Bir kişinin üstünün, çantasının veya aracının aranması, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahaledir. Bu müdahale ancak kanunda gösterilen sebeplerle ve usulüne uygun bir karar veya yazılı emirle yapılabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 120, hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisini cezalandırır. Hukuka aykırı arama, failin cezai sorumluluğunun yanında, aramada elde edilen delillerin kullanılamaması ve Devletin tazminat sorumluluğu gibi sonuçlar da doğurur. Bu yazıda üç sonuç birlikte ele alınmaktadır.
KISA CEVAP
- Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m. 120).
- Suç yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilir ve şikâyete bağlı değildir; şikâyetten vazgeçme soruşturmayı etkilemez.
- Adli arama makul şüpheye dayanır (CMK m. 116-119); önleme araması ise suç şüphesi doğmadan, sulh ceza hâkiminin kararı veya mülki amirin yazılı emriyle yapılır (PVSK m. 9).
- Hukuka aykırı aramada elde edilen deliller hükme esas alınamaz (Anayasa m. 38/6; CMK m. 206/2-a, 217/2).
- Ölçüsüz arama nedeniyle Devletten tazminat istenebilir; süre, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşmeden itibaren bir yıldır (CMK m. 141/1-i, 142).
- Dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e).
Suçun unsurları

TCK m. 120
“(1) Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”
Fail: Yalnızca kamu görevlisi
Haksız arama özgü bir suçtur; ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi, kamusal bir faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya başka bir yolla sürekli, süreli ya da geçici olarak katılan kişidir (TCK m. 6/1-c). Uygulamada failler çoğunlukla polis, jandarma, zabıta, gümrük ve infaz koruma memurlarıdır. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin başkasının üstünü veya eşyasını zorla araması bu suçu değil, olayın özelliğine göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cebir veya yağma gibi başka suçları oluşturabilir.
Fiil: Üst veya eşya araması
Suçun konusu, kişinin üstü ve eşyasıdır. Çanta, araç, cep telefonu dışındaki taşınır eşya bu kapsamdadır. Konut veya işyerinde hukuka aykırı arama ise ayrıca değerlendirilir; kamu görevlisinin hukuka aykırı olarak konuta girmesi, şartları varsa kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması nedeniyle cezası bir kat artırılan konut dokunulmazlığının ihlali suçunu (TCK m. 116, 119/1-e) oluşturur.
Hukuka aykırılık
Suçun asıl unsuru aramanın hukuka aykırı olmasıdır. Arama aşağıdaki hâllerde hukuka aykırıdır:
- hiçbir karar veya yazılı emir olmadan yapılması (kanunda karar aranmayan hâller dışında),
- yetkisiz merciin emriyle yapılması,
- karar veya emirde gösterilen kişi, yer, zaman ya da amacın dışına çıkılması,
- adli arama gerektiren bir durumda önleme araması kararına dayanılması.
Manevi unsur
Suç ancak kasten işlenebilir. Kamu görevlisinin aramanın hukuka aykırı olduğunu bilmesi gerekir. Usule ilişkin bir yanılgıyla, örneğin geçerli olduğuna inandığı bir karara dayanarak arama yapan görevli bakımından kastın bulunup bulunmadığı ayrıca tartışılır.
Hukuka uygun arama türleri
Adli arama
Adli arama, şüphelinin yakalanması veya suç delillerinin elde edilmesi amacıyla yapılır. Bunun için makul şüphe bulunmalıdır (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 116). Arama, hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, ona ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emriyle yapılır. Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amirinin emri yeterli değildir (CMK m. 119/1). Karar veya emirde aramanın nedeni olan fiil, aranacak kişi veya yer ile kararın geçerlilik süresi açıkça gösterilir (m. 119/2).
Önleme araması
Önleme araması, henüz belirli bir suç şüphesi bulunmadan, suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi amacıyla yapılır (2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu m. 9). Sulh ceza hâkiminin kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülki amirin yazılı emriyle, belirli yer ve zaman için verilir. Yol kontrol noktalarında yapılan aramalar genellikle bu türdendir.
