AİHM’e Başvuru Nasıl Yapılır? Süre, Şartlar ve Süreç Rehberi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) güvence altına alınan hakların taraf devletlerce ihlal edildiği iddialarını inceleyen uluslararası bir yargı merciidir. Türkiye’de bir yargılama sonunda adil yargılanma hakkının, kişi özgürlüğünün veya ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini düşünen kişi, belirli şartlarla bu Mahkemeye başvurabilir. AİHM “dördüncü derece mahkeme” değildir: Ulusal mahkemelerin delil değerlendirmesini yeniden yapmaz, yalnızca Sözleşme’ye aykırılık bulunup bulunmadığını inceler.

KISA CEVAP

  • AİHM’e başvuru, iç hukuktaki kesin karardan itibaren dört ay içinde yapılır (AİHS m. 35). Süre 1/2/2022 ve sonrasında kesinleşen kararlar için dört aydır.
  • Türkiye’de AİHM’den önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması gerekir. Bu başvuru, kanun yollarının tüketilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılır (6216 sayılı Kanun m. 47/5).
  • Başvuru, Mahkemenin resmî başvuru formu eksiksiz doldurularak yapılır. Eksik form başvuruyu kayda aldırmaz ve süreyi kesmez.
  • Başvuru Türkçe yapılabilir ve harca tabi değildir. Hükümete bildirildikten sonra avukatla temsil gerekir.
  • AİHM ihlal tespit ettiğinde tazminata hükmedebilir; mahkûmiyet kendiliğinden kalkmaz. Ceza hükmü bakımından yargılamanın yenilenmesi, AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde istenir (CMK m. 311/1-f).
  • Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı da yeniden yargılama sebebidir (6216 sayılı Kanun m. 50/2).

Kimler, hangi iddiayla başvurabilir?

AİHS m. 34’e göre Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının bir taraf devlet tarafından ihlal edildiğini iddia eden her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grubu Mahkemeye başvurabilir. Başvurucunun ihlalden bizzat ve doğrudan etkilenmiş olması (mağdur sıfatı) gerekir; bir kanunun Sözleşme’ye aykırılığı soyut biçimde ileri sürülemez.

Başvuru yalnızca devlete karşı yapılabilir. Özel kişilerin eylemlerinden doğan uyuşmazlıklar, ancak devletin bu eylemlere karşı koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla Mahkemenin önüne getirilebilir. Ceza yargılamalarında en sık ileri sürülen haklar kişi özgürlüğü ve güvenliği (m. 5), adil yargılanma (m. 6), özel hayata saygı (m. 8) ve ifade özgürlüğüdür (m. 10).

Kabul edilebilirlik şartları

AİHM başvuru süreci bilgi grafiği

AİHS m. 35, başvurunun esasına geçilmeden önce aranan şartları düzenler:

  • İç hukuk yollarının tüketilmesi: Ulusal hukukta etkili olan bütün başvuru yolları, iddia edilen ihlal ileri sürülerek kullanılmış olmalıdır.
  • Süre: Başvuru, iç hukuktaki kesin karardan itibaren dört ay içinde yapılır. 15 No.lu Protokol ile altı aydan dört aya indirilen bu süre, 1/2/2022 ve sonrasında kesinleşen kararlara uygulanır.
  • Anonim olmama ve tekrar olmama: Başvurucunun kimliği belli olmalıdır. Mahkemece daha önce incelenmiş veya başka bir uluslararası mercie sunulmuş esasen aynı başvuru tekrar edilemez.
  • Açıkça dayanaktan yoksun olmama ve hakkın kötüye kullanılmaması.
  • Önemli zarar: Başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı ve insan haklarına saygının esasın incelenmesini gerektirmediği başvurular kabul edilemez bulunabilir.

Başvuruların büyük çoğunluğu bu aşamada, özellikle iç hukuk yollarının tüketilmemesi veya sürenin kaçırılması nedeniyle kabul edilemez bulunur.

