Şantaj Suçu ve Cezası (TCK 107): Unsurlar, Tehditten Farkı

Şantaj Suçu: TCK m. 107'nin Unsurları, Cezası ve Benzer Suçlardan Ayrımı konulu yazının görseli

Şantaj, bir kişiyi belirli bir davranışa zorlamak veya ondan çıkar sağlamak için baskı aracı kullanılmasıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) bu fiili “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde, 107. maddede düzenler. Suçun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır; hapis ve adli para cezası birlikte verilir.

Şantaj dosyalarında sık görülen olay, bir ilişki sırasında paylaşılan fotoğraf, video veya yazışmaların yayılacağı tehdidiyle para ya da başka bir şey istenmesidir. Her “yayarım” mesajı şantaj sayılmaz. Fiilin şantaj mı, tehdit mi, yağma mı yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal mi olduğu; cezayı, görevli mahkemeyi ve uzlaştırma imkânını doğrudan değiştirir.

KISA CEVAP

  • Şantajın cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK m. 107).
  • Suç, bir açıklama veya isnat tehdidi ile bu tehdidin karşılığında istenen yarar arasındaki bağla oluşur. Yarar yoksa fiil kural olarak sair tehdittir.
  • Tehdit mağdura ulaştığında suç tamamlanır; paranın ödenmesi gerekmez.
  • Şantaj şikâyete bağlı değildir. Mağdur şikâyetinden vazgeçse de soruşturma sürer. Dava zamanaşımı sekiz yıldır.
  • Görüntülerin gerçekten yayılması TCK m. 134/2 kapsamında ayrı bir suçtur.
  • Mesajlar silinmemeli, ekran görüntüleri tarih ve gönderen bilgisiyle saklanmalı, suç duyurusu gecikmeden yapılmalıdır.

TCK m. 107’de düzenlenen iki ayrı şantaj biçimi

5237 sayılı TCK m. 107 (Şantaj)

(1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

Madde iki fıkradan oluşur ve iki farklı hareketi cezalandırır.

Birinci fıkra. Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından ya da yapmayacağından bahisle bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya, yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamak suçtur. Buradaki baskı aracı, failin aslında yapmaya hakkı olan bir davranıştır. Bir suçu ihbar etmek ya da bir alacak için dava açmak hukuken meşrudur. Bu hakkın, kanunen istenemeyecek bir şeyi elde etmek için koz olarak kullanılması fiili şantaja dönüştürür.

İkinci fıkra. Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmak da aynı cezayı gerektirir. Bu fıkra 5377 sayılı Kanun’la 2005 yılında eklenmiştir. Özel görüntülerin ve yazışmaların ifşa edileceği tehdidi çoğunlukla bu fıkra kapsamında değerlendirilir. “İsnat” ifadesi, gerçek olmayan bir iddianın ortaya atılacağı tehdidini de kapsar; açıklanacak bilginin doğru olması fiili suç olmaktan çıkarmaz.

Suçun unsurları

Fail ve mağdur

Şantajı herkes işleyebilir ve herkese karşı işlenebilir. Tehdit edilen kişi ile şeref veya saygınlığı zarar görecek kişi farklı olabilir. Mağdurun eşine veya çocuğuna ilişkin bilgilerin açıklanacağı tehdidi de şantaj oluşturabilir.

Baskı aracı ve yarar bağlantısı

Suçun özünde iki öğe ve aralarındaki bağ bulunur: bir açıklama ya da isnat tehdidi ve bu tehdidin karşılığında istenen bir şey. İstenen şeyin para olması gerekmez. Buluşmaya veya ilişkiyi sürdürmeye zorlamak, bir şikâyetten vazgeçirmek ya da bir belgeyi imzalatmak da yarar kavramına girer.

