FETÖ/PDY olarak nitelendirilen yapıya üyelik iddiasıyla yürütülen ceza yargılamalarında, özellikle askerî personel ve askerî okul öğrencileri hakkında sıkça başvurulan delillerden biri ankesörlü veya kontörlü sabit hatlardan yapılan arama kayıtlarıdır. İddia, örgütün askerî yapılanmasında “mahrem imam” olarak adlandırılan kişilerin, deşifre olmamak için kamuya açık sabit hatlardan sırayla birden fazla kişiyi aradığı yönündedir.
Bu yazıda, bu kayıtların hangi koşullarda delil olarak değerlendirilebileceği, Yargıtay’ın aradığı ölçütler ve eksik araştırma nedeniyle verilen bozma kararlarının içeriği, yalnızca kanun hükümleri ve Yargıtay kararları çerçevesinde açıklanmaktadır.
KISA CEVAP
- Silahlı terör örgütüne üyelik beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir ve ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 314/2; 3713 sayılı Kanun m. 5/1).
- Ankesörlü arama kaydı tek başına mahkûmiyete yetmez; aramanın örgütsel irtibat amacıyla yapıldığı somut olgu ve teknik verilerle kesin olarak tespit edilmelidir.
- Bilirkişi incelemesinde arama sayısı, ardışıklık, saat ve süre, farklı hatlar, arananların profili ve şifreleme gösterilmelidir (Yargıtay 3. CD, 2026).
- Arama kayıtları hâkim kararıyla, acele hâllerde savcı kararı ve yirmi dört saat içinde hâkim onayıyla elde edilir; kararsız elde edilen kayıt hukuka aykırı delildir (CMK m. 135/6, 217/2).
- Bu araştırmalar yapılmadan kurulan mahkûmiyet hükümleri eksik araştırma nedeniyle bozulmaktadır.
Suçun kanuni çerçevesi
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 314/2’de düzenlenmiştir ve beş yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suç 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında bulunduğundan, aynı Kanun’un m. 5/1’i uyarınca ceza yarı oranında artırılır. TCK m. 314/4 yollamasıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin etkin pişmanlık hükmü (TCK m. 221) bu suç bakımından da uygulanır.
Örgüt üyeliğinin sübutu için kişinin örgütle bir temas içinde bulunması yeterli değildir. Yargıtay kararlarında, kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk taşıyan faaliyetlerde bulunduğunun ortaya konulması aranmaktadır; aşağıda incelenen 3. Ceza Dairesi kararındaki karşı oy yazısı da bu ölçütlere dayanmaktadır. Ankesörlü telefon kayıtları, bu bağlantının ispatına yönelik delillerden biridir.
Ankesörlü arama kaydı nedir?
Ankesörlü veya kontörlü sabit hat; market, büfe, kırtasiye, lokanta gibi kamuya açık işletmelerde bulunan ve ücret karşılığı kullanılan telefon hattıdır. Bu hatlardan yapılan aramalar, kişinin kendi adına kayıtlı bir hattı kullanmasını gerektirmez. İddiaya göre bu özelliği nedeniyle örgüt içi iletişimde tercih edilmiştir.
Soruşturmalarda bu hatların arama kayıtları (HTS kayıtları) incelenmiş, aynı sabit hattan kısa aralıklarla birden fazla kişinin arandığı durumlar “ardışık arama” olarak, tek kişinin arandığı durumlar ise “tekil arama” olarak raporlanmıştır. Yargıtay kararlarına yansıdığı üzere, ülke genelinde ankesörlü ve kontörlü sabit hatlarla yapılan görüşmelere ilişkin veriler İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bir soruşturması kapsamında bir veri havuzunda toplanmış ve bu havuz, il emniyet müdürlüklerinin terörle mücadele birimlerince sorgulanabilecek şekilde kullanıma açılmıştır. Mahkemelere sunulan “ankesör/büfe sorgu raporları” bu sorgulamaların ürünüdür.
Kayıtların elde edilmesinin hukuka uygunluğu
Ankesörlü hatların ve sanığa ait GSM hattının arama kayıtları, iletişimin içeriğini değil; arayan ve aranan numarayı, tarih, saat ve süre bilgisini gösterir. Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, CMK m. 135/6 uyarınca soruşturma aşamasında hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla, kovuşturma aşamasında ise mahkeme kararıyla yapılır. Cumhuriyet savcısının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; onay verilmezse kayıtlar derhâl imha edilir.
