Durma kararı, kamu davasının devam edebilmesi için gereken bir şartın henüz gerçekleşmediği durumlarda yargılamayı geçici olarak askıya alan karardır. Davayı sona erdiren düşme kararından farklı olarak durma kararı davayı ortadan kaldırmaz; şart gerçekleşinceye kadar yargılama işlemlerini bekletir. Bu yazıda durma kararının dayanağı, uygulandığı başlıca hâller, zamanaşımına etkisi ve karara karşı başvurulabilecek yol ele alınmaktadır.
KISA CEVAP
- Kovuşturma bir şarta bağlı olup şart henüz gerçekleşmemişse, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir; şart hiç gerçekleşmeyecekse dava düşer (CMK m. 223/8).
- Başlıca durma sebepleri izin gerektiren suçlar, yasama dokunulmazlığı, sanığın yargılama sırasında akıl hastalığına yakalanması ve uzlaşma ediminin ileri tarihe bırakılmasıdır.
- İzin veya karar beklenen hâllerde ve uzlaşma edimi süresince dava zamanaşımı durur (TCK m. 67/1, CMK m. 254/2).
- Derhal beraat verilebilecek hâllerde durma kararı verilemez (CMK m. 223/9).
- Durma kararına, öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir (CMK m. 223/8, 268/1).
Hukuki dayanak ve nitelik
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 223/8’in ikinci cümlesine göre soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması bir şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir. Aynı fıkra bu karara itiraz edilebileceğini açıkça belirtir.
Kovuşturma şartı, bir suç hakkında yargılama yapılabilmesi için kanunun aradığı ön koşuldur. Bu şart bazen bir makamın izni, bazen bir yasama organı kararı, bazen de sanığın yargılamaya katılabilecek durumda olmasıdır. Durma kararı, bu şart yerine gelmeden yapılacak yargılamanın hukuka aykırı olacağı düşüncesine dayanır.
Durma ile düşme arasındaki sınır
Her iki karar da aynı fıkrada düzenlenmiştir ve ayrım ölçütü şartın gelecekte gerçekleşme ihtimalidir:
- Şart henüz gerçekleşmemiş, ancak gerçekleşmesi mümkünse durma kararı verilir.
- Şartın hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir.
Örneğin izin gerektiren bir suçta izin talebi henüz sonuçlanmamışsa durma, iznin verilmeyeceği kesinleşmişse düşme kararı gündeme gelir.
Durma ile bekletici sorun arasındaki fark
CMK m. 218/1 uyarınca suçun ispatı başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlıysa ceza mahkemesi bu sorunu kendisi çözebilir ya da görevli mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması için bekletici sorun yapabilir. Bekletici sorun, kovuşturma şartıyla ilgili değil, suçun ispatıyla ilgilidir. Durma kararı ise yargılamanın yapılabilirliğine ilişkindir. Bu nedenle bekletici sorun kararı CMK m. 223’teki hüküm türleri arasında yer almaz ve ara karar niteliğindedir.
Durma kararının verildiği başlıca hâller
İzin veya karar alınmasını gerektiren suçlar
Bazı suçlarda kovuşturma veya soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Cumhurbaşkanına hakaret suçunda kovuşturma yapılması (TCK m. 299/3), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçunda ise soruşturma yapılması (TCK m. 301/4) bu izne tabidir. İzin alınmadan dava açılmışsa veya izin süreci sonuçlanmamışsa yargılamaya devam edilemez.
Yasama dokunulmazlığı
Anayasa m. 83/2 uyarınca seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa m. 14’teki durumlar bu kuralın dışındadır. Anayasa m. 83/4’e göre tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin dokunulmazlığı yeniden kaldırmasına bağlıdır.
Yargılama sürerken sanığın milletvekili seçilmesi bu bakımdan tipik bir durma sebebidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hükümden sonra milletvekili seçilen sanık hakkında Anayasa m. 83/2 ve CMK m. 223/8 uyarınca yargılamanın durmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur (Yargıtay 4. CD, E. 2012/23000, K. 2012/24340, T. 12/11/2012). Kararda bozma, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin yapılmıştır; bu da kovuşturma şartının esastan önce gelen bir mesele olduğunu göstermektedir.