Bu bağ kurulamazsa fiil şantaj olmaz. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, sanığın mağdura özel fotoğrafları televizyonda yayımlatacağını bildiren mesajlar gönderdiği bir dosyada, bu yolla herhangi bir fayda elde etmeye çalıştığına dair veri bulunmadığını belirterek şantaj suçundan verilen mahkûmiyeti kanun yararına bozmuştur (Yargıtay 6. CD, E. 2025/1811, K. 2025/5333, T. 15.05.2025). Kararın metni şöyledir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/1811, K. 2025/5333, T. 15.05.2025

6. Ceza Dairesi 2025/1811 E. , 2025/5333 K. “İçtihat Metni” KANUN YARARINA BOZMA Şantaj suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)107/2. maddesi delaletiyle 107/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hükmedilen hapis cezasının anılan Kanun’un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/427 Esas, 2019/979 sayılı Kararına karşı, Adalet Bakanlığının 13.03.2025 gün ve 94660652-105-52- 38275- 2024-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2025 gün ve 2023/37277 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,

MEZKUR İHBARNAMEDE; Benzer bir olay sebebi ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22/05/2024 tarihli ve 2023/8132 Esas, 2024/6521 Karar sayılı ilamında yer alan “… telefon inceleme tutanağında dökümü yapıldığı üzere ‘Ben görevimi yaparım, inanıp inanmamak ona kalmış bir durum. Bu mesajlar …’a ve ailesine gidecek. Yanımda iki defa soyundun…’ şeklinde mesaj gönderdiği, katılanın da sanığa sinkaflı sözlerle küfür ettiği… şantaj suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacaktır….Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; katılan ile bir süre arkadaşlık yapan sanığın, katılan ile arasındaki mesajları, katılanın erkek arkadaşına ve ailesine göndereceği hususunda çektiği mesajlarda şantaj suçunun unsurlarının bulunmadığı, sanığın eyleminin sair tehdit suçunu oluşturduğu anlaşılmakla,…” şeklindeki açıklamalarla, 5237 sayılı Kanun’un 107. maddesinde yer alan “(1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.” şeklindeki kanuni düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; Şantaj suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 107/2. maddesinde, failin kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasının şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunması durumunun düzenlendiği, failin herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunması durumunda eylemin şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacağı, Somut olayda, Mahkemesince sanığın, mağdura “sen arama beni yarın Show haberde bütün kanallarda resimlerimizi boy boy göreceksin, niye açmıyorsun, yarın basında resimleri görürsün, yarın show habere çıkıyorum senin her şeyini seviyorum.” şeklinde mesajlar attığından bahisle şantaj suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, bahse konu mesaj içeriklerinden sanığın, mağduru şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki fotoğrafları televizyonda yayımlatacağından bahisle tehdit ettiği anlaşılmakla birlikte, bu yolla herhangi bir fayda elde etmeye çalıştığına dair veri bulunmadığı cihetle, sanığın uzlaştırma ve basit yargılama usulü kapsamında yer alan sair tehdit suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/427 Esas, 2019/979 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karardaki ihbarname bölümünde, aynı yöndeki Yargıtay 6. Ceza Dairesi E. 2023/8132, K. 2024/6521, T. 22.05.2024 kararı da anılmıştır. Kararın metni şöyledir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/8132, K. 2024/6521, T. 22.05.2024

