Uyuşturucu Suçlarında Hukuka Aykırı Arama ve Yargıtay Kararları

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti ve kullanmak için bulundurma suçlarında en sık başvurulan koruma tedbiri aramadır. Kolluk, hâkim kararı ya da Cumhuriyet savcısının yazılı emri olmadan bir kişinin üstünü, aracını veya evini ararsa bu aramada ele geçen uyuşturucu madde hükme esas alınamaz. Yargıtay bu sonucu, ele geçen madde suçun maddi konusu olsa ve sanık suçu ikrar etse bile aynı şekilde uygular.

KISA CEVAP

  • Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez (Anayasa m. 38/6).
  • Arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılır (CMK m. 119/1).
  • Genel nitelikteki önleme araması kararı, belli bir suç şüphesi üzerine yapılan adli aramanın yerini tutmaz.
  • Kararsız ya da yalnızca sözlü talimatla yapılan aramada ele geçen uyuşturucu madde, ikrar bulunsa bile hükme esas alınamaz.
  • Başka kesin delil yoksa suçun maddi konusu bulunmadığı için suçun unsurları oluşmaz.

Bu yazıda hukuka aykırı delil yasağını, aramaya kimin karar verdiğini ve adli arama kararı veya yazılı emir olmadan yapılan üst, araç, konut ve eşya aramalarına ilişkin Yargıtay 20. ve 10. Ceza Dairelerinin 14 kararını aktarıyoruz.

1. Hukuka Aykırı Delil Yasağı

Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe hukuka uygun araçlarla ulaşmaktır. Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin 6. fıkrası, hukuka aykırı delilin yargılamada kullanılmasını yasaklar.

Anayasa m. 38/6

“Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) aynı kuralı birkaç yerde tekrarlar. CMK m. 206/2-a’ya göre ortaya konulması istenen delil, “kanuna aykırı olarak elde edilmişse” reddolunur.

CMK m. 217/2

“Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”

CMK m. 230/1-b, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde “dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi”ni ister. CMK m. 289/1-i ise “Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması” hâlini hukuka kesin aykırılık sayar.

Anayasa m. 38/6, CMK m. 206, 217 ve 289 hukuka aykırılığın ağırlığına göre bir ayrım yapmaz. Hukuka aykırı elde edilen her delil değerlendirme dışında kalır.

2. Aramaya Kim Karar Verir?

Arama, kişinin özel hayatının gizliliğine, beden bütünlüğüne ve konut dokunulmazlığına doğrudan müdahaledir. Bu yüzden CMK m. 116 ve devamı, Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu (PVSK) ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği aramayı sıkı şekil ve yetki şartlarına bağlar.

CMK m. 116/1

“Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.”

CMK m. 119/1

“Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler.”

Belli bir suçun işlendiği ve belli bir kişinin bu suçla ilgili olduğu şüphesi doğduğunda yapılacak arama adli aramadır. Bunun için o olaya ilişkin hâkim kararı ya da yazılı arama emri gerekir. Suç işlenmesini önlemek amacıyla verilen genel nitelikteki önleme araması kararı adli aramanın yerini tutmaz.

3. Uygulamada Hukuka Aykırı Sayılan Aramalar

Uyuşturucu suçlarında hukuka aykırı arama bilgi grafiği

Somut bir ihbar veya makul şüphe bulunduğu hâlde şu aramalar hukuka aykırı delil sorunu doğurur:

  • Hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri alınmadan yapılan aramalar,
  • Cumhuriyet savcısının yalnızca sözlü talimatıyla yapılan aramalar,
  • Genel nitelikteki önleme araması kararına dayanılarak yapılan adli aramalar,
  • Kolluğun kendiliğinden yaptığı üst, araç ve konut aramaları.

Bu aramada ele geçen uyuşturucu madde hem suçun maddi konusu hem de suçun delilidir. Delil hükme esas alınamayınca ve başka kesin delil de yoksa suçun maddi konusu bulunmadığı için suçun unsurları oluşmaz.

