Eşlerden biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, TMK m. 162). Bu sebep mutlak niteliktedir: olay ispat edilirse hâkim ayrıca evliliğin çekilmez hâle gelip gelmediğini araştırmaz. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl içinde kullanılmalıdır. Affeden eşin dava hakkı yoktur.
KISA CEVAP
- Üç ayrı boşanma sebebi vardır: hayata kast, pek kötü davranış ve ağır derecede onur kırıcı davranış.
- Sebep mutlaktır; olay ispat edildiğinde boşanmaya karar verilir.
- Dava, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde açılmalıdır.
- Olayın üzerinden beş yıl geçmişse dava hakkı her hâlde düşer.
- Olaydan sonra eşini affeden ve evliliğe devam eden eş bu sebebe dayanamaz.
- Süre geçmişse aynı olaylar evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166) davasında kullanılabilir.
Kanun metni
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 162
Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
Mutlak boşanma sebebi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu maddenin yapısını şöyle tanımlar:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019 tarihli, E. 2017/2420, K. 2019/750 sayılı kararı
TMK’nın 162. maddesi mutlak bir boşanma sebebi olup bu maddenin üç ayrı boşanma sebebi saydığı söylenebilir.
Mutlak sebep, evlilik birliğinin sarsılmasından (TMK m. 166) farklı olarak ek bir değerlendirme gerektirmez. Davacı yalnızca olayı ispat eder. Hâkim, olayın ardından eşlerin birlikte yaşamasının beklenip beklenemeyeceğini ayrıca tartışmaz.
Üç sebep
Hayata kast. Eşin diğerini öldürmeye teşebbüs etmesi, öldürme kastıyla saldırması veya intihara sürüklemeye çalışmasıdır. Ceza mahkûmiyeti şart değildir; aile mahkemesi olayı kendi delilleriyle değerlendirir.
Pek kötü davranış. Hukuk Genel Kurulu bu kavramı şöyle tanımlar:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.06.2019 tarihli, E. 2017/2420, K. 2019/750 sayılı kararı
eşlerden birinin diğerine uyguladığı, vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü davranışlardır…
Dövmek, saçından sürüklemek, aç bırakmak, eve kilitlemek, cinsel ilişkiye zorlamak ve sürekli korkutmak bu kapsama girer. Tek bir ağır olay yeterli olabileceği gibi, tek başına hafif görünen davranışların sistematik hâle gelmesi de pek kötü davranış sayılabilir.
Ağır derecede onur kırıcı davranış. Eşin kişiliğini, onurunu ve toplum içindeki saygınlığını ağır biçimde zedeleyen davranışlardır. Eşi başkalarının önünde aşağılamak, ağır hakaretler etmek, özel görüntülerini paylaşmakla tehdit etmek bu kapsamda değerlendirilir. Sıradan bir tartışmada söylenen kaba sözler ağırlık eşiğine ulaşmayabilir.
Hukuk Genel Kurulunun incelediği olayda davalı koca, eşinin saçını çekmiş ve ona “ahlâksız, içkici” gibi sözlerle hakaret etmişti. Kurul, bu davranışların TMK m. 162’deki şartları karşıladığını kabul etmiştir.
Süreler ve affetme

- Olay: Şiddet, hayata kast veya onur kırıcı davranış gerçekleşir.
- Delil toplama: Hastane raporu, karakol tutanağı, fotoğraflar, mesajlar ve tanıklar toplanır.
- Altı ay: Dava, olayın öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir.
- Beş yıl: Olay öğrenilmemiş olsa bile beş yıl geçmişse dava hakkı düşer.
- Affetme: Olaydan sonra eşini affettiğini açıkça veya davranışlarıyla gösteren eş bu sebebe dayanamaz. Barışıp birlikte yaşamaya devam etmek affetme olarak yorumlanabilir.
Altı aylık süre kaçırılmış ya da affetme gerçekleşmişse olaylar yok sayılmaz. Bu vakıalar evlilik birliğinin sarsılmasına dayanan davada kusurun belirlenmesinde ve tazminat taleplerinde değerlendirilebilir.
Ceza davası ve koruma kararları
Eşe yönelik şiddet aynı zamanda suçtur. Kasten yaralama eşe karşı işlendiğinde şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulur (TCK m. 86/3-a). Bu konuyu sitemizdeki Kasten Yaralama Suçu (TCK 86) yazısında anlattık. Ceza soruşturması ile boşanma davası birbirini beklemez; ancak ceza dosyasındaki raporlar ve ifadeler boşanma davasında delil olarak kullanılır.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca uzaklaştırma, ortak konuttan çıkarma ve iletişim yasağı gibi tedbirler aile mahkemesinden veya kolluktan istenebilir.
Sıkça sorulan sorular
Tek bir tokat TMK 162 için yeterli midir?
Yargıtay uygulamasında fiziksel şiddet, tek seferlik olsa da çoğunlukla pek kötü davranış olarak değerlendirilir. Olayın ağırlığı, bağlamı ve tekrarlanıp tekrarlanmadığı birlikte ele alınır.
Olaydan sonra aynı evde yaşamaya devam etmek affetme sayılır mı?
Her zaman sayılmaz. Gidecek yeri olmadığı veya çocuklar nedeniyle aynı evde kalmak zorunda olan eşin bu durumu affetme olarak yorumlanmayabilir. Barışma, birlikte tatile gitme, yeniden ortak hayat kurma gibi davranışlar ise affetmeyi gösterir.
Hakaret içeren mesajlar delil olarak kullanılabilir mi?
Eşin kendisine gönderdiği mesajlar hukuka uygun delildir. Eşin telefonuna gizlice girilerek elde edilen içeriklerin delil değeri ise tartışmalıdır. Bu konuyu sitemizdeki “Boşanma Davalarında Hukuka Aykırı Yollarla Elde Edilen Deliller” yazısında anlattık.
Bu davada manevi tazminat istenebilir mi?
İstenebilir. Şiddet ve onur kırıcı davranışlar kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığından TMK m. 174/2 uyarınca manevi tazminat talebine dayanak olur.
Delillerin zamanında belgelenmesi
Bu davanın başarısı, olayın hemen ardından belgelenmesine bağlıdır. Şiddetten sonra hastaneye gidilerek adli rapor alınması, kolluğa başvurulması ve yaralanmaların fotoğraflanması gerekir. Altı aylık sürenin kısa olduğu ve affetme sayılabilecek davranışların dava hakkını ortadan kaldırabileceği göz önünde tutulmalıdır.
Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