Türkiye’de ön şart: Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

Türkiye’de 23/9/2012’den sonra kesinleşen kararlar bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, AİHM’den önce tüketilmesi gereken bir iç hukuk yoludur. AİHM, Hasan Uzun/Türkiye kararında (B. No: 10755/13, 30/4/2013) bireysel başvuruyu etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul etmiştir. Olağan kanun yolları tükendikten sonra doğrudan AİHM’e gidilirse başvuru kural olarak kabul edilemez bulunur.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kanun yollarının tüketildiği tarihten veya kanun yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır (6216 sayılı Kanun m. 47/5). AİHM’deki dört aylık süre ise Anayasa Mahkemesi kararının başvurucuya tebliğinden itibaren işler.

Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru, AİHM başvurusundan farklı olarak harca tabidir (6216 sayılı Kanun m. 47/2). Bu aşamada ileri sürülmeyen bir ihlal iddiası AİHM önünde ilk kez dile getirilirse, o iddia bakımından iç hukuk yolları tüketilmemiş sayılabilir. Anayasa Mahkemesine sunulan başvuru formunda, AİHM’e taşınması düşünülen bütün şikâyetler ilgili hak belirtilerek açıkça yer almalıdır.

Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde ise iç hukukta önce 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonuna başvurmak ve bu yolu tüketmek gerekir.

Başvuru formu ve gönderilmesi

Form zorunluluğu

Başvuru, Mahkemenin resmî internet sitesinde yayımlanan başvuru formu doldurularak yapılır. Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesi formun içeriğini ayrıntılı biçimde düzenler. Formda şunlar yer almalıdır:

  • Başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve iletişim bilgileri,
  • Olayların kısa ve anlaşılır bir özeti,
  • İhlal edildiği ileri sürülen Sözleşme maddeleri ve ihlalin nasıl gerçekleştiğine ilişkin açıklama,
  • İç hukuk yollarının tüketildiğine ve sürenin gözetildiğine ilişkin bilgiler.

Formun tüm bölümleri eksiksiz doldurulmalı, ilgili karar ve belgelerin örnekleri eklenmelidir. Eksik form, başvurunun kayda alınmamasına ve sürenin kesilmemesine yol açar. Süre, kural olarak İçtüzük’e uygun eksiksiz başvurunun gönderildiği tarihte kesilir.

Dil, temsil ve masraf

Başvuru, Sözleşme’ye taraf devletlerden birinin resmî dilinde, dolayısıyla Türkçe yapılabilir. Başvuru aşamasında avukatla temsil zorunlu değildir; başvuru hükümete bildirildikten sonra ise kural olarak başvurucunun bir avukat tarafından temsil edilmesi gerekir. Temsilci aracılığıyla yapılan başvuruda formdaki yetki bölümünü başvurucu ve temsilci imzalar.

AİHM’e başvuru harca veya masrafa tabi değildir. Mahkeme, başvurunun hükümete bildirilmesinden sonra koşulları varsa adli yardım da sağlayabilir.

Gönderme

Başvuru formu ve ekleri, Mahkemenin Strazburg’daki adresine posta yoluyla gönderilir. Gönderim tarihini ispatlamak için iadeli taahhütlü veya izlenebilir kargo tercih edilmelidir.

Göndermeden önce kontrol listesi

  • Kesin kararın ve Anayasa Mahkemesi kararının tebliğ tarihleri ile dört aylık sürenin son günü,
  • Formun bütün bölümlerinin doldurulduğu ve her sayfanın eksiksiz olduğu,
  • İlk derece, istinaf, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının okunaklı örneklerinin eklendiği,
  • Her şikâyetin iç hukukta hangi aşamada ileri sürüldüğünü gösteren dilekçe örneklerinin eklendiği,
  • Temsilci varsa yetki bölümünün imzalandığı.

İnceleme süreci

Başvuru Mahkeme Yazı İşleri tarafından kayda alındıktan sonra bir başvuru numarası verilir. Başvurunun niteliğine göre:

  • Açıkça kabul edilemez başvurular tek hâkim tarafından kesin olarak reddedilir.
  • Konusu Mahkemenin yerleşik içtihadıyla çözülebilen başvurular üç hâkimli komite tarafından incelenir.
  • Diğer başvurular yedi hâkimli daire önüne gelir. Önemli içtihat sorunu doğuran davalar on yedi hâkimli Büyük Daireye gönderilebilir.

