İmza yükümlülüğü, şüpheli veya sanığın hâkimin belirlediği karakol, jandarma birimi veya başka bir yere, belirtilen gün ve saatlerde giderek imza atmasıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 109/3-b’de “hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak” şeklinde düzenlenen bu tedbir, adli kontrol yükümlülükleri arasında en sık uygulananıdır. Adli kontrol, tutuklama yerine veya tutuklama yasağı bulunan hâllerde kişiyi serbest bırakırken ona bazı yükümlülükler yükleyen koruma tedbiridir.
Bu yazıda adli kontrolün genel şartları yerine, imza yükümlülüğünün nasıl uygulandığı, imzanın atılmamasının ne zaman tutuklamaya yol açacağı ve yükümlülüğün değiştirilmesi için hangi yolların bulunduğu ele alınmaktadır.
KISA CEVAP
- İmza yükümlülüğü, hâkimin belirlediği yere belirtilen sürelerde düzenli olarak başvurmayı öngören bir adli kontrol tedbiridir (CMK m. 109/3-b).
- Adli kontrolü isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında, ceza miktarına bakılmaksızın tutuklama kararı verilebilir; ancak tutuklama zorunlu değildir (CMK m. 112/1).
- Hastalık veya gözaltı gibi haklı mazeretle kaçırılan imza tek başına tutuklama sebebi değildir; mazeret belgeleriyle gecikmeden bildirilmelidir.
- Yükümlülüğün kaldırılması veya değiştirilmesi her zaman istenebilir; hâkim beş gün içinde karar verir, karara iki hafta içinde itiraz edilebilir (CMK m. 111, 268).
- İmza altında geçen süre cezadan düşülmez; adli kontrol süresi ağır cezalık olmayan işlerde en çok iki yıl, ağır cezalık işlerde üç yıldır (CMK m. 109/6, 110/A).
İmza yükümlülüğü kim tarafından ve nasıl konulur?
Soruşturma evresinde adli kontrol kararını Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi verir (CMK m. 110/1). Kovuşturma evresinde ise davaya bakan mahkeme, gerekli gördüğünde kendiliğinden bu yükümlülüğü koyabilir (CMK m. 110/3). Mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir (CMK m. 109/4).
Kararda imzanın atılacağı yer ile sıklığı (örneğin haftada bir veya üç gün) açıkça gösterilir. Kişi, kararın bildirilmesinden sonra belirtilen kolluk birimine giderek imza çizelgesini imzalamaya başlar. Kolluk, çizelgeyi tutar ve imzaya gelinmeyen günleri tutanakla tespit ederek kararı veren mercie veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirir.
İmza yükümlülüğü tek başına konulabileceği gibi, yurt dışına çıkış yasağı (m. 109/3-a) veya belirli yerlere gitmeme (m. 109/3-l) gibi diğer yükümlülüklerle birlikte de uygulanabilir.
Yükümlülüğün süresi
İmza yükümlülüğü süresiz değildir. 7331 sayılı Kanun’la eklenen CMK m. 110/A’ya göre adli kontrol süresi:
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde en çok üç yıldır; zorunlu hâllerde uzatma toplam üç yılı, terör suçları ile devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlarda dört yılı geçemez.
- Çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında uygulanır.
Ayrıca yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediği en geç dört ayda bir değerlendirilir. Bu değerlendirmeyi soruşturma evresinde savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme kendiliğinden yapar (CMK m. 110/4). Uzun süredir değerlendirme yapılmamışsa bu durum, kaldırma talebinde dayanak olarak gösterilebilir.
İmza süresi cezadan düşülür mü?
Hayır. CMK m. 109/6 uyarınca adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılmadığından cezadan mahsup edilmez. Kanun bu kurala iki istisna getirmiştir: tedavi amacıyla hastaneye yatma yükümlülüğü (m. 109/3-e) ve konutu terk etmeme yükümlülüğü (m. 109/3-j). Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezadan bir gün olarak düşülür. Yalnızca imza yükümlülüğü altında geçen süre ise mahkûmiyet hâlinde cezaya mahsup edilmez.
