Ceza yargılamasında temyiz incelemesinin sonunda Yargıtay hükmü ya bozar ya da hukuka uygun bularak onaylar. Onaylama yönündeki karar, hükmün kesinleşmesi ve infaz aşamasının başlaması anlamına gelir. Bu nedenle onama kararından sonra hangi yolların açık kaldığı, sanık ve katılan bakımından en çok merak edilen konulardandır.
Bu yazıda onama kararının niteliği ve sonuçları ile bu karardan sonra başvurulabilecek olağanüstü yollar ele alınmaktadır. Temyiz başvurusunun kendisi ve tebliğname ayrı yazılarda incelendiğinden burada yalnızca onama kararı ve sonrası işlenmektedir.
KISA CEVAP
- Bölge adliye mahkemesi hükmü hukuka uygun bulunursa temyiz isteminin esastan reddine karar verilir; hüküm Yargıtay kararının verildiği tarihte kesinleşir (CMK m. 302/1).
- Kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirli suçlarda beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır (5275 sayılı Kanun m. 19).
- Onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından itiraz istenebilir; aleyhe itiraz süresi üç aydır, lehe itirazda süre aranmaz (CMK m. 308).
- Hükmü etkileyen yeni olay veya delil ortaya çıkarsa hükmü veren mahkemeden yargılamanın yenilenmesi istenir (CMK m. 311, 318).
- Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresi, başvuru yollarının tüketilmesinden veya öğrenilmesinden itibaren otuz gündür (6216 sayılı Kanun m. 47/5).
Onama kararı ve “temyiz isteminin esastan reddi”
İstinaf sisteminin 20/7/2016’da yürürlüğe girmesinden sonra ceza dosyalarının büyük kısmı Yargıtay’a bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı yapılan temyiz başvurusuyla gelmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 302/1 uyarınca bölge adliye mahkemesinin hükmü Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunursa temyiz isteminin esastan reddine karar verilir. Kanun bu durumda “onama” ifadesini kullanmaz; ancak uygulamada esastan ret kararı da onama sonucunu doğurduğu için iki kavram çoğu zaman birlikte anılır.
“Onama” ifadesi ise ilk derece mahkemesi hükmünün doğrudan Yargıtay’da incelendiği dosyalarda kullanılmaya devam etmektedir. Bunun en sık görülen örneği, Yargıtay’ın bozma kararına uyulduktan sonra ilk derece mahkemesince verilen hükümlerdir; bu hükümlere karşı istinaf veya temyiz sınırına bakılmaksızın yalnızca temyiz yoluna gidilebilir (CMK m. 307/3).
Yargıtay ayrıca, hükümdeki hukuka aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmiyorsa hükmü düzelterek onayabilir. CMK m. 303/1 bu yetkinin kullanılabileceği hâlleri sayar: Kanun maddesinin numarasının yanlış yazılması, ceza hesaplamasında maddi hata yapılması, yargılama giderleri ve avukatlık ücretine ilişkin aykırılıklar gibi. Bu durumda hüküm, düzeltilen kısmıyla birlikte kesinleşir.
Onama kararının sonuçları
Hüküm kesinleşir
Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller (CMK m. 293/1). Yargıtay’ın onama veya esastan ret kararıyla bu engel ortadan kalkar ve hüküm, Yargıtay kararının verildiği tarihte kesinleşir. Kesinleşme için kararın taraflara ayrıca tebliğ edilmesi beklenmez. Dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir (CMK m. 304/1).
Mahkûmiyet hâlinde infaz başlar
Kesinleşen mahkûmiyet hükmü, infaz için ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 19 uyarınca kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirle işlenen suçlarda beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır. Bu sınırların altında kalan cezalarda hükümlüye önce çağrı kâğıdı gönderilir; hükümlü tebliğden itibaren on gün içinde gelmezse yakalama emri çıkarılır.
Tutuklu olarak yargılanan sanığın tutukluluğu, hükmün kesinleşmesiyle hükümlülüğe dönüşür. Tutuklulukta geçen süre cezadan mahsup edilir.
