Kasten Öldürme ile Öldürmeye Teşebbüs Arasındaki Fark ve Yargıtay’ın Ölçütleri

Kasten öldürmede mağdur ölür, öldürmeye teşebbüste ölmez. İki suçta da fail öldürmek ister. Mağdur yaralı kurtulduğunda mahkemenin cevapladığı soru şudur: Fail öldürmek mi istedi, yaralamak mı? Cevap öldürmekse suç öldürmeye teşebbüstür ve ceza 10 yıldan 18 yıla kadar hapistir; yaralamaksa suç kasten yaralamadır. Yargıtay bu soruyu yedi ölçüte bakarak cevaplar: husumet, kullanılan araç, darbe sayısı ve şiddeti, yaraların yeri ve niteliği, hedef seçme imkânı, eylemin nasıl sona erdiği ve failin olay öncesi ve sonrası davranışı.

KISA CEVAP

  • Öldürmeye teşebbüste fail öldürmek ister, ama ölüm failin elinde olmayan bir nedenle gerçekleşmez (TCK m. 35/1).
  • Teşebbüs cezası 10 yıldan 18 yıla, nitelikli hâlde 14 yıldan 21 yıla kadar hapistir (TCK m. 35/2). 04.06.2025’ten önce işlenen suçlarda eski sınırlar (9-15 ve 13-20 yıl) uygulanır.
  • Fail yalnızca yaralamak istediyse, yara ağır olsa da suç kasten yaralamadır (TCK m. 86, 87).
  • Kastı belirlemek için Yargıtay husumete, araca, darbe sayısı ve şiddetine, yaraların yerine, hedef seçme imkânına, eylemin sona eriş biçimine ve failin davranışına bakar.
  • Fail ölümü kendi çabasıyla önlerse teşebbüsten değil, yalnızca yaralamadan cezalandırılır (TCK m. 36).

1. Kanun Metni

Kasten öldürme, teşebbüs, kast ve gönüllü vazgeçme 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) şöyle düzenlenir.

TCK m. 81/1

“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

TCK m. 35

“(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.

(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

TCK m. 21

“(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.”

TCK m. 36

“(1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.”

2. Kasten Öldürme, Öldürmeye Teşebbüs ve Kasten Yaralama

Kasten öldürme ile öldürmeye teşebbüsü ayıran netice, öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralamayı ayıran ise kasttır.

Kasten öldürmeÖldürmeye teşebbüsKasten yaralama
Failin istediğiMağdurun ölümüMağdurun ölümüMağdurun vücuduna acı vermek, sağlığını bozmak
Gerçekleşen neticeÖlümÖlüm yok, failin elinde olmayan bir nedenleYara
DayanakTCK m. 81, 82TCK m. 81, 82 ile m. 35TCK m. 86, 87
Ceza (temel hâl)Müebbet hapis10 yıldan 18 yıla kadar hapis1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis
Ceza (nitelikli hâl)Ağırlaştırılmış müebbet hapis14 yıldan 21 yıla kadar hapism. 86/3 ve m. 87’ye göre artırılır
Olası kastla işlenirse20 yıldan 25 yıla kadar hapis (m. 21/2)Yargıtay’a göre teşebbüs olmaz, gerçekleşen yaraya göre ceza verilirCeza indirilir (m. 21/2)
Fail gönüllü vazgeçerseUygulanmaz, netice gerçekleşmiştirTeşebbüsten ceza verilmez, yaralamadan verilir (m. 36)Uygulanmaz

Yaşamı tehlikeye sokan yaralamada ceza TCK m. 87/1-d uyarınca bir kat artırılır. Kanun bu artırımın alt sınırını ayrıca belirler:

TCK m. 87/1 son cümle

“Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.”

Mağdur yaralandıktan sonra ölürse aynı kast sorusu bu kez kasten öldürme ile kasten yaralama sonucu ölüm (TCK m. 87/4) arasında sorulur. Tablodaki cezalara haksız tahrik (m. 29) ve takdiri indirim (m. 62) gibi indirimler dahil değildir.

