarı yazımızda ele alınmıştır.
Bu davalarda ispat nasıl yapılır?
Mağdur beyanının tutarlılığı, muayenenin tıbbi gerekliliğine dair bilirkişi görüşü, kayıtlar, refakatçi ve diğer çalışanların beyanları birlikte değerlendirilir.
Şikâyet hazırlanırken
Muayenenin tarihi, şikâyetin tıbbi nedeni, muayenenin hangi bölümünün tıbbi gerekliliği aştığı ve olay sırasında odada bulunan kişiler mümkün olduğunca ayrıntılı yazılmalıdır.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