6. Ceza Dairesi 2023/8132 E. , 2024/6521 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/67 E.,2016/417 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 107/2, 53 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. 2.Adıyaman 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli ve 2016/67 Esas, 2016/417 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şantaj suçundan 5237 sayılı Kanun’un 107/2-1, 29, 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince 5 ay hapis cezasından çevrili 3.000,00 TL ve doğrudan verilen 20,00 TL, adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın Temyiz Sebepleri A.Suçu işleme kastının olmadığına, hükmün bozulması gerektiğine, B. Vesaire İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılan ile sanığın bir dönem arkadaşlık yaptıktan sonra ayrıldıkları, telefon aracılığıyla birbirlerine karşılıklı tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderdikleri, sanığın suç tarihinde katılanın cep telefonuna telefon inceleme tutanağında dökümü yapıldığı üzere “Ben görevimi yaparım, inanıp inanmamak ona kalmış bir durum. Bu mesajlar …’a ve ailesine gidecek. Yanımda iki defa soyundun…” şeklinde mesaj gönderdiği, katılanın da sanığa sinkaflı sözlerle küfür ettiği … katılana kendisinden ayrılması nedeniyle katılanın arkadaşı olan …’a mesaj içeriklerini ve katılanın kendi yanında soyunduğu yönündeki bilgileri …’a ve ailesine söyleyeceğini belirterek şantajda bulunduğu bu eyleminin sanığın kendisine hakaret etmesinin tahriki altında gerçekleştirdiğinin, kabulü ile karar verildiği anlaşılmıştır. 2. Katılan aşamalarda alınan ifadelerinde olay bölümü (1) nolu bentteki gibi beyan etmiştir. 3. Sanık aşamalardaki ifadelerinde kızgınlıkla mesajları gönderdiğini kabul etmiş suç işlemek amacıyla hareket etmediğini savunmuştur. 4.Kolluk tarafından tutanaklar, mesaj tespit tutanakları dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE A. Suç İşleme Kastının Olmadığına, Hükmün Bozulması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden, Katılanın aşamalarda kararlı, değişmeyen ve birbiriyle uyumlu beyanları, sanığın ikrarı kolluk tarafından düzenlenen mesaj tespit tutanağı, dikkate alındığında, toplanan tüm delillerin gerekçeli kararda tartışıldığı, suçun kesin delillerle sanık tarafından işlendiğinin saptandığı anlaşılmakla, temyiz sebepleri yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Vesaire Yönünden 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 2.Ancak, şantaj suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına … ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca … ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, … şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacaktır. İkinci fıkrada yer alan suçun öğelerinden olan “yarar” kavramı sadece maddi çıkarları değil, fail veya üçüncü kişinin yararına olan her durumu kapsamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; katılan ile bir süre arkadaşlık yapan sanığın, katılan ile arasındaki mesajları, katılanın erkek arkadaşına ve ailesine göndereceği hususunda çektiği mesajlarda şantaj suçunun unsurlarının bulunmadığı, sanığın eyleminin sair tehdit suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2.cümlesi gereğince mahkumiyetine kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adıyaman 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli ve 2016/67 Esas,2016/417 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, mağdura “çıplak resimlerinin” kendisinde olduğunu yazıp onunla konuşması gerektiğini bildiren ve mağdur telefonu açmadığı için defalarca arayan sanık hakkında, bölge adliye mahkemesinin verdiği şantaj mahkûmiyetini oy çokluğuyla onamıştır (Yargıtay 6. CD, E. 2023/2064, K. 2023/10917, T. 25.05.2023). Karşı oy yazısı da karar metnindedir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/2064, K. 2023/10917, T. 25.05.2023

