Hukuka Aykırı Delil İtirazı: Ne Zaman ve Nasıl İleri Sürülür?

Anayasa m. 38/6, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini öngörür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 217/2 de yüklenen suçun ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebileceğini belirtir. Bu ilkenin uygulamada sonuç doğurması ise aykırılığın doğru zamanda ve doğru yöntemle ileri sürülmesine bağlıdır.

Bu yazı, delil yasaklarının teorik çerçevesini yinelemek yerine hukuka aykırı delile karşı soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamalarında izlenecek usulü ve Yargıtay’ın iki önemli içtihadını ele almaktadır.

KISA CEVAP

  • Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil, içeriği ne olursa olsun sanık aleyhine hükme esas alınamaz (Anayasa m. 38/6; CMK m. 217/2).
  • Her usul eksikliği delili hukuka aykırı kılmaz; ihlal edilen güvencenin ne olduğu somut olarak gösterilmelidir.
  • Soruşturmada tutanağa şerh düşülmeli, kovuşturmada delilin reddi (CMK m. 206/2-a) duruşmada açıkça talep edilmelidir.
  • Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m. 148/4).
  • Hükmün hukuka aykırı delile dayanması hukuka kesin aykırılık hâlidir (CMK m. 289/1-i) ve istinaf ile temyizde ileri sürülebilir.
  • Mağdurun kendisine karşı işlenen suça ilişkin ani gelişen durumda yaptığı ses kaydı, Yargıtay tarafından belirli şartlarla hukuka uygun kabul edilmektedir.

Temel kural ve kapsamı

Hukuka aykırı delil, elde edilme yöntemi kanuna veya temel haklara aykırı olan delildir. Bu niteliği taşıyan bir delil, içeriği ne kadar güçlü olursa olsun sanık aleyhine hükme esas alınamaz. Sanık lehine olan hukuka aykırı delillerin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ise öğretide tartışmalıdır.

Kanunda bu kuralın somutlaştığı başlıca hükümler şunlardır:

  • CMK m. 148/1-3: Şüpheli ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir, tehdit veya kanuna aykırı yarar vaadi gibi yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa bile delil olarak değerlendirilemez.
  • CMK m. 148/4: Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
  • CMK m. 206/2-a: Ortaya konulması istenen delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddedilir.
  • CMK m. 230/1-b: Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, dosyada bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi zorunludur.
  • CMK m. 289/1-i: Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması, hukuka kesin aykırılık hâlidir.

Her usul hatası delili hukuka aykırı kılar mı?

Delil elde etme işlemlerindeki her eksiklik, delili kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmez. Uygulamada tutanakta saatin yazılmaması gibi şekle ilişkin ve sonradan başka belgelerle giderilebilen eksiklikler ile işlemin temel güvencesini ortadan kaldıran aykırılıklar birbirinden ayrılır. Hâkim kararı veya kanunda öngörülen hâllerde savcı emri bulunmaksızın yapılan arama, yasak usullerle alınan ifade veya kanunun izin vermediği bir suç için yapılan iletişim tespiti ikinci gruba girer. Bu nitelikteki aykırılıklar, delilin hükme esas alınmasını engeller.

Bu ayrım, itirazın içeriğini de belirler. Hukuka aykırılık iddiası, yalnızca “usule aykırı işlem yapıldığı” şeklinde değil, ihlal edilen güvencenin ne olduğu ve bu ihlalin delilin güvenilirliğini veya şüphelinin temel haklarını nasıl etkilediği gösterilerek ileri sürülmelidir.

İfade alma bakımından CMK m. 147/1, şüpheliye yüklenen suçun anlatılmasını; müdafi seçme hakkının, susma hakkının ve lehine delil toplanmasını isteyebileceğinin hatırlatılmasını zorunlu tutar. Bu hakların hatırlatılıp hatırlatılmadığı ifade tutanağından anlaşılır. Tutanağın bu bakımdan incelenmesi, ifadenin delil değerinin tartışılmasında ilk adımdır.

Hukuka aykırı delil itirazının soruşturma, kovuşturma, kanun yolu ve Anayasa Mahkemesi aşamalarında nasıl ileri sürüldüğü
Hukuka aykırı delil itirazının ileri sürüleceği aşamalar

Soruşturma evresinde

Hukuka aykırılığın en erken tespit edilebildiği evre soruşturmadır. Arama, el koyma, iletişimin tespiti veya ifade alma işlemlerindeki aykırılıklar, işlem tutanaklarının incelenmesiyle ortaya çıkar. Bu evrede izlenebilecek yollar şunlardır:

  • Tutanağa şerh düşülmesi: Arama, el koyma veya ifade alma sırasında hazır bulunan şüpheli veya müdafi, aykırılığı tutanağa yazdırmalıdır. Bu şerh, ileride aykırılığın ispatında önemli bir delildir.
  • Koruma tedbirine itiraz: Hâkim kararıyla verilen arama, el koyma veya iletişimin tespiti kararlarına karşı CMK m. 267 vd. uyarınca iki hafta içinde itiraz edilebilir.
  • Savcılığa dilekçe: Hukuka aykırı olduğu düşünülen delilin iddianameye dayanak yapılmaması ve yerine hukuka uygun delil toplanması savcılıktan talep edilebilir.
  • Tutuklamaya itiraz: Tutuklama kararının hukuka aykırı bir delile dayandığı, tutuklamaya veya tutukluluğun devamına itirazda ileri sürülebilir.

