Mirasın Reddi: Şartları, Üç Aylık Süre ve Hükmen Ret

Mirasçı, mirasbırakanın ölümünü öğrendiği tarihten başlayarak üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla mirası reddedebilir. Dayanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 605, 606 ve 609’dur. Mirasbırakan ölüm tarihinde borcunu ödeyemeyecek durumdaysa ve bu durum açıkça belliyse ya da resmen tespit edilmişse, miras kanun gereği reddedilmiş sayılır. Buna hükmen ret denir ve kanun bunun için üç aylık bir süre koymamıştır. Her iki yolda da mirasçının tereke mallarını sahiplenmemiş olması gerekir.

KISA CEVAP

  • Gerçek ret: üç ay içinde, sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla, kayıtsız ve şartsız yapılır (TMK m. 606, 609).
  • Hükmen ret: mirasbırakanın ölüm tarihindeki ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605). Tespiti için alacaklılara karşı dava açılır.
  • Ret süresi dolmadan tereke işlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı mirası reddedemez (TMK m. 610).
  • Mirası reddetmeyen mirasçı, mirasbırakanın borçlarından kendi malvarlığıyla da sorumlu olur (TMK m. 599, 681).

1. Kanun Metni

Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu’nun 605 ile 618. maddeleri arasında düzenlenir. Aşağıda konunun temelini oluşturan dört madde yer alıyor. Diğer maddeleri ilgili bölümlerde aktardık.

TMK m. 605

“Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”

TMK m. 606

“Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.”

TMK m. 609

“Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”

TMK m. 610

“Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.”

2. Mirası Reddetmezseniz Ne Olur?

Mirasçı, mirasbırakan öldüğü anda mirası bir bütün olarak kazanır. Bunun için bir başvuru yapması, imza atması gerekmez. Bu bütünün içinde mirasbırakanın evi, banka hesabı ve aracı kadar kredi borcu, vergi borcu ve icra dosyaları da vardır. TMK m. 599 bunu şöyle düzenler:

TMK m. 599

“Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.”

“Kişisel olarak sorumlu” ifadesi, borcun yalnızca terekeden değil mirasçının kendi maaşından, evinden ve hesabından da istenebileceği anlamına gelir. Birden fazla mirasçı varsa mirasçılar müteselsilen sorumludur, yani alacaklı borcun tamamını mirasçılardan birinden isteyebilir (TMK m. 681). Payından fazlasını ödeyen mirasçı, fazlası için diğer mirasçılara rücu eder; aksi kararlaştırılmadıkça her mirasçı tereke borçlarını miras payı oranında öder (TMK m. 682).

TMK m. 681

“Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.”

TMK m. 682

“Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş olan bir tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu edebilir. Rücu hakkı, ilk önce, ödenmiş olan borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı kullanılır. Diğer hâllerde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür.”

Borçları mirastan fazla olan bir mirası kabul etmek, mirasçıyı başkasının borcunu kendi parasıyla ödeyen kişi durumuna sokar. Kanunun bu sonuca karşı verdiği iki çare gerçek ret ve hükmen rettir.

3. Gerçek Ret: Üç Aylık Süre ve Beyanın Şekli

Mirasın reddi: şartlar ve süre bilgi grafiği

Gerçek ret, mirasçının mirası istemediğini mahkemeye kendisinin bildirmesidir. Terekenin borçlu olması şart değildir. Mirasçı, kendi nedenleriyle de mirası reddedebilir.

Süre ne zaman başlar?

Süre üç aydır ve ölüm tarihinden değil, öğrenme tarihinden başlar (TMK m. 606). Yasal mirasçı için başlangıç, mirasbırakanın ölümünü öğrendiği gündür. Mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat eden kişi için süre o tarihten işler. Vasiyetnameyle atanmış mirasçı için süre, vasiyetnamenin kendisine resmen bildirildiği tarihte başlar. Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre olarak nitelendirir; süre geçince ret hakkı kendiliğinden düşer.

