Heyet Raporu Nedir? Ceza Davası ve İnfazda Nasıl Alınır?

Heyet raporu, birden fazla uzman hekimden oluşan bir kurulun ortak değerlendirmesini içeren sağlık raporudur. Mevzuatta ve uygulamada “sağlık kurulu raporu” olarak da anılır. Tek bir hekimin düzenlediği rapordan farkı, değerlendirmenin farklı uzmanlık dallarından hekimlerin katılımıyla yapılması ve kurul kararı niteliği taşımasıdır.

Heyet raporu pek çok alanda kullanılır; bu yazıda ceza yargılaması ve cezanın infazı bakımından önem taşıyan hâller ele alınmaktadır: cezai ehliyetin belirlenmesi, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve hastalık nedeniyle cezanın infazının ertelenmesi. Yaralamanın niteliğini belirleyen adli raporlar ayrı yazılarda incelenmiştir.

KISA CEVAP

  • Heyet raporu, birden fazla uzman hekimden oluşan kurulun düzenlediği sağlık kurulu raporudur.
  • Akıl hastalığı nedeniyle ceza sorumluluğunun tespiti tek hekim raporuyla yapılamaz; yetkili hastane sağlık kurulu, üniversite ana bilim dalı heyeti veya Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu raporu gerekir (Yargıtay 3. CD, E. 2016/1442, K. 2016/2862).
  • Raporlar arasındaki çelişki Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınarak giderilir (Yargıtay 1. CD, E. 2015/1271, K. 2015/3146).
  • Hastalık nedeniyle infazın ertelenmesi için Adli Tıp Kurumunca onaylanan tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporu gerekir; kararı Cumhuriyet başsavcılığı verir (5275 sayılı Kanun m. 16).
  • Rapora karşı yeni bilirkişi incelemesi istenebilir ve uzmandan bilimsel mütalaa alınarak dosyaya sunulabilir (CMK m. 67/5-6).

Cezai ehliyetin belirlenmesi

Akıl hastalığı ve TCK m. 32

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 32/1 uyarınca akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez; bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Yeteneği bu derecede olmamakla birlikte azalmış kişiye ise indirimli ceza verilir; 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik uyarınca bu kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine de hükmolunur (TCK m. 32/2). Bu nedenle sanığın suç tarihinde akıl hastası olup olmadığı, cezanın belirlenmesinde belirleyicidir.

Yargıtay, bu tespitin tek hekim raporuyla yapılmasını yeterli görmemektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanığın cezai ehliyetinin bulunmadığına ilişkin kararın, adli tıp şube müdürlüğünde tek hekim tarafından düzenlenen bir rapora dayandırılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Daire, sanığın TCK m. 32 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda tam teşekküllü ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi sağlık kurulundan, üniversite hastanelerinin ruh sağlığı ve hastalıkları ana bilim dalı başkanlıklarında usulüne göre oluşturulmuş heyetten ya da Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması gerektiğini belirterek kararı kanun yararına bozmuştur (Yargıtay 3. CD, E. 2016/1442, K. 2016/2862, T. 10/2/2016).

Bu karar, heyet raporunun ceza muhakemesindeki işlevini açıkça göstermektedir: Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir sağlık durumu, ancak usulüne göre oluşturulmuş bir kurulun raporuyla tespit edilebilir.

Gözlem altına alınma

Akıl hastalığının tespiti için kişinin bir süre hastanede gözlem altında tutulması gerekebilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 74/1 uyarınca, fiili işlediği yolunda kuvvetli şüphe bulunan şüpheli veya sanığın uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısı ve müdafi dinlendikten sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme karar verebilir. Müdafii bulunmayan kişiye baro tarafından müdafi görevlendirilir (m. 74/2). Gözlem süresi üç haftayı geçemez; gerekirse her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir, ancak toplam süre üç ayı aşamaz (m. 74/3).

