Mahsup, hüküm kesinleşmeden önce kişinin özgürlüğünü kısıtlayan tedbirler altında geçirdiği sürenin, sonradan hükmolunan cezadan düşülmesidir. Gözaltında veya tutuklulukta geçen günler, kişi henüz mahkûm edilmemişken özgürlüğünden yoksun kaldığı süreleri ifade eder. Mahsup, aynı kişinin aynı süre için iki kez özgürlüğünden yoksun kalmasını önler.
KISA CEVAP
- Hüküm kesinleşmeden önce şahsi hürriyeti sınırlayan bütün hâller hapis cezasından düşülür (TCK m. 63).
- Adli para cezasında bir gün 500 Türk lirası sayılır.
- Adli kontrol altında geçen süre kural olarak mahsup edilmez. Konutu terk etmeme tedbirinde her iki gün bir gün, tedavi tedbirinde süre olduğu gibi sayılır (CMK m. 109/6).
- Başka dosyadaki tutukluluk, mahsup istenen suç o dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenmişse mahsup edilir.
Yasal düzenleme
TCK m. 63/1 (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu)
Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.
Hükmün iki unsuru öne çıkar. Birincisi, mahsup edilecek süre hükmün kesinleşmesinden önce geçirilmiş olmalıdır. İkincisi, kanun yalnızca tutuklamayı değil, şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâlleri kapsar.
Hangi süreler mahsup edilir?

Gözaltı ve tutukluluk
Mahsubun en yaygın uygulandığı süreler gözaltı ve tutukluluktur. Yakalama anından itibaren geçen gözaltı süresi ile tutuklama kararının infazından tahliyeye kadar geçen süre, verilen hapis cezasından düşülür.
Adli kontrol: konutu terk etmeme ve tedavi tedbirleri
Adli kontrol altında geçen süre, kural olarak şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılmaz ve cezadan mahsup edilmez. Bu kuralın iki istisnası vardır (CMK m. 109/6):
- Tedavi tedbiri: Uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu madde ya da alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi veya muayene tedbirine tabi tutulan kişinin bu tedbir altında geçirdiği süre mahsup edilir (CMK m. 109/3-e).
- Konutu terk etmeme (ev hapsi): Bu yükümlülük altında geçen her iki gün, bir gün olarak dikkate alınır (CMK m. 109/3-j ve 109/6). Bu kural 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunla getirilmiştir.
İmza yükümlülüğü, yurt dışına çıkış yasağı veya belirli yerlere gitmeme gibi diğer adli kontrol tedbirleri mahsup edilmez.
Yabancı ülkede geçen süreler
Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir (TCK m. 16). Mahsubun yapılabilmesi için yabancı makamlardan alınan ve gözaltı ile tutukluluk tarihlerini gösteren belgelerin, onaylı tercümeleriyle birlikte dosyaya sunulması gerekir.
Hapis cezasında örnek hesaplama
Kasten yaralama suçundan iki yıl hapis cezasına mahkûm edilen ve yargılama sırasında beş ay tutuklu kalan bir hükümlü düşünülsün. Süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme için cezanın yarısının infaz kurumunda çekilmesi gerekir (5275 sayılı Kanun m. 107/2). Bu örnekte süre on iki aydır. Tutuklulukta geçen beş ay bu süreden düşüldüğünden, hükümlünün infaz kurumunda geçirmesi gereken süre yedi aydır. Hükümlü, şartları varsa koşullu salıverilme tarihinden önce denetimli serbestlik tedbirinden de yararlanabilir.
Adli para cezasında mahsup
TCK m. 63 uyarınca adli para cezasından mahsupta bir gün beş yüz Türk lirası sayılır. Bu miktar 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunla yüz Türk lirasından beş yüz Türk lirasına çıkarılmıştır.
Örneğin hakkında 10.000 Türk lirası adli para cezasına hükmedilen ve dört gün gözaltında kalan bir kişinin cezasından 2.000 Türk lirası düşülür; ödenecek kısım 8.000 Türk lirasıdır. Gözaltı ve tutukluluk süresinin karşılığı ceza tutarını aşarsa, adli para cezası tamamen infaz edilmiş sayılır.
