TCK 32 Akıl Hastalığı: Ceza Sorumluluğu ve Güvenlik Tedbiri

Ceza sorumluluğu, failin işlediği fiilin anlamını kavrayabilmesini ve davranışlarını bu kavrayışa göre yönlendirebilmesini gerektirir. Bu yetenekleri akıl hastalığı nedeniyle ortadan kalkmış veya azalmış kişiye, sağlıklı bir faile uygulanan ceza aynı şekilde uygulanamaz. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 32, akıl hastalığının ceza sorumluluğuna etkisini iki dereceye ayırarak düzenler. Akıl hastalığı cezayı kaldırsa da azaltsa da kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmedilir.

Madde ve bağlantılı TCK m. 57, 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’la değiştirilmiştir. Aşağıda kanunun güncel hâli esas alınmaktadır.

KISA CEVAP

  • Akıl hastalığı nedeniyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmez, güvenlik tedbirine hükmolunur (TCK m. 32/1).
  • Yeteneği bu derecede olmamakla birlikte azalmış kişiye indirimli ceza verilir; 7571 sayılı Kanun’la ayrıca güvenlik tedbirine de hükmolunur (TCK m. 32/2).
  • Akıl hastalığı yetkili bir sağlık kurulu raporuyla, hem suç tarihi hem yargılama dönemi için tespit edilmelidir; tek hekim raporu yetmez (Yargıtay 8. CD, E. 2019/6494, K. 2022/3725).
  • Gerekirse kişi resmî sağlık kurumunda en fazla üç hafta, uzatmalarla toplam üç ayı geçmemek üzere gözlem altına alınabilir (CMK m. 74).
  • m. 32/1 kapsamında güvenlik tedbirinde kurumda kalış süresi, müebbetlik suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yılı aşan suçlarda altı aydan az olamaz (TCK m. 57/2).

Kusur yeteneği ve akıl hastalığı

Kusur yeteneği (isnat yeteneği), kişinin fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğidir. TCK, kusur yeteneğini etkileyen hâlleri “Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler” arasında sayar: yaş küçüklüğü (m. 31), akıl hastalığı (m. 32), sağır ve dilsizlik (m. 33) ile geçici nedenler ve alkol veya uyuşturucu madde etkisi (m. 34).

Kanun “akıl hastalığı” kavramını tanımlamamıştır. Hangi rahatsızlığın bu kapsama girdiği tıbbi bir tespittir; ancak belirleyici olan teşhisin adı değil, rahatsızlığın işlenen fiil bakımından algılama ve yönlendirme yeteneğine etkisidir. Bu nedenle aynı teşhise sahip iki kişiden biri TCK m. 32 kapsamında değerlendirilirken diğeri değerlendirilmeyebilir. Değerlendirme, fiilin işlendiği ana göre yapılır.

Tam akıl hastalığı: TCK m. 32/1

TCK m. 32/1 şöyledir:

“Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.”

Hüküm iki seçenekli bir ölçüt koyar. Kişi ya fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını hiç algılayamamalı ya da davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olmalıdır. Bu iki şarttan biri gerçekleştiğinde kişiye ceza verilmez.

Fiilin hukuka aykırılığı ise ortadan kalkmaz. Bu nedenle mahkeme, sanığın fiili işlediği sabit olduğunda beraat kararı değil, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 223/3-a uyarınca kusurunun bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verir ve güvenlik tedbirine hükmeder. Fiilin sanık tarafından işlendiği sabit değilse veya fiil suç oluşturmuyorsa CMK m. 223/9 uyarınca beraat kararı önceliklidir; derhâl beraat verilebilecek hâllerde ceza verilmesine yer olmadığı kararı kurulamaz.

Kısmi akıl hastalığı: TCK m. 32/2

TCK m. 32/2, birinci fıkradaki derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiyi düzenler. Bu kişiye ceza verilir, ancak ceza indirilir:

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl,
  • Müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir.
  • Diğer hâllerde ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir.