Güvenlik tedbirinin sona ermesi

Heyet raporu, akıl hastası hakkında hükmedilen güvenlik tedbirinin sona erdirilmesinde de belirleyicidir. TCK m. 57/1 uyarınca fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilir ve kişi yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Kişi, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir (TCK m. 57/2).

7571 sayılı Kanun’la bu fıkraya eklenen cümle uyarınca, TCK m. 32/1 kapsamında güvenlik tedbirine hükmedilen kişinin kurumda geçireceği süre; ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda altı aydan az olamaz. Sağlık kurulu raporunda ayrıca kişinin serbest bırakıldıktan sonra tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği ile bunun süre ve aralıkları belirtilir (TCK m. 57/3). Takip sırasında tehlikeliliğin arttığı anlaşılırsa infaz hâkimliğince yeniden güvenlik tedbirine hükmedilir (TCK m. 57/5). Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle tedavi altına alınan kişiler de kurumun sağlık kurulunca düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir (TCK m. 57/7).

Raporlar arasında çelişki

Aynı konuda farklı kurumlardan alınan raporlar birbiriyle çelişebilir. Ceza muhakemesinde mahkeme, çelişkili raporlardan birini gerekçesiz olarak tercih edemez; çelişkinin giderilmesi gerekir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, suça sürüklenen çocuğun cezai ehliyetine ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi ile Adli Tıp İhtisas Kurulunun birbirinden farklı raporlar verdiği bir dosyada, çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınarak giderilmesi gerektiği hâlde eksik soruşturmayla hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır (Yargıtay 1. CD, E. 2015/1271, K. 2015/3146, T. 13/5/2015).

Uygulamada çelişkinin giderilmesi için başvurulan sıralama şu şekildedir: önce ilgili ihtisas dairesi veya ihtisas kurulundan rapor alınır; bu raporlar arasında çelişki varsa Adli Tıp Genel Kurulunun görüşüne başvurulur.

Rapora karşı başvurulabilecek yollar

CMK m. 67/5 uyarınca bilirkişi incelemesi tamamlandığında Cumhuriyet savcısına, katılana, şüpheli veya sanığa ve müdafiine, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için süre verilir. Bu istemler reddedilirse üç gün içinde gerekçeli bir karar verilir. Ayrıca taraflar, rapor hakkında bir uzmandan bilimsel mütalaa alarak dosyaya sunabilir (CMK m. 67/6).

Rapora itirazda, raporun kaç hekim tarafından ve hangi uzmanlık dallarının katılımıyla düzenlendiği, sanığın muayene edilip edilmediği, dosyadaki tıbbi belgelerin tamamının incelenip incelenmediği ve raporun sorulan soruya yanıt verip vermediği somut olarak gösterilmelidir.

Cezai ehliyetin belirlenmesinde ve infazın ertelenmesinde aranan heyet raporları
Cezai ehliyet ve infaz ertelemesinde heyet raporu.

Hastalık nedeniyle cezanın infazının ertelenmesi

Heyet raporunun en sık başvurulduğu ikinci alan, cezanın infazı aşamasıdır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (İnfaz Kanunu) m. 16 bu konuyu düzenler.

Erteleme hâlleri

  • Akıl hastalığı (m. 16/1): Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır; hükümlü iyileşinceye kadar TCK m. 57’de belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Bu kurumda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
  • Hayat için kesin tehlike (m. 16/2): Diğer hastalıklarda infaz, resmî sağlık kuruluşlarının hükümlülere ayrılan bölümlerinde sürdürülür. Ancak hapis cezasının infazı hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa infaz iyileşinceye kadar geri bırakılır.
  • Ağır hastalık veya engellilik (m. 16/6): Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen hükümlünün cezasının infazı iyileşinceye kadar ertelenebilir. Bu fıkra 6411 sayılı Kanun’la 2013 yılında eklenmiştir.

