Avukat Dava Sonucunu Garanti Edebilir mi? Özen Borcu

Avukatlık hizmeti alan kişilerin sıkça sorduğu sorulardan biri, avukatın davanın kazanılacağını garanti edip edemeyeceğidir. Bir dava veya işin sonucu; delillere, tanık beyanlarına, bilirkişi incelemesine, karşı tarafın savunmasına ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır. Bu nedenle hukuk düzeni avukata sonucu sağlama değil, sonuca ulaşmak için özenle çalışma borcu yükler. Bu yazıda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (Av.K.) hükümleri ile Yargıtay kararları çerçevesinde avukatın borcunun niteliği açıklanmaktadır.

KISA CEVAP

  • Avukatın borcu davayı kazanmak değil, işi özen ve sadakatle yürütmektir (TBK m. 506).
  • Yargıtay’a göre vekil, sonucun elde edilmemesinden değil, özensiz çalışmasından sorumludur.
  • Sonuç garantisi, doğruluk yükümlülüğü (Av.K. m. 34) ve reklam yasağı (Av.K. m. 55) ile bağdaşmaz.
  • Ücretin bir kısmının sonuca bağlanması, kanuni sınırlar içinde mümkündür (Av.K. m. 163, 164).
  • Özen yükümlülüğünü ihlal ederek hak kaybına yol açmak kınama cezası gerektirir (Av.K. m. 135/2-m).

Avukatlık sözleşmesi bir vekâlet sözleşmesidir

TBK m. 502/1’e göre vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, avukatlık sözleşmesini vekâlet sözleşmesinin özel bir türü olarak nitelendirmiştir. Kurula göre bu sözleşmede avukat bir hukuki yardımda bulunmayı, iş sahibi de bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlenir (Yargıtay HGK, E. 2018/940, K. 2021/350, T. 25.03.2021).

Vekâlet sözleşmesi bir iş görme sözleşmesidir. Vekil belirli bir sonucu değil, işin özenle görülmesini taahhüt eder. Bu yönüyle vekâlet, eser sözleşmesinden ayrılır.

Özen borcunun kapsamı

Avukatın özen borcu, Yargıtay'ın sorumluluk ölçütü, sonuç garantisiyle bağdaşmayan hükümler ve sonuca bağlı ücret
Avukatın borcunun niteliği (TBK m. 506; Av.K. m. 34, 55, 163, 164).

Kanuni düzenleme

TBK m. 506/2’ye göre vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Özen borcundan doğan sorumluluğun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır (TBK m. 506/3).

Av.K. m. 34’e göre avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdür. Hukuk Genel Kurulu, avukatın özen borcunun genel vekâlet sözleşmesindeki özen borcuna göre daha ağır ve kapsamlı olduğunu vurgulamıştır (Yargıtay HGK, E. 2018/940, K. 2021/350).

Yargıtay uygulaması: sonuçtan değil özensizlikten sorumluluk

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, vekilin özen borcunun kapsamını şu şekilde açıklamıştır (Yargıtay 13. HD, E. 2014/15613, K. 2015/18007, T. 03.06.2015):

  • Vekilin, iş görme ile amaçlanan sonucun başarılı olması için hayat deneylerine ve işlerin normal akışına göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması ve başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınması özen borcunun kapsamını oluşturur.
  • Vekil, amaçlanan sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için yaptığı çalışmaların özenle yapılmamasından sorumludur.
  • İş sadakat ve özenle görülmüşse, amaçlanan sonuca ulaşılamamış olsa bile borç gereği gibi ifa edilmiş sayılır. Gerekli özene rağmen sonucun elde edilmemesi riski vekile yüklenemez; bu risk müvekkilin üzerinde kalır.
  • Özen borcunun yerine getirilmediğini ispat yükü müvekkile aittir. Vekil ise borcun yerine getirilmemesinde kusuru bulunmadığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Karar, bir davanın kaybedilmesinin tek başına avukatın borcunu ihlal ettiği anlamına gelmediğini, sorumluluğun ancak özensiz çalışma hâlinde doğduğunu göstermektedir.

Sonuç garantisi verilmesi meslek kurallarıyla bağdaşır mı?