İlk iki hâlde indirim zorunludur. Diğer hâllerde ise mahkeme altıda bire kadar indirim yapma konusunda takdir yetkisine sahiptir; indirim yapıp yapmadığını ve oranı gerekçesinde göstermelidir.

İndirimin hangi aşamada uygulanacağı TCK m. 61/5’te belirlenmiştir. Temel ceza ve artırım nedenleri belirlendikten sonra bu ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı hükümleri, en son da takdiri indirim nedenleri uygulanır. Bu sıranın gözetilmemesi, sonuç cezanın hatalı hesaplanmasına yol açar ve kanun yolunda ileri sürülebilir.

7571 sayılı Kanun’la değiştirilen son cümleye göre kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur. Böylece kısmi akıl hastalığında ceza ile güvenlik tedbiri birlikte uygulanır.

Tam ve kısmi akıl hastalığının ceza sorumluluğuna etkisi, tespit usulü ve güvenlik tedbirinde asgari süreler
TCK m. 32’de akıl hastalığının iki derecesi ve sonuçları.

Akıl hastalığının tespiti

Sağlık kurulu raporu zorunluluğu

Akıl hastalığının varlığı ve derecesi tıbbi uzmanlık gerektirdiğinden hâkim bu konuda kendi gözlemiyle karar veremez. Yargıtay, raporun yetkili bir sağlık kurulundan alınmasını ve TCK m. 32’deki ölçütlere doğrudan cevap vermesini aramaktadır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, psikiyatri uzmanı bulunmayan, yalnızca adli tıp uzmanlarınca düzenlenmiş rapora dayanılarak hüküm kurulmasını eksik araştırma saymıştır. Daire, sanığın fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığının, azalmamışsa TCK m. 32/2 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan, bir üniversite hastanesinin psikiyatri anabilim dalı başkanlığından veya bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden alınacak heyet raporuyla belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 8. CD, E. 2019/6494, K. 2022/3725, T. 03/03/2022).

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de kasten yaralama suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine hükmedilen bir dosyada, tek bir ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanının düzenlediği raporla yetinilmesini bozma nedeni yapmıştır. Daire, sanığın suç tarihinde ve hâlen TCK m. 32 kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığının sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 3. CD, E. 2020/2907, K. 2020/7183, T. 18/06/2020).

Bu kararlardan çıkan sonuç şudur: Raporun hem suç tarihindeki hem de yargılama sırasındaki durumu ayrı ayrı açıklaması, TCK m. 32’nin birinci ve ikinci fıkralarındaki ölçütlere açıkça cevap vermesi ve yetkili bir kuruldan alınması gerekir. Tek hekim raporu veya bu sorulara cevap vermeyen genel bir sağlık raporu yeterli değildir.

Gözlem altına alma: CMK m. 74

Bazı durumlarda ayaktan muayene yeterli olmaz. CMK m. 74 uyarınca, fiili işlediği yolunda kuvvetli şüphe bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, hastaysa ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun davranışları üzerindeki etkisini saptamak için resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilebilir. Kararın şartları şunlardır:

  • Uzman hekimin önerisi,
  • Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesi,
  • Soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminin, kovuşturma evresinde mahkemenin kararı.

Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa baro tarafından müdafi görevlendirilir. Gözlem süresi üç haftayı geçemez; gerekirse sağlık kurumunun istemiyle her defasında üç haftayı aşmayan ek süreler verilebilir, ancak toplam süre üç ayı geçemez. Gözlem altına alma kararına itiraz edilebilir ve itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur (CMK m. 74/4).

