“Garson” SD Kart Kayıtları: Delil Değeri ve Yargıtay Ölçütleri

FETÖ/PDY olarak nitelendirilen yapıya üyelik iddiasıyla yürütülen yargılamalarda, özellikle emniyet mensupları hakkında başvurulan delillerden biri, “Garson” kod adlı gizli tanıktan ele geçirildiği belirtilen bir mikro SD karttaki kayıtlardır. Uygulamada “Garson fişlemeleri” veya “Garson SD kart kodlamaları” olarak anılan bu kayıtlarda, belirli kişilerin isimleri harf ve rakamlardan oluşan kodlarla birlikte yer almaktadır.

Bu yazıda söz konusu kayıtların ne olduğu, hangi kanuni çerçevede değerlendirildiği ve Yargıtay’ın bu kayıtlara dayanan mahkûmiyet hükümlerinde hangi ölçütleri aradığı, yalnızca kanun hükümleri ve Yargıtay kararlarına yansıyan bilgiler çerçevesinde açıklanmaktadır.

KISA CEVAP

  • Kayıtlar, “Garson” kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen mikro SD karta dayanır; kişiler harf ve rakam kodlarıyla gösterilir ve kodun anlamı kişiden kişiye değişir.
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bu kayıtları tek başına mahkûmiyete yeterli görmemekte; kodun anlamını, dayanak belgeleri ve diğer delilleri birlikte aramaktadır.
  • Üyelik için örgütle organik bağ ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyet gerekir (TCK m. 314/2).
  • Kayıtlardaki verinin delil olabilmesi için CMK m. 134’e uygun elde edilmesi, hükme esas alınacak delillerin de duruşmada tartışılması gerekir (CMK m. 217).
  • Aynı kayıtlara ilişkin kararlarda Daire içinde farklı görüşler bulunabilmektedir; her dosya kendi delil bütünlüğü içinde değerlendirilir.

Kayıtların niteliği

Yargıtay kararlarına yansıyan bilgilere göre kayıtlar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 2017 yılında yürüttüğü bir soruşturma kapsamında, örgüt mensubu olduğu kabul edilen ve “Garson” kod adıyla gizli tanık statüsünde bulunan bir kişiden ele geçirilen mikro SD karttan elde edilmiştir. Kartın içeriği Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı tarafından incelenmiş ve bir “veri inceleme raporu” düzenlenmiştir.

Kararlara göre raporda kişiler; dönemlere ve başlıklara ayrılmış listelerde, örgütle ilişkinin derecesini veya niteliğini ifade ettiği ileri sürülen harf ve rakam kodlarıyla gösterilmektedir. Kodların açılımları, örneğin “örgüt mensubu olup her şeyiyle teslim olan”, “örgüt içinde olup bazı zaafları olan”, “17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş ancak yeniden kazanılmaya yakın” veya “hakkında bilgi olmayan” gibi anlamlarla raporda açıklanmıştır. Bazı listelerde kişilerin sohbet gruplarındaki sorumlularına ilişkin isimler de yer almaktadır.

Bu nedenle bir kişinin listede yer alması ile hangi kodla yer aldığı birbirinden farklı sonuçlar doğurabilir. Kod, bazı durumlarda örgütle ilişkiyi değil, kişi hakkında bilgi bulunmadığını veya kişinin henüz kazanılmaya çalışıldığını ifade etmektedir.

Kanuni çerçeve

Suç tipi. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu TCK m. 314/2’de düzenlenmiş olup beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir; suç 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olduğundan ceza aynı Kanun’un m. 5/1’i uyarınca yarı oranında artırılır.

Üyeliğin unsurları. Yargıtay, Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen ve (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24/4/2017 tarihli, 2015/3 E., 2017/3 K. sayılı kararına atıfla şu ölçütleri uygulamaktadır: Örgüt üyesi, örgütün amacını benimseyen, hiyerarşik yapısına dâhil olan ve verilecek görevleri yerine getirmeye hazır biçimde iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Üyelik için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerin bulunması gerekir. Örgüte yalnızca sempati duymak, ideolojisini benimsemek veya yayınlarını okumak üyelik için yeterli değildir.

Delillerin elde edilmesi ve tartışılması. Dijital bir veri taşıyıcısındaki kayıtların delil olarak kullanılabilmesi için CMK m. 134’teki usule uygun olarak elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz (Anayasa m. 38/6, CMK m. 217/2). Hükme esas alınacak delillerin duruşmaya getirilip tartışılması da zorunludur (CMK m. 217/1). Gizli tanık beyanları bakımından ise kimliği saklı tutulan tanığın dinlenmesine ilişkin özel usuller, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir.