Avukatlık Kanunu’nda “garanti” kelimesi geçmemektedir. Ancak kanunun birkaç hükmü, sonuç garantisi verilmesiyle bağdaşmaz:

Hükümİçerik
Av.K. m. 34Avukat görevini doğruluk içinde yerine getirmekle yükümlüdür.
Av.K. m. 55/1Avukatların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları yasaktır.
Av.K. m. 135/2-aReklam yasağının ihlali kınama cezası gerektirir (7571 sayılı Kanun’la değişik).
Av.K. m. 135/2-cAvukatın kendisinin ve mesleğin itibarını veya toplumun mesleğe güvenini zedeleyecek tutum ve davranışları kınama cezası gerektirir.

Davanın sonucu avukatın tek başına belirleyebileceği bir husus olmadığından, kazanılacağının kesin olarak taahhüt edilmesi doğruluk yükümlülüğüyle bağdaşmaz. Böyle bir taahhüdün iş elde etmek amacıyla yapılması ise reklam yasağı kapsamında değerlendirilebilir.

Müvekkilin yükümlülükleri

Avukatın sonuca değil özene yönelik borcunun karşısında müvekkilin de yükümlülükleri vardır. TBK m. 510/1’e göre vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür. Av.K. m. 173/2 de işin yapılması için gerekli vergi, harç ve giderlerin iş sahibinin sorumluluğunda olduğunu ve bu harcamalar için yeterli avansın verilmesi gerektiğini öngörür. Gerekli belge ve bilgilerin zamanında verilmemesi, avukatın özenle çalışmasını da engeller.

Sonuca bağlı ücret ile sonuç garantisi farklıdır

Avukatlık sözleşmesinde ücretin bir kısmının davanın sonucuna bağlanması, sonuç garantisi anlamına gelmez. Av.K. m. 163/1’e göre yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Av.K. m. 164/2 de yüzde yirmi beşi aşmamak üzere dava veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesinin ücret olarak kararlaştırılabileceğini öngörür.

Bu tür bir düzenlemede avukat davanın kazanılacağını taahhüt etmez; yalnızca ücretin bir kısmının sonuca göre doğacağı kararlaştırılır. Ancak bu durumda da ücret asgari tarifenin altında olamaz (Av.K. m. 164/4).

Avukatın müvekkile karşı yükümlülükleri

Sonucu garanti edemeyen avukatın müvekkile karşı yükümlülükleri kanunda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 7571 sayılı Kanun’la değişik Av.K. m. 135/2 aşağıdaki hâlleri kınama cezası gerektiren eylemler arasında sayar:

  • Kanunun tanıdığı bir hakkın kullanımını bertaraf edecek şekilde davanın veya işin safhaları hakkında müvekkile bilgi vermemek (bent l),
  • Takip ettiği işlerde özen yükümlülüğünü ihlal ederek hak kaybına sebebiyet vermek (bent m),
  • İşin reddi zorunluluğunu veya işi sonuna kadar takip etme yükümlülüğünü ihlal etmek (bent f),
  • Üstlendiği işle ilgili masraf aldığı hâlde dava açmamak veya icra takibi başlatmamak ya da aldığı masrafı iade etmemek (bent r).

Ayrıca avukat, kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görürse ya da sonradan bu kanıya varırsa işi reddetmek zorundadır (Av.K. m. 38/1-a). Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder (Av.K. m. 171/1).

Dava kaybedilirse avukatın sorumluluğu doğar mı?

Davanın kaybedilmesi tek başına avukatın sorumluluğunu doğurmaz. Sorumluluk için avukatın özen borcunu ihlal etmesi ve bu ihlal nedeniyle zarar doğması gerekir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan kararına göre özen borcunun ihlal edildiğini müvekkil ispat eder; avukat ise kusursuzluğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Avukatın kusur veya ihmali nedeniyle azledilmesi hâlinde ücretin ödenmesi gerekmez (Av.K. m. 174/2). Avukatın kusur ve ihmali bulunmuyorsa azil hâlinde ücretin tamamı ödenir. Bu konu ayrı bir yazıda ele alınmıştır.

İşi kabul etme ve reddetme

Avukat, kendisine teklif olunan işi sebep göstermeden reddedebilir; reddin iş sahibine gecikmeden bildirilmesi zorunludur (Av.K. m. 37/1). Bazı hâllerde ise ret zorunludur. Av.K. m. 38/1’de sayılan ret zorunluluğu hâllerinden başlıcaları şunlardır:

  • Teklifi yolsuz veya haksız görürse ya da sonradan bu kanıya varırsa,
  • Aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermişse,
  • Daha önce hâkim, hakem, Cumhuriyet savcısı, bilirkişi veya memur olarak o işte görev yapmışsa,
  • Kendi düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek durumu ortaya çıkmışsa.