Soruşturma evresinde verilen bu itirazlar, hukuka aykırılığın kovuşturma evresinde tartışılmasına engel olmaz. Ancak aykırılığın erken bir tarihte kayıt altına alınmasını sağlar.

Kovuşturma evresinde

Delilin reddi talebi

CMK m. 206/2-a uyarınca kanuna aykırı olarak elde edilmiş bir delilin duruşmada ortaya konulması reddolunur. Bu nedenle sanık veya müdafi, iddianamede dayanılan bir delilin hukuka aykırı olduğunu duruşmada açıkça ileri sürmeli ve delilin hükme esas alınmaması gerektiğini tutanağa geçirtmelidir. CMK m. 216 uyarınca ortaya konulan her delil hakkında sanık ve müdafiine söz verilir. Bu söz hakkı, aykırılığın delil bazında ayrı ayrı ve somut olarak ileri sürülmesi için en uygun aşamadır. Mahkemenin talebi reddetmesi hâlinde ret kararının gerekçesi de tutanağa geçirilmelidir.

Müdafisiz kolluk ifadesi

Uygulamada en sık rastlanan sorunlardan biri, müdafi bulunmadan kollukta alınan ve sonradan kabul edilmeyen ifadedir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, kovuşturma evresinde suçlamaları kabul etmeyen sanık aleyhine dosyada bulunan tek delilin, soruşturma evresinde müdafi bulunmaksızın kollukta alınan beyanı olduğu bir nitelikli hırsızlık dosyasında, CMK m. 148/4’ün emredici hükmü karşısında beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesini bozma nedeni saymıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/7040, K. 2022/2372, T. 28/02/2022

6. Ceza Dairesi 2021/7040 E. , 2022/2372 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanığın kovuşturma aşamasında suçlamaları kabul etmediği, sanık aleyhine dosyada mahkumiyete esas alınan tek delilin soruşturma aşamasında kolluk tarafından müdafii bulunmaksızın alınan beyanı olduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı CMK’nın 148/4. maddesinde yer alan “ Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.” amir hükmü karşısında sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle tebliğname gerekçesine aykırı olarak BOZULMASINA, 28/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sanığın kolluk ifadesini mahkemede doğrulamaması, bu ifadenin delil değerini ortadan kaldırır. Bu nedenle sanığın duruşmadaki beyanında kolluk ifadesine ilişkin tutumunu açıkça ortaya koyması önemlidir.

Esas hakkında savunma

Esas hakkındaki mütalaaya karşı yapılan savunmada, hükme esas alınmaması gereken deliller tek tek gösterilmeli ve neden hukuka aykırı oldukları açıklanmalıdır. CMK m. 230/1-b, mahkemeye bu delilleri gerekçede ayrıca göstermek yükümlülüğü getirdiğinden, savunmada ileri sürülen her aykırılık iddiasının gerekçeli kararda karşılanması gerekir.

Kanun yolu aşamasında

İstinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesi, CMK m. 280/1-e uyarınca m. 289’daki hukuka kesin aykırılık nedenlerinden birini tespit ederse hükmü bozar. Temyiz incelemesinde de m. 289/1-i’deki aykırılık, hükmün bozulması için mutlak bir nedendir.

Kanun yoluna başvuru dilekçesinde aykırılığın soyut olarak değil, hangi delilin hangi işlem nedeniyle hukuka aykırı olduğu ve hükmün bu delile nasıl dayandığı gösterilerek ileri sürülmesi gerekir. Temyiz süresi, CMK m. 291/1 uyarınca hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır.

Olağan kanun yolları tüketildikten sonra, hukuka aykırı delilin hükme esas alınması adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konusu yapılabilir. 6216 sayılı Kanun m. 47/5 uyarınca başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır ve m. 47/2 uyarınca harca tabidir. Bireysel başvuruda da aykırılığın daha önceki aşamalarda ileri sürülmüş olması aranır. Bu nedenle itirazın ilk derece yargılamasından itibaren dosyaya yansıtılması, başvurunun kabul edilebilirliği bakımından da önem taşır.