Savunma açısından yapılabilecekler

Sanığın tutum ve davranışları, geçmiş tedavi kayıtları veya aile beyanları akıl sağlığı konusunda şüphe uyandırıyorsa, müdafi soruşturma ya da kovuşturma aşamasında rapor alınmasını talep edebilir. Bu talebe dayanak olarak eski hastane kayıtları, reçeteler ve sağlık kurulu raporları dosyaya sunulabilir. Alınan rapor TCK m. 32’deki ölçütlere cevap vermiyorsa veya iki rapor arasında çelişki varsa, ek rapor ya da Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması istenebilir. Kanun yolu aşamasında da eksik araştırma itirazı ileri sürülebilir.

Fiilden sonra ortaya çıkan akıl hastalığı

TCK m. 32, fiilin işlendiği andaki durumu esas alır. Fiil sırasında sağlıklı olan kişinin yargılama sırasında akıl hastalığına yakalanması, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak kişi savunmasını yapamayacak durumdaysa yargılamanın sürdürülmesi mümkün olmayabilir. CMK m. 74/5, gözlem altına alma hükmünün CMK m. 223/8 uyarınca durma kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanacağını öngörür. Bu durumda mahkeme, sanığın iyileşmesini beklemek üzere durma kararı verebilir.

Güvenlik tedbiri: TCK m. 57

Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilir ve bu kişiler yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınır (TCK m. 57/1). Güvenlik tedbiri bir ceza değildir; amacı kişiyi tedavi etmek ve toplumu korumaktır.

Kişi, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulu raporunda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir (TCK m. 57/2). 7571 sayılı Kanun’la eklenen cümleye göre TCK m. 32/1 uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen kişilerin kurumda geçireceği süre:

  • Ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan,
  • Üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda altı aydan

az olamaz.

Serbest bırakmada sağlık kurulu raporu, gerekirse tıbbi kontrol ve takibin süre ve aralıklarını da belirtir. Takip, Cumhuriyet savcılığınca kişinin yetkili sağlık kuruluşuna gönderilmesiyle sağlanır. Takip sırasında tehlikeliliğin arttığı anlaşılırsa infaz hâkimliğince yeniden güvenlik tedbirine hükmedilir (TCK m. 57/3-5).

Sıkça Sorulan Sorular

Akıl hastalığı raporu olan kişi hiç yargılanmaz mı?
Yargılanır. Akıl hastalığı soruşturma veya kovuşturmayı kendiliğinden engellemez. Mahkeme fiilin işlenip işlenmediğini ve suç tarihindeki kusur yeteneğini inceler; sonuçta ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine, kısmi hâlde ise indirimli ceza ile güvenlik tedbirine hükmeder.

Alkol veya uyuşturucu etkisi akıl hastalığı sayılır mı?
Sayılmaz. Bu durumlar TCK m. 34’te ayrıca düzenlenmiştir ve iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde işlenen suçlarda sorumluluk kalkmaz (TCK m. 34/2). Bağımlılığın akıl hastalığı düzeyine ulaşıp ulaşmadığı ise ayrı bir tıbbi değerlendirme konusudur.

Rapor alınmasını kim isteyebilir?
Cumhuriyet savcısı, mahkeme, şüpheli veya sanık ve müdafii rapor alınmasını isteyebilir. Mahkeme, dosyadaki bilgiler şüphe uyandırıyorsa talep olmasa da araştırma yapmakla yükümlüdür.

Güvenlik tedbiri ne kadar sürer?
Kanun, güvenlik tedbiri için bir üst süre öngörmemiştir. Tedbirin süresi, işlenen suç için öngörülen hapis cezasının süresine bağlı değildir; kişinin tedavisinin seyrine ve toplum açısından tehlikeliliğine göre belirlenir.

Sonuç

TCK m. 32’ye göre akıl hastalığı nedeniyle fiilin anlamını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmez; yeteneği bu derecede olmamakla birlikte azalmış kişinin cezası indirilir. Her iki hâlde de güvenlik tedbirine hükmedilir. Sonucu belirleyen, suç tarihindeki durumu açıklayan ve yetkili bir sağlık kurulundan alınan rapordur. Somut duruma ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.

Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.

Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.