Tanıma davası, yabancı bir ülkede verilen mahkeme kararının Türkiye’de de sonuç doğurması için açılan davadır. En sık karşılaşılan örnek boşanmadır. Almanya’da, Hollanda’da ya da başka bir ülkede boşanan bir Türk vatandaşı, o kararı Türkiye’de tanıtmadıkça ya da nüfusa tescil ettirmedikçe Türk nüfus kaydında evli görünmeye devam eder. Bu durum Türkiye’de yeniden evlenmeyi engeller. Mirasta, mal paylaşımında ve çocukların kayıtlarında da sorun çıkarır. Yabancı boşanma kararını Türkiye’de geçerli kılmanın iki yolu vardır: nüfus müdürlüğü veya konsolosluk üzerinden idari tescil ve mahkemede tanıma davası.
KISA CEVAP
- Yabancı mahkemenin boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Karar tanınana veya nüfusa tescil edilene kadar eşler Türk nüfus kaydında evli görünür.
- Yalnızca boşanmayı içeren ve şartları taşıyan kararlar, dava açılmadan konsolosluk veya il nüfus müdürlüğü aracılığıyla nüfusa tescil edilebilir (5490 sayılı Kanun m. 27/A).
- Velayet, nafaka, mal rejimi gibi hükümler de varsa ya da idari başvuru reddedilirse aile mahkemesinde tanıma davası açılır.
- Mahkeme kararın esasını yeniden incelemez. Kararın kesinleşmiş olmasına, kamu düzenine açıkça aykırı olmamasına ve davalının savunma hakkına uyulmuş olmasına bakar.
- Dilekçeye kararın onaylı aslı (apostilli), kesinleşme belgesi ve bunların onaylı Türkçe tercümesi eklenir.
- Tanıma davası için bir süre sınırı yoktur. Dava basit yargılama usulüne göre görülür.
Yabancı boşanma kararı neden tanıtılmalı?
Türk mahkemeleri yabancı mahkeme kararlarını kendiliğinden uygulamaz. Yabancı bir mahkemenin boşanma kararı, verildiği ülkede evliliği sona erdirmiş olsa bile Türk hukukunda kesin hüküm etkisi kazanmak için tanınmalıdır. Tanınmayan kararın sonuçları somut hayatta şöyle görülür:
- Nüfus kayıt örneğinde medeni hâl “evli” olarak kalır. Türkiye’de yeni bir evlilik yapılamaz.
- Eşlerden biri ölürse, kâğıt üzerinde hâlâ eş görünen kişi mirasçı olarak gösterilir ve mirasçılık belgesi buna göre çıkar.
- Boşanmadan sonra doğan çocuklar, nüfus kaydında hâlâ evli görünen eşin çocuğu olarak kayda geçebilir.
- Türkiye’deki mallar bakımından mal rejiminin ne zaman sona erdiği tartışmalı hâle gelir.
Tanıma ile tenfiz arasındaki fark
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), yabancı mahkeme kararları için iki ayrı yol öngörür. Tenfiz, yabancı kararın Türkiye’de icra edilmesini, yani zorla yerine getirilmesini sağlar. Tanıma ise kararın kesin hüküm veya kesin delil etkisini Türkiye’de de doğurmasını sağlar.
5718 sayılı MÖHUK m. 58
(1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.
(2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir.
(3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye’de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.
Boşanma hükmü icra edilecek bir hüküm olmadığından tanıma yeterlidir. Kararda nafaka ya da tazminat gibi para ödemesine ilişkin bir hüküm varsa ve bu Türkiye’de icra yoluyla tahsil edilecekse, o kısım için tenfiz istenir. Uygulamada iki talep çoğu zaman aynı dilekçede “tanıma ve tenfiz” olarak birlikte ileri sürülür.
Birinci yol: nüfusa idari tescil
2017’de 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na eklenen 27/A maddesi, bazı yabancı boşanma kararlarının dava açılmadan nüfusa tescil edilmesine imkân verdi. Uygulamanın ayrıntıları, 7 Şubat 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik’te düzenlenir.
İdari tescil için yabancı kararın yetkili makamca verilmiş olması, verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşmesi ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Başvuru, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki Türk konsolosluğuna, Türkiye’de ise il nüfus müdürlüğüne yapılır.