4. Yargıtay’ın Yaklaşımı

Aşağıdaki daire kararları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610 E. – 2014/512 K., 2013/841 E. – 2014/513 K. ve 2014/166-514 sayılı kararlarına dayanır. Bu kararlarda adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, böyle bir aramada bulunan delilin ve suçun maddi konusunun hükme esas alınamayacağı belirtilir.

5. Yargıtay Kararları

1. Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi, E. 2015/15694, K. 2015/5338, T. 23.12.2015

Özet: Adli arama kararı olmadan şüphe üzerine üstte yapılan aramada ele geçen uyuşturucu madde hukuka aykırı delildir, mahkûmiyete esas alınamaz. Tanığın arama yapılmadan önce yere attığı uyuşturucu madde ise hukuka uygun delil kabul edilir.

Mahkeme : İSTANBUL 14. Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Temyiz incelemesi, müdafiinin süresindeki isteği nedeniyle sanık hakkında duruşmalı olarak yapıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : 1-Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512- 2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Dosyaya konu olayda, 26/08/2014 tarihinde şüphe üzerine sanığın ve tanık … ile tanık …’in üzerlerinde CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” veya “yazılı adli arama emri” alınmadan yapılan aramada, 17.7 gram eroin ele geçirilmiştir. Hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu madde, “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak değerlendirme dışı bırakılarak, hükme esas alınamayacak ise de, tanık … üzerinde arama yapılmadan önce yere attığı 3 paket eroinin suçun maddi konusu ve suç delili olarak kabul edilmesi, bu nedenle sanığın yalnızca çocuk yaştaki Gürkan’a uyuşturucu madde sattığı sabit olduğundan sanık hakkında; TCK’nın 188/3. maddesi ve Gürkan’ın 18 yaşından küçük olduğunun getirtilecek nüfus kaydından anlaşılması halinde son cümlesi ile 188/4. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği ve aynı Kanunun 43. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 2-İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca alınan tanık numunenin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 3-Sanıkta ele geçen 930 TL’den 60 TL’nin uyuşturucu madde ticaretinden elde edildiği sabit olduğundan 60 TL’nin TCK’nın 55. maddesi gereğince müsaderesine ve kalan 870 TL’nin ise sanığa iadesine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması, 4-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ile müdafiinin duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde olduğundan, re’sen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA, CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, hükmolunan hapis cezasının süresi ile tutuklama tarihine göre salıverilmesine ilişkin talebin reddine, 23/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TEFHİM TUTANAĞI: 23.12.2015 tarihinde verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı ….nin katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ….müdafii Av. …..’ın yokluğunda/yüzüne karşı 21.01.2016 tarihinde, açık olarak okunup anlatıldı.

2. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/1448, K. 2015/4583, T. 09.11.2015

Özet: İhbar üzerine şüphelinin üstünde veya naklettiği eşyada adli arama kararı ya da yazılı emir olmadan yapılan aramada ele geçen uyuşturucu madde, ikrar bulunsa bile hukuka aykırı delildir ve hükme esas alınamaz.

