Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK 132) ve Cezası

Haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği Anayasa m. 22 ile güvence altındadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 132, bu güvencenin ceza hukukundaki karşılığıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan sorular, eşin veya bir yakının telefonundaki mesajları okumanın, bir yazışmanın ekran görüntüsünü başkalarına göndermenin ve kendisine gelen mesajı sosyal medyada paylaşmanın suç olup olmadığıdır. Madde bu soruları üç ayrı fıkrada ve farklı cezalarla yanıtlar. Fiilin hangi fıkraya gireceğini, failin haberleşmenin tarafı olup olmadığı ve ifşanın aleni olup olmadığı belirler.

KISA CEVAP

  • Başkasının haberleşmesinin gizliliğini ihlal eden kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis verilir; ihlal haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse ceza bir kat artırılır (TCK m. 132/1).
  • Başkasının haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis verilir; ifşanın aleni olması aranmaz (TCK m. 132/2).
  • Kendisiyle yapılan haberleşmeyi diğer tarafın rızası olmadan alenen ifşa eden kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis verilir (TCK m. 132/3). Mesajı kapalı ve sınırlı bir gruba göstermek, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2025/3790 sayılı kararında alenen ifşa sayılmamıştır.
  • Suç şikâyete bağlıdır; şikâyet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m. 139, 73/1). Suç uzlaştırma kapsamındadır (CMK m. 253/1-a).
  • Dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır; içeriğin kaydedilmesi hâlinde üst sınır altı yıla çıktığından on beş yıldır (TCK m. 66/1-d, e).
  • Mesajlara şifre kırılarak veya hesaba girilerek ulaşılmışsa bilişim sistemine girme suçu (TCK m. 243) da gündeme gelir ve bu suç şikâyete bağlı değildir.

TCK m. 132 ve üç ayrı suç

Haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) bilgi grafiği

TCK m. 132

“(1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

Birinci fıkra: Başkalarının haberleşmesine müdahale

Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse ceza bir kat artırılır ve iki yıldan altı yıla kadar hapse ulaşır (TCK m. 132/1).

Bu fıkranın faili, haberleşmenin tarafı olmayan kişidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, birinci cümledeki suçu şöyle tanımlamıştır: belirli kişilerin başkalarının bilmemesi gerektiği inancıyla ve gizliliği sağlamaya özen göstererek paylaştıkları içeriğin, özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka bir kişi tarafından özel bir çaba gösterilerek okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi. Kayıt ise, yazının başka bir nesneye geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe aktarılması gibi işlemlerle içeriğin sabitlenmesidir (Yargıtay 12. CD, E. 2022/10008, K. 2025/3790, T. 14.04.2025). Kararın metni aşağıdadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/10008, K. 2025/3790, T. 14.04.2025

12. Ceza Dairesi 2022/10008 E. , 2025/3790 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2379 E., 2022/1749 K. SUÇ : Haberleşmenin gizliliğini ihlal HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 132/3, 62/1 ve 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile; “…Sanığın, tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa etmemesinden – kapalı bir grupta paylaşmasından dolayı – TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmemesi nedeni ile yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeni ile CMK’nın 223/2-(a) maddesi gereğince BERAATİNE…” dair karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, suç unsurlarının gerçekleştiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; öğretmen olan katılan ile öğrenci velisi olan sanık arasında whatsapp uygulaması üzerinden yapmış oldukları yazışmaların ekran görüntüsünü alarak öğrenci velilerinin whatsapp grubuna gönderen sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 132/3. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanığın tarafı olduğu, içeriği itibariyle özel hayata ilişkin olmayan yazışmaların ekran görüntüsünü alarak öğrenci velilerinin bulunduğu herkese açık olmayan sınırlı sayıda kişinin bulunduğu kapalı grupta paylaşması eylemi ile atılı suçun oluşumu için gerekli olan “haberleşme içeriklerinin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa edilmesi” koşulunun gerçekleşmemiş olması nedeniyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde; Anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eylemi 5237 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde; Başkalarının haberleşme içeriklerinin, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eylemi 5237 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin ikinci fıkrasında; Haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin üçüncü fıkrasında suç olarak düzenlenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığıda; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kaunun 304/1. maddesi uyarınca Denizli 16. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Buna göre:

  • Eşin veya bir başkasının telefonunu şifresini kırarak ya da habersizce açarak mesajlarını okumak birinci fıkranın birinci cümlesine,
  • bu mesajların ekran görüntüsünü alıp kendi telefonuna göndermek veya kaydetmek, içeriğin kopyasını alarak sabitlemek anlamına geldiğinden ikinci cümleye

girer. Telefonun ortak kullanımda olması veya şifrenin bilinmesi kendiliğinden rıza anlamına gelmez; rızanın varlığı somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Haberleşmenin gizliliği, iş yerine ait e-posta hesapları ve kurumsal hatlar bakımından da korunur. İşverenin bu hesapları denetlemesinin hukuka uygun sayılıp sayılmayacağı; çalışanın önceden açıkça bilgilendirilip bilgilendirilmediğine, denetimin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığına ve ölçülü olup olmadığına göre değerlendirilir. Önceden bildirilmemiş ve amacı aşan bir inceleme, işveren veya onun adına hareket eden kişiler bakımından da bu fıkra kapsamında sorumluluk doğurabilir.

Suçun oluşması için içeriğin özel hayata ilişkin olması gerekmez. Yukarıdaki kararda da “özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın” denilmiştir. Belirleyici olan, tarafların içeriğin başkalarınca bilinmemesi yönündeki haklı beklentisidir. Koruma elektronik haberleşmeyle de sınırlı değildir: Karar, zarfı açılmadan ışığa tutularak okunan mektubu da bu kapsamda örnek olarak verir.

İkinci fıkra: Başkalarının haberleşmesini ifşa

Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m. 132/2). Yargıtay 12. Ceza Dairesi ifşayı, içeriği öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması olarak tanımlar (E. 2022/10008, K. 2025/3790). Bu fıkra bakımından ifşanın alenen yapılması aranmaz; içeriğin tek bir kişiye gösterilmesi de yeterlidir. Fail yine haberleşmenin tarafı olmayan kişidir. Örneğin eşinin bir başkasıyla yazışmalarını ele geçirip eşin ailesine gönderen kişi bu fıkra kapsamında değerlendirilir.

Üçüncü fıkra: Kendisiyle yapılan haberleşmenin alenen ifşası

Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. İfşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza verilir (TCK m. 132/3).

Bu fıkranın belirleyici unsuru aleniyettir. Haberleşmenin tarafı olan kişinin kendisine gelen mesajı birkaç kişiye göstermesi bu suçu oluşturmaz; içeriğin belirli olmayan ve birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda ifşa edilmesi gerekir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, öğrenci velisinin öğretmenle yaptığı WhatsApp yazışmasının ekran görüntüsünü velilerin bulunduğu WhatsApp grubunda paylaşmasını, herkese açık olmayan ve sınırlı sayıda kişinin bulunduğu kapalı bir grupta yapıldığı için alenen ifşa saymamış ve beraat kararını onamıştır (Yargıtay 12. CD, E. 2022/10008, K. 2025/3790, T. 14.04.2025; metni yukarıdadır). Aynı Daire, nişanın bozulmasında kendi kusurunun olmadığını göstermek için nişanlısının mesajlarını babasına gösteren sanık hakkında da alenen ifşa unsurunun gerçekleşmediğini kabul etmiştir. Kararın metni aşağıdadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/13288, K. 2022/391, T. 19.01.2022

