Tasarrufun İptali Davası: Borçlunun Mal Kaçırması, Şartlar ve Süre (İİK 277-284)

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarını zarara uğratmak için yaptığı bağış, düşük bedelli satış ya da başka devirlerin alacaklıya karşı geçersiz sayılmasını sağlayan davadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 277-284’te düzenlenir. Davayı kazanan alacaklı, devredilen malı devralan kişinin adına kayıtlı olsa bile haczettirip sattırabilir. Dava açmak için kural olarak borçlu hakkında kesin ya da geçici aciz belgesi alınmış olmalıdır ve dava, iptali istenen tasarruftan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.

KISA CEVAP

  • Davayı elinde kesin ya da geçici aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir (İİK m. 277).
  • Borçlunun son iki yıl içinde yaptığı bağışlar ve karşılıksız tasarruflar iptal edilebilir (İİK m. 278).
  • Son bir yıl içinde borca batık hâldeyken yapılan bazı ödeme ve teminatlar iptal edilebilir (İİK m. 279).
  • Borçlunun alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yaptığı tasarruflar, son beş yıl içinde yapılmışsa iptal edilebilir (İİK m. 280).
  • Borçlunun eşi, yakın akrabası ya da birlikte yaşadığı kişiyle yaptığı işlemlerde karşı tarafın borçlunun durumunu bildiği kabul edilir (İİK m. 280/1).
  • Dava, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır; bu süre hak düşürücüdür (İİK m. 284).

Davayı kim açabilir?

Davayı, borçlu hakkında kesin ya da geçici aciz belgesi almış alacaklı açar (İİK m. 277). İflas eden borçlunun tasarrufları için iflas idaresi ya da alacaklarını devralan alacaklılar da dava açabilir.

Aciz belgesi, borçlunun haczedilebilecek malı bulunmadığını ya da hacizli malların satışından borcun tamamının karşılanmadığını gösterir. Hacze gidildiğinde haczedilebilecek mal bulunamazsa düzenlenen haciz tutanağı, İİK m. 105 gereğince geçici aciz belgesi niteliğindedir.

Yargıtay, davanın görülebilmesi için dört ön şart arar: alacak gerçek olmalı, borçlu hakkındaki icra takibi kesinleşmiş olmalı, iptali istenen tasarruf takip konusu borçtan sonra yapılmış olmalı ve aciz belgesi bulunmalıdır. Bu şartlar varsa mahkeme, tasarrufun İİK m. 278, 279 ve 280’deki iptal sebeplerinden birine girip girmediğini inceler.

Hangi tasarruflar iptal edilebilir?

Kanun üç grup tasarruf düzenler:

  • İvazsız tasarruflar (İİK m. 278). Son iki yıl içinde yapılan bağışlar ve bağış gibi sonuç doğuran işlemler. Borçlunun aldığı karşılık ile verdiği mal arasında büyük oransızlık bulunan satışlar da bu kapsamdadır.
  • Borca batıklık hâlinde yapılan tasarruflar (İİK m. 279). Son bir yıl içinde, borçlu borca batıkken, mevcut bir borç için sonradan rehin verilmesi, para ya da olağan ödeme aracı dışında bir şeyle ödeme yapılması gibi işlemler.
  • Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar (İİK m. 280). Son beş yıl içinde, alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yapılan ve karşı tarafın bu kastı bildiği ya da bilmesi gerektiği işlemler.

Uygulamada en sık görülen dosyalar şunlardır: borç doğduktan sonra borçlunun evini kardeşine, eşine ya da yakın bir arkadaşına satması; aracını takip başlamadan hemen önce devretmesi; işyerini ve demirbaşlarını yeni kurulan bir şirkete aktarması.

Yakın akrabaya yapılan devirlerde bedel farkı bulunmasa bile iptal mümkündür. Yargıtay, borçlunun taşınmazını dayısına sattığı bir olayda davayı reddeden mahkeme kararını bozdu:

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 07.03.2017 tarihli, E. 2014/24789, K. 2017/2453 sayılı kararı

Dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değeri arasında misli fark bulunmamakla birlikte dosyada mevcut nüfus kayıtlarından davalı …. kişi … …’nın borçlu …’ın dayısı olduğu dolayısıyla dava konusu tasarrufun bedel farkı ve iyiniyete bakılmaksızın İİK’nun 278/…-… madde gereğince, davalı ….kişinin yakın akrabalık nedeniyle borçlunun durumunun ve amacının bilebilecek kişilerden olması nedeniyle İİK’nun 280/… madde gereğince iptale tabi olduğu gözönüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın reddi isabetli görülmemiştir.

Kararda, haciz tutanaklarının geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu ve devrin takip konusu alacaklardan sonra yapıldığı için dava şartlarının gerçekleştiği de belirtildi.

Davanın sonucu

Tasarrufun iptali davası, devri tamamen ortadan kaldırmaz. Mahkeme, devrin yalnızca davacı alacaklıya karşı ve onun alacağı kadar geçersiz olduğuna karar verir. Taşınmaz devralan kişinin adına kayıtlı kalır, ama alacaklı onu borçlunun malıymış gibi haczettirip sattırabilir. Devralan kişi malı üçüncü bir kişiye devretmişse ondan malın değeri kadar tazminat istenebilir (İİK m. 283).

Dava süreci

Tasarrufun iptali davası bilgi grafiği
  1. Borçlu hakkında icra takibi yapıp takibi kesinleştirin.
  2. Haciz yapın; mal bulunamazsa haciz tutanağı geçici aciz belgesi işlevi görür.
  3. Borçlunun son beş yıldaki devirlerini tapu ve trafik kayıtlarından araştırın.
  4. Devri yapan borçluya ve malı devralan kişiye karşı, tasarruf tarihinden itibaren beş yıl içinde dava açın.
  5. Dava sırasında malın elden çıkarılmasını önlemek için ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir isteyin. Bu yolu “İhtiyati Haciz” yazımızda anlattık.

Sıkça sorulan sorular

Borçlu evini annesine sattı. Ne yapabilirim?
Borçlunun yakın akrabasına yaptığı devirlerde, devralanın borçlunun zarar verme kastını bildiği karine olarak kabul edilir. Devir son beş yıl içindeyse ve elinizde aciz belgesi varsa tasarrufun iptali davası açabilirsiniz.

Dava için takibin kesinleşmesi gerekir mi?
Evet. Yargıtay, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olmasını, alacağın gerçek olmasını ve iptali istenen tasarrufun borçtan sonra yapılmış olmasını arar. Borçlu ödeme emrine itiraz ettiyse önce itirazın iptali davası açılarak takip kesinleştirilmelidir.

Hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir; taraflar tacirse ve uyuşmazlık ticari işten doğuyorsa asliye ticaret mahkemesi görevli olabilir. Dava, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

Malı devralan kişi de borçtan sorumlu olur mu?
Devralan kişi borcun tamamından değil, devraldığı malın değeriyle sınırlı olarak sorumludur. Mal hâlâ elindeyse alacaklı o malı haczettirebilir; malı elden çıkarmışsa devralandan malın değeri kadar tazminat istenebilir.

Sonuç

Borçlu mal kaçırdığında beş yıllık süre devrin yapıldığı tarihten işlemeye başlar, alacaklının öğrendiği tarihten değil. Takip, haciz ve aciz belgesi aşamalarını hızlı tamamlamak bu nedenle önemlidir.

Mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu.

Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.