Bu yolun bazı sınırları vardır:
- Başvuru iki eşten de gelmelidir. Eşler birlikte ya da ayrı ayrı başvurabilir. Ayrı başvurularda iki başvuru arasındaki süre 90 günü geçemez. Eşlerden biri ölmüşse ya da yabancıysa Türk vatandaşı olan eş tek başına başvurabilir.
- Yalnızca boşanma hükmü tescil edilir. Velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat hükümleri idari yoldan tescil edilmez. Bunlar için mahkemede tanıma veya tenfiz davası gerekir.
- Tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşen boşanmalar kapsam dışıdır.
- Türkiye’de aynı kararla ilgili açılmış ya da reddedilmiş bir dava varsa başvuru reddedilir.
Eşler anlaşmalıysa ve kararda yalnızca boşanma hükmü varsa, idari tescil çoğu zaman en hızlı yoldur. Diğer eş başvuruya katılmıyorsa, adresi bilinmiyorsa ya da kararda çocuklarla ilgili hükümler varsa tanıma davası açmak gerekir. İdari başvurunun reddedilmesi tanıma davası açmaya engel değildir.
İkinci yol: tanıma davası
Tanıma şartları
Mahkeme yabancı kararı yeniden yargılamaz. Boşanma sebebinin Türk hukukunda da boşanma sebebi olup olmadığına, kusurun kimde olduğuna bakmaz. İnceleme, MÖHUK m. 54’teki şartlarla sınırlıdır. Karşılıklılık şartı (m. 54/1-a) tanımada aranmaz. Aranan şartlar şunlardır:
- Kesinleşme: Karar, verildiği ülke kanunlarına göre kesinleşmiş olmalıdır (m. 50).
- Münhasır yetki ve yetki kötüye kullanımı: Karar, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olmalıdır. Davalı itiraz ederse, uyuşmazlıkla ya da taraflarla gerçek bir bağı olmadığı hâlde kendine yetki tanıyan bir mahkemenin kararı tanınmaz (m. 54/1-b).
- Kamu düzeni: Hüküm Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamalıdır (m. 54/1-c).
- Savunma hakkı: Davalı, o ülke kanunlarına göre usulüne uygun olarak mahkemeye çağrılmış ve temsil edilmiş olmalıdır. Bu şart, davalının itirazına bağlıdır (m. 54/1-ç).
5718 sayılı MÖHUK m. 54/1 (a)-(c)
(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. […]
Savunma hakkı şartında, davalının yabancı mahkemeye usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığı Türk tebligat kurallarına göre değil, kararı veren ülkenin kurallarına göre değerlendirilir. Yargıtay bu konuda şöyle demiştir:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.10.2017 tarihli, E. 2016/25373, K. 2017/11365 sayılı kararı
Yabancı mahkemedeki usul hükümlerinin uygulanmasında ve tebligat usulünde, o yer kanunları geçerlidir. Diğer bir ifade ile yargılamanın usulü ve tebligat hakimin hukukuna (…) tabidir. Tenfiz hakimi, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin kararı veren mahkemeye usulüne uygun olarak davet edilip edilmediğini tespit ederken, Türk Tebligat hukukunun kurallarına göre bir değerlendirme yapamaz. Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğu için yabancı kararda uygulanmış olan usul ve tespitler tanıma ve tenfız davasının inceleme konusu dışındadır.
Görevli ve yetkili mahkeme
MÖHUK m. 51 görevli mahkemeyi asliye mahkemesi olarak gösterir. Boşanma kararlarının tanınması aile hukukundan doğan bir dava olduğu için aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde açılır.
5718 sayılı MÖHUK m. 51
(1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.
(2) Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.
Yurt dışında yaşayan çiftlerde eski eşin çoğu zaman Türkiye’de yerleşim yeri yoktur. Bu durumda dava Ankara, İstanbul veya İzmir’de açılabilir.
Dava kimin tarafından, kime karşı açılır?
Kararın tanınmasında hukuki yararı olan herkes dava açabilir (MÖHUK m. 52). Çoğu zaman eşlerden biri açar ve diğer eşi davalı gösterir. Eşlerden biri ölmüşse mirasçıları da dava açabilir.