Yargıtay’ın yaklaşımı

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararları, SD kart kayıtlarının tek başına mahkûmiyete yeterli görülmediğini ve kaydın hangi kodu içerdiğinin, dayanağı olan belgelerin ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesinin arandığını göstermektedir.

Kaydın dayanaklarının dosyaya getirilmesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, SD kartta “hakkında bilgi olmayan personel” anlamına geldiği belirtilen kodla yer alan bir sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünü incelemiştir. Daire, veri inceleme raporuna dayanak teşkil eden gizli tanık “Garson”un daha önce hâkim huzurunda alınan ifade tutanağının getirtilmesini istemiştir. Kayıtların elde edilmesine ilişkin CMK m. 134 uyarınca verilen mahkeme kararının da soruşturmayı yürüten başsavcılıktan araştırılıp dosyaya konulması gerektiğini belirtmiştir. Daire ayrıca sanığın kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerden sonraki dönemde örgütsel faaliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında hakkında beyan bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir. Bulunması hâlinde bu beyanların CMK m. 217 çerçevesinde tartışılması gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 3. CD, E. 2022/38505, K. 2023/1747, T. 30/3/2023). Aynı kararda, kodlamasının yanında sanığın kendi beyanı ve tanık anlatımları bulunan, ancak 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt hiyerarşisinde yer aldığına dair delil bulunmayan diğer sanık hakkındaki beraat hükmü yerinde görülmüştür. Karar metni aşağıdadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/38505, K. 2023/1747, T. 30.03.2023