3. 7550 Sayılı Kanun’la Artan Teşebbüs Cezası

7550 sayılı Kanun’un 8. maddesi TCK m. 35/2’deki teşebbüs cezalarını yükseltti. Değişiklik 04.06.2025 tarihli ve 32920 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlandı.

Teşebbüs aşamasında kalan suç04.06.2025 öncesi04.06.2025 sonrası
Kasten öldürme (müebbet)9 yıldan 15 yıla kadar10 yıldan 18 yıla kadar
Nitelikli kasten öldürme (ağırlaştırılmış müebbet)13 yıldan 20 yıla kadar14 yıldan 21 yıla kadar

Suç bu tarihten önce işlendiyse eski hüküm fail lehine olduğu için eski sınırlar uygulanır (TCK m. 7/2). Aşağıdaki kararların çoğu eski olaylara ilişkindir; kararlarda 9 yıldan 15 yıla kadar ceza aralığının geçmesi bundandır.

Aralığın içinde cezayı zarar ve tehlikenin ağırlığı belirler. Mağdurun hayati tehlike geçirdiği dosyalarda Yargıtay alt sınıra yakın cezayı eksik bulur.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/1607, K. 2023/4297, T. 15.06.2023

“Sanığın, katılana tabanca ile ateş ederek batın bölgesinden hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaraladığı olayda, teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıl arasında ceza öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması sırasında, meydana gelen zararın ağırlığına göre makul hadden ceza tayini yerine hiç isabet bulunmayan hallerde uygulanabilecek şekilde alt sınırdan yazılı şekilde eksik ceza tayini”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/9106, K. 2023/4613, T. 03.07.2023

“Sanığın, suç tarihinde katılan ile yaşadığı münakaşanın kavgaya dönüşmesi üzerine yaşadıkları boğuşma esnasında bıçakla adli rapor bulgularına göre 10 adet kesici delici alet yarası oluşarak basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı olayda; teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesi uyarınca meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek alt sınırdan makul ölçüde uzaklaşılarak üst sınıra yakın bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 11 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini”

4. Ayrımı Kast Belirler

Mağdurdaki yara her iki suçta da aynı olabilir. Göğüse saplanan bir bıçak, öldürmek isteyen failin elinde teşebbüs, yaralamak isteyen failin elinde kasten yaralamadır. Kast failin iç dünyasında olduğu için mahkeme onu doğrudan göremez; olay öncesinde, olay sırasında ve olaydan sonra fail ne yaptıysa ona bakar.

Ceza Genel Kurulu bu yaklaşımı yıllardır aynı paragrafla tekrarlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/103, K. 2017/127, T. 07.03.2017

“Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna “subjektif unsur” denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. (…) Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 765 sayılı TCK’nun yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup, kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK’nun teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 gün ve 101-156 sayılı kararında da; “Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır” şeklinde açıklanmıştır. Kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, sanığın kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun çözülmesi gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nun 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.”

Aynı paragraf Ceza Genel Kurulunun 14.09.2021 tarihli, 2018/121 E., 2021/388 K. ve 29.04.2026 tarihli, 2023/613 E., 2026/276 K. sayılı kararlarında da yer alır. Son cümle önemlidir: ölçütler bir puan tablosu gibi toplanmaz. Bir ölçüt bir dosyada belirleyici olur, başka dosyada geri planda kalır. Aşağıda her ölçüt, Yargıtay’ın onu teşebbüs ya da yaralama yönünde kullandığı kararlarla birlikte ele alınıyor.