Tebliğname No : 10 – 2008/245144 Mahkemesi : İSTANBUL 14. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) Tarihi ve Numarası : 16/05/2008 – 2007/63 esas ve 2008/116 karar Suçlar : 1-Uyuşturucu madde ticareti yapma 2-Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A)Sanık F.. Ş.. hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; 1-Sanığın 18.05.2006 tarihinde sanık A.. M..’nın talimatı ile naklettiği iddia ve kabul edilen uyuşturucu maddenin ele geçirilememiş olması nedeniyle uyuşturucu ticareti suçundan sorumlu tutulamayacağı ve 24.08.2006 tarihinde yakalanması sırasında evinde yapılan aramada ele geçirilen 2,0 gram esrar maddenin kullanma sınırları içerisinde kaldığının anlaşılması karşısında, eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağı gözetilmeden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; a) 5237 sayılı TCK’nın 5 ve 53. maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesi hükmü gereğince sanık hakkında 2918 sayılı Kanun’un 119. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmaması, b) ….Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce suça konu uyuşturucu maddelerden alınan şahit numunelerin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmiş olduğundan hükmün BOZULMASINA, 2)Sanık A.. M.. hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610 – 2014/512, 2013/841 – 2014/513 ve 2014/166 – 514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Oluş ve dosya içeriğine göre, uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair ihbar alınan sanık hakkında başlatılan soruşturma kapsamında sanığa yüklenen 18.05.2006, 03.06.2006 ve 17.07.2006 tarihli eylemlerde ticaret amacıyla nakledildiği iddia ve kabul edilen uyuşturucu maddelerin ele geçirilememiş olması ve mahkumiyete esas alınamayacakları gözetildiğinde; İletişimin tespiti tutanaklarından hareketle 23.08.2006 tarihinde sanık adına uyuşturucu madde naklettiği tespit edilen sanık K.. B..’un üzerinde, CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” veya “yazılı adli arama emri” alınmadan yapılan aramada, uyuşturucu maddeyi nakleden sanık K.. B..’tan 504,465 gram esrar olarak tabir edilen uyuşturucu maddenin ele geçirildiği anlaşılmış ise de; sanık K.. B..’un üzerinde yapılan hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddenin, “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı, ancak; a) 23.08.2006 tarihinde ele geçirilen uyuşturucunun, yakalama ve fiziki takip tutanaklarına göre, bir kısmının sanığın elinde bulunan poşetten ve bir kısmının da üzerinde yapılan aramada ele geçirildiğinin belirtilmesine rağmen, sanığın duruşmada alınan ifadesinde üzerinde ele geçirilen uyuşturucu madde dışındaki esrarı zeytinliğe sakladığını ifade etmesi karşısında, tutanak düzenleyici polislerin dinlenmesi suretiyle, mahkumiyete esas alınan bu uyuşturucunun ne şekilde ele geçirildiğinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiğinin gözetilmemesi, b) Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, sanığa yüklenen fiiller içerisinde bulunmayıp, iletişimin tespit tutanakları, 24.05.2006 ve 15.06.2006 tarihli fiziki takip tutanakları içeriklerinden ve sanık T.. K..’un 24.08.2006 tarihinde müdafii huzurunda alınan ifadesinden, sanığın ayrı ayrı tarihlerde satmış olduğu uyuşturucuların 24.05.2006 tarihinde R.T. ve K. E. 15.06.2006 tarihinde sanık L.. Ş..’den ele geçirildiklerinin iddia ve beyan edilmiş olması karşısında, her iki eylemin sanık hakkında düzenlenen 21.09.2006 tarihli iddianameden önce olmaları nedeniyle, söz konusu olaylara ilişkin ne tür işlemler yapıldığı ve bu eylemler nedeniyle sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan davalar açılıp açılmadığının araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayinin gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; c) 5237 sayılı TCK’nın 5 ve 53. maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesi hükmü gereğince sanıklar hakkında 2918 sayılı Kanun’un 119. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmaması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, C)Sanık L.. Ş.. hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra; a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” Karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

3. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2016/1028, K. 2016/2417, T. 25.04.2016

Özet: Muhbir ihbarı üzerine izlenen kişinin üstünde adli arama kararı veya yazılı emir alınmadan yapılan aramada bulunan uyuşturucu madde hukuka aykırı delildir, mahkûmiyete esas tutulamaz.

Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512-2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Suç tarihinde, CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” ve “yazılı adli arama emri” alınmadan muhbirin ihbarı sonrasında izlenen sanığın, uyuşturucu alışverişi yapıldığı değerlendirilerek üzerinde yapılan üst aramasında suça konu uyuşturucu maddenin ele geçtiği, tedavi ve denetimli serbestlik kararının uygulanması sırasında suç tarihinden 8 ay sonra 22/12/2010 ve 06/02//2012 tarihleri arasında yapılan ve uyuşturucu madde kullanımı tespit edilen raporların suç tarihinde sanığın uyuşturucu madde kullandığına yönelik delil olarak kabul edilemeyeceği göz önüne alınarak suç tarihinde uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle de belirlenmediği anlaşılan sanığın; uyuşturucu madde kullandığına ilişkin soyut beyanı dışında, atılı suçu işlediğine ilişkin, kuşku sınırlarını aşan ele geçen madde dışında kesin delil bulunmadığı dosyadaki bilgilerden anlaşılmakla; hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin, “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı, somut olayda suçun maddi konusunun bulunmaması nedeniyle suçun unsurları oluşmayacağı gözetilerek arama yapılmadan önce usulüne göre alınmış bir karar ya da yazılı arama emri temin edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, B)Kabule göre; Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği araştırılmadan ve TCK 191. maddesinde 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklere ilişkin değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

4. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2016/1031, K. 2016/2123, T. 18.04.2016

Özet: Yalnızca şüphe üzerine, adli arama kararı veya yazılı emir olmadan yapılan üst araması hukuka aykırıdır. Bu aramada elde edilen uyuşturucu madde delil olarak kullanılamaz.

Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512-2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Suç tarihinde, CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” ve “yazılı adli arama emri” alınmadan şüphelenilmesi nedeniyle sanığın üzerinde yapılan üst aramasında suça konu uyuşturucu maddenin ele geçtiği ve uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle de belirlenmediği anlaşılan sanığın; uyuşturucu madde kullandığına ilişkin soyut beyanı dışında, atılı suçu işlediğine ilişkin, kuşku sınırlarını aşan ele geçen madde dışında kesin delil bulunmadığı dosyadaki bilgilerden anlaşılmakla; hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin, “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı, somut olayda suçun maddi konusunun bulunmaması nedeniyle suçun unsurları oluşmayacağı gözetilerek arama yapılmadan önce usulüne göre alınmış bir karar ya da yazılı arama emri temin edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, B) Kabule göre; 1-Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği araştırılmadan sadece sabıka kaydına bakılarak hüküm kurulması, 2-Önceki kararı sadece sanık temyiz ettiği halde kazanılmış hakka riayet edilmeyerek ertelenmiş dahi olsa para cezasından daha aleyhe olan hapis cezasına hükmedilmesi, 3-28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde yer alan, “kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır ” hükmü gereğince sanığa ….Şube Müdürlüğünün 22/02/2013 tarihli uyarı davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu; ancak sanığın yasal sürede müracaat etmemesi üzerine, sanığa tekrar yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtarat gönderilmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın ilk ihtarata uymamasının, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5. Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi, E. 2018/331, K. 2018/4335, T. 16.10.2018

Özet: Cumhuriyet savcısının yazılı emri veya hâkim kararı olmadan, yalnızca sözlü talimatla gece vakti konutta yapılan arama hukuka aykırıdır. Ele geçen uyuşturucu maddeler suça ilişkin delil olarak değerlendirilemez.