İmzaya gidilmemesinin sonuçları
Tutuklama imkânı
Adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında yetkili yargı mercii, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun hemen tutuklama kararı verebilir (CMK m. 112/1). Bu hükmün iki önemli sonucu vardır:
- Tutuklama yasağı aşılır. CMK m. 100/4 uyarınca üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda kural olarak tutuklama yapılamaz. İmza yükümlülüğünün isteyerek ihlali hâlinde bu yasak uygulanmaz.
- Tutuklama zorunlu değildir. Kanun “verebilir” demektedir. Mercii, ihlalin niteliğini, tekrarını ve kişinin açıklamasını değerlendirerek tutuklama yerine uyarıda bulunabilir veya yükümlülüğü ağırlaştırabilir (CMK m. 110/2).
Azami tutukluluk süresi dolduğu için tahliye edilen kişi hakkında verilen adli kontrolün ihlalinde de tutuklama yapılabilir. Ancak bu durumda tutukluluk süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı geçemez (CMK m. 112/2).
“İsteyerek” ihlal şartı
Tutuklamanın dayanağı, kişinin yükümlülüğe bilerek ve isteyerek uymamasıdır. Bu nedenle haklı bir mazeretle imzaya gidilemeyen günler, tek başına tutuklama sebebi değildir. Hastalık, hastanede yatış, başka bir dosyadan gözaltına alınma, cezaevinde bulunma, yakının ölümü, doğal afet ve kararın usulüne uygun bildirilmemiş olması bu kapsamda değerlendirilebilecek durumlardır. Mazeret, belgeleriyle birlikte (hastane raporu, epikriz, ölüm belgesi gibi) gecikmeksizin dosyaya sunulmalıdır.
İmza günü kaçırıldığında kişinin, engel ortadan kalkar kalkmaz imza birimine giderek durumu bildirmesi ve aynı zamanda kararı veren merciye mazeret dilekçesi vermesi gerekir. Dilekçede kaçırılan günün tarihi, engelin niteliği ve süresi açıkça yazılmalıdır. Kolluğun düzenlediği ihlal tutanağı merciye ulaşmadan önce sunulan açıklama, ihlalin isteyerek yapılmadığının değerlendirilmesinde önem taşır.
Bir veya iki günlük kaçırmanın, yükümlülüğe sürekli uyan bir kişide tutuklamayı haklı kılıp kılmayacağı somut olaya göre değerlendirilir. Tutuklama, ölçülülük ilkesine tabi olduğundan ihlalin ağırlığı ile tedbirin ağırlığı arasında makul bir denge bulunmalıdır.

İmza ihlali ayrı bir suç mudur?
İmzaya gidilmemesi, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak tanımlanmamıştır. Yaptırımı, CMK m. 112’deki tutuklama imkânıdır.
Buna karşılık imza çizelgesine ilişkin bazı davranışlar ceza soruşturmasına konu edilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, imza yükümlülüğü bulunan kardeşinin yerine çizelgeye imza atan sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyeti bozmuştur. Daire, çizelgenin görevlilerce imza yükümlüsünün imzalaması için düzenlenen bir belge olduğunu, imza atanın kimliğini denetleme yükümlülüğünün görevlilere ait bulunduğunu ve sanığın düzenlediği bir resmi belge bulunmadığını belirtmiştir (Yargıtay 11. CD, E. 2017/16219, K. 2020/1564, T. 20.02.2020).
Aynı Daire, eksik bırakılan imzanın görevlilerce tespit edildikten sonra sonradan atıldığı olayda da resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarının unsurlarının oluşmadığına karar vermiştir (Yargıtay 11. CD, E. 2019/7627, K. 2019/9786, T. 19.12.2019). Bu kararlar ceza sorumluluğu bakımından sonuç doğursa da, söz konusu davranışların adli kontrolün isteyerek ihlali sayılarak tutuklamaya dayanak yapılması ihtimalini ortadan kaldırmaz.
İmza yükümlülüğünün değiştirilmesi veya kaldırılması
Değiştirme ve kaldırma talebi
Şüpheli veya sanık, yükümlülüğün kaldırılmasını veya değiştirilmesini her zaman isteyebilir. Hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verir (CMK m. 111/1). Mercii, yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da kişiyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir (CMK m. 110/2).