Anayasa m. 83/2’deki istisna da durma kararının sınırını belirler. Seçimden önce soruşturmasına başlanılmış ve Anayasa m. 14 kapsamında kalan suçlarda ya da ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlinde dokunulmazlık yargılamaya engel olmaz. Bu nedenle mahkemenin durma kararı vermeden önce soruşturmanın başlama tarihini, suçun niteliğini ve iddianamedeki hukuki nitelendirmeyi ayrıca değerlendirmesi gerekir. Uygulamada bu değerlendirme yapılmadan verilen durma kararları, kanun yararına bozma (CMK m. 309) yoluyla Yargıtay denetimine götürülebilmektedir.
Milletvekilliği sona erdiğinde veya Meclis dokunulmazlığı kaldırdığında şart gerçekleşmiş olur ve yargılamaya kalındığı yerden devam edilir.
Sanığın yargılama sırasında akıl hastalığına yakalanması
Suç tarihinde ceza sorumluluğu bulunan sanık, yargılama sırasında savunmasını yapamayacak ölçüde akıl hastalığına yakalanabilir. Bu durumda TCK m. 32’deki kusur yeteneği sorunu değil, sanığın yargılamaya katılma ehliyeti söz konusudur. CMK m. 74/5, gözlem altına alınmaya ilişkin hükümlerin CMK m. 223/8 gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanacağını öngörmektedir. Mahkeme, sanığın durumunu tespit etmek için gözlem altına alınmasına karar verebilir; gözlem süresi her seferinde üç haftayı, toplamda üç ayı geçemez (CMK m. 74/3). Sanık iyileştiğinde yargılamaya devam edilir.
Bu durumun, suç tarihinde akıl hastalığı bulunan sanıktan ayrılması gerekir. Suç tarihinde kusur yeteneği yoksa ceza verilmesine yer olmadığı kararı ve güvenlik tedbiri gündeme gelir (CMK m. 223/3-a); durma kararı verilmez.
Uzlaşma ediminin ileri tarihe bırakılması
Kovuşturma evresinde uzlaşma sağlanır ancak sanığın edimi ileri bir tarihe bırakılır, taksitlendirilir veya süreklilik gösterirse mahkeme durma kararı verir. Edim tamamen yerine getirildiğinde davanın düşmesine karar verilir; yerine getirilmezse yargılamaya kaldığı yerden devam olunur (CMK m. 254/2, 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun’la değişik).

Durma kararının sonuçları
Zamanaşımı bakımından
TCK m. 67/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınmasına ya da başka bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı olduğu hâllerde, izin veya kararın alınmasına ya da meselenin çözümüne kadar dava zamanaşımı durur. Uzlaşma edimi nedeniyle verilen durma kararında da durma süresince zamanaşımı işlemez (CMK m. 254/2).
Zamanaşımının durması ile kesilmesi farklı kavramlardır. Durma hâlinde, durma sebebi ortadan kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam eder; kesilmede ise süre yeniden başlar (TCK m. 67/2-4).
Yargılama işlemleri bakımından
Durma kararından sonra kovuşturma şartına bağlı işlemler yapılamaz. Bununla birlikte delillerin kaybolma tehlikesi gibi durumlarda kanunun izin verdiği acele işlemler ayrıca değerlendirilir. Şartın gerçekleşmesini takip etmek mahkemenin görevidir; dosya, gerektiğinde ilgili makamlarla yazışma yapılarak izlenir.