12. Ceza Dairesi 2019/13288 E. , 2022/391 K. “İçtihat Metni” Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suçlar : Haberleşmenin gizliliğini ihlal, hakaret, mala zarar verme Hükümler : 1- Haberleşmenin gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat 2- Mala zarar verme suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat Haberleşmenin gizliliğini ihlal, hakaret ve mala zarar verme suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık … ile nişanlısı olan katılan …’nin birbirlerinin cep telefonuna gönderdikleri ve sanığın ağabeyi ile ağabeyinin eşi için yapılan harcamalar ve onların evindeki eşyalar da konu edilerek, tarafların evlendikten sonra oturacakları konutta iki odadan birine çekyat alınıp alınmayacağı ve odaların ikisinin eşyasız boş olarak mı kalacağı hususları ile başlayıp, katılanın sanığa artık evlenmek istemediğini açıkladığı 22.08.2013 tarihli mesajların, nişanın bozulmasında kendi kusurunun bulunmadığını ispatlamak amacıyla sanık tarafından babasına, sanığın babası tarafından da katılanın babasına gösterilmesinin ardından, tarafların barışıp, uzlaşma sağlandıktan ve düğün davetiyeleri dağıtıldıktan bir süre sonra tekrar nişanın bozulması üzerine, sanık tarafından, katılanın kullanımındaki cep telefonuna “Bi insan paras i olarak ya şar ama onuru ve şerefi olmadan yaşayamaz ama siz nasıl nas il ya ş iyosunuz hayret” biçimindeki 10.09.2013 tarihli mesajın gönderilmesi ve 04.10.2013 tarihinde teslim alınan katılana ait çeyiz eşyalarına da teslim tarihinden önce zarar verilmesi nedeniyle sanığın haberleşmenin gizliliğini ihlal, hakaret ve mala zarar verme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; Sanığın, kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini hukuka aykırı olarak alenen ifşa etmemesi, katılana gönderilen mesajda yer alan ibarelerin ise, sanığın kültür düzeyi ile kendi bağlamı ve ifade ediliş şekli dikkate alındığında, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket sınırlarını aşan eleştiri niteliğinde olması nedeniyle haberleşmenin gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı; ayrıca, Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/120 değişik iş sayılı dosyasında mahkeme hâkimi, zabıt katibi, mübaşir, katılan, katılan vekili, eşya bilirkişisi ve şöförün hazır bulunduğu 04.10.2013 tarihli keşif esnasında herhangi bir itirazda bulunulmaksızın teslim alınan katılana ait çeyiz eşyalarına teslim tarihinden önce sanık tarafından zarar verildiğine dair, savunmanın aksine, sanığın mala zarar verme suçundan mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçelerine dayalı olarak, sanığa yüklenen haberleşmenin gizliliğini ihlal, hakaret ve mala zarar verme suçlarından sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarihli, 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin Kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda, sanığa haberleşmenin gizliliğini ihlal ve hakaret olarak yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu, sanığa yüklenen mala zarar verme suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan beraate ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 19.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Buna karşılık kendisine gelen mesajın ekran görüntüsünü herkese açık bir sosyal medya hesabında paylaşmak, aleniyet unsurunu taşır. Bu durumda paylaşan kişi haberleşmenin tarafı olsa bile üçüncü fıkra kapsamında sorumlu olabilir.

Benzer suçlarla ilişkisi

Konuşmaların dinlenmesi ve kaydı (TCK m. 133)

Yazılı haberleşme değil, aleni olmayan sözlü konuşmalar söz konusuysa TCK m. 133 uygulanır. Taraflardan herhangi birinin rızası olmadan başkalarının konuşmasını bir aletle dinlemek veya ses alma cihazıyla kaydetmek iki yıldan beş yıla kadar hapis; katıldığı bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan kayda almak altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası gerektirir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134)

Haberleşme kapsamında olmayan özel hayata ilişkin görüntü veya sesler bu madde kapsamındadır.

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi (TCK m. 136)

Ele geçirilen içerik kişisel veri niteliği taşıyorsa bu suç da gündeme gelebilir. Bu suç şikâyete bağlı değildir (TCK m. 139).

Bilişim sistemine girme (TCK m. 243)

Mesajlara erişim, başkasının WhatsApp Web oturumunun açılması, e-posta veya sosyal medya hesabının şifresinin kullanılması gibi yollarla sağlanmışsa, bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme veya orada kalmaya devam etme suçu da gündeme gelir. Bu suç TCK m. 139’daki şikâyet şartına tabi değildir; başka bir bölümde düzenlendiğinden kendiliğinden soruşturulur. Bu nedenle haberleşmenin gizliliğini ihlal yönünden şikâyetten vazgeçilse bile bilişim sistemine girme yönünden soruşturma devam edebilir. Hesabın şifresinin değiştirilmesi veya mesajların silinmesi hâlinde ise sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu (TCK m. 244) da değerlendirilir.

