“IBAN kiralama”, kişinin kendi adına açılmış banka hesabını, banka kartını, internet bankacılığı şifresini veya ödeme kuruluşu hesabını bir ücret ya da komisyon karşılığında başkasının kullanımına bırakmasını anlatmak için kullanılan bir ifadedir. Bu hesaplar çoğunlukla dolandırıcılık veya yasa dışı bahis gibi suçlardan elde edilen paranın aktarılmasında kullanılır.
Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) “IBAN kiralama” adıyla ayrı bir suç tanımı bulunmamaktadır. Ancak hesabını bu amaçla kullandıran kişi, hesabın kullanıldığı suça iştirak eden olarak sorumlu tutulabilir. 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkra, bu durumdaki kişiler için özel bir ceza indirimi getirmiştir.
Bu yazıda hesap kullandırmanın hangi suçlar kapsamında değerlendirildiği, yeni düzenlemenin içeriği, kastın ispatı ve hesabına beklenmedik para gelen kişinin yapması gerekenler açıklanmaktadır.
KISA CEVAP
- TCK’da “IBAN kiralama” adıyla ayrı bir suç yoktur; hesabını dolandırıcılıkta kullandıran kişi suça iştirakten sorumlu tutulur.
- Banka veya bilişim sistemi araç kılınarak işlenen nitelikli dolandırıcılıkta hapis cezasının alt sınırı dört yıldır (TCK m. 158/1-f).
- İştiraki hesabı veya kartı vermekle sınırlı kalan kişinin cezası yarı oranında indirilir; kripto ve ödeme kuruluşu hesapları da kapsamdadır (TCK m. 158/4).
- Bu indirim lehe kanun olduğundan yürürlükten önceki fiillere ve infazı süren hükümlere de uygulanır (TCK m. 7/2).
- Sorumluluk için hesabın suçta kullanılacağını bilerek hareket etmek gerekir; hesabına tanımadığı para gelen kişi parayı çekmeden bankaya ve savcılığa bildirmelidir.
Hesap kullandırma hangi suç kapsamında değerlendirilir?
Uygulamada kiralanan hesaplar en çok, dolandırıcılık mağdurlarından alınan paraların aktarıldığı ara hesaplar olarak kullanılmaktadır. Bu durumda hesap sahibi, dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişi olarak yargılanır.
Bankaların veya bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık, TCK m. 158/1-f’de nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiştir. Bu suçun cezası üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Aynı fıkranın son cümlesine göre bu bentte hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası da suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında, bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise bir kat artırılır (TCK m. 158/3). Kiralanan hesapların çoğunlukla birden fazla kişinin yer aldığı yapılar tarafından kullanılması nedeniyle bu artırım hükümleri uygulamada sıkça gündeme gelir.
Hesabın yasa dışı bahis veya başka bir suçta kullanılması hâlinde, sorumluluk o suça ilişkin özel kanun hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.
7589 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme: TCK m. 158/4
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkraya göre, dolandırıcılık (TCK m. 157) veya nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarına iştirakin;
- kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla,
- kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek
fiiliyle sınırlı olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Bu düzenlemenin üç önemli sonucu vardır:
- Fiil suç olmaya devam eder. Hüküm yeni bir suç tipi oluşturmaz ve hesap kullandırmayı cezasız bırakmaz; kişi yine dolandırıcılığa iştirakten sorumlu tutulur, yalnızca cezası indirilir.
- Kapsam yalnızca banka hesabı değildir. Ödeme kuruluşu hesapları, aracı kurum hesapları ve kripto varlık hesapları ile banka ve kredi kartları da kapsamdadır.
- İndirim, katkının sınırlı olmasına bağlıdır. Hesap sahibinin katkısı hesabı veya kartı vermekle sınırlı kalmalıdır. Mağdurla iletişim kuran, aldatma senaryosunu yürüten veya hesaba gelen parayı kendisi çekip başka hesaplara aktaran kişi bakımından fıkranın uygulanıp uygulanmayacağı, katkının “vermek fiiliyle sınırlı” kalıp kalmadığına göre somut olayda değerlendirilir.