Dava dilekçesinde tarafların ve varsa vekillerinin ad, soyad ve adresleri, kararı veren mahkemenin adı, kararın tarihi ve numarası ile hükmün özeti yer alır. Hükmün yalnızca bir kısmının tanınması isteniyorsa hangi kısım olduğu belirtilir.
Gerekli belgeler
Dilekçeye eklenecek belgeler MÖHUK m. 53’te sayılmıştır:
5718 sayılı MÖHUK m. 53/1
(1) Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir: a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi. b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.
Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf ülkelerden alınan kararlarda onay apostil şerhiyle yapılır. Taraf olmayan ülkelerde ise o ülkedeki Türk konsolosluğunun onayı gerekir. Tercüme, Türkiye’de yeminli tercüman tarafından yapılıp noterce onaylanabilir ya da konsoloslukça onaylanabilir.
Belge eksikliği davayı uzatır ve davanın reddine bile yol açabilir. Kesinleşmenin her ülkede aynı belgeyle gösterilmesi gerekmez; kararın verildiği ülkenin usulüne göre kesinleşmeyi gösteren belge yeterlidir. Yargıtay bu konuda şöyle demiştir:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.12.2024 tarihli, E. 2024/3459, K. 2024/9890 sayılı kararı
Yabancı devletin usul hukukuna tabi olarak verilmiş olan bir mahkeme kararının, mahkeme ilamı niteliğinde olup olmadığı ve kesinleşme şartları, hiç şüphesiz ki münhasıran kararın verildiği ülkenin usul hukukuna göre tayin ve tesbit olunması gerekecektir. […] Bu belgeler yabancı ilamın kesinleştiğini kesin olarak göstermekte olup; artık buna dair ayrıca bir belge aramaya lüzum bulunmamaktadır. Öyleyse yabancı ilamın tanınması için gereken diğer şartların (5718 sayılı Kanun md.58) bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır.
Yargılama nasıl yürür?
Dava dilekçesi duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Mahkeme davayı basit yargılama usulüne göre inceler (MÖHUK m. 55). Davalı ancak sınırlı sebeplerle itiraz edebilir: tanıma şartlarının bulunmadığını ya da kararın yerine getirildiğini veya yerine getirilmesine engel bir sebep çıktığını ileri sürebilir.
Davalı yurt dışında yaşıyorsa tebligat o ülkeye yapılır. Yurt dışı tebligatı aylar sürebilir; davanın süresini en çok etkileyen unsur budur. Eski eşin Türkiye’deki adresi biliniyorsa tebligat çok daha hızlı yapılır.
Tanıma kararı kesinleşince mahkeme kararı nüfus müdürlüğüne bildirir ve medeni hâl “boşanmış” olarak düzeltilir.
Tanınan karar hangi tarihten itibaren geçerlidir?
Tanıma kararı, boşanmanın tarihini Türk mahkemesinin karar tarihine kaydırmaz.
5718 sayılı MÖHUK m. 59
(1) Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Örneğin 2019’da Almanya’da kesinleşen bir boşanma kararı 2026’da Türkiye’de tanınırsa, eşler Türk hukuku bakımından da 2019’dan itibaren boşanmış sayılır. Miras ve mal rejimi hesaplarında bu tarih esas alınır.
Velayet, nafaka ve mal paylaşımı hükümleri
Yabancı boşanma kararında çoğu zaman yalnızca boşanma hükmü yoktur. Çocukların velayeti, iştirak nafakası, kişisel ilişki düzeni ve mal paylaşımı da aynı kararda düzenlenir. Bu hükümler idari tescil yoluyla nüfusa işlenmez. Velayetin Türk kayıtlarında görünmesi için tanıma davası gerekir. Nafakanın Türkiye’de icra yoluyla tahsil edilmesi için de o hükmün tenfizi istenir.
Yabancı kararda velayet hiç düzenlenmemişse, Türkiye’de ayrıca velayet davası açılabilir.
Harç, masraf ve süre
Tanıma davası maktu harca tabidir. 2026 yılında aile mahkemesi ve asliye hukuk mahkemelerinde başvurma harcı 732,00 TL, maktu karar ve ilam harcı 732,00 TL’dir. Bunlara tebligat ve tercüme giderleri eklenir. Davalı yurt dışındaysa tebligat masrafları ve tercüme ücreti artar.