Bir istisna: Mağdurun kendisine karşı işlenen suçu kaydetmesi

Kişilerin bilgisi dışında yapılan ses veya görüntü kayıtları kural olarak özel hayatın gizliliğine müdahale niteliğindedir. Yargıtay ise mağdurun kendisine karşı işlenmekte olan suçu kayda almasını belirli şartlarla hukuka uygun kabul etmektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, katılanın sunduğu ses kaydını sanığın bilgisi ve rızası dışında kaydedildiği gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakan ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Daire, kararında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bir kararına atıf yapmış ve kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha delil elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkânının bulunmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda almasını hukuka uygun saymıştır. Somut olayda ani gelişen tartışma sırasında hakaret ve tehdit içeren sözler söylendiğini ve kaydın suça tahrik veya planlama amacıyla yapılmadığını belirleyen Daire, kaydın delil olarak değerlendirilmesini, sanıklar kayıttaki seslerin kendilerine ait olmadığını belirtirse ses analizi yaptırılmasını istemiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/25815, K. 2022/23809, T. 29/11/2022

4. Ceza Dairesi 2020/25815 E. , 2022/23809 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hakaret, tehdit KARAR Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü; 1-Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmayan …’nın kanun yoluna başvurmak hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca … vekilinin tebliğnameye aykırı olarak TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2- Katılan …‘nın temyizine gelince; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Mahkemece, katılan tarafından ibraz edilen ses kaydı, sanığın bilgisi ve rızası dışında yasal olmayan yollardan kaydedildiği gerekçesiyle, yasal delil olarak kabul edilmemiş ise de, Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK’nın 21/05/2013 tarih, 2012/1270 esas, 2013/248 karar sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı, ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulünün zorunlu olduğu ve somut olayda sanıkların katılana karşı ani gelişen tartışma sırasında hakaret ve tehdit içeren sözler söylediği anlaşıldığından başkaca delil elde etmesine imkan bulunmaması, suça tahrik ve planlama ile kayıt yapmamış olması nedeniyle ses kaydının hukuka aykırı delil olmaması ve delil değerlendirme kapsamında kalmaması karşısında, bahse konu ses kaydının delil değerlendirme kapsamına alınarak ses kayıtlarının sanıklara okunarak ve dinletilerek söz konusu tehdit ve hakaret sözlerinin kendilerine ait olup olmadığının sorulması, ses kayıtlarının kendilerine ait olmadığını belirtmesi halinde ses analizi yaptırılması suretiyle, konuşma kayıtlarındaki seslerin sanıklara ait olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında yazılı şekilde hükümler kurulması, Kanuna aykırı ve katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu istisnanın sınırları dardır. Kayıt; mağdurun kendisine karşı işlenen bir suça ilişkin olmalı, ani gelişen bir durumda yapılmalı, başka türlü delil elde etme imkânı bulunmamalı ve karşı taraf suça kışkırtılmamalıdır. Önceden planlanarak yapılan, üçüncü kişiler arasındaki konuşmaları kaydeden veya suçla ilgisi bulunmayan özel hayat alanına giren kayıtlar bu kapsamda değildir. Bu tür kayıtlar ayrıca TCK m. 133 ve 134 kapsamında suç oluşturabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hukuka aykırı delil dosyadan çıkarılır mı?

Kanun, delilin dosyadan fiziken çıkarılmasını değil, hükme esas alınmamasını öngörür. CMK m. 230/1-b uyarınca bu deliller gerekçeli kararda ayrıca ve açıkça gösterilir.

Aykırılık ilk kez temyizde ileri sürülebilir mi?

Hükmün hukuka aykırı delile dayanması hukuka kesin aykırılık hâli olduğundan temyizde de ileri sürülebilir. Ancak aykırılığın önceki aşamalarda tutanağa geçirilmiş olması, ispatını kolaylaştırır.

Mağdurun kaydettiği her ses kaydı delil olarak kullanılabilir mi?

Hayır. Yargıtay, kaydın mağdura karşı işlenen bir suçla ilgili olmasını, ani gelişen bir durumda yapılmasını ve başka delil elde etme imkânı bulunmamasını aramaktadır.

Kolluk ifadesi müdafi hazır bulunmadan alındıysa ne yapılmalıdır?

Bu ifade, sanık tarafından hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Sanığın ifadeyi kabul etmediğini mahkemede açıkça belirtmesi yeterlidir.

Sonuç

Hukuka aykırı delil yasağı Anayasa ve CMK’da açıkça düzenlenmiş olsa da etkili sonuç doğurması, aykırılığın soruşturmada tutanağa geçirilmesine, kovuşturmada delilin reddinin talep edilmesine ve kanun yolunda somut olarak ileri sürülmesine bağlıdır. Müdafisiz kolluk ifadesi ve mağdurun kendisine karşı işlenen suçu kaydetmesi, Yargıtay içtihadının uygulamada en sık başvurulan iki örneğidir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.

İlgili yazılar: Ekran Görüntüsünün Delil Değeri: Ceza Davasında Ekran Görüntüsü, WhatsApp, SMS ve E-posta Yazışmalarının Delil Değeri

Mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.