Kesin hükmün diğer sonuçları
Kesinleşen mahkûmiyet hükmü adli sicile kaydedilir. Hükmün kesinleşmesine bağlanan güvenlik tedbirleri ve hak yoksunlukları da bu tarihten itibaren uygulanır. Beraat kararının onanması hâlinde ise sanık, hakkındaki koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemi için öngörülen süreleri bu tarihten itibaren izlemelidir.

Onama kararından sonra başvurulabilecek yollar
Ceza muhakemesinde 1412 sayılı eski Kanun döneminde bulunan “karar düzeltme” yolu, 5271 sayılı CMK’da yer almamaktadır. Bu nedenle sanık, katılan veya müdafi, onama kararına karşı Yargıtay’a doğrudan yeni bir kanun yolu başvurusu yapamaz. Kesinleşmiş hükme karşı başvurulabilecek yollar olağanüstü kanun yollarıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı (CMK m. 308)
Onama kararına karşı en sık başvurulan yol, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından Ceza Genel Kuruluna itiraz edilmesinin istenmesidir. Bu yol 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’la değiştirilmiş, değişiklik 31/7/2026’da yürürlüğe girmiştir. Güncel düzenlemeye göre:
- Konu: Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışındaki bütün kararlarına karşı itiraz edilebilir.
- Süre: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Değişiklikten önce bu süre otuz gündü.
- İstemde bulunabilecekler: Sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar, katılan, katılma isteği karara bağlanmamış olanlar ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar (CMK m. 308/4).
Bu yolun özelliği, itiraz yetkisinin sanıkta veya katılanda değil, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısında olmasıdır. İlgililer Başsavcılığa bir dilekçeyle başvurarak itirazda bulunulmasını ister; Başsavcı istemi yerinde görürse itiraz eder, görmezse etmez. Bu nedenle dilekçede onama kararındaki hukuka aykırılığın somut olarak gösterilmesi, örneğin dikkate alınmayan bir temyiz sebebinin, lehe kanun değişikliğinin veya hatalı ceza hesaplamasının açıkça belirtilmesi gerekir. Aleyhe itirazda üç aylık süre geçtikten sonra yapılacak istemler sonuç doğurmaz; lehe itirazda ise süre sınırı bulunmadığından istem hükmün infazı sırasında da yapılabilir.
Başsavcının itirazı doğrudan Ceza Genel Kuruluna gitmez. Dosya önce kararı veren daireye gönderilir; daire itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltir, görmezse dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderir (CMK m. 308/2-3). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, daire itiraz hakkında karar vermeden dosyanın Genel Kurulca incelenemeyeceğini belirterek dosyayı önce itiraz hakkında karar verilmek üzere daireye geri göndermiştir (Yargıtay CGK, E. 2013/8-33, K. 2013/237, T. 7/5/2013).
Uygulamada itirazın daire aşamasında sonuç verdiği örnekler de vardır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, resmî belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü onadıktan sonra Başsavcılığın, örgüt üyeliğinden beraat eden sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin (TCK m. 58/9) uygulanamayacağı yönündeki itirazını kabul etmiş, hükmü bu kısmı çıkararak düzelterek onamıştır (Yargıtay 1. CD, E. 2016/1118, K. 2016/1108, T. 9/3/2016).
Yargılamanın yenilenmesi (CMK m. 311)
Onama kararından sonra hükmün dayandığı olgularda esaslı bir değişiklik ortaya çıkarsa yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Hükümlü lehine yenileme sebeplerinin başlıcaları şunlardır: Hükmü etkileyen bir belgenin sahte olduğunun anlaşılması, tanık veya bilirkişinin hükümlü aleyhine gerçek dışı beyanda bulunduğunun ortaya çıkması ve sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayla mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte yeni olay veya delillerin ortaya konulması (CMK m. 311/1).
İstem, Yargıtay’a değil hükmü veren mahkemeye sunulur (CMK m. 318/1). İstem kendiliğinden infazı ertelemez; ancak mahkeme infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir (CMK m. 312/1). Bu yol, Yargıtay’ın hukuki değerlendirmesini yeniden tartışmak için değil, olgusal bir değişikliği mahkemeye taşımak için kullanılır.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru
Onama veya esastan ret kararıyla olağan kanun yolları tükenmiş olur. Kararla Anayasa’da güvence altına alınan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında da korunan bir hakkın, örneğin adil yargılanma hakkının, ifade özgürlüğünün veya kişi özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir. Başvuru süresi, başvuru yollarının tüketilmesinden veya bunun öğrenilmesinden itibaren otuz gündür (6216 sayılı Kanun m. 47/5). Uygulamada bu süre çoğunlukla onama kararının öğrenildiği tarihten başlar. Bu nedenle kararın UYAP üzerinden veya ilk derece mahkemesinden takip edilmesi önem taşır.
Başvuru doğrudan veya mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla yapılabilir (6216 sayılı Kanun m. 47/1). Başvuru harca tabidir; harç tutarı her yıl yeniden belirlendiğinden başvuru tarihindeki güncel tutar kontrol edilmelidir. Anayasa Mahkemesi ihlal tespit ederse yeniden yargılama yapılmasına hükmedebilir ve bu karar üzerine ilgili mahkeme yeniden yargılama yapar (6216 sayılı Kanun m. 50/2).
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Anayasa Mahkemesinin kararından sonra, kesin karardan itibaren dört ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir. AİHM’in ihlal kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesi istenebilir (CMK m. 311/1-f).
Kanun yararına bozma bu aşamada kullanılamaz
Kanun yararına bozma yolu, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümler için öngörülmüştür (CMK m. 309/1). Yargıtay’ın incelediği ve onadığı bir hüküm bu yolun konusu olamaz.
Onama kararından sonra yapılması gerekenler
- Kararın tarihi ve içeriği UYAP’tan veya müdafi aracılığıyla öğrenilmeli; otuz günlük bireysel başvuru süresi bu tarihten itibaren hesaplanmalıdır.
- Kararda gözden kaçmış bir temyiz sebebi, ceza hesaplamasında hata veya lehe kanun değişikliği varsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına CMK m. 308 kapsamında itiraz istemiyle başvurulmalıdır.
- Mahkûmiyet hâlinde cezanın süresine göre çağrı kâğıdı veya yakalama emri süreci değerlendirilmeli; infaz hesap pusulası ve koşullu salıverilme tarihi Cumhuriyet başsavcılığından öğrenilmelidir.
- Yeni delil veya olgu ortaya çıkmışsa yargılamanın yenilenmesi istemi hükmü veren mahkemeye sunulmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Onama kararının tebliğ edilmemesi kesinleşmeyi geciktirir mi?
Geciktirmez. Hüküm, Yargıtay kararının verildiği tarihte kesinleşir. Tebliğ, bireysel başvuru gibi sürelerin başlangıcını belirlemede önem taşıyabilir.
Başsavcılığa yapılan itiraz istemi infazı durdurur mu?
CMK m. 308’de istemin infazı durduracağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Hükmün infazı, itiraz istemi incelenirken de devam eder.
Katılan, beraat kararının onanmasına karşı başvuru yapabilir mi?
Yapabilir. 7589 sayılı Kanun’la CMK m. 308’e eklenen dördüncü fıkra, katılanın ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenlerin de Başsavcılıktan itiraz isteminde bulunabileceğini açıkça düzenlemiştir. Sanık aleyhine itirazın üç aylık süre içinde yapılması gerekir.
Başsavcılık itiraz etmeyi reddederse bu karara karşı başvurulabilir mi?
Kanunda bu karara karşı öngörülmüş bir kanun yolu yoktur. Bu durumda koşulları varsa bireysel başvuru veya yargılamanın yenilenmesi yolları değerlendirilebilir.
Sonuç
Onama veya esastan ret kararıyla hüküm kesinleşir ve mahkûmiyet hâlinde infaz aşaması başlar. Bu aşamadan sonra başvurulabilecek başlıca yollar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz istenmesi, yargılamanın yenilenmesi ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudur. Bunlardan bireysel başvurunun otuz günlük süresi en kısa olanıdır ve kararın öğrenilmesiyle birlikte izlenmelidir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
İlgili yazılar: Tebliğname Nedir? Tebliğnameye Cevap ve İtiraz Nasıl Yapılır?
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