Kanun bu genel kurala üç durumda farklı bir başlangıç öngörür:

  • Terekenin yazımı: Sulh hâkimi koruma önlemi olarak terekenin yazımına karar verdiyse süre, yazımın bittiğinin mirasçıya bildirilmesiyle başlar (TMK m. 607).
  • Mirasçının ret süresi içinde ölmesi: Ret hakkı onun mirasçılarına geçer. Onlar için süre, mirasın kendi mirasbırakanlarına geçtiğini öğrendikleri tarihte başlar (TMK m. 608).
  • Önceki mirasçıların reddetmesi: Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayan birine geçerse, o kişi için süre önceki mirasçıların reddettiğini öğrendiği tarihte başlar (TMK m. 608).

TMK m. 607

“Koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde mirası ret süresi, yasal ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından kendilerine bildirilmesiyle başlar.”

TMK m. 608

“Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez. Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.”

Mirasçı, terekedeki borçları üç ayda çıkaramayacağını düşünüyorsa önemli sebep göstererek sulh hâkiminden sürenin uzatılmasını veya yeni bir süre verilmesini isteyebilir.

TMK m. 615

“Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.”

Beyan nasıl yapılır?

Ret beyanı sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak verilir (TMK m. 609). Sulh hâkimi beyanı tutanağa geçirir. Süresinde yapılan ret, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesindeki özel kütüğe yazılır. Miras, mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır (TMK m. 576). Mirasçı isterse mahkeme ona reddi gösteren bir belge verir. Bu belgeyi saklamak gerekir; ileride bir icra takibi veya dava geldiğinde mirası reddettiğinizi bu belgeyle gösterirsiniz.

Ret kayıtsız ve şartsız olmalıdır. “Evi kardeşim alırsa reddediyorum” ya da “yalnızca borçları reddediyorum” gibi bir beyan, kanunun aradığı reddi oluşturmaz. Miras bir bütün olarak geçtiği için mirasçı mallardan istediğini alıp borçları bırakamaz.

4. Hükmen Ret: Borca Batık Tereke

TMK m. 605’in ikinci cümlesi, mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belliyse veya resmen tespit edilmişse mirasın reddedilmiş sayılacağını söyler. Ödemeden aciz, terekedeki malların borçları karşılamamasıdır. Uygulamada buna “terekenin borca batık olması” denir. Bu durumda mirasçının mahkemeye gidip ret beyanı vermesi gerekmez; kanun mirası onun yerine reddedilmiş sayar.

Ancak alacaklı, terekenin borca batık olduğunu kabul etmeyip mirasçıya icra takibi başlatabilir. Bu yüzden mirasçılar çoğunlukla terekenin borca batık olduğunun ve mirasın hükmen reddedildiğinin tespiti için asliye hukuk mahkemesinde alacaklılara karşı dava açar. Mahkeme bilirkişi aracılığıyla ölüm tarihindeki malları ve borçları karşılaştırır. Taşınmazların değeri, banka hesapları, ortaklık payları ve icra dosyaları ölüm tarihi esas alınarak hesaplanır.

Hükmen ret davası için süre var mı?

Kanun hükmen ret için bir süre öngörmez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2026 tarihli kararında, alacaklıların “dava hak düşürücü süre içinde açılmadı” itirazına rağmen, mirasın hükmen ret isteminin herhangi bir süreye tâbi olmadığını belirten ilk derece kararı onanmıştır. Bu davada mirasbırakan 2011’de ölmüş, dava yıllar sonra görülmüştür. Tek şart, mirasçının bu süre boyunca terekeyi sahiplenmemiş olmasıdır. TMK m. 610’daki davranışlardan birini yapan mirasçı hükmen ret de isteyemez.

Tereke borca batıksa ve üç ay henüz dolmadıysa, gerçek ret beyanı vermek ispat yükü olmayan, daha hızlı bir yoldur. Üç ay geçtiyse hükmen ret davası açık kalır.