Mahkeme : İSTANBUL 17. Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dosya kapsamına ve olay tutanaklarının içeriğine göre, Fatih ilçesi Karagümrük Mahallesi… adresli gecekonduda Radi isimli şahsın uyuşturucu madde ticareti yaptığı istihbaratı üzerine izleme sırasında hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tefrik kararı verilen …’ün adrese girdiği ve birkaç dakika sonra çıkması sonrasında … durdurularak yapılan kaba üst aramasında alüminyum folyoya sarılı 5 paket halinde sentetik kannobinoid ele geçirilmesi üzerine geceleyin 22:45 sıralarında Cumhuriyet savcısının sözlü talimatı ile sanığın evine gidilerek yapılan aramada alüminyum folyoya sarılı 25 paket halinde net 2 gram sentetik kannobinoid ele geçirildiği anlaşılmaktadır. CMK’nın 116 ve 119. maddelerine göre “adli arama”, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa adli arama yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610, 2014/512, 2013/841, 2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Bozma üzerine yapılan araştırma sonucunda gece vakti evin aranması için arama kararı ya da arama emri bulunmadığı önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramanın hukuka aykırı olup, ele geçirilen uyuşturucu maddelerin suça ilişkin delil olarak kullanılamayacağı mahkemece kabul edilmiş, Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tefrik kararı verilen …’ün yapılan kaba üst araması sonucunda alüminyum folyoya sarılı 5 paket halinde sentetik kannobinoid ele geçirilmesi nedeniyle sanık …’nin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sübuta erdiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; …’in üst aramasında ele geçen maddelere ilişkin “…Karagümrük Tek Çalı Çıkmazı sokağa gittiğimde orada gördüğüm 40 yaşlarındaki bir şahsın yanına yaklaşarak kendisinden uyuşturucu madde satın almak istediğimi söyledim, şahıs bonzai var dedi, bunun üzerine şahsa 50 TL para vererek karşılığında 5 adet fişek halindeki uyuşturucu bonzai maddesini satın alarak oradan yaya olarak yürüdüm. polisler sorduğunda uyuşturucu maddeyi nasıl ve kimden satın aldığımı anlattım, polisler zaten bizi izlediklerini söylediler ve beni bir ekip otosuna aldılar, kısa süre sonra uyuşturucu madde satın aldığım 40 yaşlarındaki şahsında polisler tarafından yakalanmış olduğunu gördüm, o şahsın ismini polislerden … olarak öğrendim ve birlikte buraya getirildik…” şeklindeki kollukta sanık … müdafii bulunmadan alınan beyanı ile usulune uygun en azından tip ve giyim yönünden birbirine benzer olan şahıslar arasından yapılmayan teşhis tutanağı ve …’in soyut beyanı dışında, sanığın savunmalarının aksine, kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyete yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, bozma nedenine göre başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise sanığın SALIVERİLMESİ için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına, 16/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

6. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2016/149, K. 2016/2716, T. 03.05.2016

Özet: Belli bir suç ve şüpheli tespit edilip fiziki takip yapıldıktan sonra adli arama kararı alınmadan araçta ve kişilerin üstünde yapılan arama hukuka aykırıdır, elde edilen maddeler delil niteliği taşımaz.

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512, 2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adlî arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Somut olayda, kolluk görevlilerinin çalışmalarında ismi ve soyismi tespit edilen sanığın … plaka sayılı araçla belirlenen mahalleden eroin maddesi alarak yanında bulunan şahıslara para karşılığı sattığı bilgisinin alınmasından sonra sanığın ve içinde bulunduğu aracın fiziki takibe alınması karşısında; sanığı ve niteliği belli olan bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluşmuştur. CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adlî arama kararı” alınmadan, sanığın ve yanında bulunan şahısların üzerinde ve içinde bulunduğu arabanın içerisinde arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu aramalar sonucu bulunan uyuşturucu madde ise hem “suçun maddî konusu” hem de “suçun delili” olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz. Açıklanan nedenlere göre; sanığın üzerinde arama yapılması konusunda, “adli arama emri/ kararı” olup olmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirtilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

7. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/8521, K. 2016/3948, T. 20.06.2016

Özet: Otogara uyuşturucu getireceği ihbar edilen ve kimliği belirlenen kişinin üstünde adli arama kararı olmadan yapılan arama hukuka aykırıdır, elde edilen uyuşturucu madde hükme esas alınamaz.

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512, 2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adlî arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Somut olayda, gelen ihbar ve kolluk görevlilerinin çalışmalarında ismi ile soyismi tespit edilen sanığın uyuşturucu madde verdiği kabul edilen başka dosyanın sanığı …’nin İstanbul ilinden Kastamonu iline uyuşturucu madde getireceği bilgisinin alınmasından sonra …’nin otogarda beklenmesi karşısında; sanığı ve niteliği belli olan bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluşmuştur. CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adlî arama kararı” alınmadan, sanığın üzerinde ve eşyalarında arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu aramalar sonucu bulunan uyuşturucu madde ise hem “suçun maddî konusu” hem de “suçun delili” olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz. Açıklanan nedenlere göre; …’nin üzerinde arama yapılması konusunda, “adli arama emri/ kararı” olup olmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirtilerek duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 20/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

8. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/15825, K. 2016/1213, T. 01.03.2016

Özet: Sanığın eroin sattığı bilgisi alınıp sanık izlemeye alındıktan sonra adli arama kararı veya yazılı emir olmadan yapılan üst araması hukuka aykırı delil oluşturur.

Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512-2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adlî arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Somut olayda, kolluk görevlilerinin çalışmalarında ismi ve soyismi tespit edilen sanığın eroin sattığı bilgisinin alınmasından sonra sanığın izlemeye alınması karşısında; sanığı ve niteliği belli olan bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluşmuştur. CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adlî arama kararı” alınmadan, sanığın üzerinde arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu aramalar sonucu bulunan uyuşturucu madde ise hem “suçun maddî konusu” hem de “suçun delili” olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz. Açıklanan nedenlere göre; sanığın üzerinde arama yapılması konusunda, “adli arama emri/ kararı” olup olmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirtilerek duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 01/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

9. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/13713, K. 2021/5709, T. 18.05.2021

Özet: Devriye sırasında durdurulan araçtaki kişilerin üst araması adli arama kararı veya yazılı emir yerine genel önleme araması kararına dayanılarak yapılmışsa arama hukuka aykırıdır, elde edilen uyuşturucu maddeler delil kabul edilemez.

Mahkeme : KOCAELİ 2. Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkumiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Hükmün gerekçesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 29.05.2019 tarihli, 2017/1680 esas ve 2019/3398 karar sayılı bozma ilamında belirtilen arama kararının gerektiğine ilişkin husus değerlendirilmeden hüküm kurulması, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610 – 2014/512, 2013/841 – 2014/513 ve 2014/166 – 514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Somut olayda; devriye görevinin ifası sırasında şüpheli görülen aracın durdurulması üzerine, sanık …’nın yapılan üst aramasında, iç çamaşırı içinden 15 fişek halinde, …’un pantolon cebinde 2 fişek halinde sentetik kannabinoid olan suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, ancak CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” veya “yazılı adli arama emri” alınmadan, “Gölcük 1.Sulh Ceza Mahkemesi’nin 07.05.2014 tarihli 2014/162 değişik iş sayılı önleme araması kararına” dayanılarak yapılan arama sonucu bulunan uyuşturucu madde hem “suçun maddi konusu” hem de “suçun delili” olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden, hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık … müdafii ile sanık …’nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükümlerin BOZULMASINA, 18.05.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/9434, K. 2018/806, T. 13.02.2018

Özet: Önleme araması kararının ve ikamet aramasını içeren Cumhuriyet savcısı yazılı emrinin aslı veya onaylı örneği dosyada yokken eksik araştırmayla mahkûmiyet hükmü kurulması bozma nedenidir.

Mahkeme : . Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : 1-) Olay, yakalama, ev arama, el koyma ve fiziki takip tutanağında belirtilen 2011/245 sayılı önleme arama kararı ve sanığın ikametinde arama yapılmasına dair Cumhuriyet savıcısının arama emrinin dosya içinde bulunmadığı anlaşıldığından, anılan evrakların aslı ya da onaylı örneği getirtilerek bu dosya içinde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre; 2-) Sanığın üst aramasında ve kendisinin bildirmesi ile ikametinde ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı ve ele geçme şekli itibari ile kullanma amacı dışında temin veya ticaret yapma kastıyla uyuşturucu madde bulundurduğu ya da … … ya da başka bir şahsa uyuşturucu madde sattığı yönünde, sanığın savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığından; sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu yerine uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 13/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

11. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/15097, K. 2016/950, T. 18.02.2016

Özet: İhbar üzerine eşkâle uyan ve kaçan kişi yakalandıktan sonra usulüne uygun adli arama kararı veya yazılı emir olmadan üstünün aranması ve uyuşturucu elde edilmesi hukuka aykırıdır.

