Ceza soruşturması veya davası yıllarca sürdüğünde şüpheli ve sanık belirsizlik içinde bekler, mağdur ise hakkına geç ulaşır. Hukuk bu durumu adil yargılanma hakkının bir parçası olan makul sürede yargılanma hakkıyla değerlendirir. Yargılamanın makul süreyi aştığını düşünen kişi, 2024’ten bu yana öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvurabilir. Tutuklu kalınan dosyalarda ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 141/1-d uyarınca tazminat istenebilir. Bu yazıda hakkın dayanakları, sürenin makul olup olmadığını belirleyen ölçütler ve başvuru yolları süreleri ve mercileriyle anlatılır.
KISA CEVAP
- Makul sürede yargılanma hakkı Anayasa m. 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 6/1’e dayanır; kanunda her dosya için tek bir azami yargılama süresi yoktur, süre somut dosyaya göre değerlendirilir.
- Ceza, hukuk ve idare hukuku yargılamalarının makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla Tazminat Komisyonundan manevi tazminat istenebilir (6384 sayılı Kanun m. 2/3-a).
- Başvuru yargılama sürerken yapılabilir; yargılama kesin kararla bitmişse bunun öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılır (6384 sayılı Kanun m. 5/A).
- Komisyon kararına tebliğden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir (m. 7/4).
- Tutuklu kalıp makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve hakkında hüküm verilmeyen kişi, maddi ve manevi zararını ağır ceza mahkemesinden ister; süre kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşmeden itibaren bir yıldır (CMK m. 141/1-d, 142/1-2).
- Bireysel başvurudan önce kanunda öngörülen başvuru yollarının tüketilmesi gerekir; bireysel başvuru, yolların tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır (6216 sayılı Kanun m. 45/2, 47/5).
Hakkın hukuki dayanakları
Anayasa
Anayasa m. 36 herkese adil yargılanma hakkı tanır. Anayasa m. 141/4 ise davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi sayar. Makul sürede yargılanma hakkı, m. 36’daki adil yargılanma hakkının kapsamında değerlendirilir.
Anayasa m. 36/1
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Anayasa m. 141/4
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
AİHS m. 6/1, herkesin davasının makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkını açıkça düzenler. Türkiye aleyhine bu konuda çok sayıda ihlal kararı verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2012 tarihli Ümmühan Kaplan/Türkiye pilot kararı ve ardından iç hukukta özel bir tazminat yolunun kurulması bu sürecin sonucudur.
Ceza Muhakemesi Kanunu
CMK m. 190/1, duruşmaya ancak zorunlu hâllerde ve davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak biçimde ara verilebileceğini söyler.
CMK m. 190/1
“Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.”
Tutuklu sanıklar bakımından CMK m. 102 azami tutukluluk sürelerini belirler. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde süre en çok bir yıldır ve zorunlu hâllerde altı ay uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok iki yıldır; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) devletin güvenliğine, anayasal düzene, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlara ilişkin bölümlerinde tanımlanan suçlarda ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma süresi beş yılı geçemez. Soruşturma evresi için m. 102/4’te ayrıca daha kısa süreler vardır. Maddenin metni şöyledir:
CMK m. 102/1-2
“(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.”
“(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.”
Süre ne zaman makul sayılmaz?
Kanunda her dosya için geçerli bir azami yargılama süresi yoktur. Sürenin makul olup olmadığı somut dosyanın koşullarına göre belirlenir. Değerlendirmede şu ölçütlere bakılır:
- Dosyanın karmaşıklığı: Sanık ve suç sayısı, delillerin niteliği, bilirkişi incelemesi, yurt dışından delil getirilmesi gibi unsurlar.
- Başvurucunun tutumu: Duruşmalara gelmeme, sık avukat değiştirme, gereksiz erteleme talepleri gibi gecikmeye kendi katkısı.
- Yargı mercilerinin tutumu: Uzun duruşma araları, dosyanın uzun süre işlem görmemesi, tebligat ve yazışmalardaki gecikmeler.
- Başvurucu yönünden önemi: Tutukluluk, kişinin işini veya kamu görevini etkileyen yargılamalar gibi hızlı sonuç alınmasında yüksek menfaat bulunan durumlar.
Ceza yargılamalarında süre, kişinin suç isnadından haberdar olduğu ve bundan etkilendiği tarihte başlar. Bu tarih uygulamada çoğunlukla gözaltı, yakalama, ifadeye çağrılma veya arama gibi ilk işlemdir. Sürenin sonu, hükmün kesinleştiği tarihtir; istinaf ve temyiz aşamaları da hesaba katılır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde ticareti suçundan 101 gün gözaltında ve tutuklu kalan davacının tazminat istemini reddeden hükmü onamıştır. Karar metninde Daire, suçların ciddi ve ağır olmasını, delillerin sayısını ve niteliğini, eylem ve sanık sayısını dikkate alarak soruşturma süresinin makul olduğu sonucuna varmıştır. Aynı süre basit bir dosyada makul sayılmazken karmaşık bir dosyada makul kabul edilebilir.
Tazminat Komisyonuna başvuru

Kapsam
9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, başlangıçta yalnızca AİHM’e yapılmış başvuruları kapsıyordu. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’la eklenen m. 2/3 ile soruşturma, kovuşturma ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla Komisyona doğrudan manevi tazminat istemiyle başvurmak mümkün oldu. Bu yol yalnızca ceza davalarına özgü değildir; özel hukuk ve idare hukuku yargılamaları için de kullanılır. İdari nitelikteki soruşturmalardan, örneğin disiplin soruşturmalarından kaynaklanan başvurulara Kanun uygulanmaz (m. 2/4).
Komisyon, Adalet Bakanı tarafından Bakanlık merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından atanan dokuz üyeden oluşur ve üç üyeli heyetler hâlinde de çalışabilir (m. 4/1).
Başvuru süresi
6384 sayılı Kanun m. 5/A uyarınca başvuru iki zamanda yapılabilir:
- Yargılama devam ederken. Yargılamanın sona ermesi beklenmeden Komisyona başvurulabilir.
- Kesin karardan sonra. En geç, yargılamanın kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde.
Haklı bir mazeret nedeniyle süresinde başvuramayan kişi, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde, mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir.
Başvurunun şekli ve masrafı
Dilekçede açık kimlik ve adres, zarara uğranılan işlem ile zararın niteliği ve miktarı belirtilir; dayanak belgeler dilekçeye eklenir (m. 5/A-2). Dilekçede eksiklik varsa Komisyon bir ay süre verir; eksiklik süresinde tamamlanmazsa müracaat reddedilir (m. 5/A-3).
Müracaat doğrudan Komisyona yapılabileceği gibi Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da yapılabilir; bu durumda başsavcılığa müracaat tarihi esas alınır (m. 5/4). Müracaat elektronik ortamda da yapılabilir (m. 5/5). Müracaata ilişkin kâğıtlar damga vergisinden, işlemler harçlardan müstesnadır (m. 5/6). Bu üç fıkra makul süre müracaatlarına da uygulanır (m. 5/A-4).
Kararın etkisi ve itiraz
Komisyon kararını gerekçeli olarak verir ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM’in emsal kararlarını gözetir (m. 7/2). Komisyon kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz öncelikli işlerden sayılır ve üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme Komisyon kararını yerinde görmezse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir (m. 7/4-5).
Başvurunun yargılama sürerken yapılmasının ayrı bir sonucu vardır: Komisyonun kesinleşen kararının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığı adli veya idari mercie gönderilir ve işlem henüz sonuçlandırılmamışsa o merci işi ivedilikle sonuçlandırır (m. 8). Başvuru böylece tazminatın yanında yargılamanın hızlanmasını da sağlayabilir.
Tutuklulukta makul süre: CMK m. 141/1-d
Tutuklu kalınan dosyalarda ayrı bir tazminat yolu daha vardır. CMK m. 141/1-d, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişiye maddi ve manevi zararlarını Devletten isteme hakkı tanır.
CMK m. 141/1-d
“(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; … d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, … Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.”
Bu istem Tazminat Komisyonuna değil, zarara uğrayanın oturduğu yerdeki ağır ceza mahkemesine yapılır (CMK m. 142/2). 7499 sayılı Kanun’la Komisyona aktarılan istemler m. 141/1’in (e), (f) ve (l) bentleriyle sınırlıdır; (d) bendi ağır ceza mahkemesinin görevinde kalmıştır.
İki yol arasındaki fark şudur: Komisyon yolu yargılamanın bütün süresini konu alır, CMK m. 141/1-d ise tutuklulukta geçen sürenin makul olup olmadığını inceler. İstem, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır (CMK m. 142/1). Ağır ceza mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesinin bu fıkra uyarınca verdiği kararlar kesindir (CMK m. 142/8).
Mahkûmiyet kararı verilmiş olması bu yolu kapatmaz. Yukarıda metni verilen 12. Ceza Dairesi kararında da davacı mahkûm olmuş ve hüküm kesinleşmişti; istem yine CMK m. 141/1-d kapsamında esastan incelenmiş, tutukluluk süresi makul bulunarak reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi ve AİHM aşaması
Bireysel başvurudan önce ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem için kanunda öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmesi gerekir (6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 45/2). Makul süre iddiası bakımından bu yol, 6384 sayılı Kanun’daki Komisyon müracaatı ve Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazdır. Bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır (6216 sayılı Kanun m. 47/5). Anayasa Mahkemesi kararından sonra AİHM’e başvuru yolu açıktır.
6384 sayılı Kanun geçici m. 3 bir geçiş hükmü de içerir. Bu hükme göre Anayasa Mahkemesinde derdest olup başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunan veya düşme kararı verilen makul süre başvuruları, kararın tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatla Komisyon tarafından incelenir. Maddenin (a), (b) ve (c) bentlerindeki ayrıntılı koşullar için kanun metnine bakılmalıdır.
Yargılama sürerken atılabilecek adımlar
Tazminat yolu, gecikmenin sonuçlarını gidermeye yöneliktir. Yargılama devam ederken gecikmeyi azaltmak için şu adımlar atılabilir:
- Duruşma araları uzun tutulduğunda veya dosya uzun süre işlem görmediğinde mahkemeye ivedilik talepli dilekçe sunulması,
- Tutuklu sanık bakımından CMK m. 104 uyarınca salıverilme isteminde bulunulması ve tutukluluğun CMK m. 102’deki azami sürelere yaklaşıp yaklaşmadığının izlenmesi,
- Eksik delil, bilirkişi raporu veya tebligat gibi gecikme nedenlerinin dosyada tespit edilmesi ve tutanağa geçirilmesi,
- Gecikmeye sanık tarafının katkıda bulunduğu izlenimini doğuracak gereksiz erteleme taleplerinden kaçınılması.
Gecikmenin yargı mercilerinden kaynaklandığını gösteren her belge, Komisyon veya ağır ceza mahkemesi önündeki değerlendirmede delil olarak kullanılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Komisyona başvurmak için yargılamanın bitmesi beklenmeli mi?
Hayır. 6384 sayılı Kanun m. 5/A, başvurunun soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde de yapılabileceğini düzenler. Yargılama kesin kararla sona ermişse başvuru, bunun öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır.
Komisyon maddi tazminata da hükmedebilir mi?
Makul süre başvurularında Kanun yalnızca manevi tazminat istemini kapsar (m. 2/3-a). Tutuklulukta makul sürenin aşılmasından doğan maddi zarar ise CMK m. 141/1-d kapsamında ağır ceza mahkemesinden istenebilir.
Mağdur veya katılan da başvurabilir mi?
Kanun, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasını başvuranın sıfatına göre sınırlamaz (m. 2/3-a). Komisyon, müracaat edenin hukuki menfaati bulunmadığını tespit ederse müracaatı reddeder (m. 6/1-c). Başvuranın dosyadaki konumu ve menfaati bu nedenle somut olayda ayrıca değerlendirilir.
Beraat eden kişi ayrıca tazminat isteyebilir mi?
Tutuklandıktan sonra beraat eden kişinin tazminat istemi CMK m. 141/1-e kapsamındadır. 7499 sayılı Kanun’la bu istemler Tazminat Komisyonuna yöneltilmiştir (CMK m. 142/2; 6384 sayılı Kanun m. 2/3-b, 5/B). Bu istem, yargılamanın uzunluğuna dayanan makul süre başvurusundan ayrıdır.
Sonuç
Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasında iç hukuktaki ilk merci Tazminat Komisyonudur. Başvuru yargılama sürerken yapılabilir; yargılama kesin kararla bittiyse kararın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır. Komisyon kararına karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilir. Tutuklu kalınan dosyalarda CMK m. 141/1-d için ağır ceza mahkemesine, kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay içinde başvurulur. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
Kanunların güncel metni: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun (mevzuat.gov.tr).
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