5. Gerçek Ret ile Hükmen Ret Arasındaki Farklar

KonuGerçek retHükmen ret
DayanakTMK m. 605 (ilk cümle), 606, 609TMK m. 605 (ikinci cümle)
ŞartTerekenin borçlu olması gerekmezÖlüm tarihinde ödemeden aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması
SüreÖğrenmeden itibaren üç ay (hak düşürücü); önemli sebeple uzatılabilir (m. 615)Kanunda süre yok
Nasıl yapılırSulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanKendiliğinden doğar; tespiti için alacaklılara karşı asliye hukuk mahkemesinde dava açılır
İspatBorca batıklığı ispat gerekmezMirasçı, ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğunu ispat eder
Hakkı kaybettiren davranışSüre içinde tereke işlerine karışmak, malları gizlemek veya sahiplenmek (m. 610)Aynı davranışlar
SonuçMirasçı, mirasbırakandan önce ölmüş gibi sayılır; pay sonraki hak sahiplerine geçer (m. 611)Aynı sonuç

6. Ret Hakkını Kaybettiren Davranışlar ve Reddin Sonuçları

TMK m. 610’a göre ret süresi dolmadan tereke işlerine karışan, olağan yönetimi aşan işler yapan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı mirası reddedemez. Hangi davranışın bu kapsama girdiğini mahkeme her dosyada ayrıca değerlendirir. Aşağıdaki örnekler, 7. bölümdeki Yargıtay kararlarından alınmıştır:

  • Mirasçılık belgesiyle tapuya başvurup mirasbırakanın taşınmazlarını kendi adına intikal ettirmek ve mirasbırakanın kredi kartı borcunu ödeyip kapatmak, terekeyi sahiplenme sayılmıştır (Yargıtay 7. HD, 2025/4919 K.).
  • Mirasbırakandan dul aylığı bağlanması ve kanuni yükümlülük olarak veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmesi, tek başına mirası kabul sayılmamıştır (Yargıtay 7. HD, 2026/1641 K.).

İki kararda da beyanname verilmiş; ilkinde buna tapu intikali ve borç ödeme eklenmiştir. Sonucu belirleyen, davranışların bütün olarak terekeyi sahiplenme anlamı taşıyıp taşımadığıdır. Ret düşünen mirasçının, karar verene kadar tereke mallarını satmaması, devretmemesi, tapuda intikal yaptırmaması ve borç ödemesi yapmaması yerinde olur. Zamanaşımını kesmek için dava açmak veya icra takibi yapmak ise ret hakkını ortadan kaldırmaz (TMK m. 610).

Reddeden mirasçının payı kime geçer?

TMK m. 611

“Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.”

“Sağ değilmiş gibi” ifadesi pratikte şunu doğurur: Babasının mirasını reddeden kişinin payı, kural olarak onun çocuklarına geçer. Çocuklar da mirasçı olur ve kendi üç aylık süreleri, önceki mirasçının reddettiğini öğrendikleri tarihte başlar (TMK m. 608). Borca batık bir mirasta ailenin bütün kollarının ayrı ayrı ret yapması gerekebilir.

TMK m. 612

“En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.”

En yakın mirasçıların tamamı reddederse tereke tasfiye edilir, alacaklılar terekeden ödenir, artan olursa hak sahiplerine verilir (TMK m. 612). Mirasçılar reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılara mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını da isteyebilir; sorulanlar bir ay içinde kabul etmezse reddetmiş sayılır (TMK m. 614).

Ret, alacaklılara karşı her zaman korur mu?

Kanun iki istisna getirir. Birincisi mirasçının kendi alacaklılarıyla ilgilidir. Kendi borcunu ödeyemeyen bir mirasçı, değerli bir mirası alacaklılarına zarar vermek için reddederse, onun alacaklıları ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali için dava açabilir:

TMK m. 617

“Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.”

İkincisi mirasbırakanın alacaklılarıyla ilgilidir. Ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçı, mirasbırakandan ölümünden önceki beş yıl içinde aldığı ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacağı değer ölçüsünde mirasbırakanın alacaklılarına karşı sorumlu kalır. Olağan eğitim giderleri ve âdet üzere verilen çeyiz bunun dışındadır:

TMK m. 618

“Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.”