3. Ceza Dairesi 2022/38505 E. , 2023/1747 K. “İçtihat Metni” İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1037 E., 2021/886 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafii, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2019 tarihli ve 2018/334 Esas, 2019/170 sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; a) Sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ile 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. b) Sanık … hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 07.06.2021 tarihli ve 2019/1037 Esas, 2021/886 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Mahkemede dinlenen tanıkların beyanlarının hükme esas alınması gerektiğine, 2. Gizli tanık Garson’dan ele geçirilen dijital verilerin delil olarak kabul edilemeyeceğine, 3. İçeriği tespit edilemeyen HTS kayıtlarının delil olarak kabul edilemeyeceğine, 4. Sanık hakkında beraat kararı verilmesine, 5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; 1. Sanık …’in örgüt hiyerarşisinde yer alarak üzerine atılı suçu işlediğine, 2. Sanık … hakkındaki beraat kararının aleyhe bozulmasına, 3. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü ‘1-Sanık … açısından yapılan değerlendirmede; sanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık “Garson’ dan” ele geçirilen … SD kart, KOM Daire Başkanlığı tarafından tanzim edilen raporda; 2015 yılı Mart alan kodunun SAY, 2015 yılı Mart alan dışı kodunun sıfır olduğu, alan kodunun … olduğu, ad kodunun sıfır olduğu, … kodunun örgüt açılımının; FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde olup, örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan (himmet verme, kampa kalma, her çağrıldığında gelme, sigara, karşı cins, namaz) kişileri ifade ettiğinin, SAY kodunun; FETÖ mensubu olup herşeyi ile teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurlarını ifade ettiği, sıfır kodunun; 2015 yılı Mart ayından sonra polis memurlarının örgütle ilişkisini belirten harf kodu olduğu, ayrıca örgüte 100 TL para aktardığı, himmet verdiği, örgüt faaliyetlerine ve sohbetlerine katıldığı, zümre başkanının “H.”, öğretmeninin “F.”, asil vekilinin “M. Bey” adlı kişiler olduğunun kayıtlı olduğu, asil vekilinin soy adını “E.” olduğu, Garson … SD kartta belirtilen kodlamalar değerlendirildiğinde sanığın yapı ile irtibatının yıllar içerisinde temadi ettiği, sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığını süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk düzeyinde eylemlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamında sanığın SD kart kodlamasında SAY kodlaması ile örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde alan kodunun … olduğu, tanıklar S. G.’nin söz konusu SD kart kodlamasını doğrular şekilde sanığın Eskişehir’deki sohbetlere katıldığını, sanığın evinde de birkaç defa sohbetin yapıldığını beyan etmiş olduğu, sanığa ait HTS kayıtlarının incelenmesi neticesinde sanığın M. E. ile HTS kayıtlarının bulunduğu, sanığın hts kayıtlarında M. E. ile 324 kez bağlantı kurduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla sanığın SD karttaki M. E. ile bağlantı içerisinde olduğu hususunda mahkememiz heyetinde kanaatin oluştuğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olan Kimse Yok Mu Derneği ile 51 irtibatının bulunduğu, dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu sonucuna ulaşılmış olup böylelikle sanığın terör örgütüne üyelik suçu açısından süreklilik, çeşitlilik ve organik bağ hususlarını bir arada bulundurduğu anlaşıldığından sanık …’nin üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği, yapılan yargılamada sübuta ermekle, sanığın eylemine uyan TCK’nın 314/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, dikkate alınarak takdiren hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın işlediği suçun 3713 sayılı Kanun’un 3 ve 4 üncü maddelerinde sayılan suçlardan olması nedeniyle cezasından 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi gereğince cezasından yarı oranında artırım yapılmasına, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK’nın 62 nci maddesi gereğince takdiren cezasından 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığa verilen hapis cezasının miktarı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 50 inci maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlara çevirme, TCK’nın 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümlerinin uygulanması, 5271 sayılı CMK’nın 231 inci maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yasal olarak yer olmadığına, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 24.11.2015 … 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin Hak Yoksunluklarına ilişkin 08.10.2015 … ve 2014/140-2015/85 sayılı kararının infaz aşamasında nazara alınarak, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesinin a, c, d ve e bendlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlayınca kadar yoksun bırakılmasına, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri açısından cezanın infazı açısından ise anılan maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılmasına, sanığın örgüt mensubu suçlu olması dikkate alınarak TCK’nın 58/9 maddesi delaletiyle TCK’nın 58/6,7 maddesi gereğince cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, TCK’nın 58/6,7 nci maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108/4 üncü maddesi gereğince cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. 