İkisi arasındaki sınır
Uygulamadaki en önemli sorun, somut bir suç şüphesi doğduğunda hâlâ önleme araması kararıyla arama yapılıp yapılamayacağıdır. Kural olarak somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa adli arama kararı veya yazılı emri alınmalıdır. Ancak Yargıtay, bu şüphenin ne zaman “somut” sayılacağı konusunda istihbari bilginin içeriğine bakmaktadır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, iki araçla uyuşturucu madde getirileceğine ilişkin istihbari bilgide kişilerin isimlerinin bulunmadığı, yalnızca araç plakalarına yer verildiği bir olayda, yer, zaman ve süre bakımından usulüne uygun önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramayı hukuka uygun bulmuş ve aramanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle verilen beraat kararlarını bozmuştur. Yargıtay 20. Ceza Dairesi de istihbari bilgide şüphelilerin kimlik bilgileri bulunmadığı bir olayda aynı sonuca ulaşmış; kararda karşı oy yazan üye farklı görüş bildirmiştir. Kararların metinleri aşağıdadır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2019/7489, K. 2022/4580, T. 11.04.2022
10. Ceza Dairesi 2019/7489 E. , 2022/4580 K. “İçtihat Metni” Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Beraat
Dosya İncelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Oluşa ve dosya içeriğine göre; olay tarihinde yapılan istihbari çalışmalarda, Manisa İlinden İzmir İline … ve … plaka sayılı araçlarla uyuşturucu madde getirileceği bilgisinin alınması üzerine aynı gün saat 22.00 sıralarında İzmir İli girişinde yapılan uygulamada, saat 23.00 sıralarında aralarında 500 metre mesafe bulunan … ve … plaka sayılı araçların durdurulduğu, öncü durumdaki … plaka sayılı araçta sürücü olarak sanık …’un ve yanında yolcu olarak hakkındaki beraat kararı temyiz edilmeden kesinleşen sanık …’un; artçı durumdaki … plaka sayılı araçta ise sürücü olarak sanık …’ın ve yolcu olarak sanık …’un bulundukları; Bornova Kaymakamlığı’nın 15/08/2014 tarih ve 2014/192201 sayılı önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramada, artçı durumdaki … plaka sayılı araçta sanık …’un oturduğu sağ ön yolcu koltuğu altında poşet içinde suç konusu esrarın ele geçtiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12/02/2019 tarih, 2016/2074 esas ve 2020/87 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, alınan istihbari bilgide sanıkların isimlerinin açıkça bildirilmediği, sadece araçların plakalarına yer verildiği, bu haliyle somut bir istihbari bilgiden söz edilemeyeceğinden, arama yapılması için CMK’nın 116-119. maddeleri uyarınca adli arama kararı veya yazılı arama emri alınması zorunluluğu bulunmadığı; somut olayda “yer, zaman ve süre” yönünden usulüne uygun olan önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramanın hukuka uygun olduğu gözetilmeden, “aramanın hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verilmesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA, 11/04/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2016/3017, K. 2017/1994, T. 28.03.2017
20. Ceza Dairesi 2016/3017 E. , 2017/1994 K. “İçtihat Metni” Mahkeme : . Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma Hüküm : Beraat
Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Suç tarihinde elde edilen istihbari bilgide sanıkların kimlik bilgilerinin yer almadığının anlaşılması karşısında, Uşak Sulh Ceza Mahkemesinin 05/02/2015 tarih ve 2015/277 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden … plaka sayılı araçta yapılan aramada suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi ve olayın oluş şekli gözönünde bulundurulduğunda aramanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, dosya içerisindeki oto arama, el koyma ve yakalama tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamından sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarının sabit olduğu gözetilmeden atılı suçtan mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, 28/03/2017 tarihinde Üye …’in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Olay – İddia – Uygulama 06.02.2015 günü KOM Şube Müdürlüğü görevlilerince Uşak Sulh Ceza Hakimliği’nin 2015/277 D.iş sayılı önleme araması kararına istinaden uygulamaya başlandığı, uygulamanın başlamasıyla birlikte öncü ve artçı şekilde… ve… plaka sayılı araçlar ile araç içerisindeki şahısların doğu illerinden yüklü miktardaki esrarı Uşak ili güzergahını kullanarak batı illerine götürecekleri ve piyasaya