6. Ceza Dairesi 2023/2064 E. , 2023/10917 K. “İçtihat Metni” İSTİNAF SONRASI TEMYİZ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/3515 E., 2021/2498 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜM : Hükmün kaldırılarak yeni hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Hükmün bozulması İlk Derece Mahkemesince şantaj suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ A. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2844 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında şantaj suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. B. … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli ve 2019/713 Esas, 2020/912 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında şantaj suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. C. … Bölge Adliye Mahkemesinin 9. Ceza Dairesinin 09.11.2021 tarihli ve 2020/3515 Esas, 2021/2498 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında ilk Derece Mahkemesince şantaj suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk Derece Mahkemesinin beraat kararının kaldırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir. D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2023 tarihli 2022/11252 numaralı tebliğname ile sanığa 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrasının uygulanma ihtimali uyarınca ek savunma hakkı verilmediği gerekçesi ile bozulması talebiyle dosya dairemize tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın Temyiz Sebepleri 1. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine, 2. Ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanamayacağına, İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanığın müştekiye gönderdiği “… senin bende çıplak resimlerin var, seninle konuşmam lazım” şeklindeki mesajda yarar sağlamak maksadına ilişkin ibare olmadığı gibi çıplak resimlerin başkalarına gönderileceği vb. bir ifade de bulunmadığı, bu haliyle atılı şantaj suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiştir. 2. Katılanın aşamalarda tutarlı beyanlarda bulunduğu görülmüştür. 3. Sanığın katılanı üst üste, devamlı arama kaydına ve “… senin bende hala çıplak resimlerin bende yemin ederim, … seninle konuşmam lazım” içerikli gönderdiği mesajlara ilişkin ekran görüntüleri dava dosyasında mevcuttur. 4. Katılanın arandığı ve katılana mesaj atılan hattın sanığa ait olduğunun tespit edildiği görülmüştür. 5. Sanığın “mesajdaki yazıları ben yazdım..” diyerek isnat edilen suçu ikrar ettiği 01.06.2021 tarihli celsedeki beyanı dava dosyasında mevcuttur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın bir şekilde telefon numarasını temin ettiği katılanı telefonla aradığı ancak katılanın “seni tanımıyorum” diyerek telefonu kapatmasının ardından katılanı defalarca tekrar aradığı, katılanın telefonlara cevap vermemesi üzerine ise sanığın, “… senin bende hala çıplak resimlerin bende yemin ederim” ” … seninle konuşmam lazım”, şeklinde mesajlar yollayarak katılanı kendisinin aramalarına yada mesajlarına cevap vermeye zorladığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden 1. Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Uyarınca Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede; Katılanın beyanı, sanığın ikrar içeren savunması, Olay ve Olgular bölümü (A) paragrafı (3) numaralı bendinde bilgilerine yer verilen ekran görüntüleri karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Tebliğname Yönünden ve Ek Savunma Hakkı Tanınmadan 5237 sayılı Kanun’un 58 inci Maddesinin Uygulanamayacağına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede; Sanığın SEGBİS aracılığı ile 01.06.2021 tarihli celse duruşmaya bağlanarak savunması ve 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanma ihtimali bulunduğundan 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı verildiği anlaşılmakla tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş ve hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2020/3515 Esas, 2021/2498 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.05.2023 tarihinde karar verildi. (Muhalif)