Başka bir dosyadaki tutukluluğun mahsubu
Uygulamada sık karşılaşılan durum, kişinin bir dosyada tutuklu kalıp beraat etmesi veya tutukluluk süresinden daha az ceza alması, ancak başka bir dosyadan mahkûm olmasıdır. Bu hâlde ilk dosyada geçen tutukluluğun ikinci dosyadaki cezadan mahsup edilip edilemeyeceği sorusu ortaya çıkar.
Yargıtay, 06/03/1940 tarihli ve 1940/5-68 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı ile Ceza Genel Kurulunun 31/01/2006 tarihli ve 2006/4-7 sayılı kararına dayanarak şu ilkeyi benimsemektedir: Bir dosyada tutuklulukta geçen sürenin başka bir mahkûmiyet kararındaki cezadan mahsup edilebilmesi için, mahsup istenen mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan dosyada verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olması gerekir.
Aynı kararda, hükümlünün bir dosyadaki 517 günlük tutukluluğunun 240 gününün başka bir cezadan mahsup edildiği, kalan 277 günün ise henüz kullanılmadığı tespit edilmiştir. İnfaz hâkimliğinin bu sürenin mahsubuna ilişkin talebi, başka bir tutukluluk süresine ilişkin mahsup kararını gerekçe göstererek reddetmesi ve itiraz merciinin bu reddi onaması üzerine, itiraz merciinin kararı kanun yararına bozulmuştur.
Mahsubun uygulanması ve itiraz yolu
Mahsubu kim yapar?
Mahsup, kural olarak hükümde ayrıca gösterilir ve infaz aşamasında Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenen müddetnamede (cezanın başlangıç ve bitiş tarihlerini gösteren belge) dikkate alınır. TCK m. 63 emredici bir hükümdür. Hüküm henüz kesinleşmemişse, mahsup hükmünün eksikliği istinaf veya temyiz dilekçesinde de ileri sürülebilir.
Hata veya eksiklik hâlinde
Müddetnamede gözaltı veya tutukluluk süresinin eksik hesaplandığı ya da başka dosyadaki bir sürenin dikkate alınmadığı durumlarda, çektirilecek cezanın hesabında duraksama bulunduğu ileri sürülerek infaz hâkimliğinden karar istenir (5275 sayılı Kanun m. 98/1-b). İnfaz hâkimliğinin kararına karşı itiraz yolu açıktır. İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve hukuka aykırı olduğu düşünülen kararlar bakımından, yukarıdaki örnekte olduğu gibi Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma talebiyle başvurulması da mümkündür (CMK m. 309).
Başvuruya, tutukluluk ve tahliye tarihlerini gösteren belgeler, gözaltı tutanakları ile mahsup edildiği iddia edilen dosyaların hükümleri eklenmelidir.
Mahsup ve tazminat ilişkisi
Mahkûm olup gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreler hükümlülük sürelerinden fazla olan kişi, Devletten tazminat isteyebilir (CMK m. 141/1-f). Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler de tazminat isteyebilir (CMK m. 141/1-e). Konutu terk etmeme veya tedavi şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığına veya beraate karar verilen kişiler de, 7499 sayılı Kanunla eklenen bent uyarınca tazminat isteyebilir (CMK m. 141/1-l).
Tazminat istemi, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır (CMK m. 142/1). Bu üç bent kapsamındaki istemlerde 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanır (CMK m. 142/2).
Sıkça Sorulan Sorular
Bir günden kısa gözaltı süreleri mahsup edilir mi? TCK m. 63 şahsi hürriyeti sınırlayan bütün hâlleri kapsar. Gözaltında geçen sürenin kısa olması mahsup hakkını ortadan kaldırmaz. Bu sürelerin kayıtlarla birlikte müddetnamenin düzenlenmesi sırasında bildirilmesi gerekir.
Konutu terk etmeme tedbiri altında geçen 60 gün kaç gün olarak mahsup edilir? Her iki gün bir gün sayıldığından, 60 günlük ev hapsi 30 gün olarak cezadan düşülür (CMK m. 109/6).
Adli para cezasında bir gün kaç lira sayılır? Bir gün 500 Türk lirası sayılır (TCK m. 63/1).
Kanunların güncel metni: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (mevzuat.gov.tr).
İlgili yazılar: Adli Para Cezası Nedir? Hesaplanması, Ödenmesi ve Taksit
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