Esasın incelenmesi gereken başvurular hükümete bildirilir ve hükümetin görüşü alınır; başvurucu bu görüşe karşı yanıt verir. Taraflar arasında dostane çözüm görüşmeleri de bu aşamada gündeme gelebilir. Hükümet, ihlali kabul eden tek taraflı bir deklarasyonla da başvurunun düşürülmesini isteyebilir.

Geçici tedbir

Hayati veya ağır ve telafisi imkânsız bir zarar tehlikesinin bulunduğu istisnai durumlarda Mahkeme, İçtüzük’ün 39. maddesi uyarınca geçici tedbire karar verebilir. Bu yol sınır dışı etme veya ağır sağlık sorunları gibi acil hâllerle sınırlıdır.

Kararın kesinleşmesi

Daire kararı, taraflardan biri üç ay içinde davanın Büyük Daireye gönderilmesini istemezse veya bu istem reddedilirse kesinleşir (AİHS m. 44). Kesinleşen kararların uygulanması Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetimindedir (m. 46).

İhlal kararının sonuçları

AİHM ihlal tespit ettiğinde başvurucu lehine “hakkaniyete uygun tazmin” adı altında maddi ve manevi tazminata hükmedebilir (m. 41). İhlal kararı ayrıca iç hukukta yargılamanın yenilenmesi imkânı doğurur.

Ceza yargılamasında ceza hükmünün Sözleşme’nin ihlali suretiyle verildiği ve hükmün bu aykırılığa dayandığı AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmişse, ya da başvuru dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşürülmüşse, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Talep, AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılır.

CMK m. 311/1-f

Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, AİHM ihlal kararına dayanan yargılamanın yenilenmesi talebini reddeden kararı kanun yararına bozmuştur. Daire, hükümlünün AİHM başvuru ve karar tarihlerinin CMK m. 311/2’deki tarih aralığının dışında kaldığını belirtmiş; bu nedenle AİHM kararının 15/6/2012 itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte olanlar arasında bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğini söylemiştir. Daire ayrıca AİHM kararının Türkçeye çevrilmiş onaylı bir örneği dosyaya konulmadan talebin reddedilemeyeceğini belirtmiştir. Yenileme talebine AİHM kararının onaylı çevirisi bu yüzden eklenmelidir.

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları da benzer sonuç doğurur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal tespit ettiği bir dosyada, yeniden yargılama yapan mahkemenin önceki hükmü kaldırmadan yalnızca gerekçesini değiştirerek talebi reddetmesini usule aykırı bulmuştur. Daire, ihlal kararının 6216 sayılı Kanun m. 50/2 uyarınca kendine özgü bir yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğunu ve yeni kabullere göre yeniden hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

AİHM’e başvurmak için Yargıtay kararını beklemek gerekir mi?

Evet. Olağan kanun yolları tüketilmeli, ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmalıdır. AİHM’e başvuru süresi, kural olarak Anayasa Mahkemesi kararının tebliğinden itibaren dört aydır.

AİHM kararı Türkiye’deki mahkûmiyeti kendiliğinden kaldırır mı?

Kaldırmaz. AİHM ihlal tespit eder ve tazminata hükmedebilir. Hükmün ortadan kalkması için iç hukukta yargılamanın yenilenmesi talep edilmelidir.

Başvuru ne kadar sürer?

Kanun veya Sözleşme belirli bir süre öngörmez. Süre, başvurunun hangi heyetçe inceleneceğine ve Mahkemenin iş yüküne göre aylardan birkaç yıla kadar değişebilir.

Başvuru formunda sonradan düzeltme yapılabilir mi?

Formdaki eksiklikler süre içinde yeni ve eksiksiz bir formla giderilebilir. Dört aylık süre ancak eksiksiz başvuruyla kesildiğinden, düzeltme süre dolmadan yapılmalıdır.

Sonuç

AİHM’e başvuru, iç hukuk yollarının ve Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun tüketilmesinden sonra, dört aylık süre içinde ve İçtüzük’e uygun eksiksiz formla yapılır. Mahkeme yalnızca Sözleşme ihlali iddiasını inceler. İhlal kararı tazminatın yanında iç hukukta bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesi imkânı da doğurur. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.

Kanunların güncel metni: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun (mevzuat.gov.tr).

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.