KARŞI OY Bilindiği gibi şantaj suçu tehdit suçunun değişik ve şarta bağlanmış halidir. Kapatılan Yargıtay 23. Ceza Dairesi ve 6. Ceza Dairesinin emsal niteliğindeki iki kararında da bu duruma açıklık getirmişlerdir. 23. Ceza Dairesinin 2015/10073 Esas ve 2016/8792 Karar ;”… 2) Sanık hakkında şantaj suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz başvurusunun incelenmesinde, a) 5237 sayılı TCK’nın 107/2. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidini mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp kendisine veya bir başkasına yarar sağlanmasıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında açılan iddianame de sanığa isnat edilen ve mahkemenin gerekçeli kararında hükme esas alınan, sanığın mağdura gönderdiği “benden kurtuldun ben de senden bak bir b..k talep etmiyorum senden nişanlımla aramı el birliği yok etmeniz size ne lan benim özel hayatımdan ben sizin gibi çıplak videolar çekmiyorum. Yada birileri ile çırıl çıplak seks yaparken, ben de çok şey var bak bunları düşmanların yada ailenin eline geçmesi iyi olur mu, bence olmaz ben bunları sana vermeyi düşünürken bu söylediklerin sana hiç yakışmadı … hiç” şeklinde ki mesaj ile, şantaj suçunun unsurunu oluşturan bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olduğu bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlama eyleminin ne surette gerçekleştiği tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi …” Ve 6. Ceza Dairesinin 2013/29676 Esas ve 2016/1547 Karar: “… Şantaj suçu 5237 sayılı TCK’nın 107. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenip 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Yasa ile “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.” şeklinde 1. fıkraya eklenmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 106. maddesinin 1. fıkrasında “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir. TCK’nın 106. maddesinin 2. fıkrasında ise, (a) bendinde silahla, (b) bendinde kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, (c ) bendinde birden fazla kişi ile birlikte, (d) bendinde var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde nitelikli hallerine yer verilmiştir. Tehdit ve şantaj suçundaki tehdit arasında bir ilişki düşünülse bile, şantaj suçunda tehdit edilen ile zarar verileceği bildirilen farklı olabilir. Ancak zarar verilecek kişinin mağdurun önem verdiği biri olmalı, tehdit yarar eldesine yönelik olmalı ve tehdit ile yarar arasında bağ bulunmalıdır. Mağdura belli bir hususu açıklayacağını bildirme ile yani açıklama tehdidi ile suç oluşur. Açıklanacak bir belge olsa bile, bu belgenin objektif ölçüler çerçevesinde hukuki hükme haiz olması aranır, Şantajı yağmadan ayıran açıklama tehdididir. Sanık açıklayacağını, bunu istemiyorsa para veya çıkar sağlamasını mağdura bildirir. Yağmada açıklama tehdidinde bulunmaz. Açıklama tehdidinde konu, husus çok net ve belirli olmayabilir. Açıklama tehdidi ile suç tamamlanır. Kural olarak hareket ve neticeye bağlı suçtur. Ancak hareket bölünebilir halde teşebbüsten bahsedilir. Bu bağlamda; şantaj suçu tehdit suçunun özel bir görünümü olup, anılan yasal koşullar varsa TCK 107. maddenin uygulanması gerekir. Yukarıda açıklanan yasa normları çerçevesinde, somut olaya gelince; 1- Sanıklardan T.G.’nin internet üzerinden tanıştığı yakınanla olay günü yanında diğer sanık H.G. olduğu halde Boğazlıyan’da buluşarak, yakınanın sanıkların aracına bindiği, sanıklardan T.’nin yakınanla, sanık H. aracılığıyla çektirdiğini düşündüğü samimi içerikli resimlerin, sanıklar tarafından çevreye yayılacağı hususundaki tehditleri üzerine yakınandan bono imzalamasını istemeleri üzerine yakınanın kendini araçtan atarak bonoyu imzalamadan sanıklardan uzaklaştığı şeklinde gelişen olayda, sanıkların kendilerine maddi yarar sağlamak maksadıyla yakınanın şeref veya saygınlığına zarar vereceklerini düşündükleri nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunarak şantaj suçunu işledikleri gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, …” şeklinde durumu özetlemişlerdir. Tehdit gelecekte yapılacak bir kötülüğün gösterilmesidir. Şantajda ise bir şey yapma veya yapmama halinde şeref ve haysiyete yönelik görüntüleri yayma ve iftira atacağını iletmelidir. Bir işin yapılması veya yapılmaması halinde yapılacak olan kötülüğün açıkça gösterilmesi gerekir. Sanık, mağdura yapacağı kötülüğü açıkça göstermesi gerekir. Bunun sözlü, yazılı, davranışla, ima yoluyla olması önemli değildir. Ancak sanığın hareketinin orta seviyedeki herkes tarafından rahatlıkla yapacağı kötülüğü anlaması gerekir. Tahmin yoluyla vs. bir sonuca ulaşmak eylemi tehdit haline sokmaz. Somut olayda, sanığın tanımadığı mağdurla tanışmak için rastgele aradığı, sonrada “… senin bende hala çıplak resimlerin var, seninle konuşmam lazım” şeklinde mesajlar attığı söz konusu mesajda müştekiye “buluşmazsan yayarım”, “başkalarına gösteririm” vs gibi bir kötülük yapacağına ilişkin herhangi bir ibare içermediği, tehdit sayılacak herhangi söz içermediği, kendisiyle buluşmaz ise ne yapacağına dair en ufak bir imada da bulunmadığı dolayısıyla ortada bir tehdit bulunmadığı, tehdit olmadığı için şarta bağlı olan şantaj suçunda yasal unsurlar itibariyle oluşmadığı, sanığın eyleminin cinsel taciz TCK. 105 ve huzur ve sükunu bozma TCK. 123 açısından değerlendirilmesi gerektiği Kanatindeyim. Bu nedenle eylemin santaj suçunu oluşturduğu gerekçesi ile onama kararı veren çoğunluk görüşüne katılmıyorum karar bozulmalı idi.