sürecekleri şeklinde bilgiler istihbar edinildiği ve uygulama noktasına geliş güzergahında tertibat alındığı, önce… plakalı aracın, beş dakika sonra… plakalı aracın uygulama noktasına geldiği ve durdurulduğu; görevlilerce… plakalı aracın içinde bulunan şahısların kimlik tespitinde … ve …’ın; … plakalı aracın içinde ise …’un bulunduğu tespit edildiği ancak durumun Cumhuriyet savcısına bildirilmediği, ihbarda belirtilen esrarın yani suç delilinin elde edilmesi amacıyla önleme araması kararına istinaden araçların arandığı, narkotik dedektör köpeğin… plakalı aracın bagaj kısmında stepne lastiğinin bulunduğu yere tepki vermesine rağmen şüphe somutlaştığı halde yine Cumhuriyet savcısına haber verilmediği, kolluk görevlilerince araç stepneleri araçtan alınarak lastikçiye götürüldüğü, lastikler söktürüldüğünde her iki lastik içerisinde toplam net 1218 gram ağırlığında, poşetleri parçalanmış esrar bulunarak el konulduğu, oto arama, el koyma ve yakalama tutanağı içeriğinden anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açılmış ve TCK’nın 188/3, 62. maddeleri uygulanmak suretiyle sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmiş bu kararın sanıklar ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.01.2016 tarihli kararı ile “Somut olayda alınan istihbari bilgi nedeniyle bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluşmuştur. CMK’nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde “adli arama kararı” veya “yazılı adli arama emri” alınmadan, “önleme araması kararına” dayanılarak sanıkların aracında ve üzerinde arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu arama sonucu bulunan uyuşturucu madde ise hem “suçun maddi konusu” hemde “suçun delili” olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamayacağı gözetilerek, Sanıklara isnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi halinde suçun maddi konusu bulunmadığı ve hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak; olayla ilgili adli arama kararı ya da yazılı adli arama emri olup olmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Kabule göre de, 1-Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlendiği belirlenmesine karşın, sanıklar hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırım yapılmaması, “,,, nedenleriyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş, sanıkların aracında yapılan arama ile ilgili adli arama emri ya da adli arama kararı olup olmadığına ilişkin Uşak Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, aramanın Uşak Sulh Ceza Hakimliği’nin 06.02.2015 tarihli önleme araması kararına istinaden yapıldığı, davaya konu uyuşturucu maddeler ele geçirildikten sonra nöbetçi Cumhuriyet savcısına haber verilerek talimatların alındığı, herhangi bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda sanıklar hakkında verilen Beraat kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine;
Daire Çoğunluğunun Görüşü Dairemizin sayın çoğunluğunca verilen 28.03.2017 tarihli karar ile “Suç tarihinde elde edilen istihbari bilgide sanıkların kimlik bilgilerinin yer almadığının anlaşılması karşısında…” ,,, “… önleme araması kararına istinaden… plaka sayılı araçta aramada suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi ve olayın oluş şekli gözönünde bulundurulduğunda aramanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından…” sanıkların “… mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi…”şeklindeki gerekçeyle yeniden bozulmasına karar verilmiştir.
Karşı Oy Gerekçesi Daire çoğunluğunca “Suç tarihinde elde edilen istihbari bilgide sanıkların kimlik bilgilerinin yer almadığının anlaşılması karşısında…” ,,, şeklindeki gerekçesinin adli arama kararı ya da yazılı arama emri alınmasını ortadan kaldırıcak hukuki bir dayanağı yoktur. Zira araç plakaları öğrenilmiş araç içerisindeki şahısların doğu illerinden yüklü miktardaki esrarı Uşak ili güzergahını kullanarak batı illerine götürecekleri ve piyasaya sürecekleri şeklinde bilgiler istihbar edinildiği için uygulama noktasında araçlar beklenmeye başlanmış, uygulama noktasına geliş güzergahında tertibat alındığı, beş dakika arayla araçların uygulama noktasına geldiği ve durdurulduğu belirtilen araçlardaki şüphelilerin kimlik tespitinde …, … ve … olduğu belirlenmiştir. İstihbari bilgi de şüphelilerin açık kimlik bilgilerinin bulunmaması adli arama kararının alınmasına engel kabul ediliyor ise bu engel görevlilerin kimlik kontrolü ile