Çocukların cinsel istismarı, on sekiz yaşını doldurmamış bir kişiye yönelik cinsel davranışlardır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 103, on beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı her türlü cinsel davranışı suç sayar; on beş yaşını tamamlamış çocuklarda ise cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden arar.
KISA CEVAP
- Temel ceza 8 yıldan 15 yıla kadar hapistir; sarkıntılık düzeyinde kalırsa 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir (TCK m. 103/1).
- Mağdur on iki yaşını tamamlamamışsa ceza istismarda 10 yıldan, sarkıntılıkta 5 yıldan az olamaz (m. 103/1).
- Suç kural olarak şikâyete bağlı değildir. Tek istisna, sarkıntılık düzeyinde kalan suçun failinin de çocuk olmasıdır (m. 103/1).
1. Kanun Metni
TCK m. 103 (1) ve (2)
“(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.”
2. Cinsel İstismarın Kapsamı

- On beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı her türlü cinsel davranış istismardır; çocuğun rızası sonucu değiştirmez (m. 103/1-a).
- On beş yaşını tamamlamış olsa bile fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar da bu kapsamdadır (m. 103/1-a).
- Diğer çocuklara (on beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş) karşı ancak cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı cinsel davranışlar istismardır (m. 103/1-b). Bu çocuklarla rızaya dayalı cinsel ilişki TCK m. 104 kapsamında değerlendirilir.
Algılama yeteneğinin tespiti. On beş yaşını tamamlamış mağdurun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişip gelişmediği, adli tıp uzmanı ve çocuk psikiyatristinden oluşan heyet raporuyla belirlenir. Bu tespit, fiilin TCK m. 103 mü yoksa m. 104 kapsamında mı değerlendirileceğini doğrudan belirler.
Fail çocuksa. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur; on iki-on beş yaş grubunda algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılır, on beş-on sekiz yaş grubunda ise ceza üçte bir oranında indirilir (TCK m. 31). Sarkıntılık düzeyinde kalan suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma şikâyete bağlıdır (m. 103/1).
Müstehcenlik ile ilişkisi. Çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya söz içeren ürünlerin üretilmesi ayrı bir suç olup cezası beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır; bu ürünleri bulunduran, nakleden veya başkalarının kullanımına sunan kişiler de cezalandırılır (TCK m. 226/3). İstismar sırasında görüntü kaydı alınmışsa fiil ayrıca bu madde yönünden de değerlendirilir.
3. Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Cezası
- Sarkıntılık: 3-8 yıl hapis; mağdur on iki yaşından küçükse en az 5 yıl (m. 103/1)
- Temel hâl: 8-15 yıl hapis; mağdur on iki yaşından küçükse en az 10 yıl (m. 103/1)
- Vücuda organ veya cisim sokulması: en az 16 yıl hapis; mağdur on iki yaşından küçükse en az 18 yıl (m. 103/2)
- Birden fazla kişi tarafından, toplu yaşam ortamlarından faydalanılarak, yakın hısımlar veya üvey yakınlar tarafından, vasi, eğitici, bakıcı gibi gözetim yükümlülüğü olanlar tarafından ya da nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi: ceza yarı oranında artırılır (m. 103/3)
- (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanılarak işlenmesi: ceza yarı oranında artırılır (m. 103/4)
- Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü: ağırlaştırılmış müebbet hapis (m. 103/6)
Cebir ve şiddet kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açarsa ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır (m. 103/5).
4. Şikâyet, görevli mahkeme ve usul
Suç re’sen soruşturulur; mağdurun veya ailesinin şikâyeti aranmaz. Kanundaki tek istisna, sarkıntılık düzeyinde kalan suçun failinin de çocuk olmasıdır; bu durumda soruşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
Ağır ceza mahkemesi, on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara bakar. Temel hâl (8-15 yıl) ve vücuda organ veya cisim sokulması ağır ceza mahkemesinde görülür. Sarkıntılık hâlinde ceza üst sınırı sekiz yıl olduğundan, nitelikli hâller üst sınırı on yılın üzerine çıkarmıyorsa asliye ceza mahkemesi görevlidir (5235 sayılı Kanun m. 11 ve 12).
Uzlaşma yasağı. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı olsa dahi uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m. 253/3).
Mağdurun avukat hakkı. Vekili bulunmayan mağdur, soruşturma ve kovuşturma evresinde baro tarafından kendisine ücretsiz avukat görevlendirilmesini isteyebilir; mağdur çocuksa istem aranmaksızın avukat görevlendirilir (CMK m. 234/1, 239).