5. Yargıtay’ın Ölçütleri

Kasten öldürme ile öldürmeye teşebbüs farkı bilgi grafiği

Ölçüt 1: Husumet

Yargıtay husumetin var olup olmadığına değil, öldürmeyi gerektirecek boyutta olup olmadığına bakar. Birbirini tanımayan kişiler arasında anlık çıkan kavga, bir alacak ya da kooperatif anlaşmazlığı çoğu kararda bu eşiğe ulaşmamış sayılır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/613, K. 2026/276, T. 29.04.2026

“Birbirlerini tanımayan taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunmaması, sanığın hareketli kavga ortamında hedef seçme imkânına sahip olmaması, birden fazla hamleyi isabet gözeterek ika ettiğine dair delil de bulunmaması (…)”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/121, K. 2021/388, T. 14.09.2021

“(…) özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan sorunun öldürmeyi gerektirecek bir husumet boyutuna da ulaşmaması (…)”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/103, K. 2017/127, T. 07.03.2017

“(…) sanıkla katılan arasında husumet bulunmaması, olayın ani gelişmesi (…)”

Ölçüt 2: Saldırı aleti

Tabanca, tüfek ve bıçak öldürmeye elverişli araçlardır. Ama aracın elverişli olması tek başına öldürme kastını göstermez; Yargıtay aracın nasıl kullanıldığına ve failin daha elverişli bir araç bulma imkânı olup olmadığına da bakar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, T. 21.05.1984, 1-388-178 (CGK E. 2018/121, K. 2021/388 kararında aktarıldığı şekliyle)

“Aracın elverişli sayılabilmesi için, objektif bir tarzda belirli bir sonucu meydana getirmeye elverişli olması yetmez. Ayrıca, fail tarafından o sonucu meydana getirmeye uygun bir biçimde kullanılması da gerekir.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/121, K. 2021/388, T. 14.09.2021

“(…) sanığın olay öncesi, öldürmek için daha elverişli silah temin etme imkanı var iken aksi ispat edilemeyen savunmaya göre olay yerinde elde ettiği sopayla mağdura vurmuş olması (…)”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2026/2573, K. 2026/4123, T. 20.05.2026

“(…) olayda kullanılan bıçağın özellikleri ve elverişliliği, darbe sayısı ve şiddeti, darbelerin katılanın hayati bölgelerine de isabet ettiği ve hayati şekilde yaralandığı dikkate alındığında suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı (…)”

Ölçüt 3: Darbe sayısı ve şiddeti

Art arda vurulan darbeler öldürme kastının en güçlü göstergelerinden biridir. Tersi de geçerlidir: fail daha çok ya da daha derin vurabilecekken bunu yapmadıysa, Yargıtay bunu yaralama kastı yönünde değerlendirir.

Göğüs bölgesine on bıçak yarası açılan olayda:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/9106, K. 2023/4613, T. 03.07.2023

“(…) suçta kullanılan araç, darbe yerleri ve sayısı, hedef alınan bölgeler, mağdurda meydana gelen yaralanmanın ağırlığı, sanığın eylem sırasında ve sonrasında sergilediği tutum ve davranışlar nazara alındığında suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı (…)”

Göğse dört bıçak darbesi vurulan olayda:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/613, K. 2026/276, T. 29.04.2026

“Şu hâlde sanığın doğrudan hayati bölgeleri hedef alarak öldürmeye elverişli olduğunda kuşku bulunmayan bıçağı, tek bir darbe ile daha derine saplama imkânı olmasına rağmen böyle bir tercihte bulunmayıp ve fakat makasla yeniden saldırma ihtimali olan mağduru uzaklaştırmak amacıyla birkaç kez daha salladığı anlaşılmaktadır.”

İki karar da göğse birden çok bıçak darbesi içerir. Birinde suç teşebbüs, diğerinde kasten yaralama sayılmıştır; sonucu darbe sayısı değil, darbelerin vuruluş biçimi ve diğer ölçütler belirlemiştir.