ortadan kaldırılmıştır. Suç şüphesi devam etmektedir. Yazılı adli arama emri ya da kararı alınabilir. (fakat kolluk görevlileri önleme araması kararı yeterliymiş gibi düşünmüş olabilir, hukuku bu kadar detaylı bilemez denilebilir.) Görevlilerce de zaten önleme araması kararı gereğince araçların arandığı tutanakta belirtilmiş ancak birşey bulunamadığı anlaşılmıştır. … plakalı aracın bagaj kısmında stepne lastiğinin bulunduğu yere dedektör köpeğin tepki verdiği belirtilince şüphe somutlaştığı hale yine Cumhuriyet savcısına haber verilmemiş, yetmemiş kolluk görevlilerince araç stepnelerinin araçdan alınarak lastikçiye götürüldüğü, lastikler söktürüldüğünde her iki lastik içerisinde toplam net 1218 gram ağırlığında, poşetleri parçalanmış esrarın bulunarak el konulmuş olduğu da maddi bir gerçektir. Sonuç; Cumhuriyet savcısının hiçbir bilgisi olmadan görevlilerce Cumhuriyet savcısının yetkileri kullanılarak soruşturmaya başlanmış, her işlem ve delil elde etmek amacıyla arama da yapıldıktan sonra Cumhuriyet savcısı olaydan haberdar edilmiştir. CMK’nın 161. maddesinin 2. fıkrası ve PVSK’nın Ek 6. maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir. Başlangıçta suç işlenmesinin önlenmesi düşüncesi olsa bile, suç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren ki olayımızda dedektör köpeğin tepkisi üzerine Cumhuriyet savcısına haber verilmeli talimatları doğrultusunda hareket edilmelidir, artık stepneler de yapılacak arama adli bir nitelik taşıyacaktır. Adli aramanın amacı şüpheli veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin ele geçirilmesidir. Suç şüphesinin ortaya çıkmasından sonra 5271 sayılı CMK kuralları uygulanması gerektiğinden, arama işleminin önceden alınmış bulunan önleme araması kararına göre değil CMK’nın 116. ve 119. maddesindeki düzenlemeler uyarınca verilmiş adli arama kararına ya da yazılı arama emrine göre icra edilmesi gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı PVSK’nın Ek 6. maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte olup, usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla olaydan bir gün önce verilmiş mevcut önleme araması kararı uyarınca yaptığı arama işlemi, usulüne uygun verilmiş bir arama kararı ya da arama emrine dayalı bulunmadığından açıkça hukuka aykırı olup bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir. Aksi halde adli soruşturmaları başlatmada ve yürütme de tek yetkili olan Cumhuriyet savcısının yetkilerinin emrindeki kolluk tarafından bağımsızca kullanılması ve önleme araması kararı ile her türlü arama yapılmasına olanak tanınması gibi bir sonuç doğar. Bu durum da hiçbir şekilde hukuka uygun kabul edilemez. Açıkladığım bu nedenlerle, sayın çoğunluğun sanıklar hakkında mahkemece verilen hükümlerin bozulmasına yönelik kararına iştirak etmiyorum. 28.03.2017
Aramanın icrasına ilişkin güvenceler
Aramanın hukuka uygunluğu yalnızca bir karar veya emre dayanmasına bağlı değildir; aramanın yapılış biçimi de kanuni güvencelere uygun olmalıdır:
- Hazır bulunma. Aranacak yerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; bulunmazsa temsilcisi, ayırt etme gücüne sahip bir hısımı, birlikte oturduğu kişi veya komşusu hazır bulundurulur. Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz (CMK m. 120).
- Gece araması. Konut, işyeri ve diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz; suçüstü, gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile kaçan kişinin yakalanması bunun istisnasıdır (CMK m. 118).
- Belge verilmesi. Aramanın sonunda, istemi hâlinde kişiye aramanın dayanağını ve el konulan eşyanın listesini gösteren bir belge, bir şey bulunamamışsa bunu belirten bir belge verilir (CMK m. 121/1).
- Üst araması. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’ne göre yoklama suretiyle kontrol, kişinin cinsiyetinde olan görevli tarafından, kişiye en az sıkıntı verecek şekilde ve mümkün olduğunca başkalarının göremeyeceği biçimde yapılır.
Bu güvencelere aykırılık, her durumda haksız arama suçunu oluşturmaz; ancak aramanın ölçüsüz yapıldığının ve delillerin hukuka aykırı elde edildiğinin ileri sürülmesinde önemli bir dayanaktır.
Ceza ve yargılama
Ceza
Haksız arama suçunun cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir. Kanunda adli para cezası seçeneği bulunmamakla birlikte, kısa süreli hapis cezası şartları varsa adli para cezasına çevrilebilir veya ertelenebilir; hükmün açıklanmasının geri bırakılması da mümkündür.
Soruşturma usulü
Suç şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı ihbar üzerine veya kendiliğinden soruşturma başlatır. Uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir.
Soruşturma usulü, aramanın niteliğine göre değişir. Kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısının emirlerini yerine getirirken, yani adli görev sırasında işledikleri suçlar hakkında Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yapar (CMK m. 161/5). Önleme araması gibi idari görev sırasında işlenen suçlarda ise 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni gerekir. İzin verilmemesi kararına karşı on gün içinde itiraz edilebilir. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar.
Zamanaşımı
Cezanın üst sınırı beş yılı geçmediğinden dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e).
Hukuka aykırı aramanın diğer sonuçları
Delil yasağı
Hukuka aykırı aramada elde edilen deliller hükme esas alınamaz (Anayasa m. 38/6; CMK m. 206/2-a, 217/2). Uyuşturucu madde, silah veya kaçak eşya gibi hem delil hem suçun konusu olan eşya hukuka aykırı aramayla bulunmuşsa, sanık hakkında beraat kararı verilebilir. Bu nedenle haksız arama iddiası, uygulamada çoğu zaman ayrı bir ceza davasından çok, aranan kişinin kendi yargılamasında savunma olarak ileri sürülür.
Tazminat
Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen kişi, maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebilir (CMK m. 141/1-i). Eşyasına koşulları oluşmadan el konulan veya eşyası zamanında geri verilmeyen kişi de aynı hakka sahiptir (m. 141/1-j). Talep, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde, zarar görenin oturduğu yer ağır ceza mahkemesine yapılır (m. 142).
Bireysel başvuru
Olağan kanun yolları tükendikten sonra özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir. Başvuru süresi, kanun yollarının tüketildiğinin öğrenilmesinden itibaren otuz gündür.
Uygulamada dikkat edilecek hususlar
Arama sırasında. Aranan kişi, aramanın hangi karar veya emre dayandığını sorabilir ve arama tutanağına itirazlarını yazdırabilir. Tutanakta aramayı yapan görevlilerin kimlikleri yer alır (CMK m. 119/3). Tutanağın bir örneğinin istenmesi, sonraki itiraz ve şikâyetler için önemlidir.
Sonrasında. Aramanın dayandığı karar ve emrin dosyaya getirtilmesi talep edilmelidir. Karar yoksa veya kapsamı dışına çıkılmışsa, bu durum hem soruşturmada hem kovuşturmada delillerin hukuka aykırılığı itirazıyla birlikte ileri sürülmelidir.
Şimdi ne yapılmalı? Hukuka aykırı aramaya maruz kaldığını düşünen kişi, olay tarihini, görevlilerin birimini ve aramanın kapsamını kayıt altına almalı; Cumhuriyet başsavcılığına yazılı ihbarda bulunmalıdır. Aramada delil ele geçirilmişse, savunmada aramanın hukuka uygunluğunun ayrıca denetlenmesi istenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Polis, yol kontrolünde her aracı arayabilir mi?
Kolluk, kanunda gösterilen hâllerde araçları durdurabilir ve dıştan kontrol yapabilir. Araç içinin ve eşyanın aranması için ise kural olarak önleme araması kararı veya adli arama kararı ya da yazılı emri gerekir.
Hukuka aykırı aramada bulunan uyuşturucu nedeniyle ceza verilebilir mi?
Hayır. Hukuka aykırı aramayla elde edilen delil hükme esas alınamaz. Suçun başka hukuka uygun delillerle ispatlanması hâlinde ise mahkûmiyet mümkündür.
Haksız arama nedeniyle şikâyetten vazgeçilirse soruşturma durur mu?
Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığından vazgeçme soruşturmayı etkilemez.
Sonuç
Haksız arama suçu, kamu görevlisinin hukuka aykırı olarak bir kişinin üstünü veya eşyasını araması ile oluşur ve üç aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Uygulamada belirleyici olan, aramanın adli arama mı önleme araması mı olduğu ve buna uygun bir karar veya emre dayanıp dayanmadığıdır. Hukuka aykırı arama, failin cezai sorumluluğunun yanında elde edilen delillerin kullanılamaması ve Devletin tazminat sorumluluğu sonuçlarını doğurur. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
Kanunların güncel metni: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (mevzuat.gov.tr).
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