Hukuka uygunluk ve delil sorunu

Uygulamada sık karşılaşılan bir savunma, mesajların bir hakkın ispatı için, örneğin boşanma davasında aldatmanın ispatı için ele geçirildiğidir. Kendisine yöneltilen bir tehdit veya hakaret mesajını şikâyet dilekçesine ekleyerek savcılığa sunan kişi bir hakkını kullanmaktadır ve fiili hukuka uygundur. Başkasının telefonuna gizlice erişilerek elde edilen yazışmalar ise hem ceza sorumluluğu doğurabilir hem de ilgili davada hukuka aykırı delil olarak değerlendirilebilir. Delil elde etme amacı, erişim yönteminin hukuka aykırılığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Soruşturma ve yargılama

Şikâyet

TCK m. 139 uyarınca bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m. 73/1-2). Şikâyetten vazgeçilmesi kamu davasını düşürür (TCK m. 73/4).

Uzlaştırma

Suç şikâyete bağlı olduğundan uzlaştırma kapsamındadır (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 253/1-a). Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz (CMK m. 253/3). Mesajlara bilişim sistemine girilerek ulaşılmışsa bu durum gündeme gelebilir.

Görevli mahkeme ve zamanaşımı

Dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Cezanın üst sınırı beş yılı geçmediğinden dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. İçeriğin kaydedilmesi nedeniyle üst sınırı altı yıla çıkan birinci fıkranın ikinci cümlesinde ise on beş yıldır (TCK m. 66/1-d, e).

Başvuru mercii ve masraf

Şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılır ve harca tabi değildir. İfşa edilen içeriğin ekran görüntüleri, paylaşımın yapıldığı ortamın adresi ve tarihi şikâyete eklenmelidir. Sosyal medyada yapılan ifşalarda 5651 sayılı Kanun kapsamında içeriğin kaldırılması da istenebilir.

Kanun yolu

Hükme karşı istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır (CMK m. 273/1).

Tazminat

Ceza davasından bağımsız olarak, haberleşmesi ihlal edilen veya ifşa edilen kişi kişilik haklarının ihlali nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca manevi tazminat isteyebilir. Ceza davasında katılan sıfatı alınması, hukuk davası açılmasına engel değildir.

Şikâyet edilen kişi bakımından

İfadeye çağrılan kişi müdafi yardımından yararlanabilir (CMK m. 147, 149). Savunmada içeriğe nasıl ulaşıldığı, telefonun veya hesabın ortak kullanımda olup olmadığı, diğer tarafın rızasının bulunup bulunmadığı ve ifşanın hangi ortamda, kaç kişiye yapıldığı belirleyici sorulardır. Kendi yazışmasını paylaşan kişi bakımından paylaşımın yapıldığı grubun niteliği, üye sayısı ve dışarıdan erişime açık olup olmadığı aleniyet tartışmasının temelini oluşturur.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşin telefonundaki mesajları okumak suç mudur?

Rıza olmaksızın başkasının yazışmalarına erişmek TCK m. 132/1 kapsamında suçtur. Ekran görüntüsü alınması hâlinde içerik kaydedilmiş olur ve ceza bir kat artırılır. Suç şikâyete bağlıdır.

Bana gelen mesajın ekran görüntüsünü paylaşmak suç mudur?

Haberleşmenin tarafı olan kişi bakımından suç, ancak içeriğin alenen ifşa edilmesi hâlinde oluşur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, ekran görüntüsünün velilerin bulunduğu kapalı ve sınırlı bir WhatsApp grubunda paylaşılmasını aleniyet unsurunu karşılamadığı gerekçesiyle suç saymamıştır (E. 2022/10008, K. 2025/3790).

Tehdit mesajını savcılığa sunmak haberleşmenin gizliliğini ihlal eder mi?

Hayır. Şikâyet hakkının kullanılması için mesajın yetkili makama sunulması hukuka uygundur.

Şikâyet süresi ne kadardır?

Fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır.

Sonuç

TCK m. 132, başkalarının haberleşmesine müdahaleyi, bu haberleşmenin ifşasını ve kişinin kendi haberleşmesini alenen ifşa etmesini ayrı ayrı cezalandırır. Haberleşmenin tarafı olan kişi bakımından belirleyici ölçüt aleniyettir; taraf olmayan kişi bakımından ise içeriğe erişmek ve kaydetmek tek başına suçtur. Suç şikâyete bağlı olduğundan altı aylık sürenin gözetilmesi gerekir. Somut olaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.

Kanunların güncel metni: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (mevzuat.gov.tr).

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.