Fıkrada “haksız bir menfaat sağlamak amacıyla” ifadesine yer verildiğinden, hesabını ücret, komisyon veya başka bir çıkar karşılığında veren kişi bu hükmün tipik uygulama alanını oluşturur.
İndirimin cezaya etkisi
TCK m. 158/1-f kapsamındaki nitelikli dolandırıcılıkta hapis cezasının alt sınırı dört yıldır. TCK m. 158/4’teki yarı oranındaki indirim uygulandığında, temel cezanın alt sınırdan belirlendiği ve başka bir artırım yapılmadığı bir dosyada sonuç ceza iki yıla iner. Takdiri indirim nedenlerinin (TCK m. 62) de uygulanması hâlinde ceza iki yılın altına düşebilir.
Bu durum, iki yıl veya daha az süreli hapis cezaları için öngörülen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 231) ve hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51) kurumlarının, diğer şartları da varsa, gündeme gelebilmesi bakımından önemlidir. Ancak suçun üç veya daha fazla kişiyle birlikte ya da örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiğinin kabulü hâlinde TCK m. 158/3’teki artırımlar uygulanacağından, sonuç ceza her dosyada ayrıca hesaplanmalıdır. 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la nitelikli dolandırıcılık, ağır ceza mahkemesinin görevine giren katalog suçlar arasından çıkarılmıştır. Bu nedenle TCK m. 158/3’teki artırımlarla cezanın üst sınırının on yılı aştığı hâller dışında dava asliye ceza mahkemesinde görülür; değişiklik tarihinde ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan davalara ise aynı mahkemede devam edilir (5235 sayılı Kanun m. 12, geçici m. 7).

Lehe kanun ve görülmekte olan davalar
TCK m. 7/2 uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklıysa, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. TCK m. 158/4 sanık lehine bir düzenleme olduğundan, yürürlüğe girmeden önce işlenen fiiller hakkında da uygulanır.
Görülmekte olan davalarda mahkeme bu indirimi kendiliğinden değerlendirir; istinaf veya temyiz aşamasındaki dosyalarda da lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekir. Kesinleşmiş ve infazı devam eden hükümler bakımından ise lehe kanunun uygulanması, hükmü veren mahkemeden talep edilebilir.
Kast ve ispat sorunu
Hesap sahibinin iştirakten sorumlu tutulabilmesi için hesabının bir suçta kullanılacağını bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Hesabı veya kartı çalınan, kimlik bilgileri kötüye kullanılarak adına hesap açılan ya da kendisi de bir iş ilanı veya benzeri bir yöntemle aldatılarak hesap bilgilerini veren kişi bakımından kast bulunmayabilir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, birden fazla hesap üzerinden para aktarıldığı bir nitelikli dolandırıcılık dosyasında, sanıklardan bazıları hakkında mahkûmiyet hükümlerini onarken, iki sanık hakkındaki mahkûmiyeti bozmuştur. Dairenin bu sanıklar yönünden gerekçesi; hiçbir mağdurun bu sanıkların hesaplarına doğrudan para göndermemiş olması, iletişim tespitlerinde mağdurlarla bir temasın belirlenmemesi, cep telefonlarında suçla bağlantılı bir unsura rastlanmaması ve dosyadaki havale dekontlarının tek başına mahkûmiyete yeterli, şüpheden uzak delil oluşturmamasıdır (Yargıtay 11. CD, E. 2024/2576, K. 2024/7696, T. 05/06/2024). Aynı kararda, kendi hesabının dolandırıcılıkta kullanıldığını önceden öğrendiği hâlde buna engel olmayan sanık bakımından ise mahkûmiyet onanmıştır.