Ölçüt 4: Yaraların yeri ve niteliği

Baş, göğüs ve karın hayati bölgelerdir; bu bölgelere isabet eden ve adli raporda yaşamsal tehlike doğurduğu yazılan yaralar teşebbüs yönünde ağırlık taşır. Yine de Yargıtay ne isabet yerini ne de hayati tehlikeyi tek başına yeterli sayar. Hareketli bir kavgada darbenin nereye geleceğini fail her zaman seçemez; yaşamsal tehlike de failin önceden bilemeyeceği tıbbi bir sonuçtur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/121, K. 2021/388, T. 14.09.2021

“Hedef alınan bölge kastın belirlenmesi açısından önemli ise de tek başına kastın belirlenmesi açısından yeterli değildir.”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, T. 25.10.1983, 4327/5231 (CGK E. 2018/121, K. 2021/388 kararında aktarıldığı şekliyle)

“Sanığın okey tahtalarından birini alıp mağdurun başına vurarak adli tıp kurumu raporunda belirtildiği üzere onu kemik defektine bağlı uzuv tatilini intaç edecek derecede yaraladığı eylemin 765 sayılı TCK’nın 456/3 maddesine uyan fiil niteliğinde bulunduğu, sanığın neticeyi elde etmek maksadıyla saldırılara devam etmediği ve yaralama sonucu hayati tehlikenin meydana gelmesinin başlı başına öldürme kastını da göstermeyeceği gözetilmeden öldürmeye tam teşebbüsten cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, T. 09.04.1984, 1/184-125 (CGK E. 2018/121, K. 2021/388 kararında aktarıldığı şekliyle)

“Toplu saldırıdan kendisini korumak amacıyla biletmek üzere yanına aldığı ekmek bıçağını çekerek belli bir hedef gözetmeksizin sallaması sonucu sırtından yaraladığı mağdura karşı saldırısında, sonucu almasına engel bir durum yok iken, buna devam etmeyip bir defa vurma ile yetinmesi, yaralanan mağdurun düşmemesi nazara alındığında, sadece isabet kaydedilen nahiyeye göre kastı belirlemenin yeterli olmayacağı, aksi halde TCK’nun 456/2 maddesinin uygulanmasının hiç bir zaman mümkün kılmayacağı cihetle eylemin yaralama olarak vasıflandırılmayıp öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

Ölçüt 5: Hedef seçme imkânı

Fail nişan alabilecek durumdaysa ve hayati bölgeyi seçtiyse öldürme kastı güçlenir. Kalabalık ve hareketli bir kavgada, uzak mesafeden ya da rastgele savrulan bir darbede bu imkân yoktur ve isabet yeri faile yüklenemez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, T. 16.06.1980, 1/177-236 (CGK E. 2018/121, K. 2021/388 kararında aktarıldığı şekliyle)

“Oluşa göre sanığın, mağdure 9 – 10 metre uzaklıkta 1,150 kg ağırlığındaki bir taşı atmış ve onun başından çökme kırığı meydana getirir, hayati tehlike doğurur ve 25 gün iş ve güçten alıkor derecede yaralamıştır. Bu oluşa göre sanığın mağdurun başını hedef alarak taş attığı kesin biçimde kanıtlanmamaktadır. Sanık tek bir taş atmış başka bir atışta bulunmamış, mağdura vurucu mesafeye kadar yaklaşmamıştır. Sanık öldürme kastı ile hareket etmek isteseydi, ona daha çok yaklaşarak başı hedef alarak taşı fırlatır veya taşla başa direk vururdu.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/121, K. 2021/388, T. 14.09.2021

“(…) gündüz vakti onlarca kişinin katıldığı hareketli kavga ortamında, sanığın ele geçilemeyen mağdurun beyanına göre beyzbol sopası ile katılanın baş bölgesini özellikle hedef aldığına ilişkin bir belirlemenin yapılamayışı (…)”

Ölçüt 6: Eylem nasıl sona erdi?

Bu yazıdaki kararların çoğunda sonucu bu ölçüt belirlemiştir. Fail önünde engel yokken ilk darbeden ya da ilk atıştan sonra kendiliğinden durduysa, Yargıtay bunu öldürme kastının bulunmadığına işaret sayar. Fail ise polis geldiği, biri araya girdiği ya da mağdur kaçtığı için durduysa, eylem failin elinde olmayan bir nedenle yarım kalmıştır ve bu teşebbüs yönünde değerlendirilir.