Bu nedenle dosyada, kayıtların hangi karara dayanılarak elde edildiğinin ve kararın kapsamının kontrol edilmesi gerekir. Kararsız veya kararın kapsamı dışında elde edilen kayıtlar, Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 uyarınca hukuka aykırı delil niteliği taşır ve hükme esas alınamaz. Ankesörlü hatlara ait toplu veriler ile sanığın kendi hattına ait kayıtların ayrı ayrı karara bağlanıp bağlanmadığı da bu kapsamda incelenmelidir.
Yargıtay’ın temel yaklaşımı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararlarında yer verilen ve (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarihli, E. 2018/5526, K. 2019/6842 sayılı kararına dayanan yaklaşıma göre, ankesörlü arama kaydı kendiliğinden mahkûmiyet için yeterli kabul edilmemektedir. Kişinin, örgütün gizlilik kuralına uygun olarak ve örgütsel irtibatı sağlamak amacıyla bu hatlardan mahrem imam tarafından arandığının, her türlü şüpheden uzak ve kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve mahkemenin bu konuda tam bir vicdani kanaate ulaşması gerekir. Bu koşullar gerçekleştiğinde kayıt, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun bir delil olarak değerlendirilebilir.
Bu yaklaşım, ceza muhakemesindeki “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin ve delillerin duruşmada tartışılması zorunluluğunun (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 217) bir sonucudur. Aynı ankesörlü hattın günlük olağan kullanımda da çok sayıda kişi tarafından kullanılabildiği dikkate alındığında, kaydın olağan bir aramadan ayırt edilmesi için ek olgulara ihtiyaç duyulmaktadır.
Bilirkişi incelemesinde aranan ölçütler
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2026 yılında verdiği kararlarda, ankesörlü arama kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesinde şu hususların gösterilmesini istemiştir:
- Arama sayısı: Kişinin toplam kaç kez ankesörlü veya sabit hattan arandığı.
- Ardışıklık ve periyodiklik: Aramaların başka kişilerle birlikte sıralı biçimde yapılıp yapılmadığı ve belirli aralıklarla tekrar edip etmediği.
- Saat ve süre: Aramaların yapıldığı saatler ve konuşma süreleri.
- Farklı hatlar: Kişinin farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı.
- Ardışık arananların profili: Birlikte aranan kişilerin aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları.
- Şifreleme: Aramaları gizlemek amacıyla bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı; örneğin numaranın son rakamlarının yer değiştirilerek önce yanlış numaranın arandığı “kontrol araması” uygulaması.
Kararlarda ayrıca şu araştırmaların yapılması gerektiği belirtilmiştir:
- Kişinin arandığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının ilk arama tarihinden itibaren getirtilmesi,
- Ardışık arama kayıtlarında geçen diğer kişilerin kimliklerinin tespiti ve bu kişilerle sanık arasında GSM üzerinden HTS irtibatı bulunup bulunmadığının, aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadıklarının belirlenmesi,
- Birlikte ardışık aranan kişiler hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının araştırılması ve varsa bu kişilerin tanık olarak dinlenmesi,
- UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bir beyan bulunup bulunmadığının araştırılması ve beyanda bulunanların duruşmada, sanık ve müdafiinin soru sorma hakkı tanınarak dinlenmesi.

Eksik araştırma nedeniyle bozma kararları
Bu ölçütler gözetilmeden kurulan mahkûmiyet hükümleri Yargıtay tarafından eksik araştırma gerekçesiyle bozulmaktadır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, askerî okul öğrencisi olan sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü, yukarıda sayılan bilirkişi incelemesinin yaptırılmaması, ardışık aranan kişilerin dinlenmemesi ve örgütlü suçlar bilgi bankasının araştırılmaması nedeniyle bozmuştur (Yargıtay 3. CD, E. 2023/18570, K. 2026/7162, T. 13/4/2026). Kararın oy çokluğuyla verildiği ve karşı oy yazısında, sanığın 22 kez ardışık arandığı, aramalarda numaranın son iki basamağının değiştirilmesi yöntemine başvurulduğu ve bir tanık beyanıyla birlikte değerlendirildiğinde mahkûmiyetin yerinde olduğu görüşünün savunulduğu belirtilmelidir. Bu durum, aynı kayıtların değerlendirilmesinde Daire içinde de farklı görüşler bulunabildiğini göstermektedir.