Bu hükümler, avukatın her teklifi kabul etmek ve sonucunu taahhüt etmek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını; aksine hukuken savunulamaz bulduğu işi reddetmesi gerektiğini gösterir.

Sır saklama yükümlülüğü

Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya avukatlık görevi dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır (Av.K. m. 36/1). Avukatın bu hususlar hakkında tanıklık edebilmesi iş sahibinin muvafakatine bağlıdır; muvafakat olsa bile avukat tanıklıktan çekinebilir ve bu hakkın kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz (Av.K. m. 36/2). Sır saklama yükümlülüğünün ihlali kınama cezası gerektirir (Av.K. m. 135/2-b).

Avukatla çalışırken beklenebilecekler

Avukattan sonuç garantisi değil, aşağıdaki hususlar beklenebilir:

  • Uyuşmazlığın hukuki dayanakları, güçlü ve zayıf yönleri hakkında doğru bilgilendirme,
  • Sürelerin ve usul kurallarının gözetilmesi,
  • Delillerin zamanında sunulması,
  • Davanın aşamaları ve kanun yolları hakkında bilgi verilmesi (Av.K. m. 135/2-l),
  • Edinilen bilgilerin gizli tutulması (Av.K. m. 36/1).

Sıkça Sorulan Sorular

Avukat “bu davayı kesin kazanırız” diyebilir mi?
Davanın sonucu avukatın tek başına belirleyebileceği bir husus değildir. Kesin sonuç taahhüdü Av.K. m. 34’teki doğruluk yükümlülüğüyle bağdaşmaz; iş elde etmek amacıyla yapılırsa reklam yasağı (Av.K. m. 55) kapsamında değerlendirilebilir.

Dava kaybedilirse ödenen ücret geri istenebilir mi?
Davanın kaybedilmesi tek başına ücretin iadesini gerektirmez; çünkü avukat sonuçtan değil özensizlikten sorumludur. Avukatın haklı bir sebep olmadan işi bırakması hâlinde ise peşin alınan ücret iade edilir (Av.K. m. 174/1).

Avukat işi başka bir avukata devrederse sorumluluk kimde olur?
Vekâletnamede tevkil yetkisi varsa avukat işi başka bir avukata devredebilir; ancak müvekkile karşı sorumluluğu devam eder. Birlikte takip ettiği veya işi devrettiği avukatların kusurlarından ve doğan zarardan, müvekkile karşı hem şahsen hem de diğer avukatla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur (Av.K. m. 171/2-3).

Avukat masraf aldığı hâlde dava açmazsa ne olur?
Üstlendiği işle ilgili masraf aldığı hâlde dava açmamak veya icra takibi başlatmamak ya da aldığı masrafı iade etmemek, kınama cezası gerektiren disiplin eylemidir (Av.K. m. 135/2-r). Masrafın iadesi ise ayrıca genel hükümlere göre istenebilir.

“Kazanırsak öderim” şeklinde ücret kararlaştırılabilir mi?
Şarta bağlı sözleşmeler yasaya aykırı olmadıkça geçerlidir (Av.K. m. 163/1). Ancak ücret asgari tarifenin altında olamaz ve oransal ücret yüzde yirmi beşi aşamaz (Av.K. m. 164/2, 164/4).

Sonuç

Avukatın borcu davayı kazanmak değil, davayı özen, sadakat ve doğrulukla yürütmektir. Yargıtay da vekilin amaçlanan sonucun elde edilmemesinden değil, özensiz çalışmasından sorumlu olduğunu kabul etmektedir. Sonuç garantisi verilmesi doğruluk yükümlülüğü ve reklam yasağıyla bağdaşmaz. Ücretin bir kısmının sonuca bağlanması ise kanuni sınırlar içinde mümkündür. Avukatlık hizmetinin kapsamına ilişkin sorular için büromuzdan bilgi alınabilir.

İlgili yazılar: Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir?, Avukat Azli: Avukat Değiştirmek Mümkün mü?, Avukattan Şikâyet Nasıl Yapılır?, Savcılığa Şikâyet Dilekçesi Örneği ve Yazım Esasları (2026), Önödemeye Tabi Suçlar (TCK 75): Hesaplama, Süre ve Hakaret

Mevzuat: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.

Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.