Manevi unsur

Şantaj yalnızca kasten işlenebilir. İkinci fıkrada ayrıca “yarar sağlamak maksadı” aranır; failin tehdidi bir çıkar elde etmek için yöneltmesi gerekir. Bu maksat; mesajların içeriği, taraflar arasındaki ilişki ve tehdidin öncesindeki ve sonrasındaki yazışmalarla birlikte değerlendirilir.

Suçun tamamlanması

Tehdit mağdura ulaştığında suç tamamlanır. İstenen paranın ödenmesi veya mağdurun istenen davranışı yapması gerekmez. Tehdidin mağdura ulaşmadığı ya da hareketin bölünebildiği durumlarda teşebbüs gündeme gelebilir. Aynı mağdura farklı zamanlarda, aynı suç işleme kararıyla birden fazla şantaj mesajı gönderilmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43) uygulanarak ceza artırılabilir.

Şantaj, tehdit, yağma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının cezalarının karşılaştırması
Şantaj ve benzer suçlar (TCK m. 106, 107, 134, 148)

Benzer suçlardan ayrımı

Tehdit (TCK m. 106)

5237 sayılı TCK m. 106/1 (Tehdit)

(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

Tehdit suçunda fail, mağdura ileride bir kötülük yapacağını bildirir; karşılığında bir şey istemesi gerekmez. Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdidin cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. Sair kötülük tehdidi şikâyete bağlıdır ve iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası gerektirir. Bir kişinin şeref ve saygınlığını zedeleyecek görüntüleri, karşılığında hiçbir şey istemeden yayacağını söylemek kural olarak bu ikinci gruba girer.

Yağma (TCK m. 148)

5237 sayılı TCK m. 148/1 (Yağma)

(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yağmada fail, hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa saldırı ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarar tehdidiyle veya cebirle mağduru bir malı teslime zorlar. Cezası altı yıldan on yıla kadar hapistir. Şantajı yağmadan ayıran ölçüt tehdidin içeriğidir: şantajda baskı aracı bir açıklama veya isnat tehdidi ya da hakkı olan bir davranıştır. Fail para isterken mağdurun canına veya vücuduna zarar vereceğini de söylüyorsa fiil yağma olarak nitelendirilebilir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134)

5237 sayılı TCK m. 134 (Özel hayatın gizliliğini ihlal)

(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Şantaj tehdidinin yerine getirilip görüntülerin gerçekten paylaşılması ayrı bir suçtur. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, TCK m. 134/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası alır. Görüntülerin mağdurun rızası olmadan kaydedilmesi de TCK m. 134/1 kapsamında ayrıca suç oluşturabilir. Bu durumda fail, şantajın yanında bu suçlardan da yargılanır.

Soruşturma ve yargılama süreci

Şikâyet ve süre. Şantaj şikâyete bağlı bir suç değildir. Cumhuriyet başsavcılığı suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma yürütür; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz. Suçun üst sınırı beş yılı geçmediğinden dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e).

Başvuru mercii. Suç duyurusu Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılır. Mesajların ekran görüntüleri, gönderen hesabın veya telefon numarasının bilgisi, ödeme yapıldıysa banka dekontları ve tanıkların kimlikleri başvuruya eklenmelidir. Mesajların silinmemesi ve cihazın korunması, ileride yapılacak bilirkişi incelemesi bakımından önemlidir. Sosyal medya hesabının veya telefon hattının kime ait olduğu soruşturma sırasında ilgili kurumlardan istenen kayıtlarla tespit edilir.

Uzlaştırma. Şantaj, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz. Bununla birlikte CMK m. 253/1-c, mağdurun gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından ayrıca üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçları uzlaştırma kapsamına alır. Şantajın üst sınırı üç yıl olduğundan, fiili işleyen çocuk ise uzlaştırma yoluna gidilir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi. Uzlaştırma ve önödeme kapsamında olmayan, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis gerektiren suçlarda Cumhuriyet savcısı, CMK m. 171/2-3’teki koşullar birlikte bulunursa kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteleyebilir. Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasıyla mahkûm olmaması ve mağdurun veya kamunun zararının tamamen giderilmesi bu koşullar arasındadır.