Aynı Daire, astsubay meslek yüksek okulu öğrencisi olan bir sanık hakkındaki kararda, birlikte ardışık arandığı tanığın mahrem imamına ilişkin beyanı karşısında bu kişinin kimliğinin araştırılması ve duruşmada dinlenmesi gerektiğini de bozma nedenleri arasında saymıştır. Karar, temel cezanın gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini de ayrıca bozma nedeni yapmıştır (Yargıtay 3. CD, E. 2023/17149, K. 2026/8545, T. 28/4/2026).
Savunma bakımından değerlendirilebilecek hususlar
Yargıtay’ın aradığı ölçütler, savunmanın da hangi noktalara odaklanabileceğini gösterir:
- Raporun içeriği: Ankesör/büfe sorgu raporunun yalnızca arama listesinden ibaret olup olmadığı; ardışıklık, periyodiklik ve şifreleme yönünden analiz içerip içermediği.
- Hattın kullanıcısı: Arandığı ileri sürülen GSM hattının arama tarihlerinde gerçekten sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığı; hattın aile bireyleri veya başkaları tarafından kullanılmış olma ihtimali.
- Aramanın olağan bir açıklaması: Aramanın yapıldığı işletmenin sanığın yakın çevresine ait olması, aileden birinin ankesörlü hattan araması veya iş ilişkisi gibi olağan açıklamaların bulunup bulunmadığı.
- Diğer delillerle uyum: Ardışık aranan kişilerle başka bir irtibatın, tanık beyanının veya örgütsel faaliyeti gösteren başka bir delilin bulunup bulunmadığı.
- Tanıkların doğrudan dinlenmesi: Aleyhe beyanda bulunan kişilerin duruşmada veya SEGBİS ile dinlenmesi ve sanık ile müdafiine soru sorma imkânı tanınması (CMK m. 180, 201).
Bu talepler ilk derece yargılamasında ileri sürülmeli ve reddedilmesi hâlinde istinaf ile temyiz dilekçelerinde ayrıca gösterilmelidir. Temyiz incelemesi temyiz başvurusunda belirtilen hususlarla sınırlı olduğundan (CMK m. 301), eksik araştırmaya ilişkin itirazların dilekçede somut olarak yazılması önem taşır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tek bir ankesörlü arama kaydı mahkûmiyet için yeterli midir?
Yargıtay’ın yaklaşımında kayıt, kendiliğinden yeterli kabul edilmemektedir. Arama sayısı, ardışıklık, periyodiklik, birlikte arananların profili ve şifreleme gibi olguların teknik inceleme ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Ankesör sorgu raporu bilirkişi raporu yerine geçer mi?
Yargıtay kararlarında, sorgu raporunun yanında ayrıca ayrıntılı bir bilirkişi analizinin yaptırılması istenmektedir. Rapor, bu analizin dayanağını oluşturan verileri içerir.
Ardışık aranan diğer kişiler beraat ettiyse bu sanığı etkiler mi?
Birlikte aranan kişiler hakkındaki soruşturma ve kovuşturma sonuçları, Yargıtay’ın araştırılmasını istediği hususlar arasındadır. Bu kişilerin durumu ve beyanları, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde dikkate alınır; ancak her dosya kendi delilleriyle ayrıca değerlendirilir.
Bozma kararından sonra ne olur?
Dosya ilk derece mahkemesine gönderilir ve mahkeme bozma kararında belirtilen araştırmaları yapar. Yalnızca sanık lehine temyiz edilen hükümlerde, yeniden verilecek ceza önceki cezadan ağır olamaz (CMK m. 307/5).
Sonuç
Ankesörlü telefon kayıtları, Yargıtay içtihadında ancak teknik inceleme ve diğer delillerle desteklendiğinde örgütsel bağlantıyı gösteren delil olarak kabul edilmektedir. Arama sayısı, ardışıklık, periyodiklik, birlikte arananların profili ve şifreleme ölçütleri araştırılmadan kurulan hükümler bozulmaktadır. Bu nedenle bu tür dosyalarda bilirkişi incelemesi ve tanıkların dinlenmesine ilişkin taleplerin her aşamada açıkça ileri sürülmesi gerekir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