Tanıma davası için kanunda bir hak düşürücü süre yoktur. Karar ne kadar eski olursa olsun tanınması istenebilir. Davanın süresi ise davalıya tebligatın nerede yapılacağına göre değişir. Davalı Türkiye’de ise ve belgeler eksiksizse dava birkaç duruşmada sonuçlanabilir.
Başvuru öncesi kontrol listesi

- Yabancı mahkeme kararının apostilli veya konsolosluk onaylı aslı ya da onaylı örneği
- Kararın kesinleştiğini gösteren şerh veya ayrı belge, onaylı hâliyle
- Karar ve kesinleşme belgesinin noter veya konsolosluk onaylı Türkçe tercümesi
- Eski eşin Türkiye’deki ve yurt dışındaki güncel adresi
- Kimlik kartı veya pasaport örnekleri; yabancı eş için tercümeli örnek
- Avukat aracılığıyla takip edilecekse noter veya konsoloslukta düzenlenmiş vekâletname (tanıma davası için özel yetki içermeli)
- Kararda velayet, nafaka veya mal paylaşımı hükmü varsa bunların ayrıca listelenmesi
Sıkça sorulan sorular
Yurt dışında boşandım ama Türkiye’de tanıma davası açmadım. Evliliğim devam ediyor mu?
Kararın verildiği ülkede boşanmışsınız. Ancak Türk nüfus kaydında evli görünürsünüz ve Türkiye’de yeniden evlenemezsiniz. Kayıt, tanıma kararı ya da idari tescil yapılana kadar düzeltilmez.
Tanıma davası mı açmalıyım, nüfusa mı başvurmalıyım?
Eski eşiniz başvuruya katılıyorsa ve kararda yalnızca boşanma hükmü varsa idari tescil daha hızlıdır. Eski eşinize ulaşamıyorsanız, kararda velayet veya nafaka hükmü varsa ya da başvurunuz reddedildiyse tanıma davası açmanız gerekir.
Eski eşim davaya katılmak zorunda mı?
Hayır. Eski eş davalı olarak gösterilir ve dilekçe ona tebliğ edilir. Davaya katılmasa da mahkeme şartları inceleyip karar verir.
Türkiye’ye gelmeden tanıma davası açabilir miyim?
Evet. Bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğunda ya da apostil şerhli bir vekâletnameyle bir avukata vekâlet vererek davayı Türkiye’de takip ettirebilirsiniz.
Yabancı ülkede noterde ya da idari makamda yapılan boşanmalar da tanınır mı?
5490 sayılı Kanun m. 27/A yalnızca mahkeme kararlarını değil, yabancı ülke idari makamlarınca verilen boşanma kararlarını da kapsar. Ancak tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşen boşanmalar idari tescil kapsamı dışındadır. Bu durumda tanıma şartlarının mahkemede tartışılması gerekir.
Kadın eş tanıma kararından sonra hemen evlenebilir mi?
Türk Medeni Kanunu m. 132’ye göre kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Tanınan karar yabancı mahkemede kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade ettiği için (MÖHUK m. 59), bu süre tanıma davası bittiğinde çoğu zaman dolmuş olur. Dolmamışsa, kadının önceki evliliğinden gebe olmadığı anlaşılırsa mahkeme süreyi kaldırır.
Tanıma davası ne kadar sürer?
Belgeler eksiksizse ve davalı Türkiye’de yaşıyorsa dava görece kısa sürer. Davalıya yurt dışında tebligat yapılacaksa süre, tebligatın ulaşmasına bağlı olarak uzar.
Sonuç
Yurt dışında boşanan bir kişi, Türk nüfus kaydını düzeltmek için önce kararın apostilli aslını, kesinleşme belgesini ve bunların onaylı tercümesini temin etmelidir. Eski eşle birlikte başvurulabiliyorsa ve kararda yalnızca boşanma varsa konsolosluk ya da il nüfus müdürlüğüne idari tescil başvurusu yapılır. Diğer durumlarda dava, eski eşin Türkiye’deki yerleşim yerinde, bu yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir’de aile mahkemesinde açılır.
Mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