Tabancayla karına tek atış yapılan olayda:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/103, K. 2017/127, T. 07.03.2017

“Sanığın olay günü, katılana ait ineklerin bahçesine girdiğini görmesi üzerine katılanla tartışmaya başladığı, tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile katılanın sanığı darbederek basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, sanığın katılandan kaynaklanan bu haksız fiilin kendisinde oluşturduğu hiddet ve şiddetli elemin etkisiyle, tabanca ile 4-5 metrelik mesafeden katılanın karın bölgesine bir el ateş ederek katılanı ağır şekilde yaraladığı, olaydan sonra teslim ettiği ve herhangi bir arızası tespit edilmeyen silahında üç adet mermi daha bulunduğu halde eylemine kendiliğinden son verdiği anlaşılan olayda; sanıkla katılan arasında husumet bulunmaması, olayın ani gelişmesi, sanığın atışlarına devam etmesine engel bir neden bulunmamasına karşın ilk atıştan sonra eylemine kendiliğinden son vermesi hususları birlikte göz önüne alındığında, sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.”

Tabancayla karına isabet eden ve mağdurun araçla kaçtığı olayda:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/1607, K. 2023/4297, T. 15.06.2023

“(…) suçta kullanılan tabancanın elverişliliği, atış sayısı, hedef alınan bölge, yaralanmanın ağırlığı, katılanın araçla olay yerinden kaçması ile engel nedenin varlığı nazara alındığında suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı (…)”

İki olayda da silah tabanca, isabet yeri karın, sonuç yaşamsal tehlikedir. Ayrımı eylemin bitiş biçimi yapmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, T. 07.05.1979, 1/108-200 (CGK E. 2018/121, K. 2021/388 kararında aktarıldığı şekliyle)

“Şu halde sanığın ilk darbeden sonra adı geçen tanığın müdahalesine kadar geçen sürede ikinci, üçüncü … darbelerini vurmasına hiç bir engel bulunmamaktadır. Bu da ilk darbeden sonra sanığın ikinci darbeyi vurmadığını, beklediğini ve bu bekleme anında tanığın sanığa müdahale ettiğini belirlemektedir.”

Ölçüt 7: Failin olay öncesi ve sonrası davranışı

Silahı önceden temin etmek, mağduru beklemek ya da “öldüreceğim” demek teşebbüs yönünde; olaydan sonra mağdurla birlikte hastaneye gitmek, yardım çağırmak ya da silahı kendiliğinden teslim etmek yaralama yönünde değerlendirilir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/6389, K. 2025/2705, T. 09.04.2025

“Sanık, mağdur ve tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın tartıştığı arkadaşı mağdura sinirlenerek bir bıçak darbesi ile yaraladığı, aralarında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunmaması, mani hal olmadığı halde sanığın eylemine kendiliğinden son vermesi, mağdurun yaralandığının tanık tarafından görülmesi ile tanık ve mağdurun birlikte evden çıkıp hastaneye gittiklerinin anlaşılması karşısında; sanığın mağdura yönelik eylemi nedeniyle neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan hüküm kurulması ve sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zarar birlikte değerlendirildiğinde 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesindeki ilkeler gözetilerek temel cezanın makul ölçüde alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/613, K. 2026/276, T. 29.04.2026

“(…) mağdurun peşinden gelerek makas savurması nedeniyle kendisini korumak amacıyla bıçağını kullandığını ileri süren sanığın savunmasının aksinin ispat edilememesi, araya başkalarının girmesinden sonra da bir şekilde fırsatını bulup eylemini devam ettirmemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, öldürme kastı ile hareket ettiği ortaya konamayan sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”

6. Aynı Olay, Farklı Oylar

Ölçütler aynı olsa da aynı dosyada hâkimler farklı sonuca varabilir. Ceza Genel Kurulunun 2018/121 E., 2021/388 K. sayılı kararı birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığı için ikinci müzakerede oy çokluğuyla verilmiştir; dokuz üye eylemin teşebbüs olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır. 2016/103 E., 2017/127 K. sayılı kararda da çoğunluk kasten yaralama derken Ceza Genel Kurulu Başkanı teşebbüs görüşündedir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/103, K. 2017/127, T. 07.03.2017 (Ceza Genel Kurulu Başkanının karşı oyu)