2-Sanık … açısından yapılan değerlendirmede; sanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık “Garson’ dan” ele geçirilen … SD kart, KOM Daire Başkanlığı tarafından tanzim edilen raporda; sanık …’in listede 2015 yılı Mart alan kodunun (SC); 2015 yılı Mart alan dışı kodunun (SCC) olduğu, alan kodunun (SC) olduğunun belirtildiği, ad kodunun (SCC) olduğunun, (SC) kodunun örgüt açılımının; 2015 yılı Mart ayına kadar polis memurlarının örgütle ilişkisini belirten harf kodunu, (SCC) kodunun örgüt açılımının;17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya 3 üncü derecede yakın kişileri ifade ettiği, zümre başkanının “H.”, öğretmeninin “H.”, asil vekilinin “S. E.” isimli şahıslar olduğunun belirtildiği, sanığın herhangi bir şekilde örgüt evlerinde kalmadığı ve himmet adı altında herhangi bir para yatırmadığı belirtilmiştir. Tanık M. Ş.; sanık hakkında 2004 yılında Eskişehir’de katıldığı sohbet toplantılarında sanığın da yer aldığını, tanık bu toplantılara 2007 yılından sonra devam etmediğini sanığın bu tarihten sonra toplantılara katılıp katılmadığını bilmediğini beyan ettiği, tanık S. G. sanık hakkında kendisinin katıldığı Eskişehir’deki sohbetlere katıldığını, sanığın evinde de birkaç defa sohbetin yapıldığını, 2013 yılı Temmuz ayına kadar kendisinin sohbetlere devam ettiğini 2013 yılı sonunda 17/25 Aralık sürecinden sonra sohbetlere gitmeyi bıraktığını sanığın kendisinin gittiği dönem içinde sohbetlere geldiğini ancak sanığın 2013 sonrası devam edip etmediğini bilmediğini beyan ettiği, tanığın beyanlarının sanığın 2013 yılı Temmuz ayı öncesine kadar olduğu, sanığın da kendi beyanlarında 2013 yılı Temmuz ayına kadar örgütün sohbetlerine katıldığını beyan etmiş olduğu ve sanığın bu beyanının destekler nitelikte 7 kişiyi teşhis etmiş olduğu, tanıkların beyanları ile sanığın ikrarlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, aynı şekilde tanıklar ve sanığın beyanları ile sanık hakkında düzenlenen SD kart kodlamasının herhangi bir çelişki içerisinde olmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamında sanık hakkında bulunan deliller ve sanığın ikrarı bir bütün olarak incelendiğinde, sanığın 2013 yılı Temmuz ayı öncesinde örgüt ile bağlantılı olduğu, sanığın bir şekilde örgüt ile ilişki içerisine girmiş olduğu ancak 17/25 Aralık sürecinden sonra sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde olduğuna dair hiçbir delilin bulunmadığı, tanıkların beyanlarının hükme esas alınması hususunda herhangi bir aleyhe delilin bulunmadığı, tanıkların beyanlarının hem SD kart ile uyumlu olduğu, hem de tanığın sanığa iftira atmasına yönelik ya da yalan beyanda bulunmasına yönelik herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, sanığın bu deliller neticesinde örgüt ile süreklilik, çeşitlilik arz eden herhangi bir bağının kurulamadığı, bu deliller ile sanığın örgüte sempati duymasından bahsedilse bile üyelik açısından yeterli organik bağın kurulduğuna dair herhangi bir delilin elde edilemediği, kaldı ki SD kart kodlamasının aksini kanıtlar nitelikte sanığın örgüt ile bağlantılı olduğu, günümüz itibariyle örgüt sohbetlerine katıldığı, örgüt hiyerarşisi içerisinde bulunduğuna dair hiçbir delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla sanık … hakkında her ne kadar TCK’nın 314/2 maddesi gereğince silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanığın gözaltında kaldığı süreler göz önünde bulundurularak, CMK’nın 141/1-e maddesi göz önünde bulundurularak CMK’nın 141/2 maddesi gereğince tazminat hakkı bulunduğu hususunun sanığa ihtaratına sanık hakkında yapılan yargılama giderlerinin sanığın atılı suçtan beraat etmesi nedeni ile kamu üzerinde bırakılmasına dair mahkememizde oluşan tam, tarafsız vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.’ B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği, ancak; Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen cezanın yasal sonucu olarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması sırasında Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine yer verilmemiş olması; örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık … hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ile 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tekerrür ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuş ise de, söz konusu hususların davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca düzeltilmesinin olanaklı olduğu belirtilerek; hükmün (1) numaralı fıkrasının altıncı paragrafının tümüyle çıkartılarak yerine “24.11.2015 … ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin hak yoksunluğuna ilişkin 08.10.2015 … ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı gözetilerek TCK’nın 53/1-2-3 maddesinin uygulanmasına” ibarelerinin eklenmesi; hükmün (1) numaralı fıkrasının yedinci paragrafının tümüyle çıkartılarak yerine “sanığa hükmolunan cezanın TCK’nın 58/9 maddesi gereğince mükererirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, karar gerekçelerine göre Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve dosya kapsamına göre; gizli tanık Garson’dan ele geçirilen … SD kart üzerinde yapılan inceleme sonucunda Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen veri inceleme raporunda sanığın, 2015 yılı Mart ayından sonra polis memurlarının örgütle ilişkisini belirten harf kodu 2015 Mart alan dışı kısmında “hakkında bilgi olmayan personeli ifade ettiği” (0) kodu ile kodlandığının belirtilmesi karşısında, dosyada mevcut Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen veri inceleme raporuna dayanak teşkil eden gizli tanık Garson’un daha önce hâkim huzurunda alınan ifade tutanağı ve 5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesine göre alınan mahkeme kararının soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıp getirtilmesi ile sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihlerde örgütsel nitelikte eylem ve faaliyetlerde bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilip 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan, gerekirse tanık sıfatıyla ifadelerine başvurularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 07.06.2021 tarihli ve 2019/1037 Esas, 2021/886 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanık … müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 07.06.2021 tarihli ve 2019/1037 Esas, 2021/886 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2023 tarihinde karar verildi.

Tek başına kodlama ve belirsiz bankacılık işlemi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bir dönem polis memuru olarak görev yapan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Bu sanık, SD kartta örgüt mensubu olmayan ancak kazanılmaya çalışılan, örgüt içinde olup bazı zaafları olan ve 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş ancak yeniden kazanılmaya hazır kişiler anlamına geldiği belirtilen kodlarla yer almaktaydı. Daire, ilgili bankaya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve örgüte yardım kastıyla para yatırdığı belirlenemeyen sanık bakımından organik bağ ile süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk taşıyan faaliyetlerin her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanamadığını belirtmiştir. Bu nedenle beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesini delillerin takdirinde yanılgı olarak nitelendirmiştir (Yargıtay 3. CD, E. 2024/14859, K. 2025/26529, T. 20/11/2025). Karar metni aşağıdadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2024/14859, K. 2025/26529, T. 20.11.2025

3. Ceza Dairesi 2024/14859 E. , 2025/26529 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1482 E., 2023/726 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/224 E., 2022/332 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, S. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu Özel Kısım s.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte nazara alındığında, bir dönem polis memuru olarak görev yapan, örgüt mensubu gizli tanık …’dan ele geçirilen micro SD kart üzerinde yapılan inceleme sonucunda Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan veri inceleme raporunda, sanığa ilişkin “DERECE 1” ve “2015 MART ALAN” başlıklarında …. mensubu olmayan ancak … mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan” kişileri ifade eden “..” olarak kodlanan, “..” başlığında “.. içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan” anlamına gelen “..” olarak kodlanan, “..” başlığında ise “..-.. Aralık sürecinden etkilenmiş ancak tekrar örgüte aktarıma hazır hale gelen” anlamına gelen “..” olarak kodlanan, …’ya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve terör örgütüne yardım etmek kastıyla para yatırdığı ve bankacılık işlemleri yaptığı belirlenemeyen, dosya kapsamında örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlandığı, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerde bulunduğu yönünde, savunmalarının aksini ispat eden, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmayan sanığın, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla ve üye …’ın karşı oyuyla karar verildi. KARŞI OY Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılama sonucunda sanık …’in atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin hükmün temyiz edilmesi üzerine sayın çoğunluğun beraat kararı yönünde oluşan görüşüne katılmıyorum. Sayın daire çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığı sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin sanığın ….silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olup olmadığı hususuna ilişkindir. Sanığın bir dönem polis memuru olarak görev yaptığı, örgüt mensubu gizli tanık garsondan ele geçirilen micro SD kart üzerinde yapılan inceleme sonucunda Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan veri inceleme raporunda, sanığa ilişkin “DERECE 1” ve “2015 MART ALAN” başlıklarının “.. mensubu olmayan ancak .. mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan” kişileri ifade eden “…” koduna, “ALAN” başlığının “… içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan” anlamına gelen “..” koduna, “..” başlığının ise 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş ancak tekrar örgüte aktarıma hazır hale gelen” anlamına gelen “..” şeklindeki bilgiler içerdiği, ayrıca; Sanığın …’da ilk kez 07.01.2014 tarihinde hesap açtığı, 17.01.2014 tarihinde 51.000 TL para yatırdığı, 10.09.2014 tarihinde 46.404,82 TL karşılığında katılım hesabı açtığı, hesabında bulunan bakiyesini 07-08.05.2015 tarihlerinde çektiği, Hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraati yerine silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması gerektiği düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyorum.

Kararın oy çokluğuyla verildiği ve karşı oy yazısında, kodlamaların sanığın bankacılık hareketleriyle birlikte değerlendirildiğinde mahkûmiyetin yerinde olduğu görüşünün savunulduğu belirtilmelidir. Bu durum, aynı türden kayıtların değerlendirilmesinde Daire içinde de farklı görüşler bulunabildiğini ve her dosyanın kendi delil bütünlüğü içinde ele alındığını göstermektedir.

Genel ispat ilkeleriyle ilişkisi

Bu yaklaşım, ceza muhakemesinin genel ispat kurallarının bir sonucudur. Mahkûmiyet, yüksek de olsa bir ihtimale değil, her türlü şüpheden uzak ve kesin delillere dayanmalıdır; şüphe sanık lehine değerlendirilir. Bir dijital kaydın içeriği, kaydı oluşturan kişinin kim olduğu, hangi amaçla ve hangi bilgilere dayanarak hazırlandığı bilinmeden değerlendirildiğinde, kaydın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı denetlenemez. Bu nedenle kayıtların hazırlayıcısı konumundaki kişinin beyanları ve kaydın elde edilme süreci, kaydın ispat gücünü doğrudan etkiler. Sanığın, aleyhine kullanılan delil hakkında açıklama yapma ve karşı delil sunma imkânı da adil yargılanma hakkının bir gereğidir.

SD kart kayıtlarına dayanan dosyalarda Yargıtay'ın araştırdığı beş husus
Yargıtay kararlarına göre SD kart kayıtlarında araştırılan hususlar.

Kararlardan çıkan ölçütler

Yukarıdaki kararlar birlikte değerlendirildiğinde, bu kayıtlara dayanan dosyalarda şu hususların araştırıldığı görülmektedir:

  1. Kodun anlamı: Kişinin listede hangi kodla yer aldığı ve bu kodun raporda örgütsel bir bağlılığı mı, yoksa bilgi yokluğunu veya kazanılmaya çalışılan bir kişiyi mi ifade ettiği.
  2. Dönem: Kodlamanın hangi döneme ait olduğu ve kişinin örgütün kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel faaliyette bulunup bulunmadığı.
  3. Dayanak belgeler: Gizli tanığın hâkim huzurundaki ifadesi ve SD kartın incelenmesine ilişkin CMK m. 134 kararının dosyada bulunup bulunmadığı.
  4. Destekleyici deliller: Tanık beyanları, örgütlü suçlar bilgi bankasındaki beyanlar, bankacılık kayıtları veya iletişim kayıtları gibi kodlamayı doğrulayan ya da çürüten diğer delillerin bulunup bulunmadığı.
  5. Bankacılık işlemlerinin niteliği: Bankacılık işlemi varsa, işlemin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve örgüte yardım kastıyla yapıldığının belirlenip belirlenmediği.

Savunma bakımından değerlendirilebilecek hususlar

Yargıtay’ın aradığı ölçütler, savunmanın hangi noktalara odaklanabileceğini de gösterir:

  • Veri inceleme raporunun ve raporda sanığa ilişkin bölümün tam olarak dosyaya getirtilmesi ve kod açılımlarının rapordaki ifadeyle karşılaştırılması,
  • Gizli tanığın hâkim huzurundaki ifadesinin ve CMK m. 134 kararının dosyaya getirtilmesi talebi,
  • Raporda sohbet sorumlusu veya bağlantı olarak gösterilen kişilerin kimliklerinin tespiti ve bu kişilerin tanık olarak dinlenmesi talebi,
  • Kodlamanın ait olduğu dönemin, kişinin görev yeri ve görev süreleriyle uyumlu olup olmadığının kontrolü,
  • Bankacılık veya iletişim kayıtlarının, bilirkişi incelemesiyle birlikte olağan bir açıklamasının bulunup bulunmadığının ortaya konulması.

Bu talepler ilk derece yargılamasında ileri sürülmeli; reddedilmeleri hâlinde istinaf ve temyiz dilekçelerinde ayrıca gösterilmelidir. Temyiz incelemesi kural olarak temyiz dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olduğundan (CMK m. 301), eksik araştırma itirazlarının somut biçimde yazılması önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

SD kart listesinde adı geçen kişi kesin olarak mahkûm olur mu?

Hayır. Yargıtay, kaydın hangi kodu içerdiğini, dayanak belgelerini ve diğer delillerle uyumunu araştırmaktadır. Kodlamanın örgütsel bağlılığı göstermediği veya başka delille desteklenmediği dosyalarda beraat kararları verilmektedir.

Gizli tanığın kimliği açıklanır mı?

Gizli tanığın kimliği kanuna göre saklı tutulabilir. Ancak Yargıtay, gizli tanığın hâkim huzurundaki ifadesinin dosyaya getirilmesini ve delillerin sanık tarafından tartışılabilmesini aramaktadır.

Listede yer alan kişi hakkında idari işlem yapılabilir mi?

Ceza yargılaması ile kamu görevinden çıkarma gibi idari işlemler birbirinden bağımsız yürütülür ve farklı ispat ölçütlerine tabidir. İdari işlemlere karşı başvuru yolları ayrıca değerlendirilmelidir.

Bozma kararından sonra ne olur?

Dosya ilk derece mahkemesine gönderilir ve mahkeme bozma kararında belirtilen araştırmaları yaparak yeniden hüküm kurar. Yalnızca sanık lehine temyiz edilen hükümlerde yeni ceza öncekinden ağır olamaz (CMK m. 307/5).

Sonuç

“Garson” kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen SD kart kayıtları, Yargıtay içtihadında tek başına mahkûmiyete yeterli görülmemekte; kodun anlamı, kaydın dayanak belgeleri ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmektedir. Aynı kayıtlara ilişkin kararlarda Daire içinde farklı görüşler bulunabildiğinden, her dosyanın kendi delil bütünlüğü içinde değerlendirilmesi belirleyicidir. Bu dosyalarda dayanak belgelerin getirtilmesi ve kodlamanın diğer delillerle karşılaştırılması taleplerinin her aşamada ileri sürülmesi gerekir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.

Kanunların güncel metni: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu (mevzuat.gov.tr).

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.