Uygulamada en sık başvurulan talepler şunlardır:
- İkametin veya işyerinin başka bir ile taşınması nedeniyle imza yerinin değiştirilmesi,
- Uzun süredir aksatılmadan imza atılması nedeniyle imza sıklığının azaltılması,
- Askerlik, yurt dışı görevlendirme, tedavi veya eğitim nedeniyle belirli bir süre muafiyet tanınması,
- Soruşturmanın veya kovuşturmanın uzun sürmesi ve delillerin toplanmış olması nedeniyle yükümlülüğün tamamen kaldırılması.
Talep dilekçesine ikamet belgesi, iş sözleşmesi, sağlık raporu veya okul kaydı gibi destekleyici belgeler eklenmelidir. Kaçırılacak bir imza gününden önce muafiyet istenmesi, ihlal tutanağı düzenlendikten sonra mazeret bildirilmesinden daha güvenli bir yoldur.
Başvuru mercii
Soruşturma evresinde talep, adli kontrol kararını veren sulh ceza hâkimliğine; kovuşturma evresinde davaya bakan mahkemeye yapılır. Dilekçe Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla da verilebilir. Bu başvurular için harç ödenmez.
İtiraz
Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir (CMK m. 111/2). İtiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır (CMK m. 268/1). Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol ve tutuklama kararlarına yapılan itirazları, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m. 268/3-b). Mahkemenin kovuşturma evresinde verdiği kararlara itiraz ise CMK m. 268/3’te gösterilen bir üst mercie yapılır.
İhlal gerekçesiyle verilen tutuklama kararına da aynı süre içinde itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinde ihlalin isteyerek yapılmadığı, mazeretin belgeleri ve kişinin önceki dönemde yükümlülüğe uyduğu ortaya konulmalıdır.
İmza atma yükümlülüğü sona erdiğinde
Kovuşturmaya yer olmadığı kararında veya hükümde adli kontrolün durumu hakkında da karar verilir. Böyle bir karar kurulmamış ve kolluk imza çizelgesini tutmaya devam ediyorsa, ilgili merciden adli kontrolün kaldırıldığının açıkça belirtilmesi istenmelidir. Kesinleşmiş mahkûmiyet sonrası denetimli serbestlik kapsamında getirilen imza yükümlülüğü ise ceza infaz hukukuna tabidir ve ayrı kurallara bağlıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İmzaya bir gün geç kalan kişi hemen tutuklanır mı?
Hayır. Tutuklama için ihlalin isteyerek yapılmış olması gerekir ve mercii takdir yetkisine sahiptir. Gecikmenin sebebi belgeleriyle açıklandığında tutuklama yerine uyarı veya yükümlülüğün düzenlenmesi yoluna gidilebilir.
Başka bir şehirde çalışmaya başlayan kişi imzayı nerede atar?
Kararda gösterilen yerde atar. Yer değişikliği için kararı veren sulh ceza hâkimliğine veya mahkemeye başvurulmalı ve yeni imza yerinin belirlenmesi istenmelidir. Değişiklik kararı verilmeden imzayı başka bir birimde atmak, ilk kararın ihlali sayılabilir.
İmza yükümlülüğünün ihlali sonradan verilecek cezayı artırır mı?
Kanunda böyle bir artırım öngörülmemiştir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi değerlendirilirken mahkeme, sanığın yargılama sürecindeki davranışlarını da göz önünde bulundurabilir.
Yurt dışı çıkış yasağı ile imza yükümlülüğü birlikte kaldırılabilir mi?
Evet. Her iki yükümlülük CMK m. 109/3’te yer aldığından tek dilekçeyle ikisinin birlikte kaldırılması veya yalnızca birinin kaldırılması istenebilir.
Sonuç
İmza yükümlülüğünün isteyerek ihlali, üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda bile tutuklamaya yol açabilir; bu nedenle mazeretin olay günü veya hemen ardından belgeyle bildirilmesi önem taşır. Yükümlülüğün süresi CMK m. 110/A ile sınırlandırılmıştır ve dört ayda bir yeniden değerlendirilmesi gerekir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
İlgili yazılar: Tutuklama Kararına İtiraz: Süre, Merci ve Dilekçe İçeriği, Adli Kontrol Kararı: Şartlar, Yükümlülükler, Süre ve İtiraz, Adli Kontrol Kararına İtiraz Dilekçesi: Süre, Merci ve Örnek
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