“Sanığın, öldürmeye elverişli nitelikteki tabancayla, hedef gözeterek ve yakın mesafeden katılanın karın bölgesine ateş etmesi, katılanın batın bölgesine isabet eden mermi çekirdeğinin sakrum kırığına, seroze ve tam kat mezo yaralanmalarına sebebiyet verip, katılanın hayati tehlike geçirmesine neden olması, sanığın kendi iradesi ile değil, katılanın bağırarak yardım istemesi üzerine olay yerinden kaçarak eylemine son vermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, eyleminin kasten öldürme suçuna teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerektiği”

Tersi de olur. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.05.2026 tarihli, 2026/2573 E., 2026/4123 K. sayılı kararında çoğunluk teşebbüs hükmünü onamış, karşı oy yazan üye yaralama görüşünü şöyle gerekçelendirmiştir:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2026/2573, K. 2026/4123, T. 20.05.2026 (karşı oy)

“(…) her ne kadar sanık katılanı hayatı tehlike oluşturacak nitelikte yaralamış olsa da, sanığın öldürme kastıyla hareket etmiş olması halinde katılanın hayati bölgelerine bıçağı birden fazla saplayabilecek durumda olmasına rağmen, katılanı hedef gözetme imkanı olmayan kavga sırasında hayati tehlikeye neden olacak nitelikte tek bir kez yaralanmış olması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip olduğu kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olması ve failin fiili işlerken bilme ve belirleme imkanı olmayan hayati tehlike neticesi esas alınarak oluşturulan fiili bir karineyle, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın fiilinin kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.”

Bu nedenle her dosyada yedi ölçütün delillerle tek tek ortaya konması gerekir. Hangi ölçütün o olayda ağır bastığını delil belirler.

7. Olası Kast ve Teşebbüs

Olası kastta fail ölümü istemez, ama gerçekleşebileceğini öngörür ve yine de hareket eder (TCK m. 21/2). Mağdur ölürse fail olası kastla kasten öldürmeden sorumlu olur ve ceza 20 yıldan 25 yıla kadar hapistir. Mağdur ölmezse Yargıtay’a göre olası kastla öldürmeye teşebbüs olmaz; fail gerçekleşen yaraya göre cezalandırılır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/121, K. 2021/388, T. 14.09.2021

“Failin mağdura yönelik yaralama eyleminde darbenin şiddeti ve hedef alınan bölge itibariyle yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilse dahi ölüm neticesinin öngörülüp buna rağmen harekete devam edilerek darbenin vurulması halinde meydana gelen neticenin kabullenilmesi söz konusu olduğundan, ölümün meydana gelmesi halinde olası kast sonucu öldürme fiilinden, eylem yaralama ile sonuçlanması halinde ise olası kasta öldürme suçuna teşebbüs mümkün olmadığından meydana gelen sonuca göre cezalandırma söz konusu olacaktır.”

Bu yüzden mağdurun hayatta kaldığı dosyalarda tartışma doğrudan kastla sınırlıdır: fail ölümü istediyse teşebbüs, istemediyse kasten yaralama.

8. Gönüllü Vazgeçme

Eylem öldürmeye teşebbüs sayılsa bile fail ölümü kendi çabasıyla önlediyse teşebbüsten ceza almaz. TCK m. 36 uyarınca yalnızca tamamlanan kısımdan, yani kasten yaralamadan sorumlu olur.

Vazgeçmenin biçimi icra hareketlerinin nerede kaldığına bağlıdır. Fail henüz vurmadan ya da ateş etmeden durursa vazgeçmesi yeterlidir. Bıçak saplandıktan, kurşun isabet ettikten sonra ise durmak yetmez; fail ölümü önlemek için bir şey yapmalıdır: mağduru hastaneye götürmek, ambulans çağırmak, kanamayı durdurmaya çalışmak.

