Görevi kötüye kullanma, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranarak kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanmasına neden olmasıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 257/1’e göre cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. Görevin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme gösteren kamu görevlisine ise üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m. 257/2). Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma yapılabilmesi için çoğu durumda 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni gerekir.
KISA CEVAP
- Görevin gereklerine aykırı hareketle kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasına neden olan kamu görevlisine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir (TCK m. 257/1).
- Görevin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme gösterilmesinde ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir (TCK m. 257/2).
- Suç ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilir; kanunda ayrıca tanımlanmış bir suç varsa TCK m. 257 uygulanmaz.
- Memurlar ve kamu görevlileri hakkında görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda soruşturma için 4483 sayılı Kanun’a göre izin gerekir.
- Soruşturma izni verilmemesine karşı şikâyetçi, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde itiraz edebilir.
- Hâkim ve savcılar, askerî personel ve bazı kamu görevlileri için özel soruşturma usulleri vardır.
Suçun unsurları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 257/1-2
(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suçun faili yalnızca kamu görevlisidir. TCK m. 6/1-c’ye göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Belediye çalışanları, öğretmenler, polisler, tapu ve nüfus personeli, kamu hastanelerindeki doktorlar bu kapsamdadır.
Suçun oluşması için şu şartlar birlikte aranır:
- Fail kamu görevlisi olmalı ve fiil görevi kapsamında işlenmelidir.
- Fail görevinin gereklerine aykırı davranmalı ya da görevini yapmakta ihmal veya gecikme göstermelidir.
- Bu davranış kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açmalıdır.
Görevi kötüye kullanma “torba suç” niteliğindedir. Kamu görevlisinin fiili rüşvet, zimmet, irtikap ya da resmî belgede sahtecilik gibi kanunda ayrıca tanımlanmış bir suçu oluşturuyorsa o suçtan ceza verilir. Bu suçları sitemizdeki “Rüşvet Suçu” ve “Zimmet Suçu” yazılarında anlattık.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, görevin gereklerine aykırılığı ve mağduriyet kavramını şöyle açıkladı:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.10.2019 tarihli, E. 2016/470, K. 2019/592 sayılı kararı
Görevin gereklerine aykırı hareket etmekten, kamu görevlisinin görevini kanun, idari düzenlemeler veya talimatların öngördüğü usul ve esaslardan başka surette ifa etmesi anlaşılmaktadır. Bu anlamda kamu görevlisinin herhangi bir şekilde kanuni yetkisini aşması, kanunun aradığı şekil şartlarına uymaması, takdir yetkisini amacı dışında kullanması, kanunun emir ve müsaade ettiği hareketinin gerektirdiği ön şartlara aykırı hareket etmesi, kendisine teslim edilen ve görevi sebebiyle kullanması gerekli eşyayı usulsüz kullanması gibi fiiller görevin gereklerine aykırılık kapsamında kalmaktadır. … Mağduriyet kavramının, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade ettiği kabul edilmelidir.
Aynı kararda, norma aykırı davranışın tek başına yetmediği, kanunda sayılan sonuçlardan birinin (mağduriyet, kamu zararı ya da haksız menfaat) gerçekleşmesi gerektiği vurgulandı.
Kötüye kullanma ile ihmal arasındaki fark
Birinci fıkra, görevi aktif olarak kötüye kullanmayı cezalandırır: yetkisi olmadığı hâlde ruhsat vermek, kurala aykırı biçimde bir başvuruyu reddetmek, bir kişiye ayrıcalık tanımak gibi. İkinci fıkra ise yapılması gereken bir işin yapılmamasını ya da geciktirilmesini cezalandırır: süresinde verilmesi gereken bir cevabın verilmemesi, kayıt altına alınması gereken bir başvurunun işleme konmaması gibi.
Her idari hata suç değildir. Kamu görevlisinin kastı bulunmalıdır; yalnızca yanlış bir hukuki yorum ya da iş yoğunluğundan kaynaklanan gecikme kural olarak disiplin konusu olur.
Soruşturma izni (4483 sayılı Kanun)
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar için savcılık doğrudan soruşturma yapamaz. Şikâyet önce ön incelemeye gönderilir; kurumun yetkili amiri (örneğin ilçede kaymakam, ilde vali) soruşturma izni verip vermemeye karar verir.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m. 9/1-2
Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.
Soruşturma izni verilmemesi kararına karşı şikâyetçi ve Cumhuriyet başsavcılığı, izin verilmesi kararına karşı ise hakkında inceleme yapılan kamu görevlisi itiraz edebilir. Yetkili merci şikâyeti hiç işleme koymazsa, bu karara karşı da şikâyetçi itiraz edebilir. İtiraz, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde yapılır ve ilçe ile il düzeyindeki kararlar için bölge idare mahkemesi, merkezdeki kararlar için Danıştay tarafından incelenir. Bu süreyi kaçırmamak önemlidir; itiraz edilmeyen ret kararı kesinleşir.
Kamu görevlisinden şikâyet süreci

- İşlemi ya da ihmali gösteren belgeler toplanmalıdır: başvuru dilekçesi, kurumun cevabı, tarih ve sayılar.
- Şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına ya da ilgili kamu görevlisinin kurumuna yazılı olarak yapılır.
- Şikâyet ön incelemeye gönderilir; bu aşamada ek delil sunulabilir.
- Soruşturma izni verilmezse, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz edilmelidir.
- İşlemin iptali ya da zararın tazmini için ayrıca idari yargıda dava açmak gerekebilir; bu davaların süresi ceza şikâyetinden bağımsız işler.
Sıkça sorulan sorular
Belediye başvuruma cevap vermiyor. Görevi kötüye kullanma şikâyeti yapabilir miyim?
Başvuruların cevapsız bırakılması TCK m. 257/2 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak idari yargıda iptal davası açma süresi ayrıca işler; başvurunuza 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 10).
Polis hakkında görevi kötüye kullanma şikâyeti nasıl yapılır?
Şikâyet doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yapılabilir. Görev sırasında işlenen suçlarda kural olarak soruşturma izni gerekir. Kolluk görevlileri hakkındaki öldürme, kasten yaralama, işkence ve zor kullanma yetkisinin aşılması iddialarında ise soruşturmayı Cumhuriyet savcısı bizzat yürütür (CMK Ek m. 1). Bu konuyu “Polis Zor Kullanma Yetkisinin Aşılması” yazımızda anlattık.
Soruşturma izni verilmediyse başka ne yapabilirim?
On gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz da reddedilirse, idari işlemin iptali ve uğranılan zararın tazmini için idare mahkemesine başvurulabilir. Bu davaları “Tam Yargı Davası” ve “İptal Davası” yazılarımızda anlattık.
Görevi kötüye kullanmada uzlaşma var mı?
Hayır. Bu suç kamu görevine karşı işlendiği için uzlaştırma kapsamında değildir.
Sonuç
Görevi kötüye kullanma şikâyetlerinde dosyanın kaderini çoğu zaman soruşturma izni aşaması belirler. Ön inceleme sırasında sunulan belgeler ve izin verilmeme kararına karşı on gün içinde yapılan itiraz, şikâyetin mahkemeye ulaşıp ulaşmayacağını belirler.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