Şartın gerçekleşmesinden sonra
Beklenen izin verildiğinde, Meclis dokunulmazlığı kaldırdığında veya sanık yargılamaya katılabilecek duruma geldiğinde mahkeme yeni bir karar vererek yargılamayı kaldığı yerden sürdürür. Durma öncesinde usulüne uygun olarak yapılan işlemler geçerliliğini korur; tanık beyanları, bilirkişi raporları ve sanığın daha önceki savunması yeniden alınmak zorunda değildir. Ancak durma süresinde mevzuat değişmişse lehe kanun ilkesi (TCK m. 7/2) gözetilir ve gerektiğinde sanığa yeni hükümler karşısında ek savunma hakkı tanınır.
Derhal beraat önceliği
CMK m. 223/9 uyarınca derhal beraat kararı verilebilecek hâllerde durma kararı verilemez. Örneğin yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmamışsa, kovuşturma şartının beklenmesine gerek kalmadan beraat kararı verilir. Bu kural, sanığın belirsiz bir süre yargılama yükü altında kalmasını önler.
Durma kararına itiraz
CMK m. 223/8, durma kararına karşı itiraz yolunu açık tutmuştur. Durma kararı, düşme ve beraat kararlarından farklı olarak istinaf veya temyiz yoluyla değil, itiraz yoluyla denetlenir.
- Süre: İtiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır (CMK m. 268/1, 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’la değişik).
- Usul: Kararı veren mahkemeye verilecek dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanla başvurulur.
- Merci: Kararı veren mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı en çok üç gün içinde CMK m. 268/3’te gösterilen itiraz merciine gönderir.
İtiraz hakkı Cumhuriyet savcısına, sanığa, müdafiine ve katılana aittir. Katılan, şartın aslında gerçekleştiğini ya da yargılamanın şarta bağlı olmadığını ileri sürebilir. Sanık ise derhal beraat şartlarının bulunduğunu veya şartın hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini, dolayısıyla düşme kararı verilmesi gerektiğini savunabilir.
Kararın gerekçesinde hangi kovuşturma şartının beklendiğinin, şartın hangi makamdan ve hangi işlemle gerçekleşeceğinin açıkça gösterilmesi, itiraz incelemesi bakımından önem taşır.
İtiraz süresi geçirilen veya itiraz yoluna başvurulmayan durma kararı kesinleşir. Kesinleşmiş durma kararına karşı olağan bir başvuru yolu kalmaz; Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulması ise ilgililerin talebine bağlı bir hak değildir. Bu nedenle durma kararının tefhim veya tebliğinden itibaren sürenin takip edilmesi gerekir. Sanığın hazır bulunmadığı duruşmada verilen kararda süre, kararın sanığa veya müdafiine tebliğiyle başlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Durma kararı davanın sona erdiği anlamına gelir mi?
Hayır. Durma kararı geçici niteliktedir; dava açık kalır ve şart gerçekleştiğinde yargılamaya kaldığı yerden devam edilir.
Durma süresince zamanaşımı işler mi?
İzin, karar veya başka bir mercideki meselenin beklendiği hâllerde ve uzlaşma edimi nedeniyle verilen durma kararlarında dava zamanaşımı durur. Durma sebebi ortadan kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Durma kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir mi?
Durma kararı için kanunun öngördüğü yol itirazdır. İtiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde yapılır.
Beklenen izin verilmezse ne olur?
İznin verilmeyeceği kesinleşirse kovuşturma şartı hiçbir zaman gerçekleşmeyecek demektir. Bu durumda durma kararı yerine davanın düşmesine karar verilir.
Sonuç
Durma kararı, kovuşturma şartının yerine gelmesini beklemek amacıyla yargılamayı geçici olarak askıya alır. İzin gerektiren suçlar, yasama dokunulmazlığı, sanığın yargılama sırasında akıl hastalığına yakalanması ve uzlaşma ediminin ileri tarihe bırakılması başlıca durma sebepleridir. Kararın zamanaşımına etkisi ile itiraz süresi, hem sanık hem de katılan bakımından dosyanın seyrini belirleyen unsurlardır. Somut dosyalara ilişkin sorular için büromuzla iletişime geçilebilir.
İlgili yazılar: Ceza Davasında Düşme Kararı (CMK 223/8): Sebepler ve Sonuçlar
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