Av tüfeğiyle yaralanan mağduru sanığın hastaneye götürdüğü olayda:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/5908, K. 2024/6525, T. 14.10.2024

“Dosya kapsamına göre; sanık hakkında katılana yönelik eyleminin vasıflandırmasında isabetsizlik bulunmadığı ancak; sanığın bütün aşamalarda, katılanı hastaneye kendisinin götürdüğünü savunması, tanıklar … ve …’un beyanlarında bu hususu doğrulaması ve katılanın da sanık tarafın kendisini araca alarak hastaneye getirdiklerini söylemesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiği ve buna bağlı olarak neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan, katılanın raporu da göz önünde tutularak, zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesi uyarınca temel cezanın üst sınıra yakın belirlenerek ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.”

Benzin döküp yakma olayında:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, T. 02.07.2019, 1969-3530 (CGK E. 2022/610, K. 2025/249 kararında aktarıldığı şekliyle)

“(…) kullanılan vasıtanın elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, yaranın niteliği de dikkate alındığında, eylemin adam öldürmeye teşebbüs niteliğinde olduğu, ancak olaydan hemen sonra, katılan sanıklar … ve …’un mağdurun üzerine su ve battaniye atarak söndürmeye çalıştıkları ve 112 acil servisi arayarak katılan sanık …’ın tedavi olmasını sağlayarak ölümü önlemeleri karşısında, haklarında; TCK’nin 36. maddesi gereğince yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği halde beraat kararı verilmesi…”

Ceza Genel Kurulu bu dosyada eylemin sanıklarca işlendiğinin ispat edilemediğine karar vererek beraat hükmünü onamıştır.

Vazgeçme gönüllü olmalıdır. Fail polis geldiği ya da biri araya girdiği için durduysa TCK m. 36 uygulanmaz; eylem engel bir nedenle yarım kalmıştır ve teşebbüs hükümleri uygulanır.

9. Dosyada Belirleyici Olan Deliller

Yukarıdaki kararlarda ölçütler şu delillerden kurulmuştur:

  • Adli rapor ve Adli Tıp Kurumu raporu. Yara sayısı, yeri, derinliği, boşluğa nafiz olup olmadığı ve yaşamsal tehlike. 2023/613 E., 2026/276 K. sayılı kararda Ceza Genel Kurulu raporlarda yara derinliğinin ölçülmediğini ayrıca belirtmiştir.
  • Silah ve balistik inceleme. Silahta kalan mermi sayısı, silahın arızalı olup olmadığı, atış mesafesi. 2016/103 E., 2017/127 K. sayılı kararda arızasız silahta üç mermi kalması sonucu belirlemiştir.
  • Olay yeri ve kolluk tutanakları. Kavgayı kimin, nasıl ayırdığı; polisin müdahale edip etmediği. Eylemin engel bir nedenle mi, kendiliğinden mi sona erdiği buradan anlaşılır.
  • Tanık beyanları. Kavganın nasıl başladığı, failin kaç kez vurduğu, ilk darbeden sonra ne yaptığı.
  • Olay öncesi kayıtlar. Taraflar arasındaki önceki şikâyetler, tehdit mesajları, silahın olaydan önce temin edilip edilmediği.
  • Olay sonrası davranış. Mağduru hastaneye kimin götürdüğü, ambulansı kimin çağırdığı, failin kaçıp kaçmadığı ya da teslim olup olmadığı. 2023/5908 E., 2024/6525 K. sayılı kararda gönüllü vazgeçme bu delillerle kabul edilmiştir.

Suç vasfına yönelik itiraz ve savunmalar bu ölçütler üzerinden, her biri bir delile dayandırılarak yapılır.