5271 sayılı CMK m. 171/2

(2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.

Görevli mahkeme ve usul. Dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Üst sınır iki yılı aştığından basit yargılama usulü (CMK m. 251) uygulanmaz; şantaj, seri muhakeme usulünün (CMK m. 250) uygulandığı suçlar arasında da sayılmamıştır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme. Sonuç ceza iki yıl veya daha az olursa, diğer koşullar da varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (CMK m. 231) veya hapis cezasının ertelenmesine (TCK m. 51) karar verilebilir.

Kanun yolu. Hüküm, gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf edilebilir (CMK m. 273). CMK m. 286/2-a uyarınca beş yıl veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Şantaj cezaları bu sınırın altında kaldığından, istinafta esastan ret kararı verilirse dosya çoğunlukla bölge adliye mahkemesinde kesinleşir. Savunmanın ilk derece ve istinaf aşamasında eksiksiz yapılması bu yüzden gerekir.

Masraf. Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak harca tabi değildir. Yargılama giderleri, mahkûmiyet hâlinde kural olarak sanığa yükletilir.

Şantaj tehdidiyle karşılaşan kişi için ilk adımlar

Tehdit içeren mesajlar silinmeden saklanmalı, ekran görüntüleri tarih ve gönderen bilgisi görünecek şekilde alınmalıdır. İstenen paranın ödenmesi tehdidin sona ereceği anlamına gelmez; ödeme yapıldıysa dekont delil olarak korunmalıdır. Görüntüler bir platformda yayımlanmışsa içeriğin kaldırılması için platformun bildirim mekanizmasına ve 5651 sayılı Kanun’daki erişimin engellenmesi yollarına başvurulabilir. Suç duyurusu ne kadar erken yapılırsa fail hesabına ve trafik kayıtlarına o kadar kolay ulaşılır.

Şantaj iddiasıyla ifade vermeye çağrılan kişi ise CMK m. 147 ve 149 uyarınca müdafi yardımından yararlanabilir. Yazışmalar yalnızca seçilmiş ekran görüntüleriyle değil bütünüyle sunulduğunda yarar maksadının bulunup bulunmadığı daha sağlıklı değerlendirilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Para istenmeden yapılan “fotoğraflarını yayarım” mesajı şantaj mıdır?

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin E. 2025/1811, K. 2025/5333, T. 15.05.2025 tarihli kanun yararına bozma kararında, failin herhangi bir yarar elde etmeye çalıştığı ortaya konulamadığı için fiil şantaj değil, tehdit olarak değerlendirilmiştir. Yarar paradan ibaret değildir; buluşmaya veya iletişime zorlama da yarar sayılabilir.

Mağdur şikâyetinden vazgeçerse dava düşer mi?

Hayır. Şantaj kendiliğinden soruşturulan bir suçtur; şikâyetten vazgeçme kamu davasını düşürmez.

İstenen para ödenmezse suç oluşmaz mı?

Suç, tehdidin mağdura ulaşmasıyla tamamlanır. Paranın ödenmemesi veya mağdurun isteneni yapmaması sonucu değiştirmez.

Görüntüler yayıldıysa fail yalnızca şantajdan mı cezalandırılır?

Hayır. Görüntülerin ifşası TCK m. 134/2 kapsamında ayrı bir suçtur ve şantajın yanında ayrıca cezalandırılır.

Sonuç

Şantajı tehditten ayıran ölçüt, açıklama veya isnat tehdidi ile elde edilmek istenen yarar arasındaki bağdır; yağmadan ayıran ölçüt ise tehdidin içeriğidir. Bu nitelendirme; uzlaştırmayı, kamu davasının açılmasının ertelenmesini ve görevli mahkemeyi belirler. Mesajların tamamını saklamak ve suç duyurusunu gecikmeden yapmak, dosyanın seyrini her iki taraf bakımından etkiler. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.

Mevzuat bağlantıları

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.