7. Yargıtay Kararları

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/903, K. 2026/1641, T. 30.03.2026

7. Hukuk Dairesi 2026/903 E. , 2026/1641 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/301 E., 2025/250 K. Bozmaya uyularak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 30.12.2011 tarihinde vefat eden …’un terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2018 tarihli ve 2017/131 Esas, 2018/237 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/2821 Esas, 2018/2679 Karar sayılı kararıyla başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli kararının süresi içinde davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.09.2021 tarihli ve 2021/ 16… /340 Karar sayılı ilâmı ile; murisin ortağı olduğu… Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile ilgili olarak yeterli araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyerek bozma kararı verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin ölüm tarihinde ödemeden aciz içerisinde olup murisin vefat tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu, davacıların tereke işlemlerine karıştığına, tereke mallarını gizlediğine veya kendi malları gibi saydıklarına ya da gösterdiklerine dair dosyada bir bulguya rastlanılmadığı, mirasın hükmen ret isteminin herhangi bir süreye tâbi olmadığı, davacılardan …’un muristen intikalen dul aylığı almasının mirası kabul anlamına gelmeyeceği gibi davacıların murislerinin ölümünden sonra yasal yükümlülüklerini yerine getirerek veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermiş olmalarının da mirası kabul anlamına gelmeyeceği, davacı tarafça mirası kabul anlamına gelebilecek herhangi bir işlem de yapılmadığı, bu durumda murisin mirasçıları olan davacıların, murisin mirasını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 hükmü uyarınca, hükmen reddetmiş sayılmaları gerektiği gerekçesiyle, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun ve misasın hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz eden davalı Kurumlar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1102, K. 2025/4919, T. 24.11.2025

7. Hukuk Dairesi 2025/1102 E. , 2025/4919 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/890 E., 2024/2365 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/108 E., 2023/436 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi …’nın 14.09.2016 tarihinde vefat ettiğini ve geriye mirasçısı olarak eşi ve çocuklarını bıraktığını, murisin hayattayken ticaretle uğraştığını vefat ettiği tarih itibariyle birçok borcunun ve borçlarından kaynaklanan icra dosyaları bulunduğunu, murisin vefat etmesi ile ortaya çıkan terekede aktiflerin pasiflerden çok olduğunu, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek, davacı mirasçılar yönünden terekenin hükmen reddine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris … adına tam ve hisseli mülkiyetle kayıtlı toplam 12 ayrı taşınmazdaki muris hisselerinin mirasçı davacılara intikali için mirasçılık belgesi ile tapu müdürlüğüne başvuru yapıldığı ve bu taşınmazlardaki muris hisselerinin davacılar adına intikal gördüğü, davacılar tarafından 16.04.2018 tarihli veraset ve intikal vergisi beyannamesi verildiği ve murisin intikal edecek taşınmaz mallarının bu beyannamede bildirildiği, ayrıca murisin … Bankasına olan kredi kartı borcunun, muris vefat ettikten sonra temlik alan….. Yönetim Anonim Şirketine ödenerek davacı … tarafından kapatıldığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacıların veraset ve intikal vergisi beyannamesi vererek, muris adına kayıtlı taşınmazları üzerlerine intikal ettirerek ve murisin borcunu ödeyerek tereke işlemlerine karıştığı, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işlemler yaptığı ve tereke mallarını sahiplendiği ve terekeyi sahiplenen ve tereke üzerinde tasarrufta bulunan davacıların mirasın hükmen reddini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi …’nın 14.09.2016 tarihinde vefat ettiği, davalılar tarafından muris hakkında icra takibi başlatıldığı, murisin vefatı nedeniyle icra takiplerinin mirasçılara yöneltildiği, mirasçıların murisin vefatından sonra veraset ve intikal vergi beyannamesi vererek beyannamede bildirilen muhtelif taşınmazların 19.04.2018 tarihinde tapuda mirasçılar adına intikalinin yapıldığı, yerel Mahkemece, mirasçıların terekeyi sahiplendikleri gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin eksik araştırma ve inceleme ile karar verdiğini, davacıların davranışlarının terekeyi sahiplenme niteliğinde olmadığını, hatalı değerlendirme yapıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/14654, K. 2020/4066, T. 25.06.2020