Beyanın alınması. Suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş mağdur, kural olarak bir defa dinlenir ve dinlenme sırasında uzman bulundurulur. Vücuda organ veya cisim sokulması suretiyle istismara uğrayan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, Çocuk İzlem Merkezleri gibi bu amaçla hizmet veren merkezlerde savcının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır ve kayda alınır; kovuşturmada yeniden beyan ancak zorunluluk hâlinde alınır (CMK m. 236/2-5).
Tutuklama. Çocukların cinsel istismarı, tutuklama nedeninin var sayılabileceği katalog suçlar arasındadır (CMK m. 100/3-a).
Zamanaşımının başlangıcı. Çocuklara karşı üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda dava zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar (TCK m. 66/6). Bu nedenle aile içi istismarda, mağdurun yetişkin olduktan sonra yaptığı başvurular da zamanaşımına uğramamış olabilir.
Bildirim yükümlülüğü. Görevi sırasında bir suçun işlendiği yönünde belirtiyle karşılaşan hekim, hemşire ve diğer sağlık mesleği mensupları durumu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür; bildirmeme bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir (TCK m. 280). Uygulamada çocuk istismarı soruşturmalarının önemli bir kısmı, hastanelerin bu bildirimleriyle başlar.
5235 sayılı Kanun m. 12 (özet)
“Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, […] ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.”
5. Emsal Karar
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2018/7387, K. 2019/642, 04.02.2019. İlk derece mahkemesi sanığı çocuğun basit cinsel istismarından mahkûm etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, eylemin ani ve kesintili gerçekleştiğini, süreklilik göstermediğini, bu nedenle sarkıntılık düzeyinde kaldığını belirterek hükmün sarkıntılığa ilişkin hükümden kurulması gerektiği gerekçesiyle kararı oy çokluğuyla bozdu.
Daire gerekçesinden
“Sanığın gerçekleştirdiği kabul edilen eylemin ani ve kesintili şekilde gerçekleşip, süreklilik arz etmemesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı gözetilerek, ilk derece mahkemesince 5237 sayılı TCK’nın 103/1-c.2. maddesine göre hüküm kurulması gerekirken”
6. Sıkça Sorulan Sorular
Kanuna göre kimler çocuktur?
On sekiz yaşını doldurmamış kişiler (TCK m. 6/1-b).
On beş yaşından küçük çocuğun rızası önemli mi?
Hayır. On beş yaşını tamamlamamış çocuğa karşı her türlü cinsel davranış istismardır (m. 103/1-a).
Suç şikâyete bağlı mı?
Hayır, re’sen soruşturulur. Tek istisna, sarkıntılık düzeyinde kalan suçun failinin de çocuk olmasıdır.
On beş-on sekiz yaş arasındaki çocukla rızaya dayalı ilişki hangi suçtur?
Çocuğun algılama yeteneği gelişmişse ve cebir, tehdit veya hile yoksa TCK m. 104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) uygulanır.
Çocuk istismarı davasında uzlaşma mümkün müdür?
Hayır. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m. 253/3).
Aile içinde istismara uğrayan kişi yetişkin olduktan sonra şikâyette bulunabilir mi?
Evet. Üstsoy veya çocuk üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kişilerce işlenen suçlarda zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden başlar (TCK m. 66/6). Suç zaten şikâyete bağlı olmadığından başvuru üzerine soruşturma yürütülür.
Mağdur çocuğun ifadesi nasıl alınır?
Çocuğun beyanı uzman eşliğinde alınır ve kural olarak bir kez dinlenir. Vücuda organ veya cisim sokulması suretiyle istismarda soruşturma evresindeki beyan, bu amaçla hizmet veren merkezlerde savcı nezaretinde uzmanlarca alınır ve kayda geçirilir (CMK m. 236).
7. Yararlanılan Kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6, 31, 66, 103, 104, 226, 280
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 234, 236, 239, 253
- 5235 sayılı Kanun m. 11, 12
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2018/7387, K. 2019/642, T. 04.02.2019
Mevzuat 15.10.2026 tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden kontrol edilmiştir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir dosya için hukuki görüş yerine geçmez.
İlgili yazılar: Cinsel Saldırı Suçu (TCK m.102), Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu (TCK m.104). Kanunun güncel metni: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr).