Bu karar, hesap sahibinin sorumluluğunun otomatik olmadığını; mahkûmiyet için hesap kullandırma ile suç arasındaki bağın ve kastın somut delillerle ortaya konulması gerektiğini göstermektedir. Kastın değerlendirilmesinde uygulamada şu olgular önem taşır:
- Hesabın kime, hangi koşulla ve karşılığında ne alınarak verildiği,
- Hesaba gelen paraların kim tarafından, nasıl çekildiği veya aktarıldığı,
- Mobil bankacılık ve şifre değişikliği işlemlerinin hangi telefon numarası ve cihazdan yapıldığı,
- Kart veya kimlik kaybının süresinde bildirilip bildirilmediği,
- Hesap sahibinin mağdurlarla veya diğer şüphelilerle iletişim kaydı bulunup bulunmadığı.
Diğer kanunlardaki yaptırımlar
5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun m. 15 uyarınca, bankalar gibi yükümlüler nezdinde kimlik tespitini gerektiren işlemlerde kendi adına fakat başkası hesabına hareket eden kişi, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmezse altı aydan bir yıla kadar hapis veya beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu hüküm, kendi adına hesap açıp başkası hesabına işlem yapan kişiler bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Hesap sahibi ayrıca hukuki sorumlulukla karşılaşabilir. Mağdurlar, hesaba gönderdikleri paranın iadesi için hesap sahibine karşı tazminat veya sebepsiz zenginleşme davası açabilir. Soruşturma sırasında hesaba el konulması veya hesabın bloke edilmesi de söz konusu olabilir.
Hesabına bilmediği bir para gelen kişi ne yapmalı?
Hesabına tanımadığı bir kişiden para gelen veya hesabının izni dışında kullanıldığını fark eden kişi bakımından şu adımlar önem taşır:
- Paraya dokunmamak, çekmemek ve başka bir hesaba aktarmamak,
- Durumu derhâl bankaya yazılı olarak bildirmek ve kart ile şifrelerin iptalini istemek,
- Cumhuriyet başsavcılığına başvurarak suç duyurusunda bulunmak,
- Kayıp veya çalıntı kart ya da kimlik varsa bunu ilgili mercilere bildirmek ve bildirim belgelerini saklamak,
- İfadeye çağrılması hâlinde müdafi yardımından yararlanmak (CMK m. 147, 149).
Bu bildirimlerin yapıldığı tarih, sonradan kastın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde önemli bir delil hâline gelebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hesabını başkasına kullandıran ancak dolandırıcılıktan haberi olmayan kişi cezalandırılır mı?
Ceza sorumluluğu için hesabın suçta kullanılacağını bilerek ve isteyerek hareket etmek gerekir. Kastın bulunmadığı, somut delillerle desteklendiği ölçüde beraat söz konusu olabilir. Ancak hesabın ücret karşılığında, kimliği bilinmeyen kişilere verilmesi gibi durumlar kastın varlığına ilişkin değerlendirmede aleyhe dikkate alınabilir.
TCK 158/4 ile IBAN kiralama suç olmaktan çıktı mı?
Hayır. Düzenleme yeni bir suç tipi ya da af getirmemiştir; dolandırıcılığa iştirakin yalnızca hesap veya ödeme aracını vermekle sınırlı kaldığı hâllerde cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir.
Kesinleşmiş cezası olan kişi bu indirimden yararlanabilir mi?
TCK m. 7/2 uyarınca lehe kanun infaz aşamasında da uygulanır. Kişinin katkısının hesap vermekle sınırlı olup olmadığı, hükmü veren mahkeme tarafından dosya kapsamına göre değerlendirilir.
Kripto para hesabını kullandırmak da bu kapsamda mıdır?
Evet. TCK m. 158/4, kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça kapsamaktadır.
Sonuç
IBAN kiralama, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak değil, hesabın kullanıldığı suça iştirak olarak değerlendirilir; dolandırıcılık dosyalarında bu, çoğunlukla nitelikli dolandırıcılığa iştirak anlamına gelir. 7589 sayılı Kanun’la eklenen TCK m. 158/4, katkısı hesap veya ödeme aracını vermekle sınırlı kalan kişiler için cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmekte ve lehe kanun olarak önceki fiillere de uygulanmaktadır. Hesap sahibinin sorumluluğu ise kendiliğinden doğmaz; kastın somut delillerle ispatı gerekir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