14. Hukuk Dairesi 2016/14654 E. , 2020/4066 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından 09/12/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi istenmesi üzerine davanın reddine dair verilen 25/01/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R Talep, mirasın gerçek reddine ilişkindir. Talep eden 09/12/2015 günlü dilekçesi ile, 27/11/2015 tarihinde vefat eden babası …’ın mirasının reddinin tespitini istemiştir. Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Türk Medeni Kanunu madde 605 uyarınca, yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Aynı Kanun madde 606 uyarınca miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. 609. madde uyarınca, mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız, şartsız olması gerekir. Sulh hakimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Aynı Kanunun 610/2. maddesi ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.

Somut olayda, mirasın Türk Medeni Kanununun 605. maddesi uyarınca aynı yasanın 606. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içerisinde mahkemeden reddin tespitinin istendiği, Türk Medeni Kanununun 610/2 maddesinde belirtilen red hakkını düşüren sebepler de bulunmadığından 609. maddesinde yazılı şekil doğrultusunda reddin tespitine karar verilmesi gerekirken yasal olmayan gerekçe ile talebin reddedilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 25.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

8. Sıkça Sorulan Sorular

Üç aylık süre ölüm tarihinden mi başlar?

Hayır. Yasal mirasçı için süre ölümü öğrendiği tarihte başlar. Mirasçı olduğunu sonradan öğrendiğini ispat ederse süre o tarihten işler. Vasiyetnameyle atanmış mirasçıda başlangıç, vasiyetnamenin resmen bildirildiği tarihtir (TMK m. 606).

Mirası reddetmek için avukat tutmak veya dava açmak zorunlu mu?

Gerçek ret için zorunlu değildir. Mirasçı sulh hukuk mahkemesine kendisi sözlü veya yazılı beyanda bulunabilir; hâkim beyanı tutanağa geçirir (TMK m. 609). Hükmen ret tespiti ise alacaklılara karşı açılan bir davayla istenir.

Babamın evini satarsam sonra mirası reddedebilir miyim?

Ret süresi dolmadan tereke malını satmak, kanunun saydığı olağan yönetimi aşan işlerdendir ve ret hakkını düşürebilir (TMK m. 610). Yargıtay, taşınmazların tapuda mirasçılar adına intikal ettirilmesini ve mirasbırakanın borcunun ödenmesini terekeyi sahiplenme saymıştır.

Dul veya yetim aylığı almak mirası kabul etmek midir?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 30.03.2026 tarihli kararında onanan ilk derece gerekçesine göre, mirasbırakandan dul aylığı alınması mirası kabul anlamına gelmez. Aynı kararda veraset ve intikal vergisi beyannamesinin yasal yükümlülük olarak verilmesi de kabul sayılmamıştır.

Üç ay geçti, borçlar şimdi çıktı. Ne yapabilirim?

Mirasbırakan ölüm tarihinde borca batıksa, terekeye sahip çıkmamış olmanız şartıyla hükmen ret tespiti için dava açabilirsiniz. Kanun bu dava için bir süre öngörmez.

Ben reddedersem borç çocuklarıma geçer mi?

Reddeden mirasçı, miras açıldığında sağ değilmiş gibi sayılır ve payı hak sahiplerine geçer (TMK m. 611). Bu nedenle çocuklarınız mirasçı hâline gelebilir. Onlar için ret süresi, sizin reddettiğinizi öğrendikleri tarihte başlar (TMK m. 608).

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Dosyanıza özgü değerlendirme için bize 0552 203 09 69 numaralı telefondan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.

İlgili yazılar: Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) Nasıl Alınır?, Anlaşmalı Boşanma Şartları ve Protokolde Yer Alması Gerekenler. Hesap aracı: Miras payı hesaplama. Kanunun güncel metni: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (mevzuat.gov.tr).