Gerekli rapor ve karar mercii

İnfaz Kanunu m. 16/3 uyarınca erteleme kararı, cezanın infaz edildiği yer Cumhuriyet başsavcılığınca verilir. Karar, Adli Tıp Kurumu tarafından onaylanan tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporuna dayanır. Bu nedenle hastalık nedeniyle infaz ertelemesi talebinde tek hekim raporu veya özel hastane raporu yeterli değildir; tam teşekküllü bir hastanenin sağlık kurulu raporu alınmalı ve bu raporun Adli Tıp Kurumunca onaylanması sağlanmalıdır.

Erteleme kararı verilen hükümlü, bulunduğu yeri başsavcılığa bildirmekle yükümlüdür. Hükümlünün sağlık durumu, raporda belirtilen sürelerde, raporda süre belirtilmemişse yılda bir kez yeniden incelenir ve başsavcılık ertelemenin devamına karar verir. Yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde erteleme kararı geri alınır; bu karara karşı infaz hâkimliğine itiraz edilebilir (m. 16/3).

Başvuru

Hükümlü, kanuni temsilcisi veya avukatı, hükümlünün sağlık durumuna ilişkin mevcut tıbbi belgeleri ekleyerek infazı yürüten Cumhuriyet başsavcılığına dilekçeyle başvurur ve hükümlünün sağlık kurulu muayenesine sevk edilmesini talep eder. Başvuruda hastalığın adı, süregelen tedavi, günlük yaşamın sürdürülmesinde yardıma ihtiyaç bulunup bulunmadığı ve ceza infaz kurumunda tedavinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği belgelerle açıklanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Özel hastaneden alınan heyet raporu ceza davasında kullanılabilir mi?
Taraflar özel hastaneden alınan raporları veya bilimsel mütalaayı dosyaya sunabilir; mahkeme bunları değerlendirmek zorundadır. Bu belgeler, resmî kurul raporuna itirazın ve yeni rapor talebinin dayanağı olarak da kullanılabilir. Ancak cezai ehliyet veya infaz ertelemesi gibi konularda kanunun ve Yargıtay kararlarının aradığı nitelikteki kurullardan rapor alınması gerekir.

Heyet raporu almanın masrafı kime aittir?
Mahkeme veya Cumhuriyet başsavcılığınca istenen raporların giderleri yargılama giderleri arasında yer alır ve kural olarak devlet tarafından karşılanır; mahkûmiyet hâlinde yargılama giderleri sanığa yükletilebilir. Tarafların kendi talebiyle aldığı bilimsel mütalaanın gideri ise kendilerine aittir.

Hükümlü hastaneye sevk edilemiyorsa ne yapılır?
Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün sağlık kurulu muayenesi için sevki başsavcılıkça sağlanır. Acil durumlarda infaz kurumunun sağlık birimi ve başsavcılık aracılığıyla işlem yapılması istenmelidir.

Erteleme süresi cezadan sayılır mı?
Akıl hastalığı nedeniyle TCK m. 57’deki sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır (İnfaz Kanunu m. 16/1). Diğer erteleme hâllerinde ise infaz geri bırakılmış olur ve iyileşme sonrasında kalan ceza infaz edilir.

Sonuç

Ceza yargılamasında cezai ehliyetin belirlenmesi, tek hekim raporuyla değil, tam teşekküllü hastane sağlık kurulu, üniversite ana bilim dalı heyeti veya Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu raporuyla yapılır; raporlar arasındaki çelişki Adli Tıp Genel Kurulunca giderilir. Akıl hastası hakkındaki güvenlik tedbirinin sona ermesi de yerleştirildiği kurumun sağlık kurulu raporuna ve infaz hâkiminin kararına bağlıdır. Hastalık nedeniyle infaz ertelemesi için ise Adli Tıp Kurumunca onaylanan tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporu gerekir ve karar Cumhuriyet başsavcılığınca verilir. Somut dosyalara ilişkin sorular için büromuzla iletişime geçilebilir.

İlgili yazılar: İş Göremezlik Raporu Nedir? Geçici ve Sürekli İş Göremezlik

Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun.

Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.