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512-2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Oluş ve dosya içeriğine göre, olay günü uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair ihbar alınan sanık hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, ihbarda belirtilen eşgale uygun şahıs olan sanığın görülmesi üzerine kaçmaya başladığı, yapılan takip sonucu yakalandığı, yapılan aramada, 8 adet fişek halinde 3 gr esrar olarak tabir edilen uyuşturucu maddenin ele geçirildiği anlaşılmakla, a)Öncelikle, şüphelinin üstünün aranmasına ilişkin CMK’nın 116.-119. maddelerine uygun bir arama kararı ya da yazılı emir olup olmadığının araştırılıp varsa temini ile dosyaya eklenmesi, b)Üst aramalarına ilişkin bir arama kararı ya da yazılı emir bulunmaması halinde, yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olup Anayasanın 38/6, CMK’nın 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b maddelerine aykırılık oluşturup hükme esas alınamayacağı, Hususları da dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan suça konu uyuşturucu maddelerin TCK’nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesi yerine, aynı Kanun’un 54/1. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 18.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

12. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/1524, K. 2015/3995, T. 12.10.2015

Özet: Şüphe üzerine durdurulan araçta CMK m. 116-119’a uygun adli arama kararı veya yazılı emir olmadan yapılan aramada uyuşturucu ele geçirilmesi hukuka aykırıdır, sanık hakkında beraat kararı verilmelidir.

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512-2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Oluş ve dosya içeriğine göre, 23/03/2007 tarihinde şüphe üzerine sanığın aracında CMK’nın 116-117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” veya “yazılı adli arama emri” alınmadan yapılan aramada, 874 gram uyuşturucu madde ele geçirildiği anlaşılmakla, sanığın aracında yapılan hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddenin, “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı gözetilerek, somut olayda suçun maddi konusu bulunmadığından, dolayısı ile suçun unsurları oluşmadığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

13. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2016/249, K. 2016/3316, T. 31.05.2016

Özet: İstihbari bilgi ve gözetleme sonucunda sanığın üst araması yapılmadan önce usulüne uygun adli arama kararı veya yazılı adli arama emri bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Karar ya da emir yoksa deliller hukuka aykırıdır.

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkumiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512-2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, ikrar bulunsa bile Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Oluş ve dosya içeriğine göre, uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin istihbari bilgi elde edilmesinden sonra görevlilerce gözetlenmeye başlanan sanığın yanına gelen şahıslara birşeyler alıp verdiğinin görülmesi üzerine, sanığın yakalanarak yapılan üst aramasında suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği anlaşılmakla, a) Öncelikle, sanığın üstünün aranmasına ilişkin CMK’nın 116.-119. maddelerine uygun bir arama kararı ya da yazılı emir olup olmadığının araştırılıp varsa temini ile dosyaya eklenmesi, b) Üst aramalarına ilişkin bir arama kararı ya da yazılı emir bulunmaması halinde, yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olup Anayasanın 38/6, CMK’nın 206/2-a, 217/2 ve 230/1-b maddelerine aykırılık oluşturup hükme esas alınamayacağı, Hususları da dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; a- … Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından suç konusu maddelerden alınan şahit numunenin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b- Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

14. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/15780, K. 2016/2853, T. 09.05.2016

Özet: Plakası tespit edilen araçta uyuşturucu bulunduğu bilgisi alındıktan sonra adli arama kararı veya emri olmadan yapılan üst ve araç araması hukuka aykırıdır. Arama kararı olup olmadığı araştırılmalıdır.

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/610-2014/512, 2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; adlî arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 289. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Somut olayda, kolluk görevlilerinin fiziki takip çalışmalarında plakası tespit edilen sanık…. kullandığı araçta uyuşturucu bulunduğu bilgisinin alınmasından sonra; sanıkları ve niteliği belli olan bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluşmuştur. CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adlî arama kararı” alınmadan, sanığın üzerinde arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu aramalar sonucu bulunan uyuşturucu madde ise hem “suçun maddî konusu” hem de “suçun delili” olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz Açıklanan nedenlere göre; sanık…’in üzerinde ve aracında arama yapılması konusunda, “adli arama emri/ kararı” olup olmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirtilerek duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, 09/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Dosyanıza özgü değerlendirme için bize 0552 203 09 69 numaralı telefondan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.

İlgili yazılar: Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma ile Ticari Maksatla Bulundurma Arasındaki Farklar, Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçu (TCK 191). Kanunun güncel metni: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (mevzuat.gov.tr).