10. Yazıda Yer Verilen Yargıtay Kararları

MahkemeTarihEsas / KararSuç vasfı
1. Ceza Dairesi20.05.20262026/2573 E., 2026/4123 K.Öldürmeye teşebbüs (onama, karşı oylu)
Ceza Genel Kurulu29.04.20262023/613 E., 2026/276 K.Kasten yaralama
Ceza Genel Kurulu11.06.20252022/610 E., 2025/249 K.Beraat (onama)
1. Ceza Dairesi09.04.20252023/6389 E., 2025/2705 K.Kasten yaralama (bozma)
1. Ceza Dairesi14.10.20242023/5908 E., 2024/6525 K.Gönüllü vazgeçme, yaralama (bozma)
1. Ceza Dairesi03.07.20232022/9106 E., 2023/4613 K.Öldürmeye teşebbüs (onama)
1. Ceza Dairesi15.06.20232023/1607 E., 2023/4297 K.Öldürmeye teşebbüs (düzelterek onama)
Ceza Genel Kurulu14.09.20212018/121 E., 2021/388 K.Kasten yaralama
1. Ceza Dairesi02.07.20191969-3530Gönüllü vazgeçme, yaralama (bozma)
Ceza Genel Kurulu07.03.20172016/103 E., 2017/127 K.Kasten yaralama
Ceza Genel Kurulu04.06.1990101-156Teşebbüste kast
Ceza Genel Kurulu21.05.19841-388-178Aracın elverişliliği
Ceza Genel Kurulu09.04.19841/184-125Kasten yaralama
4. Ceza Dairesi25.10.19834327/5231Kasten yaralama (bozma)
Ceza Genel Kurulu16.06.19801/177-236Kasten yaralama
Ceza Genel Kurulu07.05.19791/108-200Engel nedenin yokluğu

11. Sıkça Sorulan Sorular

Öldürmeye teşebbüsün cezası nedir?

04.06.2025’ten sonra işlenen suçlarda 10 yıldan 18 yıla, nitelikli hâllerde 14 yıldan 21 yıla kadar hapistir (TCK m. 35/2). Bu tarihten önceki suçlarda lehe olan eski sınırlar, 9-15 yıl ve 13-20 yıl uygulanır.

Mağdur hayati tehlike geçirdiyse suç her zaman öldürmeye teşebbüs müdür?

Hayır. Yargıtay hayati tehlikenin tek başına öldürme kastını göstermediğini kabul eder. Kastı husumet, araç, darbe sayısı, hedef seçme imkânı ve eylemin nasıl bittiği gibi ölçütlerle birlikte belirler.

Tek bıçak darbesiyle öldürmeye teşebbüs olur mu?

Darbe sayısı tek başına belirleyici değildir. 1. Ceza Dairesi 20.05.2026 tarihli kararında teşebbüs hükmünü onamış, karşı oy yazan üye ise kavgada hedef gözetmeden vurulan tek darbeyi yaralama yönünde değerlendirmiştir. Arkadaşına tek bıçak darbesi vurup kendiliğinden duran sanık hakkında ise 1. Ceza Dairesi kasten yaralama kabul etmiştir.

Silahta mermi kalması neden önemli?

Fail ateş etmeye devam edebilecekken durduysa, Yargıtay bunu eylemin kendiliğinden sona erdiğine işaret sayar. Ceza Genel Kurulu, arızasız silahında üç mermi kalan ve ilk atıştan sonra duran sanığın eylemini kasten yaralama kabul etmiştir.

Mağduru hastaneye götürmek cezayı etkiler mi?

Etkileyebilir. Fail ölümü kendi çabasıyla önlerse TCK m. 36 uyarınca teşebbüsten değil, yalnızca tamamlanan yaralamadan cezalandırılır. 1. Ceza Dairesi, yaraladığı kişiyi kendi aracıyla hastaneye götüren sanık hakkında bu nedenle kurulan teşebbüs hükmünü bozmuştur.

Mağdur ölmezse olası kastla öldürmeye teşebbüsten ceza verilir mi?

Yargıtay’a göre verilmez. Olası kastla hareket eden fail, ölüm gerçekleşmediyse gerçekleşen yaraya göre cezalandırılır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Dosyanıza özgü değerlendirme için bize 0552 203 09 69 numaralı telefondan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.

İlgili yazılar: Kasten Öldürme (TCK m.81), Kasten Öldürmenin Nitelikli Halleri (TCK m.82), Kasten Öldürme Suçu (TCK m.81). Kanunun güncel metni: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr).