Bir dava veya iş devam ederken müvekkilin avukatıyla çalışmayı sona erdirmek istemesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu noktada üç soru öne çıkar: Avukat her zaman azledilebilir mi, azil mahkemeye nasıl bildirilir ve azledilen avukatın ücreti ne olur? Bu yazıda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (Av.K.) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararı esas alınarak azlin şartları ve sonuçları açıklanmaktadır.
KISA CEVAP
- Müvekkil avukatını her zaman azledebilir; azilde sebep gösterilmesi gerekmez (TBK m. 512).
- Avukatın kusuru veya ihmali yoksa ücretin tamamı ödenir; kusur veya ihmal varsa ücret ödenmez (Av.K. m. 174/2).
- Azlin haklı olduğunu ispat yükü müvekkildedir (Yargıtay HGK, 2021/1288 K.).
- Azil, mahkemeye dilekçeyle bildirilmelidir (HMK m. 81).
- Azilden sonra iki hafta içinde dava takip edilmez ve yeni vekil görevlendirilmezse tarafın yokluğu hükümleri uygulanır (HMK m. 83).
Azil hakkı: vekâlet her zaman sona erdirilebilir
Avukat ile müvekkil arasındaki ilişki, bir vekâlet sözleşmesidir. TBK m. 512/1’e göre vekâlet veren ve vekil, sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak sona erdirebilir. Müvekkilin bu yetkisi azil, avukatın aynı yetkisi istifa (Av.K. m. 41’deki ifadeyle “çekilme”) olarak adlandırılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da vekâlet sözleşmesinin güven unsuruna dayandığını, müvekkilin vekili her zaman azletme hakkına sahip olduğunu belirtmiştir. Kurula göre azil, tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gereken bir irade beyanıyla kullanılır, sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirir ve kural olarak bir şekle bağlı değildir. Azil beyanında sebep gösterilmesi de gerekmez (Yargıtay HGK, E. 2017/2140, K. 2021/1288, T. 21.10.2021).
Azil hakkının her zaman kullanılabilmesi, sonuçsuz olduğu anlamına gelmez. TBK m. 512/1’in ikinci cümlesine göre uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren taraf, diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Avukatın ücreti ise Av.K. m. 174’te ayrıca düzenlenmiştir.
Azilde ücretin akıbeti: haklı ve haksız azil ayrımı

Av.K. m. 174/2 şu hükmü içerir: “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.”
Buna göre azlin sonuçları, azlin haklı olup olmamasına göre değişir:
| Azil türü | Ücretin akıbeti | Dayanak |
|---|---|---|
| Haksız azil (avukatın kusuru veya ihmali yok) | Ücretin tamamı ödenir | Av.K. m. 174/2, 1. cümle |
| Haklı azil (avukatın kusuru veya ihmali var) | Ücret ödenmesi gerekmez | Av.K. m. 174/2, 2. cümle |
| Avukatın haklı sebep olmadan işi bırakması | Avukat ücret isteyemez, peşin aldığını iade eder | Av.K. m. 174/1 |
Hukuk Genel Kurulunun değerlendirmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yukarıda anılan kararında Av.K. m. 174/2’yi şu şekilde yorumlamıştır:
- Avukatın kusur ve ihmaline dayanmayan haksız bir azil sonucunda avukatın vekâlet ücretinin tamamı, dava lehe sonuçlanıp kesinleşmiş gibi muaccel hâle gelir.
- Avukat haklı bir nedenle azledilirse ücrete hak kazanamaz. Haksız azil hâlinde ise azil hangi aşamada yapılmış olursa olsun, üstlenilen işe dair ücretin tamamının ödenmesi gerekir.
- Avukat, takip edip sonuçlandırdığı işler bakımından azlin haklı olup olmadığına bakılmaksızın ücrete hak kazanır. Azil, ancak azil tarihinde henüz sonuçlanmamış işler bakımından hukuki sonuç doğurur.
- Haklı sebep kanunda tanımlanmamıştır. Azlin haklı olup olmadığına hâkim, Türk Medeni Kanunu m. 4 çerçevesinde, somut olayın özelliklerine ve dürüstlük kuralına göre karar verir.
İspat yükü müvekkildedir
Aynı karara göre müvekkil, azilnamede sebep göstermek zorunda değildir. Ancak azlin haklı olduğunu savunuyorsa bu sebepleri dava sırasında ileri sürebilir ve ispat yükü müvekkile aittir.
Kurul, somut olayda iki azil sebebini de yeterli görmemiştir. Birincisi, avukatın bir temyiz duruşmasına katılmamasıdır. Kurula göre bu durum tek başına azlin haklı olduğu sonucunu doğurmaz; müvekkil bu duruşmadan sonra itiraz etmeden ilişkiyi yaklaşık beş yıl sürdürmüş, duruşmaya katılmamanın aleyhe sonuç doğurduğu da ileri sürülmemiştir. İkincisi, avukatın yıllar önce aynı davada kısa bir süre karşı tarafa vekâlet etmiş olmasıdır. Müvekkil bu durumu bilerek veya bilebilecek durumdayken avukatı vekil tayin etmiş ve yıllarca sessiz kalmıştır. Kurul, bu hususun sonradan azil sebebi olarak ileri sürülmesini dürüstlük kuralına aykırı bulmuştur.
Karar, azlin haklılığının her somut olayda ayrıca değerlendirileceğini ve bir kusur iddiasının tek başına yeterli olmayacağını göstermektedir.
Azil mahkemeye ve karşı tarafa nasıl bildirilir?
Azil, müvekkil ile avukat arasındaki ilişkiyi sona erdirir. Ancak mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm doğurması için ayrıca bildirim gerekir. HMK m. 81/1’e göre vekilin azli veya istifasının mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin peşin olarak ödenmesi zorunludur.
İki haftalık süre
HMK m. 83/1 uyarınca vekille takip edilen davada vekilin azli hâlinde vekâlet veren davayı takip etmez ve iki hafta içinde başka bir vekil de görevlendirmezse tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır. Bu nedenle azilden sonra davanın asil tarafından takip edilmesi veya süresinde yeni bir avukat görevlendirilmesi gerekir.
Avukatın istifası (çekilmesi)
Avukat da işten çekilebilir. Bu durumda iki süre kuralı bulunmaktadır:
- Av.K. m. 41/1’e göre belli bir işi takipten veya savunmadan isteğiyle çekilen avukatın o işe ait vekâlet görevi, durumun müvekkiline tebliğinden itibaren on beş gün devam eder.
- HMK m. 82/1’e göre istifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder. İstifa eden vekil bu hususu istifa dilekçesiyle birlikte vekâlet verene ihtar olarak bildirir (HMK m. 82/3).
Avukatın işi sonuna kadar takip etme yükümlülüğü de bulunmaktadır. Av.K. m. 171/1’e göre avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder. Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır (Av.K. m. 174/1). İşi sonuna kadar takip etme yükümlülüğünün ihlali, 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la değişik Av.K. m. 135/2-f uyarınca kınama cezası gerektiren disiplin eylemleri arasında sayılmıştır.
Yeni avukatla çalışmaya başlarken
Müvekkil, aynı iş için yeni bir avukat görevlendirebilir. Av.K. m. 135/1-k, işin kabul edilmesinden önce aynı işle ilgili olarak daha önce vekâlet verilen avukata bilgi verilmemesini uyarma cezası gerektiren eylemler arasında sayar. Bu yükümlülük yeni avukata aittir.
Azil ile yeni avukatın görevlendirilmesi arasında geçen süre, HMK m. 83’teki iki haftalık süre bakımından önem taşır. Duruşma tarihleri ve kesin süreler bu dönemde de işlemeye devam eder.
Avukatın elindeki belgeler ve paralar
Av.K. m. 166/1’e göre avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun adına aldığı malları, parayı ve diğer kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar kendi alacağı oranında elinde tutabilir (hapis hakkı). Bu hakkın sınırını aşacak şekilde müvekkile ait değerlerin verilmemesi, Av.K. m. 135/2-o uyarınca kınama cezası gerektiren disiplin eylemidir.
Vekâletin kendiliğinden sona erdiği hâller
Vekâlet ilişkisi azil ve istifa dışında da sona erebilir. TBK m. 513/1’e göre sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet sözleşmesi, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona erer. Taraflardan biri tüzel kişiyse tüzel kişiliğin sona ermesinde de aynı hüküm uygulanır.
Avukatın işi başka bir avukata devretmesi ise vekâleti sona erdirmez. Vekâletnamede tevkil yetkisi bulunuyorsa avukat işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir; bu durumda avukatın müvekkile karşı sorumluluğu devam eder (Av.K. m. 171/2-3).
Uygun olmayan zamanda azil
TBK m. 512/1’in ikinci cümlesi, uygun olmayan zamanda sözleşmeyi sona erdiren tarafın diğerinin bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu öngörür. Bu hüküm hem müvekkil hem avukat için geçerlidir. Örneğin bir kesin sürenin son günlerinde işi bırakan avukat bakımından Av.K. m. 41 ve HMK m. 82’deki süreler de ayrıca gözetilir: Çekilen avukatın vekâlet görevi, durumun müvekkile tebliğinden itibaren belirli bir süre daha devam eder.
Sıkça Sorulan Sorular
Azil için noter ihtarnamesi zorunlu mudur?
Kanunda azil için belirli bir şekil öngörülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da azil beyanının kural olarak bir şekle bağlı olmadığını belirtmiştir. Ancak azlin mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm doğurması için dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi gerekir (HMK m. 81/1). İspat kolaylığı bakımından yazılı bir beyan tercih edilir.
Azil sebebinin azilnamede yazılması gerekir mi?
Gerekmez. Müvekkil, azlin haklı olduğunu daha sonra açılacak bir ücret davasında da ileri sürebilir; ancak ispat yükü kendisindedir (Yargıtay HGK, E. 2017/2140, K. 2021/1288).
Haksız azilde avukat hangi ücreti ister?
Av.K. m. 174/2’ye göre ücretin tamamını ister. Hukuk Genel Kurulu, bu ücretin dava lehe sonuçlanıp kesinleşmiş gibi muaccel hâle geleceğini belirtmiştir. Ücretin miktarı, taraflar arasındaki sözleşmeye ve somut dosyanın özelliklerine göre belirlenir.
Avukat işi yarıda bırakırsa peşin ödenen ücret geri alınabilir mi?
Avukat haklı bir sebep olmaksızın işi takipten vazgeçmişse peşin aldığı ücreti iade etmek zorundadır (Av.K. m. 174/1).
Sonuç
Müvekkil avukatını her zaman azledebilir; ancak azlin sonuçları azlin haklı olup olmamasına bağlıdır. Avukatın kusur veya ihmaline dayanmayan azilde ücretin tamamı ödenir, kusur veya ihmalden kaynaklanan azilde ücret ödenmez ve haklı sebebi ispat yükü müvekkildedir. Azlin mahkemeye bildirilmesi ve iki haftalık süre içinde davanın takibi için gerekli adımların atılması, hak kaybını önler. Somut bir azil uyuşmazlığının değerlendirilmesi için büromuzdan bilgi alınabilir.
İlgili yazılar: Karşı Vekâlet Ücreti Kime Aittir?, Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir?, Avukattan Şikâyet Nasıl Yapılır?, Önödemeye Tabi Suçlar (TCK 75): Hesaplama, Süre ve Hakaret
Mevzuat: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
